"CRM" kategorisindeki yazılar:

08 Temmuz 2020 Çarşamba

Lütfen Biraz CRM

Bilgi MBA programındaki CRM eğitimine katılmış değerli arkadaşım Rıfkı Kıral mesaj göndermiş. Markaların adını saklayarak yayınlıyorum:

444 no’lu numara bugün 8 kez aradı. 3 kez reddettim, 3-4 kez de çaldı ve açmadım. Sonra 19:30‘da bir daha aradı ve açtım. 30 saniye müzik dinlettiler dinledim. Sonra biri çıktı ve ismimle bana hitap etti.

Bugün 8 kere ısrarla aramınızın karşılığında bana yapacağınız teklifi merakla bekliyorum. İnanılmaz bir şey teklif edeceksinizdir” dedim.

Kız bana “1 yıl önce XMarka kredi kartınızı iptal ettirmişiniz. Maaş müşterimizsiniz, kartı tekrar aktif edelim” dedi.

İki tane kartım oldu. Yenisi YMarka kredi kartı ve diğer kartı da kapsıyor. İkinci kartı bu yüzden iptal ettim. İptal ederken nedenini de söyledim. Neden 8 kere arıyorsunuz” diye sordum?

Robot otomatik arıyormuş.

Size patladığım için özür dilerim. Ama lütfen biraz CRM” dedim.

😉

Yine Bilgi Üniversitesi MBA programı sayesinde tanıştığım değerli arkadaşım Barış Yüceses‘in aynı sektörde, başka bir konudaki şu Linkedin yorumunu da buraya eklemek isterim.

İster “yapay zeka var ama gerçek zeka yok” örnekleri, ister “yanlış iş süreçlerinin dijitalleştirilmesi” örnekleri diyebilirsiniz. Size kalmış…

😉

06 Temmuz 2020 Pazartesi

Konaklamada Performans Ölçütleri

Bugünler, konaklama sektörünün en parlak dönemleri değil. Bazı tesisler bu mevsimde açılmayacak. Bu yazı için en uygun zaman değil, biliyorum. Geçenlerde bir konaklama tesisinin “her temas noktasında NPS ölçülüyor” söylemini okuyunca yazmak istedim.

Belli bir süreyi misafiriniz olarak geçiriyor. Bu süre içinde geri bildirim yapacağı fırsatların sayısını arttırırsanız, olumlu veya olumsuz giden her noktadan anında haberdar olursunuz.

Misafirlerinizle

  • karşılama sırasında,
  • bankoda,
  • odada,
  • koridorlarda,
  • asansörlerde,
  • lokanta ve kafelerde,
  • plajda,
  • havuzlarda,
  • SPA alanlarında,
  • oyun parklarında,
  • spor alanlarında,
  • animasyon ve eğlence sırasında,
  • beklenmedik süreçlerde (kaza, doktor, vb.)
  • uğurlama sırasında

defalarca temas etme ve geri bildirim toplama fırsatı var. Bunun yerine NPS diye tutturduysanız, işin kolayına kaçıyorsunuz demektir.

Konaklama sektöründe genel performans için de o kadar çok ölçüt var ki… Nedir bu ölçütler:

  • Doluluk oranı (Rakiplerle ve geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslama)
    • Oda doluluk oranı
    • Yatak doluluk oranı
  • Oda başına gelir.
  • Dolu oda başına gelir.
  • Misafir başına gelir.
  • Ortalama oda fiyatı.
  • Ortalama kalınan gün sayısı.
  • Rezervasyon oranı.
  • Rezervasyon iptal oranı
  • Oda başına hizmet (ortalığın toplanması, yatağın düzeltilmesi, temizlik, vb.) maliyeti.
  • Odaya hizmet süresi.
  • Oda dışı (SPA, alakart restoran, bar, vb.) gelirleri.
  • Tur operatörü / acente üzerinden gelenlerin oranı.
  • Tur operatörü / acente komisyonlarının gelire oranı.
  • … mutlaka aklıma gelmeyen daha birçok ölçüt vardır.

Bu ikinci liste, müşteri deneyimini doğrudan ölçmeyen kriterler. Personaları [1] , [2] daha iyi anlamak için, çocuksuz aileler, tek çocuklu olanlar, iki arkadaş gelenler, vb… misafirlerin kullandıkları alanlar ve hizmetler izlenmeli ve veriler içgörüye dönüştürülmeli.

Bu arada söylemeyi unutmayayım. Ölçütleri iyi kullanmak için, alt-yapınız da iyi olmalı. Antalya’da bir oteller zinciri yöneticisiyle sohbet ediyordum. Tekrarlayan müşteri oranının %60-70’lerde olduğunu söylediler. “Siz CRM’i yalayıp yutmuşsunuz. Size öğretecek bir şey kalmamış” dedim.

Tekrar gelen müşteriyi %20 arttırırsak kârlılık ne kadar artar?” diye analiz yapmak için bazı maliyet unsurlarını sorguluyordum. Rakamlardan hoşlanmayan Pazarlama Müdürü “Yok yeni müşteri edinme maliyeti, yok iletişim maliyeti… Bu gibi konularla uğraşmayalım. Bizi tercih etmelerini nasıl sağlarız, siz onu söyleyin” dedi.

Sonra yine o oteller zincirindeki birinden öğrendim ki,  boş oda olunca bazı müşterileri daha değerli odaya aktarıyorlar [Konaklama sektöründe “upgrade” deniyor.] Kullandıkları sistem alt-yapısı bu aktarmaları “tekrar gelen müşteri” olarak kaydediyor. Böylece rakamlar yüksek çıkyor. Meğerse kendilerini ve beni kandırıyorlarmış.

Bence konaklama sektöründe NPS de, kendini kandırmanın bir başka türüdür.

Resim: Rixos Sungate – Kemer

.

15 Haziran 2020 Pazartesi

Sınavlar Hakkında

Geçmiş yıllarda final sınavını yaparken,  soruları MBA katılımcılarına verdikten hemen sonra sosyal mecralarda paylaştım.

Hemen her sene “Hocam, üst sınıflardan kimseyi tanımıyorum. Onlara soramadım. Sizin sınavlarınız, sorularınız nasıl oluyor?” diye sorarlar. Verdiğim tüm dersler, bilginin araştırılması ve kullanılmasıyla ilgili olduğu için sorarım:

– Bu sorunun yanıtını araştırdın mı?
– Evet hocam, arkadaşlarıma sordum.
– Arkadaşlara sormak, yeterli araştırma mı?
– Başka ne yapabilirim ki?
– Google’a girip “uğur ozmen, CRM, final” yaz, bakalım ne çıkacak.
– 😮
– Okuma malzemelerinin olduğu uzaktan CRM eğitimi sitesine girip arama alanına “final” yazsan, zaten bu soruyu sormazdın.

Sadece öğrenciyi eleştirmeyeyim.

Ailesinde “Bu sorunun yanıtını kendin araştır. İstersen kaynak bulmanda yardımcı olabilirim” denilmemişse (ki bir yaştan sonra kaynak bulmasına yardımcı olmayı da tartışmalıyız), sorgulamak daha küçük yaşlarda öğretilmemişse; ilkokul, ortaokul ve lisede ezberleyerek sınıfları geçmişse…

Açık kitap, serbest internet hakkı verildiğinde ödevlere ve sınavlara yeterince çalışmıyorlar. Sorunun yanıtı Google’da yoksa şaşırıyorlar.

Ya kendileri araştırıp bulmak yerine kime soracaklarına odaklanıyorlar.

Ya da soruya yanıt vermek yerine ilgili ilgisiz ne bulurlarsa yazıyorlar.

  • Tekrarlamamak için buraya yazmadım.Lütfen şuraya bakın. Aslında 7 – 8 satırda yanıtlanacak soruya, yanıt olmayan 30 satır yazıyorlar. O kadar ilgisiz cümleyi nereden bulduklarına şaşırıyorum.
  • Her dönem başında uzun uzun “Sadece soruya yanıt verin. Çok satır yazarsanız çok not alamazsınız. Aksine, yanıt olmayan cümleleriniz arttıkça, hakkınızda olumsuz düşüncelerim artıyor” diye uyarıyorum.

Aynı hatayı sınavlarda da yapıyorlar.

🙁

Açık kaynak ile ilk sınavı yaptığımda sorulardan biri:

Değer segmentasyonu, neden doğru müşteriye doğru teklifi sunmak için kullanılamaz?

Doğru yanıt çok kısa:

Dönemin rüzgarını yakalamış olan bir inşaat müteahhiti de, üç nesilden beri soyadıyla anılan holdingin yurt dışında eğitim almış patronu da dolar milyoneri olabilir. Ancak duyguları, düşünceleri, tercihleri, beğenileri ve beklentileri çok farklı olacağından, teklif yapısı oluştururken değer segmentasyonu kullanılamaz. Her sektöre göre değişen davranışsal segmentasyon modeli kullanılır.

Öğrencilerin bir kısmı bu yanıtın yakınından bile geçmemiş ve daha önce yayınladığım

yazılarında geçen hemen her kavramı yazmışlar. İkibuçuk sayfa dolusu yazılmış ama SORUNUN YANIT YOK.

Bu nedenle her sınav sorusunun altında “Lütfen sadece soruyu yanıtlayın. En çok 20 satır / 200 kelime içinde yanıtlayabilirsiniz” yazılıdır. “Anlatım zorluğu çekebilir ve daha ayrıntılı anlatmak isteyebilir” diye düşünerek genelde sorunun olası yanıtının 3 katı kadar satır veriyorum.

Yine de satır ve kelime sınırını aşmasına rağmen soruyu yanıtlamayanlar çıkıyor. Özellikle açık kaynak sınavlarda, bu durum daha fazla oluyor. Deneyimlerim, açık kaynak sınavların öğrenci lehine olmadığı yönünde. Aksi yönde tecrübesi olanları dinlemek isterim.

  • Biz öğrenciyken ODTÜ’de bazı bölümlerde yanlış yazanlardan puan kırılırdı. 100 üzerine eksi 18 alan hatırlıyorum. (Derste anlattım. Eski ODTÜ’lü bir öğrencim “Hocam ben eksi 24 almıştım” diye anlattı.) Bence not kırarak değerlendirmek doğru yöntemdi. “Belki fazla puan verir” diye satırlarca yazmayı engelliyor.

Ödevlerde ve uzaktan sınavlarda hemen bir Whatsapp organizasyonu kuruluyor. Bazı hocalar yıllardır benzer sorular sordukları için, bu oluşumlardan şikayetçi. Benim hepi topu 20 öğrencim olduğu ve sorularım yorum gerektirdiği için, radar altı kalıyorum.

  • Birkaç kez, Whatsapp grubu lideri yanlış anlamış. Bazı ödevler saçma ve birbirine benzer şekilde yanlıştı. Kim olduğunu bilmiyordum ama “Kılavuzu karga olanın…” esprisini bolca yaptım.

Uzaktan sınavlarda, öğrencinin kendi sorumluluğuna bırakıyorum. Sadece önceden uyarıyorum. Sonuçta kendileri bilir.

😉