"bilişim" kategorisindeki yazılar:

23 Şubat 2019 Cumartesi

Büyük Soru – 2

21 Şubat tarihli Büyük Soru yazısı üzerine bazı yorumlarda soruldu.

Boşluğa atarlanan ergen gibi ortaya karışık yapmayayım. “Şimdi büyük veri (big data) değil büyük soru (big question) önemli” diye nerede okuduğumu belirteyim.

Sürekli izleyicisi olduğum Marketing Türkiye‘nin Ocak 2019 sayısında, “Pazarlama yöneticilerini nasıl bir yıl bekliyor?” diye sorulmuş. Birçok yanıt var. Bunlardan 2 tanesi şöyle:

BIG 4 diye adlandırılan danışmanlık kurumlarında benzer söylemler çıkmaya başlamıştı. Sanırım hızla yaygınlaşıyor.

Büyük Soru yazısındaki linklere ek olarak birkaç bağlantı daha vermek istiyorum.

  • Veriye dayalı düşünmede kurumun SORULARI ile başlanacağı şurada;
  • Kurumların SORU örnekleri şurada;
  • KOBİ’lerin SORU örnekleri şurada

verilmişti.

Bu arada, birdenbire birilerinin “Bu sene … yılı olacak” diye farketmesi, benim açımdan yeni bir şey değil.

İki sene önce IAB “2017 Pazarlamada veri yılı olacak” dediğinde de benzer bir yazı yayınlamıştım. Ben yıllardan beri söylüyordum “Veriden anlamayan pazarlamacı olamayacak” diye… Yeni bir şey yoktu…

Aslında falcılığım zayıftır ama… Eğer doğru SORUyu sorarsanız veriler size tüm gerçeği anlatır.

😉

 

21 Şubat 2019 Perşembe

Büyük Soru

Son günlerde şöyle şeyler duymaya ve okumaya başladım:

Şimdi büyük veri (big data) değil büyük soru (big question) önemli” veya “Artık büyük veri’nin dönemi geçti. Şimdi büyük soruya odaklanmalıyız

Okumuşsanız veya dinlemişseniz bilirsiniz. Eğitimlerimde 20 yıldan beri söylüyorum, blog’larımda 11 seneden beri yazıyorum.

Şu “Müşteriye Fayda Sağlamak” yazısında güzel bir özet de var.

O büyük soru ne biliyor musunuz?  “Müşterinin ihtiyacı nedir?” veya “Müşterinin hangi derdine deva oluyorsun?

😉

Deneyim ve Dönüşüm yazısında anlattığımın birkaç cümlesini hatırlatayım.

Günün 18 – 20 saati boyunca size taze ve kaliteli sebze – meyve sağlayan güvenilir bir (Getir.com gibi) yer olsa, buzdolabına ihtiyacınız olur mu?” diye sordum. Bebeği olmayanlar “ihtiyaç olmayacağını” söylediler.

İşte büyük soru ve yanıtı bu! Müşteri ihtiyacını anlamazsanız, “getir-götür firması buzdolabı sektörünü yıktı” diye düşünürsünüz. “Yıkıcı teknolojiler” (disruptive technologies) diye anlatırsınız. Airbnb /otel; Wikipedia / ansiklopedi; Uber / taksi; vb… Çoook örnek bulabilirsiniz.

😉

Ya da bir daha “büyük soru” modasını duyduğunuzda “Günaydııııın” dersiniz. Şahsen öyle yapıyorum.

.

06 Şubat 2019 Çarşamba

Hava Durumu ve Veri

Ocak ayında bir Cumartesi günü, Sosyal Mecra Verilerinin Pazarlamada Kullanımı konusunda eğitim verecektim.

  • Bu programda, önce veriye dayalı düşünmenin temel kavramlarını anlatıp, sonra sosyal mecra verilerinin satış fırsatları ve pazarlama amaçlı kullanımından bahsediyorum.

Yağmurlu ve rüzgarlı bir gündü. Eğitim saat 10.00’da başlayacaktı ama zamanı geldiğinde sınıfta 25 kişinin ancak 8’i vardı. Tanışma, önümüzdeki 3 saat boyunca anlatacağım konular… derken bir 10 dakika daha geçti. Sınıfın yarısına yakını gelince ilk soruyu sordum.

Arkadaşlarınızın gecikme nedeni hava muhalefeti midir?

Büyük kısmı EVET diye yanıtladı.

Hayır” dedim. “Gecikme nedenleri hava durumu değil, veriye göre düşünmemektir.” Sınıfta bir sessizlik. Evet anlamına baş sallayan bir-iki kişi…

Devam ettim. “Bugün yağmurlu ve fırtınalı olacağı, dün sosyal mecralar dahil her kanalda söylenmedi mi? Söylendi. Duymamış olma ihtimali nedir? Muhtemelen yarı yarıya değil. Böyle havalarda İstanbul’da trafiğin tıkanacağını bilmeyen var mı? Muhtemelen yok.

Metro arızalanırsa veya metrobüs kaza yaptığı için seferler uzun süre kesilirse veya köprüde kaza olduğu için geçilmiyorsa, geç kalmanızın haklı gerekçeleri vardır. Siz önlem alsanız bile elde olmayan nedenler baskın gelmiştir. Ama, yağmurdan ötürü yoğunlaşan trafikte kaldığınız için geciktiğinizi söylerseniz… veriye dayalı düşünmediğiniz anlaşılır

İki hafta sonra hava güzeldi. Yine aynı eğitimden çıktım ve bir arkadaşımla buluştum. Derste ne anlattığımı sorunca, “veriye dayalı düşünme” konusunda bu olayı aktardım. O da, aynı yağmurlu ve fırtınalı günlerde başından geçeni anlattı.

O gün uyuya kalmışım. Telefonun alarmı da çalmadı. Geç kalktım. Hemen hazırlandım. Taksiye bindim. Cep telefonumu elime aldım. Amirime “Yağmurdan ötürü trafik sıkışık. Geç kalıyorum” diye mesaj gönderecektim. “İstanbul’da kötü havalarda trafiğin tıkanacağını bilmiyor musun?” diye kendime sordum. Mesaj göndermekten vaz geçtim” dedi.

hava-durumu-2

Hava durumunun veriye dayalı karar verme sürecindeki önemini merak ettiyseniz, [1] ve [2] yazılara göz atmanızı öneririm.

Bu vesileyle, veriye dayalı düşünme dışında, bir kavramı daha eklemek istiyorum.

Bazı ikili kavramlar, söyleyenin değil diğerinin değerlendirmesinin geçerli olduğu kavramlardır. Bahane ve gerekçe de bunlardandır. Söylediğinizin bahane mi, gerekçe mi olduğu size değil, diğerine bağlıdır.

🙂