2 July 2012 Monday

Uzmanlık / özen

Avrupa Futbol Şampiyonası İspanya’nın başarısıyla bitti. Her futbol karşılaşması sırasında yıllar önce Altan Erbulak‘ın yazdığı bir röportaj aklıma gelir.

Maçtan 24 saat önce final maçının oynanacağı stadyuma gitmiş. Sahada 14 – 15 yaşlarında birçok çocuk varmış. Kalelerden birinde oynuyorlar. Adamın biri, tribünün üst katlarından onlara talimat veriyor. Sonra çocuklar oyuna devam ediyorlar.

Altan Erbulak, adama “Burada ne oluyor?” diye sormuş.

“Ben kale arkası kameramanıyım.” demiş adam. “En iyi görüntünün nereden alınacağını anlamak için çalışıyorum.”

😉

Neredeyse 40 sene önce okuduğum bu yazı aklımda yer etmiş.

Maçtan bir gün önce stadyumda çalışmak için izin alacaksın, 8 – 10 tane genç bulacaksın, koca kamerayı taşıyacaksın…

İşine özen göstermeden, kendini adamadan uzman olunmuyor.

😀

Meraklısına, uzmanlık konulu diğer yazılar:

 

 

Etiketler: , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Uzmanlık / özen” yazısına şu ana kadar bir yorum yapılmış:

  1. özgür acar :
    5 July 2012
    9:53 am

    Bu konuda benim hiç unutamayacağım bir anım var. ODTÜ’de düzenlediğimiz kitap fuarı kapsamında bir edebiyat gecesi düzenlenmişti. Geceye Genco Erkal da konuktu. Genco Erkal o sırada Batı sinemasında sanırım “Aslan Asker Şvayk” oyununu oynuyordu ve geceye sonradan katılacaktı. Kendisini Batı Sineması’ndan aldık. Oyun öncesi asla yemek yemezmiş, büfeden bir tost aldık ama onun da çeyreğini yedi. ODTÜ’ye geldik, mimarlık amfisindeydi gece.
    Salonda o sırada sanırım Erhan Bener ve Ayla Kutlu ile söyleşi vardı.
    Genco Erkal salonun en arkasında, ses ve ışık sisteminin kontrol edildiği ufak odanın yanına geçti, elini çenesine dayadı ve tam 10 dk. hiç kıpırdamadan sahneyi izledi. Yapacağı gösteriyi kafasında sahneye koydu. Sonra da sahneye çıkıp hala oynadığı, çok tutulan, Nazım Hikmet şiirlerinden derlediği “Merhaba” oyunundan küçük bir bölümü muhtemelen ilk kez ODTÜ’de oynadı. Salon yer yerinden oynadı elbette. Genco Erkal 3 saatlik bir oyun sonrası aç bilaç bunu yaparak sahneye çıktı. Aslında elini kolunu sallasa, tıkabasa yese de gene o salonu alıp götürürdü ama işine olan saygısı ve uzmanlığıydı bunu yaptıran. İnsanlar boşuna “büyük” sıfatını almıyorlar:-) Öte yandan çevremizde “yükselen” insanların çoğu da bu çabadan çok uzaklar. Buna değer mi diyesi geliyor insanın ama sanırım bu zaten içten gelen birşey. Gerçek uzmanlar zaten başka türlü davranamadıklarından öyle yapıyorlar ve saygıyı hakediyorlar.

Yorum Yazın