"İş hayatı" kategorisindeki yazılar:

08 Mart 2021 Pazartesi

Algoritma ile Düşünmek – 2

CRM projelerine başlamadan önceki zamanlardan, IT ile pazarlamanın ikiz kardeş gibi çalışmaya başladığı 1980’lerden beri birlikte çalıştığım ekiplere “algoritma ile düşünmeyi” öneririm. Bunun bir nedeni (kimin söylediğini hatırlamıyorum ama bence çok doğru olan) “IT’ye pazarlamacı gibi düşünmeyi öğretmek, pazarlamacılara IT gibi düşünmeyi öğretmekten zordur” saptaması.

Profesyonel iş hayatımın son yıllarında “tecrübeli” değil mümkün olduğunca “yeni mezun” işe almaya çalıştım. İlk iş deneyimlerini doğrudan benimle yaşamalarını istedim, bildiklerimi şahsen aktarmaya çalıştım. Yıllar önce, 2000’lerin başında ilk yöneticisi olduğum bir iş arkadaşım geçenlerde bir bankanın Dijital Kanallar ve Ürünler İş Geliştirme Direktörü oldu. Gururlandım ve kutlama mesajı gönderdim. Bana

Kariyerimin başında IT’nin dilinden iyi anlamak, süreçlerin detaylarına hakim olmak, trend’leri takip etmek gibi birçok konuda bana çok güzel vizyon kattınız ve bana güzel kapılar araladınız. Üzerimde emeğiniz büyük, sevgiler

diye yanıt verdi. Var ya… O günüm çok güzel geçti. Ayaklarım yere değmedi.

Her zaman işe yarar ama “IT’nin dilinden anlamak” için algoritmayla düşünmek, en azından algoritmayla IT’ye anlatmak gerekir. Algoritma ile düşünmek deyince “Çok zor değil, iyi bir yemek tarifi veya iyi bir adres tarifi de algoritmadır” diye söylüyorum. Özetle yaklaşık 20 yıldan beri ben de “Algoritma ile Düşünmek” diyorum (hatta 6 sene önce yayınlamıştım bile). Ayrıca “herkes kodlama öğrenmeli” diyenlere “Hayır, herkes algoritma ile düşünmeyi öğrenmeli[1] ve [2]  diyorum.

Bu hafta gelen mesajlar içinde Harvard Business Review (HBR) Türkiye’nin web sitesinde bu konuda bir yazı olduğunu gördüm.  Güzel bir tesadüf, yazıda da örnek olarak bir yemek tarifi yazılmış.

CRM derslerimizde [a] , [b] , [c] , [d]   işbaşı eğitimi gibi çalışıyoruz. MBA katılımcıları birer sektör seçiyorlar ve dönem boyunca o sektörde CRM projesi yapar gibi ilerliyorlar. Süreç tasarımı aşamasına geldiğimizde “müşteriye en çok dokunan süreçlerden birini ideal olması gereken duruma getirin ve IT’ye bir algoritma ile nasıl bir süreç istediğinizi anlatın” diye ödev veriyorum.

HBR Türkiye web sayfasında yazıyı okuyunca, MBA katılımcılarına mesaj gönderdim. “Lütfen o yazıyı okuyun, hatta basılı alıp saklayın. Bu konuda bir ödevimiz olacak” diye bildirdim.

😉

15 Şubat 2021 Pazartesi

B2B’de Gerçek Farkındalık

B2B iş yapanlarda farkındalık gecikmesini – yani son kullanıcı konusunda geç bilgilenmeyi – sıkça [1] , [2] , [3] , [4] vurguluyorum. Kötü örnekleri çokça konuşuyoruz. Bugün, güzel bir örnekten bahsetmek istedim.

😀

Birkaç sene önce Türkiye’de bir kumaş üreticisinin, dönemin en bilinen yapay zeka yazılım paketine yatırım yaptığını öğrenmiştik. O kurum da veri yönetimi konusunda bilgi birikimi arıyordu. “Arz ve talep buluşursa birlikte iş yaparız” diye düşünerek ziyarete gittik.

Uzunca bir sohbetimiz oldu. Ne kadar çok bilgi kaynağını gözden geçirdiklerini öğrendik.  Giderken “kumaş üreticisi, big data ve yapay zeka… ne alaka” diye düşünüyordum. Açıkçası dönüşte kendime kızdım.

Resim şuradan alıntıdır.

Kurumun anlattıkları içinde beni en çok etkileyeni paylaşmak istiyorum.

O kumaş cinsinde, ilk üçte yer alan üreticilerden biriydi. Dünyanın en bilinen markalarına kumaş satıyordu.  Doğrudan tüketiciyle bir ilişkisi yoktu. Her hangi bir dükkanda kendi markası adına tek bir santimetrekare rafı da yoktu. O markaları giyenler üreticinin adını çoğunlukla bilmiyordu. [Ziyarete gidene kadar, biz de bu çapta iş yaptığını bilmiyorduk.]

Bu üretici, dünyada meşhur hızlı moda (fast fashion) markalarına daha iyi hizmet verebilmek için, nihai tüketicilerin esinlendikleri moda unsurlarını izliyordu.

Son müşteriye dokunmuyordu ve bilinen markaları aradan çıkarıp doğrudan tüketiciye gitmeyi de düşünmüyordu. Buna rağmen, ürettiği kumaş için yakın veya uzak bir gelecekte olabilecek değişiklikleri (markalar kendisinden istemeden önce) anlamaya çalışıyordu. Dünya üzerinde çok sayıda “moda etkileyicisini” (influencer) ve sokak modasındaki gelişmeleri – sosyal mecraları – yapay zeka destekli yazılımlarla ve tasarımcılarla izliyorlardı.

Yönetim kavramları konusunda sohbet ettiğimde “amirinin senden ne istediği ile yetinme, amirinin amirinin ondan istediğini hazırla ve amirine sun” diyorum. “Onun hayatını kolaylaştırırsan, senin de hayatın kolaylaşır” diye anlatıyorum. Bunun B2B’de bir sektöre uygulanışını görünce çok etkilendim.

Fason üreticilere çoğunlukla “markaların sizinle çalışmaya devam etmeleri için, ucuza üretmekten başka bir özelliğiniz var mı?” diye sorarız. Bu soruyu sormaya gerek duymadık. Müşterisine, ürettiği ürün dışında katma değer sunmak için çalışma yapan bu üreticiyi çok beğendik.

😉

Meraklısına: Tekstil sektöründeyseniz, nihai tüketicinin

ilginizi çekebilir.

😀

14 Şubat 2021 Pazar

Saçmalıklar Tombalası

Kötü bir giriş olacak ama başlarken şunu belirteyim: Bu yazının yazılma nedeni, güncel bir olgu değil. Aksine…

Linkedin’de Dr. Sertaç Doğanay‘ın bir iletisini okudum. Şu görsel ile süslenmiş iletiyi görünce yorumda eski bir yazımı referans vermek istedim.

Geçmişte bu konuda yazmıştım. O zaman alıntı yaptığım kaynakların artık “404 – ULAŞILAMADI” olduğunu görünce, “zamanda yolculuk gibi olacak ama iş başa düştü” dedim ve yazmaya karar verdim.

😛

Bazı yöneticiler toplantılarda hep aynı klişeleri kullanırlar. Bu toplantıları takip etmek, gerekli gereksiz kullanılan kavramlar ve klişeler arasından işe yarayacakları ayırt etmek zor olabilir. Konsantrasyonun azalmasını engellemek için (yönetim bilimlerinin doğduğu yerde – Kuzey Amerika’da) şunu keşfetmişler.

Saçmalıklar tombalası (bull shit bingo). Toplantıya girmeden önce hangi üst düzey yöneticilerin katılacağına bakıyorsunuz. Zamanla her birinin klişesini zaten ezberlediğiniz için tombala kartelalarını hemen düzenliyorsunuz. Örneğin:

Bülent bey toplantıda olacak… Demek ki defalarca

  1. sinerji
  2. baktığın zaman
  3. diğer yandan

kullanacak.

Mustafa bey de toplantıda… Öyleyse hemen her cümlesinde

4. geniş perspektif
5. kutunun dışında düşünmek
6. … vel hasılı (veya) özetlersek …

diyecek.

Şimdi tıpkı tombala gibi 3 satırlı kartelalar hazırlanır. Siz 1-3 ve 5’inci kavramları seçersiniz, diğeri “Bülent bey sözü aldı mı bırakmaz” deyip 1-2-3 seçer. Bir başkası 2-4-5 der. Herkes seçimini yaptıktan sonra toplantıya girersiniz.

Pür dikkat dinlersiniz tüm toplantıyı. Tombala kartelanızda olan kelime / kavram geçince bir tık atarsınız. O satırda 5 tane olunca ÇİNKO, hepsi tamamlanınca TOMBALA olur.

😉

Gerçek tombala oynar gibi yüksek sesle bağırmanızı önermem. Toplu işten çıkarma konusu olabilirsiniz. Toplantıyı tüm dikkatinizle dinlemeyi öğretirken kovulmanızı istemem. Aranızda anlaşacağınız bir davranış veya cümle belirleyin. Hatta isterseniz, siz de gelecekte yönetici olacağınız zaman kullanacağınız kendi klişelerinizi şimdiden yaratın.

😀

Meraklısına… TOPLANTI konulu eski  yazılar  . [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8] , [9]

Verimli toplantılar diliyorum.

.