8 May 2012 Tuesday

Uzmanlık / derinlik

Üniversite öğrencisi genç arkadaş ile sohbet ediyorduk.

Hocalık da yaptığım için eğitim konusuna geldik. “Eğitim sistemi değişmeli!” dedi. “Doğrudur. Peki, nasıl değişmeli sence?” diye sordum.

“Öncelikle YÖK kaldırılmalı!” diye yanıtladı. Gülümsedim. “Ezberlenmiş ama üzerinde düşünülmemiş, çok basma kalıp bir cümle” olduğunu söyledim. “Bu bir yanıt değil. Değişimin ne yönde olacağını söylemedin. Bir önerme getirmedin. Sadece bir slogan atmış oldun.” dedim. “YÖK kalkınca ne olacağını, eğitim sisteminin eksiklerini ve YÖK kalkınca düzelecek olanları söylemediğin takdirde, aslında hiçbir şey söylememiş olsun.” diye de üsteledim.

TED Talks’da Ken Robinson’u izleyip izlemediğimi” sordu. “Defalarca izledim. O da nelerin yanlış olduğunu söylüyor. Ama uzun vadeli çözüm getirmiyor. Mutlak doğru cümleler ile bir yere varılamaz.” dedim.

“Eğitimin Y nesline göre düzenlenmesi gerekir.” diye kendince öneri getirdi. Tuzak soru zaten hazırdı. “İyi de senin neslin, ortalama öğrenciye göre not verilmesini savunuyor. O sorunu nasıl çözeceğiz?”

“Hocam, haklı bir talep değil mi?” diye yanıtladı. Dedim ya, tuzak soruydu. Hemen atıldım. “O sınıfın ortalaması düşükse, o sene hep kötü doktorlar, mühendisler çıkmasını doğal mı karşılayacağız? Evini onların yapmasına, anneni onların ameliyat etmesine razı mısın?”

Buna yanıt gelmedi. Ama devam ettim.

“Eğitimde  amaç öğretmek. Bir inşaat mühendisinin, şu arkamızdaki 50 katlı binanın 7.8 dereceli  depremde bile yıkılmayacak şekilde yapmayı öğrenip öğrenmediğini nasıl bileceğiz. Bu bilgiyi alıp almadığını nasıl sınayacağız?”

“Mühendisliği bilmiyorum.” dedi.

“Yönetim bilimleri de farklı değil. Bu adamın yanlış karar verip yüzlerce kişiyi işsiz bırakmasına, bir ülkeyi yokluğa mahkum etmesine hatta savaşa sokmasına engel olacak, doğru ve barışçı çözüm üretecek bilgiyi nasıl öğreteceğiz. Bu bilgiyi alıp almadığını ve içselleştirdiğini nasıl ölçeceğiz?

Ben de biliyorum, iş hayatı sırasında tek başına olmadığını, başkalarına soracağını veya internetten arayıp bulabileceğini. Ama mesele, doğru çözümü arayıp aramadığını öğrenmek. İstemesem de, daha iyi çözüm bulamayınca mecburen sınavda tek başına yapmak zorunda kalıyorum.” diye anlattım.

“Hocam, ben bu konuda biraz düşüneyim, araştırayım.” dedi.

😉

Hiç değilse üzerinde düşünecek. Gelecek sefere, anlamsız sloganlar söylemek yerine üzerinde düşünülmüş cümleler söylerse, uzun ve güzel bir sohbetimiz olur. Belki aradığım çözümü genç arkadaş sayesinde bulurum.

Kemal Sayar hocanın Yeni Medya Konferansı‘nda dediği gibi, internetin hızı yüzeysel ve popüler söylemleri güçlendiriyor. Oysa uzmanlık derinlik gerektiriyor.

😛

Meraklısına, eğitim üzerine bazı yazılar:

Şunu da söyleyeyim. Eğitim konusunda uzman olduğumu söylemiyorum. Yukarıdaki örnek, “derinliğine düşünmeden, sorgulamadan ve tutarlı yanıtlar bulmadan uzman olunamayacağını” göstermek için yazıldı.

😉

 

Etiketler: , , , , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Uzmanlık / derinlik” yazısına şu ana kadar 10 yorum yapılmış:

  1. Baştaki yaklaşım dediğiniz gibi hatalı. Yök kalksa süper olacak, öss olmasa aslında sistem tıkır tıkır – deyime dikkat – işliyor gibi düşünmek abes. Sonuçta kurumlar kökünden hatalı. Yapılacak en mantıklı şey okulu kökten iptal etmek.

    Vaat ettiği hemen hemen hiçbir şeyi yerine getirmeyen ve bunun üzerine de kutsal bir mertebeye yerleşen başka bir kurum var mıdır bilmiyorum. Okul hangi ihtiyaçları gidermek için kurulmuş, bugün o ihtiyaçlar devam ediyor mu ona bakmak lazım. Zorunlu ve tek düze eğitim sanayi toplumu için büyük bir gereklilikti ama bugün gerçekten öyle mi? Ya da vaat ettiği gibi okullar fırsat eşitliği mi yaratıyor yoksa fırsat eşitsizliği mi? Diploma enflasyonunu nereye koyacağız? Gerçekten kurumlar bilgi mi veriyor yoksa totaliter rejimlerin istediği bireyler mi yetiştiriyor?

  2. Can Küçükyılmaz,

    İlginç bir şekilde aynı hataları tekrarladığını düşünüyorum. Nelerin yanlış olduğunu söylemek için bir düşünce birikimi veya beceri gerekmiyor. Ama çözüm önerisi mutlaka üzerinde düşünmyi gerektiriyor.

    😉

    Benim gözümde, “YÖK kalksın” ile “en mantıklı şey okulu kökten iptal etmek” aynı düzeyde değerlendirmeler. Yorumundaki bir dizi soru da aynı durumda… Referans verdiğim yazılarda ve yorumlarda belirttiğim soruların birine bile yanıt yok bu söylemlerde…
    – Kolay olanı yapmak için 15 sene okula gittik. Siz zor olanı okula gitmeden nasıl yapacaksınız?
    – Şirketi veya ülkeyi insanlara ve doğaya zarar vermeden yönetmeyi öğrendiğinizi nasıl anlayacağız?
    – Ailenden birini ameliyat edecek doktorun bu işi öğrendiğini nereden bileceğiz?

    😛

    http://ugurozmen.com/crm/ne-niye-nasil de yayınladığım gibi, “neyi neden yapmalı” diye anlatmadan, “neler yapılmamalı”yı anlatmanın değeri yok. Kendimizi bu düşünce yapısından kurtarmalıyız.

  3. Çağdaş (Y nesli) eğitim beklentisinden birkaç örnek ararsanız

    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/nasil-yani-anlari
    http://ugurozmen.com/yasamin-icinden/okul-bitti-ama

    yazılarına bir göz atıverin. Okulu ortadan kaldırınca bu arkadaşlar yönetici mi olacak…

    😛

  4. Hocam, iyi de siz okulun gerçekten vaat ettiği şeyi yaptığını referans alıyorsunuz. Oysa yapmıyor. Verdiğiniz örnekten yola çıkarsak dediğiniz gibi şirketleri gerçekten işletme okuyanların yükseltebilmesi, diğerlerinin ise batırması gerekiyor. Fakat gerçek öyle değil.

    http://content.spencerstuart.com/sswebsite/pdf/lib/2008_RTTT_Final_summary.pdf araştırmada işletme mezunu CEO’lar %15 civarında. Geri kalanların batmış olması gerekiyordu.

    Bir diğer nokta da sınavlar, mesela eğer ben sürekli 95 alırsam en yüksek ortalamayla mezun olurum. Ama arada bilmediğim %5’lik bilgi de birisini öldürebilir. Ama okula göre ben mükemmel birisiyim.

    Doktorları da kıyaslayabilmemiz için alternatif bir eğitim modelinin olması gerekiyor. Fakat okullar dışında doktor yetiştiren başka bir kurum yok. O yüzden doktorları doğal olarak başka yerden eğitim almış doktorlarla kıyaslayamayız.

    Zaten iş bağcıyı dövmek olmasaydı, bağımsız kurumlar yeterlilik belgesi dağıtırdı fakat okullar dağıtıyor. Bilgiyi tekeline almış, zenginlik dağıtan bir kurum var önümüzde.

    Okulları kapatma söylemi de bana ait değil, Alvin Toffler’in fikri; http://www.edutopia.org/future-school

  5. Bu konuda bilgim/fikrim olmadığı için ahkam kesemiyorum. Sadece yatırım gözüyle olaya bakıp birşey önerebilirim. Şu anki sistem artık çoğu insanı özel eğitime doğru yönlendiriyor. Aileler gönderebilir, gönderemez ayrı konu ama iyi eğitim = ancak çok istisnai devlet okulları haricinde özel okulda alınır algısı oluştu.
    Aileler gelir durumları el verdiğince çocuklarını özel okula gönderiyorlar. Eğitimin içeriği, kalitesi, vb. tartışılır ama bu kadar para verildikten sonra çocuklar mezun olduğunda ya sürünerek iş buluyor ya da 3 kuruş maaş ile bir işe giriyor. Çoğu insana ödenmiş/ödenecek para bırakın kısa vadede geri dönmeyi uzun vadede bile geri dönmüyor.
    Bu yüzden, öncelikle gelişmiş ülkelerde olduğu gibi (ister kapitalist ister sosyalist ülke olsun, hepsinde bir şekilde parasız eğitim var) parasız ağırlıklı (veya bundan 15-20 önce olduğu gibi özel okullar seviyesinde) bir eğitime ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Üniversite bitene kadar o para bir köşeye konabilse en azından yüzbinlerce insanın eğitimi tamamladığında girişimci olabilecek sermayesi olur.
    Mantıklı gelir/gelmez ve de çözüm önermese de bu konunun da düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. (Not: yazımı hiçbir ideolojiye dayandırarak yazmadım. eğer harcanan paranın dönüşünün olduğuna inansaydım, kaz gelecek yerden yumurta esirgenmez yazardım)

  6. Olayı şöyle de yazmak istiyorum:
    Bir iş adamından 18-20 yıl boyunca senede 20000 TL+enflasyon vermesini istesek ve 20 yıl sonunda %90 ihtimal ile ayda 2000 TL ile geri dönüş almaya başlayacağını, %1 ihtimal ile ayda 5000 TL kazanacağını, %9 ihtimal ile de 1-2 yıl geri dönüş bile alamayacağını söylesek bize para verir miydi?
    Evlat için muhtemelen verirdi ama ya yatırım için? Bir çocuğun beynine yatırım yapmak dünyanın en büyük yatırımıdır fakat aynı zamanda -Türkiye gerçekleri ile- dünyanın en verimsiz yatırımlarından biridir!

  7. Can Küçükyılmaz,
    Ben okulun vaat ettiği şeyi yaptığını söylemiyorum. Zaten MBA Diplomasını ne yapmalı http://ugurozmen.com/bilisim/mba-diplomasini-ne-yapmali yazısında da anlattım. “Eski öğretiler mevcut düzene uymuyor” dedim. Üstelik örnekler de verdim.
    http://ugurozmen.com/is-hayati/komuta-tekligi
    http://ugurozmen.com/is-hayati/kisiselsizlestirme

    🙂

    Yazıda asıl eleştirdiğim şey eğitime karşı görüşler değil. Bunların hiç derinlik olmadan söylenmesi. Anlamlı gerekçeler ile desteklenmeden sloganlara kaçılması. Bu konuda hiçbir soruya yanıt verilememesi. Söylediklerimi tekrarlayarak yazıyı haklı kıldığın için teşekkür etmeliyim.

    😉

    Hele ki son satır “Okulları kapatma söylemi de bana ait değil, Alvin Toffler’in fikri” diyerek yazıyı tümden haklı çıkardın. Eğitime anlamlı – kendine ait veya sorgulandıktan sonra içselleştirilmiş – tutarlı fikri veya önerisi olan bulsam, merakla ve hayranlıkla dinleyeceğim.

    😀

    Bu arada, eğitime ilişkin diğer yazılarımın yorumlarının da okunmasını öneririm. Tekrar…

  8. Başar,

    Yatırımın geri dönüşü konusunda son derece haklısın. En azından yatırım yapılana (çocuğa) dönse bile, yatırım yapana (anne-babaya) geri dönme ihtimali yok.

    Üstelik, başarılı insanlar çıkıp yurtdışına gittiği (veya gitmek zorunda kaldığı) için, ülke açısından da verimsiz bir yatırım.

    🙁

    Belki de bilerek öyle yaptırıyorlar.

  9. Öncelikle Merhaba
    Bende bir öğrenci olarak bu konuya bir yorum getirmek istedim.
    Bizdeki eğitimin kalitesini arttırmak için öncelikle eğitimci yetiştirme sistemini geliştirmeliyiz. Pratik eğitimimiz çok zayıf. Eğitim müfredatlarında pratik eğitime daha çok yer vermeliyiz.Yüksek lisans, doktora gibi eğitimler için mutlaka saha tecrübesi şartı koyulmalı.

    Örneğin kendi alanımdan örnek vermek istiyorum. Ben bir spor öğrencisiyim. Türkiyede spor işindeki insanlar (başarılısı başarısızı ) büyük oranda beden eğitimi ve spor yüksek okulu dışındaki kişilerdir. Çünkü okullarımız gerçek hayatta iş yapmamış bol bol makale vs. yazan insanlar tarafından gasp edilmiş durumda. Sonuç olarak okullardan neredeyse hiçbirşey alamadan mezun oluyoruz. (Umuyorum bi siteyi takip eden hocalarım yoktur 🙂 )

  10. Ken Robinson’un TED Konuşmaları videolarına bakıp yaratıcılık eksikliğinden ötürü eğitimi suçlayanlar kendilerine de baksınlar. (Bu yazıyı okuyun da… yanıtlayın)

Yorum Yazın