17 May 2017 Wednesday

Üslup Parmak İzidir

Geçenlerde Facebook’da bu cümleyi gördüm.

40 küsür sene önce okuduğum bir kitapta okuduğum bir bölüm geldi aklıma. Strategic Interaction (Stratejik Etkileşim) adlı bir kitap.

Kitabı evde bulamayınca web’de araştırdım. Şans işte… Kitabın web’deki ön izleme kısmında hatırladığım örnekler vardı. Şurada 8’inci sayfada yer alan kısmı özetleyeceğim.

İkinci Dünya Savaşı’nda bazı ajanları ve şifreleri diğer taraf ele geçiriyor. Mesajı kendileri gönderiyor. Telgrafın bu tarafında yer alan kişi, mesajın hızına ve bazı harfleri yazışındaki duraklama veya hızlanmaya -ritmine- bakarak diğer uçtakini düşmanın ele geçirdiğini anlıyor.

Olaya bakar mısınız? Sadece tıklamalar ile – telgrafla – yürütülen bir iletişimde karşı taraftaki ajanın ele geçirildiğini anlamak…

Bilmeyenler için: telgraf sadece nokta ve çizgilerle mesaj göndermeye yarar.

Mesaj birebir aynı olsa da üslup parmak izidir. Telgrafta bile…

😉

Etiketler: , , , ,

Kategori: interaktivite, yaşamın içinden

“Üslup Parmak İzidir” yazısına şu ana kadar bir yorum yapılmış:

  1. Canan Onat :
    17 May 2017
    9:47 am

    Yıllar evvel ilk işimde bir yöneticim vardı. Yazdığım faks mesajlarının üstüne kocaman bir G (görüşelim demekmiş) yazar geri gönderirdi. Gidip izah edince, “tamam o zaman” derdi ama ben tabii üzerinde kocaman G olan mesajı tekrar yazmak zorunda kalırdım. Aynı dönemde doğum izninden dönen bir arkadaşımıza karmaşık konularda yurt dışına yazması gereken mesajlarda yardımcı olur, ekseriyetle mesajları ben yazardım. Onunkiler G’ye tabi tutulmadan yöneticiden geçip, yurt dışına fakslanırdı. Bunun üzerine çoklukla telefon kullanmaya başladım. Tabii yönetici zamanla bunu fark etti ve beni telefonun pahalı bir iletişim yöntemi olduğu konusunda uyardı. O zaman artık dayanamayıp, bu G meselesine bozulduğumu, diğer arkadaşın mesajlarını da ben yazdığım halde onun G’lenmediğini, ne hikmetse benim mesajlarımın sorgulandığını söyleyiverdim. Yönetici çok şaşırdı. Mesajların aynı elden çıktığına o güne kadar hiç dikkat etmemiş, hatta arkadaşın İngilizce’sinin ne kadar geliştiğine kendince hayret etmiş. O günden sonra G’leri bir not kağıdına yazıp, fakslarıma iliştirmeye başladı ki, en azından aynı mesajı tekrar yazmak zorunda kalmayayım.

Yorum Yazın