23 October 2012 Tuesday

Yaratıcılık ve…

40 yıl önceki bir kitaptan*, 50 yıllık bir hikaye…

Edward de Bono (ki yaratıcılık konusunun gerçek ustasıdır) birçok yönetici ve yönetim bilimcisine eğitim verirken tahtaya şu şekli çiziyor.

Tekerleği bariz biçimde elips olan bir el arabası.

Soruyor “Sizce tekerlek neden bu şekilde tasarlanmıştır?” diye… Hımmmm’lar, mırıldanmalar, yüz buruşturmalar, ama yanıt yok. Edward de Bono cevap için bekledikçe huzursuzluk artıyor.

Dinleyicilere “bir grup çocuğa sorduğunda, içlerinden birinin hemen kalktığını,

el arabasının altına dalgalı bir çizgi yapıp “Bu el arabası tümsekli yol için” dediğini” anlatıyor.

Dinleyiciler şaşırıyor ve istemeden de olsa  gülümsüyorlar.

😉

Neden yazdım, söyleyeyim. Ken Robinson’un TED Konuşmaları videolarına bakıp yaratıcılık eksikliğinden ötürü eğitimi suçlayanlar kendilerine de baksınlar diye.

Çocuğunuzu okula göndermeyip eğitme şansınız olsaydı, bu düşünce tarzını verebilir miydiniz? Çuvaldızdan önce, iğneyi denemeye ne dersiniz?

😀

* ART OF PROBLEM SOLVING
Russell L. Ackoff, 1972

 

 

 

Etiketler: , , , , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Yaratıcılık ve…” yazısına şu ana kadar 5 yorum yapılmış:

  1. Çocuğumu okula göndermeme şansım olsaydı, ilk 3 yıl evde eğitimden yana olabilirdim kalıplardan kurtarmak adına… 🙂

  2. Pınar,

    Evde çocuğuna
    – araştırmayı öğretebileceksen (bir soru sorduğunda ‘racon kesmek’ yerine “gel birlikte araştıralım” deyip kitaplara bakacaksan),
    – sorgulamayı öğretebileceksen (senin ve onun bazı yaptıklarınızın sonuçlarının nereye varabileeğini anlatabileceksen),
    – farklı bakmayı öğretebileceksen (çizdiği anlamsız şekilleri düzeltmeden onun yorumlamasını, kendince uydurduğu hikayelerin kahramanlarını uzun uzun anlatmasını, vb. sağlayacaksan)
    haklısın, okuldan daha iyisini verirsin. (Dikkat edersen okuma ve yazmadan hiç bahsetmedim.)

    😉

    Bugünün okuldan şikayetçi öğrencilerine gelince, “okuma zevkinin bile okulda öğrenileceğini” iddia ediyorlar. Eve kitap girmeyecek, anne-baba hiç okumadıkları bir kitap hakkında söylenenleri doğru sayıp diğer kitaplara yanaşmayacaklar bile; çocuk da okulda öğrenme zevkine kavuşacak-mış.

    🙁

    Bence de aileden alır en önemli özellikleri. Kısacası “kalıplardan kurtarmak adına” derken haklısın. Yine de okuldan geldiğinde çok işin olacak.
    http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/kimin-secimi/
    http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/cayira-salamazsin/
    Hepimiz, çocuklarımız veya (benim yaştakilere torunlarımız) için Aristo’yu yetiştiren Platon’u arayacağız.

  3. Valla hocam, haddim değil, sadece üç buçuk yıldır çocuk yetiştiriyorum (ve bu ilk) ama bu kısıtlı tecrübeme dayanarak şunu söyleyebilirim, bu tür düşüncelerin çoğu zaten çocuklarda var. Biz sadece standart eğitim sistemi ile normalize ediyoruz, buduyoruz onları. Sırf bu budamayı “clear cut” haline getirtmezsek yeter.

    Nispeten ‘bilinçli’ olduğu iddiasında olan bir ebevyn olarak kendi düştüğüm bir hatayı ve oğlumun bana nasıl “öğrettiğini” nakledeyim.

    (Kendisi uzun bir süredir kalemi sol eliyle tutuyor. Geçen bir yemeğe gittiğimizde boyaması için verilen kurşun kalemi sağ eline alıp boyamaya başladı, ben de merak ettim)
    -Oğlum sen hangi elinle çizmeyi seviyorsun.
    -(Ne saçma bir soru bu gibi baktıktan sonra) İkisiyle de…

    dedi. Tabi ki, niye seçmek zorunda olsun ki?

    İşte bu yüzden “al bak sen böyle öğrenirsin, çünkü çoğunluk böyle öğreniyor” yöntemleri sakat.

  4. Dervish,

    Yazıyı destekleyen bir yorum olmuş.
    Teşekkür ederim.

  5. Bir eğitim yazısı daha…

Yorum Yazın