30 Haziran 2019 Pazar

Zincir’den Ağ’a Dönüşüm

Katkıda bulunanlardan biri olduğum Dijitopya kitabının 2. baskısı tükenmek üzereymiş. Artık bir e-kitap olarak da var.

Kitapları okurken, daha sonra hatırlamak ve kullanmak üzere bir çok not alırım.

Dijitopya’yı okurken aldığım notlardan biri, SAP Genel Müdürü Uğur Candan’ın (sayfa 107’deki) cümleleri…

… Sadece üretim için değil aynı zamanda nakliye servis gibi farklı tamamlayıcı faaliyetlerin de birbirine ağ ile bağlanması gerekiyor. Bu konuya eskiden tedarik zinciri derken bugün artık demeyi tercih ediyorum. Zincirde süreklilik varken tedarik ağından dinamik bağlantılar ile ihtiyacın karşılanması ve tekrar aynı ihtiyaç oluşan kadar ortadan kalkması söz konusu. …

🙂

Bu cümleler “zincir’den ağ’a dönüşüm“ün tedarik ile sınırlı olmayıp, çok sayıda konu için geçerli olduğunu düşünmeme neden oldu.

Pazarlama iletişimi için sunumlarda çokça kullanılan değişim örnekleri şöyledir.

Eskiden:

Şimdi:

😉

Organizasyonların karar verme süreçlerinde de dönüşüm söz konusu…

Bildiğiniz organizasyon şemaları açısından bakıldığında karar ve geri bildirim süreçleri zincirlerden oluşur. Yukarıdan aşağı kararlar verilir. Sonra aşağıdan yukarı geri bildirim yapılır. Kurumların çeşitli silolardan [1] , [2] oluşmasını sağlayan bu yapı -maalesef – bazı kurumlarda hâlâ sürdürülüyor.

Günümüzün başarılı kurumlarına baktığımızda, özellikle müşteri sorunlarının çözümü konusunda farklılaşan bir yöntem öne çıkıyor.

Yukarıda, sağdaki şekilde bazı katılımcıların dışarıdan geldiğini farketmişsinizdir. Bazen müşteri, bazen farklı (hukuk, satın alma, operasyonlar, çağrı merkezi, vb gibi) birikimlerdeki kişiler de çözüm sürecine katılıyor.

  • Yanlış anlaşılmasın, klasik organizasyon yapısındaki hiyerarşi ortadan kalkmıyor. Çözüm için karar verme süreci değişiyor.

🙂

Zincir’den Ağ’a Dönüşüm örneklerinin bunlarla da sınırlı olmadığına eminim. Sizin örneklerinizi de öğrenirsem, memnun olurum. Eğitimlerde, adınızdan bahsederek anlatmak isterim.

.

16 Haziran 2019 Pazar

60+ müzikali

Hayatımın ilk günlerini hatırlamıyorum. Bazı anıların da gerçekten bana ait mi olduğu, yoksa çok defa anlatıldığı için bende yapay bir hafıza mı yarattığı konusunda ciddi kuşkularım var. Onları es geçiyorum.

Çocuklarıma ve dostlarıma, “en başından” anlatmaya başlayayım desem… Belediye otobüsünde annemin kucağında oturmuş giderken dükkan levhalarını okuduğumu ve annemin şaşırdığını anımsıyorum. En eski anım bu.

Çocukluğumun, yazları Niğde’de geçen anlarını çok daha keyifle anımsıyorum. Diğerleri hep birkaç saniyelik görüntüler.  Bazıları hüzünlü.

Hayatımın bazı dönemlerini yazmıştım.

Bu ikisi dışında çoook sayıda anı da blogda paylaşıldı zaten.

Genelde şanslıyımdır. Özellikle kendimden çok başkalarına uğurlu gelirim. Sabah siftahı benim paramla yapanlar, o gün çok kazanırlar.

Bir de… Babalar günü ile doğum günüm ya aynı gündür, ya da çok yakındır. Daha ne olsun.

😀

Bugünler için şunu söyleyebilirim.

Çocukken ve gençken kurduğum çok sayıda hayal vardı.  Bunların makul olanlarını gerçekleştirdim; diğerlerinin pek de anlamlı olmadığını öğrendim.  İnsan zamanla hayatta neyin önemli olduğunu anlıyor. Para ve unvan ve şöhret, kesinlikle bunlardan değil. (Zaten gençken de parayı hiç ilk sıraya koymadım.)

Ömür sona ermeden yaşamak istediğim birkaç hevesim daha var ve onlardan daha önemli başka şey yok benim için.

🙂

Her şey değişiyor ve değişmeli de… Ben de…Bazı eski hatalarım, onları yaptığım zamandan daha fazla canımı yakıyor.

Yaşamın sertleştirdiği yönlerimi yumuşatmaya çalışıyorum. Bir yandan da yıllardır söylemediklerimi dile getirme çabasındayım. Bu ikisinin zaman zaman çeliştiğinin farkındayım ama… Bu çelişki anını da seviyorum artık.

Başarılarına şahit olmak istediğim çocuklar ve gençler var. Yüzlerce öğrencim oldu. Maalesef, bir devirlerin efsane öğretmenleri gibi herkesin adını ve numarasını akılda tutma becerim yok. Üstelik, hafızam giderek zayıflıyor. (Karşılaştığımızda isminizle seslenmiyorsam, buradan özür diliyorum.)

Öğrencilerimden ve sosyal mecralar sayesinde tanıştıklarımdan sadece bazılarının adı aklımda kaldı. Onlar da hep aklımda olacak. Onları izleyeceğim. Başarılarından gurur duyacağım.

Bu yaşlarımın çok değerli olduğunun bilincindeyim. İnsan bazen gençliğini arıyor ama 40 yıllık dostluklar, gençken olmuyor.  Kime dostça sarılacağını öğrenmek var ya… 40 – 50 yıla değer.

Yıllar artık getirdiklerinden fazlasını götürüyor. Hemen her fırsatta, “keşke burada olsaydın” diye andığım çok sayıda akrabamı, arkadaşımı, dostumu da kaybettim.

Ömür uzadıkça, dostlukların süresi artıyor ama sayısı azalıyor.

🙂

Biz bu ömrü, büyük bir kaos yaşamadan bitirirsek, daha ne olsun. Mezar taşına ne yazıldığı önemli değil. Hatırlayanların keyifle anması önemli.

Notlar:

  • Müzik parçalarının sözlerini de seviyorum. Ancak, sevdiğim parçaları sıralarken sözlerinin değil, isimlerinin duruma uymasına çalıştım.
  • Sevdiğim parçalar bunlarla sınırlı değil. Daha yüzlercesi var.
  • Sevdiğim parçaların çoğunun klasik esintiler taşıdığını görürseniz şaşırmayın. Bir dönemin rock star’ları, İngiliz Kraliyet Müzik Akademisi mezunlarıydı. Ben (birkaç istisna dışında) oralarda takılı kaldım.
  • Yukarıdaki karikatür Erdil Yaşaroğlu’ndan alıntıdır.

Sevgiler

5 Haziran 2019 Çarşamba

Kendini “Veri Bilimcisi” sıfatlamak

Linkedin’de bir anket gördüm. “Veri ile çalışanlar anketi” diye isimlendirilmişti. Anketin arkasında bir girişimin ve bir öğretim üyesinin isimleri vardı.

Sosyal mecralarda yayınlanan anketleri ciddiye almam. Ama bir öğretim üyesinin adını görünce ciddiye aldım. Anketi inceledim. İlerleyemedim.

Öğrenim durumunuz?” sorusunu LİSE diye yanıtlıyorsunuz ve sonraki soruda “En son mezun olduğunuz alan/bölüm?” diye şu liste geliyor.

Anketi biraz daha inceledim.

Bugünün iş dünyasında en alt kademe dışında herkesin “veri ile çalışması gerektiğine” inanan ve bu konuda onlarca yazı yayınlamış biri olarak hem anketin adının, hem de kapsamının yanlış belirlendiğini gördüm.

Bunun üzerine Linkedin’de bu anketin yayınlandığı post’un altına şöyle yazdım.

Anket, araştırma yöntemlerini bilmeyen kişiler tarafından tasarlanmış. Sorular arasında büyük tutarsızlıklar var.

  • Veri ile çalışanlar anketi değil, veri ambarı sorumluları anketi haline gelmiş.
  • Son mezun olduğu okul LİSE olan biri, devamını nasıl dolduracak düşünülmemiş.

İlk 2 hücreyi doldurmuştum, devamına ilerleyemedim.

Unvanını “veri bilimcisi” (vb) olarak saptamış arkadaş ile şöyle yazıştık.

vb – “Bilmiyorum ama fikrim var.”
ben – Yazık
vb – “Bilmediğimi de bilmiyorum ama illa bişeyler söylemeliyim ki bilmediğim anlaşılmasın.”

İlk mesajımın anlaşılmadığını görünce daha ayrıntılı yazmak zorunda kaldım.

Bugünün iş dünyasında, hemen her orta-üst ve üst düzey, veri ile çalışır. Anketi düzenleyenler, sadece IT kökenliler için düzenlemişler.
Bu nedenle anketin adı “Veri ile çalışanlar” olmamalıydı.
2014 başında yayınladığım şu yazı, fikir geliştirmede yardımcı olabilir https://www.uzaktancrmegitimi.com/6509/2018-yilina-dogru

Sonra yazışma şöyle devam etti:

vb – Teşekkürler. Haklısınız işin teknik tarafı ile ilgilenenler için düzenliyorum anketi.
ben – Peki, yukarıdaki “Bilmiyorum ama fikrim var.” ve “Bilmediğimi de bilmiyorum ama illa bişeyler söylemeliyim ki bilmediğim anlaşılmasın.” cümlelerini nasıl yorumlamalıyım. Daha geniş anlatabilir misin lütfen?
vb – İç ses olmalı en azından.
ben – Kimin iç sesi?

Bu soruya uzun süre yanıt alamadım. Anladığım kadarıyla laf sokuşturma çabasında bir genç arkadaş var karşımda. (Yazışmanın devamı en altta… ama arayı okumadan son kısma geçmeyin.)

🙁

Bülent Eczacıbaşı bir konuşmasında “Hepimizin yaptığı bir hata vardır. İnsan tanımak Hemen hepimiz “insanı çok iyi tanıdığımızı” zannederiz. En büyük yanlışlardan biri “ben insanı gözünden tanırım” zannetmektir” demişti.

Bu hatayı sıkça yaparım. Sonra yanıldığımı anlarım. Yine aynı şey olmuştu.

🙁

İşin duygusal tarafını bir yana bırakayım ve araştırma yöntemlerinden bahsedeyim.

Önce KAPSAM (çerçeve) belirlenir. Kapsam, amaç ile tümden paralel olmalıdır. Bu ankette kapsam “veri ile çalışanlar” değil, “veri işlerinin teknik taraflarında çalışanlar” olmalıydı. Böylece, bugünün dünyasında orta yönetim kademelerinden başlayarak veri ile çalışan herkes değil, sadece teknik elemanların katılması sağlanırdı. Veri kirliliği engellenirdi.

Sonra soruların seçenekleri tutarlı olur. “Öğrenim durumunuz?” sorusunu LİSE diye yanıtlayana o seçenekler gösterilmez.

Seçenek hazırlarken de yapılacak önemli işler var.

  1. Bir yazılım şirketi sahibi arkadaşım var. İşletme doktorası yaptı. Verileri daha iyi anlamlandırmak için “antropoloji” doktorası yapmaya başladı. Bu arkadaşım ikinci doktorasından mezun olursa,  “En son mezun olduğunuz alan/bölüm?” sorusuna verecek yanıtı olmayacak. Seçenekler arasında işletme dışında sosyal bilimler yok.
  2. Normal lise mezunu bir genç girişimci arkadaşım var. İlk yazılımını 16 yaşındayken satmıştı. Telekom şirketlerine yıllarca tedarikçi olarak çalıştı. Veri güvenliği konusunda sayılı uzmanlardan biri. Bu anketin ilk 3 sorusunda tıkanıp kalır.
  3. Bu gibi konuları dışarıda bırakmamak ve anketi kurgularken varsayımlar dışındaki olası gelişmeleri anlamak için, mutlaka “Diğer” seçeneği eklenir. Yüzde bir, binde bir olasılık da olsa, “Diğer” mutlaka eklenmelidir.  (Bu “Diğer” seçeneği, araştırma yöntemleri dersinde sınıfta kalma / geçme çizgisidir.)

Bana hakaret eden “veri bilimcisi” olduğunu söyleyen arkadaşa şunları söylemek isterim.

  • Kapsam araştırmanın temelidir. Bunu açıkça belirlemeyen;
  • Seçeneklere “diğer” koymayı unutan;
  • Mesajı anlamak için hiç çaba sarfetmeyen;
  • Geri bildirim geldiğinde kök nedeni sorgulamadan tepki gösteren

kişi veri bilimcisi olduğunu iddia etmemeli.

🙁

Meraklısına, iletişimin devamı aşağıda:

Ben maalesef, insan konusunda yanılmakla ünlüyümdür.

🙁

8 Haziran 2019 tarihli EKLEMELER

Türkiye’nin büyük veri ile çalışan hemen her kurumuna “Pazarlamada Veri ve Büyük Veri Kullanımı” eğitimi verdim.

Benim işim veri ile çalışmak ve ben anketi dolduramıyorum.

😉

Tüm yöneticilerin veri ile çalışması gerekiyor. Ancak, bu genellemenin yanısıra;

  • CRM – Müşteri İlişkileri Yönetimi
  • CXM – Müşteri Deneyimi Yönetimi
  • Geri bildirim yönetimi
  • Dijital pazarlama – Kişiselleştirme

gibi konularda işi bizzat “veri ile çalışmak” olan çok sayıda “teknik olmayan” kişi var. Araştırmayı “Veri ile çalışanlar anketi” diye isimlendirmek yerine “verinin teknik taraflarıyla sınırlı olduğunu” belirten bir cümle eklenseydi, bu tartışma olmayacaktı.

.