"yaşamın içinden" kategorisindeki yazılar:

22 Mart 2020 Pazar

Virüs = Son Zaman Bükücü

1984 senesinde Anadolu Deniz Acenteliği’nde Satış ve Pazarlama Müdürü olarak çalışmaya başladım. Scanducth isimli tarifeli konteyner hattının İstanbul acentesiydik. Japonya’dan yola çıkan, Hong Kong – Singapur – Malezya’ya uğrayan; civardaki diğer limanlara feeder ile giden, Süveyş’ten Akdeniz’e gelen ve Pire ile Marsilya’ya uğrayan [Akdeniz’deki İstanbul ve İzmir dahil] diğer limanlara  yine feeder ile servis veren hat, Atlas Okyanusunda Fransa ve Belçika limanlarına uğrayıp Roterdam’da son buluyordu.

  • Feeder servisini o kadar etkin kullanıyorlardı ki, konteyner Japonya’dan İstanbul’a 24 – 28 günde geliyordu. Bu sayede, rakiplerden %45 pahalı olmasına rağmen Uzak Doğu – Türkiye arasındaki elektronik ithalatının %70‘e yakınını Scandutch taşıyordu. [Öyküsü şurada]

Bu sayede, denizci takvimi denilen 3 aylık takvimlerle tanıştım. Bir önceki ay, içinde bulunduğumuz ay ve bir sonraki ayı gösteren takvimi tam karşıma asardım. Zamanla o da yetmedi. Bir sonraki ayın ortası için sipariş aldığımda, gemi daha da sonraki ay  İstanbul’a gelecekti. İki sonraki ayı da görmeliydim. Bir başka takvimin son kısmını kesip altına ekledim. 4 aylık takvimim oldu.

  • 3 aylık takvimin yanlış kullanımı şurada.

😉

Denizcilikten ayrıldıktan sonra alışkanlığım devam etti. 4 ay yerine 3 aya indirdim. Ama çalıştığım her kurumda, kafamı kaldırınca hemen görebileceğim yerlere denizci takvimini astım.

Zamanla, yine 3 aylık takvim devam etti ama geçmiş ay yerine bu ay ve sonraki iki ayı gösteren bir hâle getirdim. Daha büyük projelere girdiğim veya daha ileri tarihler için söz verdiğim zaman takvimi uzattım.

Mart’ın 8’inde, masamın tam karşısında şöyle bir takvimim vardı.

Her Pazar İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programındaki CRM dersine ek olarak Haziran ayına kadar eğitimler, projeler, konuşmalar, vb… “Tatile ne zaman çıkarım” “aileyle birlikte olmaya zaman bulabilecek miyim” “birkaç kere gidip gelmek gerekecek” gibi planlar ve endişeler de vardı.

Artık öyle endişelerim filan yok. Programların hemen hepsi “bilinmeyen bir tarihe” ertelendi. Takvim yine karşımda duruyor ama pek anlamı yok.

😛

Zamanın çokluğu, insanda öncelik kavramını bozuyor. Artık takvime pek bakmıyorum ama önceliklerimi doğru oluşturmak için YAPILACAK İŞLER LİSTESİ tutmaya devam ediyorum.

Bugünlerde B2B’de CRM konusuna daha fazla zaman ayrımaya çalışıyorum. Okuyup öğrendiklerimi de paylaşmak istiyorum. Son yazılarda [1] , [2]  B2B ağırlığının nedeni de bu.

😉

 

16 Mart 2020 Pazartesi

Geri Bildirimin Gecikmesi

Paul Senge’nin “Beşinci Disiplin” kitabında (özeti burada) bir örnek vardı.

Şöyle anlatmaya çalışayım. Bir tane duş bataryası var. Sola çevirince sıcak, sağa çevirince soğuk su geliyor. Yukarı kaldırınca suyun akışı artıyor. Açınca hemen sıcak veya soğuk su gelirse, doğru sıcaklığı bulup yıkanmaya başlamamız bir dakika sürmez.

Eğer aynı duş bataryası var ama her koşulda sıcak veya soğuk suyu bize iletmesi en az 30 saniye alıyorsa, çoğunlukla şöyle davranıyoruz. Önce alıştığımız gibi sola doğru çeviriyoruz. Suyun altına elimizi tutuyoruz. Su ısınmıyor. Sıcak suyu daha da açıyoruz. Su hâlâ ısınmıyor. Sıcak suyu sonuna kadar açıyoruz. Su biraz ılınıyor derken… anında kaynar su geliyor. Canımız yanınca hemen suyun altından kaçıyoruz ve diğer tarafa döndürüyoruz. Böyle git-gel derken, yıkanmak istediğimiz sıcaklığa ulaşmamız zaman alıyor. Bu sürede, boşa giden su çok oluyor.

Sıcak ve soğuk suyun gelme süresi uzarsa doğru sıcaklığı bulmamız da, boşa harcanan su da misliyle artıyor.

İlginç noktalardan biri: Eğer sıcak ve soğuk su için iki ayrı musluk olursa, hangisinin sıcak hangisinin soğuk su verdiğini bilmesek bile daha kısa zamanda doğru sıcaklığı buluyoruz.

🙂

Paul Senge bu örneği, geri bildirim süresi uzadığında kurumların kendilerini düzeltmek için gecikmeleri konusunda yazmıştı.

  • Kaynayan kurbağa örneği de konuşulur. Güzel benzetme ama… Değişim eğitimlerinde bahsedilen “40 yılda bir gagasını ve kanatlarını değiştiren kartal” kadar gerçek 😛 .

Bazı çok satan ürünlerde kalitenin (ve maliyetin) “fırsat bu fırsat” diyerek azaltılması da benzer sonuçları verir.

Eğitim de böyle, geri bildirimin gecikmeli olduğu bir sektördür. Maliyetleri azaltmak için bazı iyi uygulamalar ve öğretmenlerden vazgeçilir. 8 – 10 sene sonra “O okulun mezunları artık iyi değil” denilmeye başlanır. Artık geç kalınmıştır.

😉

Son günlerin salgınında, “henüz bizim burada bir şey yok ki” denilmesini de bu geri bildirimin gecikmesine benzetiyorum. Virüsün kuluçka süresi ve soğuk algınlığına benzeyen öncülleri doğru karar vermeyi erteliyor olabilir.

Daha önce denemiş olanlar, “biraz beklemek lazım, sıcak su 30 – 40 saniye sonra geliyor” dediklerinde gerek doğru sıcaklığı bulmak, gerekse boşa akan su oldukça azalıyor.

Başkalarının deneyimini öğrenmek ve aklın süzgeçinden geçirdikten sonra uygulamak faydalı olur.

🙂

08 Ocak 2020 Çarşamba

Madde Bağımlısı

2019 – 2020 ders yılının Güz dönemini yeni bitirdik. Final sınavları yapıldı. Kağıtları okudum, notları verdim. Öğrencilere sanırım 13 Ocak Pazartesi günü açıklanacak.

🙂

Derslerde ve final sınavlarında, sorduklarıma yanıt verirken “sadece soruya yanıt verin;  maddeler halinde yanıtlayın” diye belirtirim. CRM dersinin eski final sorularını da yayınlarım.

MBA katılımcılarından sevgili Yeliz Kızıltan dönemin başında, dersi ve kendimi tanıttığım ilk saatte fotografımı çekmiş.

Arkadaki karikatürün orijinalini Twitter’de görmüştüm. Hemen ders tanıtımına ekledim.

Karikatürü gösterip “Bakın, oradaki madde bağımlısı var ya!.. İşte o ben…” derken görüyorsunuz.

😉

Muhtemelen bu dönemde de CRM dersi vereceğim. Tüm MBA değilse bile, “sadece CRM dersini takip edeyim, gerçek CRM uygulaması gibi eğitim göreyim ve “İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden MBA programındaki CRM dersini tamamlamıştır” diye sertifika alayım” derseniz, yazışalım. Sizi okuldaki doğru kişiye yönlendireyim. Belki sınıfta karşılaşırız.

😀