"bilişim" kategorisindeki yazılar:

13 Aralık 2018 Perşembe

Akıl ve Robot Yazılım

Bu blogda ve www.uzaktanCRMegitimi.com‘da “robot yazılımdan önce akıl kullanılması gerekir” diye defalarca [1] , [2] , [3] yazdım.

Elektrik dağıtımı şirketiyle aramızdaki 4 yazışmayı aşağıda okuyabilirsiniz.

Bugünlerde, yıl sonu dolayısıyla tekrar gündeme gelen “önümüzdeki yılların trendleri” konusu var. “Akıllı şehirler“, “sıfır atık“, “sıfır gereksiz kullanım” gibi konuları tekrar tekrar okuyorsunuz.

😉

Bir arkadaşıma “sizin kurumun yapay zeka projelerini çok beğendim” dediğimde “yapay zeka var da gerçek zeka yok” demişti.

Eğer “akıllı şehir” olacaksa veya dijitalleşme ile “sıfır gereksiz kullanım” olacaksa, önce AKIL olmalı, NİYET olmalı, ÇABA olmalı.

Sizce, bu elektrik dağıtım şirketinin akıl düzeyi ne kadar?
Sorunları hemen çözmeye niyeti var mı?
Müşterisini memnun etmek için çaba gösteriyor mu?

.

04 Aralık 2018 Salı

IT ve Pazarlama

Dün, World Marketing Summit‘de, pazarlama gurusu Philip Kotler konuşmalarından birinde “Pazarlama Yöneticisi, Finansman Yöneticisine yakın durmalı. Ne de olsa, parayı Finansmancı yönetiyor” dedi. Bence çok yanlış bir cümle.

Eğer birine yakın duracaksa, Teknoloji’ye yakın durmalı. 21’inci yüzyılda, dijital pazarlama çağında…

Diğer açıdan bakarsak bu cümle, kurum içi silolaşmayı çok özendiriyor. Bu açıdan da karşıyım. Birçok kurumda “C düzeyinde biri “Biz pazarlama olarak…” veya “Biz finansman olarak” diye konuşmaya başlarsa, o düzeydeki son konuşması olur. C düzeyi, siloların değil, kurumun çıkarlarını konuşmalıdır” denilmeye başlandı.

  • Tek bir cümle ile yargılamayalım. Ben cımbızladım ve sadece bir cümleyi bugünün konusu olarak seçtim. Aslında çok şey konuşuldu. En çok da Philip Kotler konuştu. Zaten onu bir kez daha görmek için gitmiştim.
  • Tuttuğum notları da paylaşacağım.

Bu vesileyle defalarca gördüğüm, bir o kadar da arkadaşlarımdan duyduğum bir pazarlama – IT ilişkisini anlatayım.

Teknoloji ekibi yazılımları ve ekran tasarımlarını seçmiş. İş birimleri itiraz ediyor ama onları dinleyen kim.

Bana sorduklarında, şöyle başlıyorum:

– Eyyy Teknoloji ekibi. Siz neden kendi tasarımlarınızda ısrar ediyorsunuz?
– İş birimleri anlamaz. Biz doğrusunu yaparız.
– Sizin yaptıklarınızı iş birimleri kullanmazsa kim zarar eder?
– Kullanmak zorundalar. Başka çareleri yok.
– Neden onların istediği gibi tasarlamıyorsunuz?
– O zaman maliyetli oluyor.
– Tasarım sürecine onları katsanız ve dinleseniz olmaz mı?
– O zaman proje uzuyor.

Sonuçta IT kendi kolayına gideni (iş birimlerini umursamadan) hayata geçiriyor. Sonuçta, yapılacak işler listesine “bir tık atmış” oluyor. Güya proje uzamıyor, ama iş birimleri seve seve değil diğer yöntemle kullandıkları için benimsemiyor, şikayetler azalmıyor. Müşteri ile temas edenlerin mutsuzluğu elbette müşteriye de yansıyor.

Benzer uygulamalardan birinde, Teknoloji ekibinin yaptığından memnun olmayan banka şube müdürü durumu bana şikayet etmişti. “Genel müdürlüğe şikayet etmekten korktuğunu” da söylemişti.

Aradan yıllar geçti, hâlâ iş birimlerini dışarıda bırakan IT bölümleri var.

🙁

Geçen hafta bir tane daha duydum. Dışbank’da birlikte projeler yaptığımız IT ekibine tekrar teşekkür ettim.

İyi ki vardınız ve birçok güzel projeyi birlikte tamamladık.

.

15 Ekim 2018 Pazartesi

Hackathon @ Pisano

13 – 14 Ekim’de, Pisano Hackathon vardı.

Yazılım geliştirme konusunda çalışan gençlere açık bu etkinliğin jürisinde yer aldım.

13 Ekim sabahı başlayan hackhathon, 14 Ekim saat 18.00’de çalışmaların jüriye sunulmasıyla son buldu.

14 çalışma sunuldu. Sn. Serkan Kocaman’ın da Linkedin’de belirttiği gibi (resim aşağıda) çok başarılı çalışmaları izledik ve değerlendirdik.

Hafta sonu, Cumartesi ve Pazar günü derslerim olduğu için, sadece jüri zamanında uğrayabildim.

  • Not: Linkedin’de çıkan paylaşımlar: [1] , [2] ,[3]

🙂

Bu hackathon’da projeleri nasıl değerlendirdiğimi şeffaf şekilde ortaya koyuyorum.

Önce, gerçekten önemli bir soruna çözüm arayıp aramadığına baktım. Kendisinden başka kimsenin önemsemediği bir sorunu abartıp, çözüm üretmeye çalışan (neyse ki) pek yoktu. (Geçmişte bazı start-up sunumlarında bu olguyla sıkça karşılaşmıştım.)  Tam not = 12 idi.

Sonra, işaret ettiği sorun için uygulanabilir bir çözüm getirmesini değerlendirdim. Önemli soruna parmak basıp, uygulanamaz öneri getirenlerin notu burada düştü. (Hele bir tanesi… Ahh ki ne ahh…)  Ağırlığı biraz daha az olduğundan 8 üzerine not verdim.

Önerilen çözümün ürünleştirme özelliği, üçüncü değerlendirme kriteriydi. Bu noktayı, (itiraf edeyim; tarafsız olduğumu söyleyemem) mesleki açıdan değerlendirdim.  “Sunulan çalışma benim elimde olsa ne yaparım” diye düşündüm. “Önemli bir soruna, uygulanabilir bir çözüm üretmişse, kesinlikle ürünleştirilir” diye baktım. Çalışma grubu yeterince ürünleştirmese bile, bilen biri tarafından ürünleştirilebilirse iyi not verdim. Ağırlığı 7 puan idi.

Görsellik için de 3 puanı uygun gördüm.

Projeleri, bu 4 kriterde 12 + 8 + 7 + 3 = 30 üzerine değerlendirdim.

Önemli bir noktayı unutmayalım. Ben kodlama bilmediğimden yukarıda anlattığım gibi değelendirdim ama… bu bir fikir yarışması değil yazılım hackathon’uydu. Bu notları verdikten sonra, yazılım kökenli jüri üyelerinin önermeleri doğrultusunda, yazılıma verilen notları çarpan olarak değrlendirdim.

Dolayısıyla, benden yüksek not alıp, yazılımı iyi olmayan proje de elendi.

😉

Sunulan 14 çalışmanın çoğunu beğendim. Üzerinde çalıştıkları bazı sektörlerdeki bürokratik sınırlamaları bilmiyorlardı ama açıkçası not verirken bunu dikkate almadım.

Gelecekleri çok parlak olan tüm katılımcıları gönülden kutluyorum. Burada ödül almamış olanların bile, çok başarılı işler yapacaklarına inanıyorum.

🙂