"Hariçten Gazel" kategorisindeki yazılar:

15 Ekim 2018 Pazartesi

Hackathon @ Pisano

13 – 14 Ekim’de, Pisano Hackathon vardı.

Yazılım geliştirme konusunda çalışan gençlere açık bu etkinliğin jürisinde yer aldım.

13 Ekim sabahı başlayan hackhathon, 14 Ekim saat 18.00’de çalışmaların jüriye sunulmasıyla son buldu.

14 çalışma sunuldu. Sn. Serkan Kocaman’ın da Linkedin’de belirttiği gibi (resim aşağıda) çok başarılı çalışmaları izledik ve değerlendirdik.

Hafta sonu, Cumartesi ve Pazar günü derslerim olduğu için, sadece jüri zamanında uğrayabildim.

  • Not: Linkedin’de çıkan paylaşımlar: [1] , [2] ,[3]

🙂

Bu hackathon’da projeleri nasıl değerlendirdiğimi şeffaf şekilde ortaya koyuyorum.

Önce, gerçekten önemli bir soruna çözüm arayıp aramadığına baktım. Kendisinden başka kimsenin önemsemediği bir sorunu abartıp, çözüm üretmeye çalışan (neyse ki) pek yoktu. (Geçmişte bazı start-up sunumlarında bu olguyla sıkça karşılaşmıştım.)  Tam not = 12 idi.

Sonra, işaret ettiği sorun için uygulanabilir bir çözüm getirmesini değerlendirdim. Önemli soruna parmak basıp, uygulanamaz öneri getirenlerin notu burada düştü. (Hele bir tanesi… Ahh ki ne ahh…)  Ağırlığı biraz daha az olduğundan 8 üzerine not verdim.

Önerilen çözümün ürünleştirme özelliği, üçüncü değerlendirme kriteriydi. Bu noktayı, (itiraf edeyim; tarafsız olduğumu söyleyemem) mesleki açıdan değerlendirdim.  “Sunulan çalışma benim elimde olsa ne yaparım” diye düşündüm. “Önemli bir soruna, uygulanabilir bir çözüm üretmişse, kesinlikle ürünleştirilir” diye baktım. Çalışma grubu yeterince ürünleştirmese bile, bilen biri tarafından ürünleştirilebilirse iyi not verdim. Ağırlığı 7 puan idi.

Görsellik için de 3 puanı uygun gördüm.

Projeleri, bu 4 kriterde 12 + 8 + 7 + 3 = 30 üzerine değerlendirdim.

Önemli bir noktayı unutmayalım. Ben kodlama bilmediğimden yukarıda anlattığım gibi değelendirdim ama… bu bir fikir yarışması değil yazılım hackathon’uydu. Bu notları verdikten sonra, yazılım kökenli jüri üyelerinin önermeleri doğrultusunda, yazılıma verilen notları çarpan olarak değrlendirdim.

Dolayısıyla, benden yüksek not alıp, yazılımı iyi olmayan proje de elendi.

😉

Sunulan 14 çalışmanın çoğunu beğendim. Üzerinde çalıştıkları bazı sektörlerdeki bürokratik sınırlamaları bilmiyorlardı ama açıkçası not verirken bunu dikkate almadım.

Gelecekleri çok parlak olan tüm katılımcıları gönülden kutluyorum. Burada ödül almamış olanların bile, çok başarılı işler yapacaklarına inanıyorum.

🙂

14 Mayıs 2017 Pazar

Bugün Ayın Ondördü

Yaklaşık 40 sene önceydi. Üniversite sınavlarını makaraya alan GIRGIR dergisi çeşitli türkü ve şarkılardan, alternatif bir soru seti yayınlamıştı. “Üniversiteye hazırlananlara büyük hizmet…” gibilerden.

Aklımda kalanları şunlar: (meraklısı için şarkıların linklerini de ekledim.)

Bugün ayın ondördü. Kız, saçını kim ördü?
a – Annem
b – Kendim
c – Sana ne. Kim ördüyse ördü.
d – (hatırlıyamadım)

Yanıyor mu yeşil köşkün lambası?
a – Yanıyor
b – Yanmıyor
c – Elektrikler kesik
d – Lamba değil köşk yanıyor

Osman abim evde mi?
(yanıt şıklarını hatırlamıyorum)

Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?
(yanıt şıklarını hatırlamıyorum)

Belki başka sorular da vardı? Onları da hatırlamıyorum.

İlk soru ister istemez çok gündemde kaldı. Her ayın ondördü olduğunda, bazı kız arkadaşlara gidip

– Sana bir şey sorabilir miyim?
– Evet.
– Böyle karmaşık soruları sen bilirsin de o nedenle soruyorum.
– Tamam. Sor hadi…
– Ama bak… Bilmiyorsan söyle tamam mı?
– Eeehhh. Ya sor bakalım.
– Bugün ayın ondördü. Kız saçını kim ördü?” diye sorup soğuk şakaları bolca yaparak onların sabrını zorlamışızdır.

Aslında, her ayın ondördü olduğunda, bir devirler kafalarını ütülediğim 40 yıllık arkadaşlarıma “Bugün ayın ondördü. Kız, saçını kim ördü?” diye hatırlatmak isterim de…

Bu vesileyle… Anneler günü dolayısıyla onları kutluyorum.

  • Acaba kel kalmamda onların ah’ları tutmuş olabilir mi?

🙂

Oğlu daha 5 – 15 yaşındayken gelecekteki gelinine kin duymayan, böylece başka bir kadının en büyük düşmanı olmayan,

Oğullarına

  • kadına saygı duymayı,
  • yemek yapmayı değilse bile sofrayı hazırlamayı, toplamayı, tabak çanağı şöyle bir suya tutmayı,
  • insan ve doğaya sevgi ve saygı duymayı ,
  • bir inanış çerçevesi olmadan da karşısındakini ciddiye almayı,
  • ahırda değil evde yaşadığını, dolayısıyla yaşadığı yeri temiz tutması gerektiğini

öğreten, annelerin “Anneler günü” kutlu olsun.

😉

09 Kasım 2016 Çarşamba

GE… Bari sen yapma

Birkaç gün önce şunu Twitter’da gördüm.

muhendis

O kadar çok hata var ki… Neresinden tutsak elimizde kalıyor.

😉

Mühendis kelimesi hendese (geometri) den türemiştir. Hendese ile uğraşan anlamına gelir.

(Bakınız hesap ve muhasip; tercüme ve mütercim; vb.)

🙂

Ayrıca, ZEKİLİK diye bir kelime yoktur. ZEKA vardır.

Tıpkı baki (kalıcı) ile beka (kalıcılık) gibi… Bir de şunlar var: Cesurluk değil cesaret; naziklik değil nezaket; hatta cahillik değil cehalet.

😛

Bence, yakışmadı GE.

🙁

EKLEME – 7 Kasım 2016

GE Türkiye yukarıdaki hatayı düzeltti.

ge-muhendis

Durumu bana nazik bir mesajla bildirdi.

🙂

“Engineer” kelimesi Latince “ingeniare” araç (ingilizcede engin = motor) kelimesinden geliyor. “Ingeniare” kelimesinin içindeki “genie” kelimesi de zeka anlamına geliyor.

Bu arada bu “genie” kelimesinin kökeni de Arapça’da “cin” kelimesinden geliyor. Şu “Binbir Gece Masalları”ndaki Aleaddin’in cini var ya…

😉

Nazik davranışından ötürü GE Türkiye’ye teşekkür ederim.

🙂