28 Şubat 2024 Çarşamba

Danışmanlık #.0

Yazının başlığı Danışmanlık #.0 anlaşılmaz gelebilir. Her şeye “iki nokta sıfır” veya “üç nokta sıfır” veya “dört, beş nokta sıfır” deniyor ya! Web 2.0, Web 3.0, Yönetim 4.0, Pazarlama 5.0…

Ben sırayı kaçırmış olmayayım diye # rakam işareti koydum. Bu yazı, danışmanlık kurumlarının yakın geçmişe kadar çalışma yöntemiyle ilgili.

Eski Yöntem

Ocak 1999’da  Demirbank’ta işe başladım. Masamın yanında kilitli bir dolap vardı. Sordum. Ünlü bir danışmanlık şirketine aitmiş. Bankada 2 yıldır çalışma yapıyorlarmış. Bu dolabı onlar kullanıyormuş.

Dolaba ihtiyacım var. İçini boşaltın, evraklarınızı alın” diye haber gönderdim. Gelen giden olmadı. Mesaj üstüne mesaj ilettim ama 2 ay boyunca ne yanıt geldi, ne dolabı boşalttılar. Sonunda, “Bu hafta sonuna kadar boşaltılmazsa, kilidi açıp içindekileri boşaltacağım” dedim. Yine yanıtsız kaldım. Sonra dediğimi yaptım.

Dolapta, danışmanlık kurumunun çeşitli yönetim kademelerine verdiği sunum dosyalarından fazla kopyalar vardı. Bunları okumak için kenara ayırdım. Ne var ki, asıl ilginç olanı… belge taslakları da dolaptaydı.

Polonya’daki bir başka bankaya ait rapordaki  POLONYA yazısının üstü elle çizilmiş, TÜRKİYE yazılmış;  yanına “SADECE BİR ÖRNEKTİR” diye el yazısıyla not düşülmüş… Yüzlerce benzer örnek sayfa çıktı. Ayrıca, danışmanlık kurumunun online kütüphanesinden indirilmiş ve kağıda basılmış onlarca danışmanlık raporu. Bazı raporların kenarına “Burayı kullanabiliriz” tarzında notlar düşülmüş. Zaten not düşülen konuları sunumlarda gördüm.

Bilmek değil Bulmak

Meşhur danışmanlık kurumlarıyla birkaç kez çalıştım. Önemli bir konuyu sorduğumda, hiçbir zaman anında yanıt almadığımı ama ertesi gün yoğun bilgiyle geldiklerini görmüşümdür. Yeni gelen bilgi konusunda sorunca, tekrar “çalışıp gelelim” deyip, ertesi gün bülbül gibi şakırlardı.

Dolabın içindekileri görünce, bu gecikmiş idrakin nedenini anladım. Benim yanımdan uzaklaşınca kurumuna mesaj gönderip soruyor veya kilit kelimelerden sorgulama yapıyor. Gelen yazıları ve sunumları inceliyor. Bize anlatıyor. Birikim olmadığı için, yeni soruya yanıt veremeyip onu da araştırıyor ve sonraki gün yanıtlıyor.

  • Buna “malumat ürünü” (information product) deniyor. Bir şekilde oluşursa, rafa koyup bekliyorlar.  Benzeri istenirse, uyarlayıp ortaya çıkarıyorlar. Böylece hiç tecrübesi olmayan çömezler bile, karşınızda iddialı konuşacak seviyeye ulaşıyor.

Danışmanlık kurumlarının doğruyu değil, hak ediş belgesini imzalayanın istediğini yazdıklarını defalarca görmüşümdür.

Danışmanlıkta Dönüşüm Sancıları

Güzel olan… kopyala-anlat danışmanlık yöntemi artık işe yaramıyor.  Artık danışmanlar da icraya ve/veya uygulamaya katılmak zorundalar. Zaten, bunca sene sonra bu yazıyı yazma nedenim de danışmanlıktaki bu dönüşüm.

Yine anılardan destek alarak anlatayım:

İşe Alma ve Dönüşüm yazısında, bir sohbetten bahsetmiştim. Yine aynı sohbette, bir şey daha öğrendim. Yazının öznesi olan genç arkadaşımı bir danışmanlık şirketinden aramışlar. İş teklifi yapmak istemişler.

Danışmanlık ekiplerinde çoğunlukla içeride yetişen kişiler olduğunu, bunların danışmanlık ortamlarında yetiştikleri için bizzat karar verme ve uygulama becerilerinin yeterince gelişmediğini” söylemişler. Arkadaşıma “bize katılır mısınız” teklifi yapmalarının nedeni de buymuş.

Genelde “danışmanlıktan iş dünyasına geçiş olurken,  bu sefer tersini yapmak istediklerini” de itiraf etmişler.

Neredeyse aynısı, bugünlerde tekrar duydum. Danışmanlık geçmişimi bilen bir eski MBA katılımcısı bazı konularda fikrimi öğrenmek istemişti.

  • Genç profesyonellerle sohbet etmeyi çok seviyorum. Aktif iş hayatı içinde olmadığım için, onlardan çok şey öğreniyorum. Onlara katkım oluyorsa, bana ne mutlu.

Dilek ve Temennilerle Danışmanlık

Danışmanlık şirketinin piyasadan deneyimli profesyonel almak istediğini duyunca heyecanlandım. Nedeni şu:

Danışmanlık şirketleri her fırsatta dönüşümden bahsediyor ama büyük çoğunluğu, eski sanayi (hatta iş dünyası) döneminden kalma kopyala-anlat danışmanlık yöntemlerini sürdürüyor.  Uzun ve pahalı bir danışmanlık sürecinden sonra elinizde onlarca sayfalık sunum dokümanı kalıyor.  Bu doküman bir “…yapılmalı,  … edilmeli, …yapılmamalı,  mutlaka … dikkat edilmeli, … ölçülmeli” gibi dilek ve temennilerden oluşuyor.

Aynı danışman, birkaç projeye atanıyor. 2 gün birinde, bir gün birinde, birkaç yarım gün diğerinde çalışıyormuş gibi görünüyor.  İşin uygulamasında hiç çalışmadıkları için, dilek ve temennileri hayata geçirmeye geldiğinde genellikle çuvallanıyor. Kendi aralarında iyiler ama dışarı çıkınca… darmadağın oluyorlar.

Kendi içinde tutarlı görünüp, dışarıda işe yaramayan uygulamalara “kendisini ayaklarının altından tutup kaldırmak” denir.

Göz Önde ama Beyin Geride

Danışmanlık kurumlarının sürdürülebilirliğini tehlikeye atan bu olguyu nihayet anlamalarına sevindim; bu konuyu sohbetlerimde tartıştığım için de “ben demiştim” duygusuyla heyecanlandım. Ama devamını dinleyince…

Arkadaşım dinlemiş, danışmanlık kurumundan arayan devam etmiş. “Geçmiş tecrübelerinize göre değil, bu kurumda ne kadar süredir bulunduğunuza göre değer kazanırsınız

Hiç sevmediğim bir şekilde sormak zorunda kaldım. “Nasıl yani?”

😵

İş hayatında birçok projeyi yönetmiş, uluslararası kurumlarda defalarca “başarı öyküleri” yaratmış, o kurumların “Dünya birincisi” olmuş kampanyaları tasarlamış ve yönetmiş… Ama okuldan yeni mezun olup geçen sene işe girmiş birinden daha kıdemsiz sayılacak…

Az önceki heyecanım şaşkınlığa döndü. Yaygın deyimle “inanamadım”.

Bir yönetim ve strateji danışmanlığı şirketi… Blogunda yayımladığı bazı makalelerini sınıfta anlatıyorum. Dönüşüm konusunu hazmetmiş gibi görünüyordu. İK konusunda da iyi yazılar vardı.

  • Demek ki, bazı akademisyenler gibi… Anlatırken iyi ama “gel kendin yap” denildiğinde, kendisini hızlı gelişen dünyadan uzaklaştıran  alışkanlıkları atamıyor. Bu alışkanlıklarını kurumsallaşma (bilerek kurumlaşma yazmadım) sanıyor. Oluşturduğu yapının, bugüne uyumlu olmadığını ve danışmanlık kurumunu çürüteceğini anlamıyor.

Yerim Dar, Yenim Dar

Son zamanlarda değişime karşı koymanın ilginç bir türüyle sıkça karşılaşıyorum. Buna değişime bilinçaltı karşı koyuş diyorum [Literatürü araştırmadım, mutlaka daha iyi ifade eden bir isim takılmıştır.]

Kendisine sorduğunuzda değişim ve/veya dönüşüm istiyor. Bu konuda bir şeyler yaptığını da sanıyor. Ne var ki vazgeçmediği ilkeler değişimi engelliyor. Kendisini geride bırakanın o “vazgeçemediği ilkeler” olduğunu da anlamıyor.

🤔

Umudum Var

Başkalarına “değişim ve dönüşüm” satanların değişememesi üzücü. Neyse ki sayıları fazla olmasa bile, danışmanlık kurumlarının hepsi böyle değil. Hızla değişenleri de var. Keyifle izliyorum ve öğrenmeye çaba sarf ediyorum.

Notlar: Bu yazı, daha önce yayınlanan Danışmanlık #.0  ve Danışmanlıkta Dönüşüm Sancıları yazılarının birleştirilmiş hali olarak Linkedin’de yayınlandı.

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Kategori: dijital dönüşüm

“Danışmanlık #.0” yazısına şu ana kadar 2 yorum yapılmış:

  1. Burcu Küçükbabacık

    emeğinize sağlık hocam. Yılın moda rengi gibi her sene bir kelime belirleniyor. tüm danışmanlık şirketleri aynı kelime için şirketlere danışmanlık veriyor. Strateji, inovasyon, sinerji, sürdürülebilirlik gibi başlıklar bunlar. YAratılan sahte dünyada biri satıyor biri alıyor, sonra kurumsal bir mutluluk hali heryerde bir özgüven.. kadehler daha bir özgüvenli şirket toplantılarında. “biz de sürdürebiliyoruz, evet evet biz de çok sürdürüyoruz, yok biz en çok sürdürüyoruz”. Sonra Kaan Sekban anlatınca bunu gülüyoruz bir de.. ben söyleyince “ay ne yetersiz kişi, bir de 23 yıldır kurumsalda, hiç birşey öğrenememiş” tadında düşünceler derken bana da bi gülme geliyor, öyle yaşayıp gidiyoruz 🙂
    ===
    Ugur Ozmen

    Haklısınız Burcu Küçükbabacık

    Yeni kavram bulamazsak, eskilerden birini güncelleştiririz.
    – OKR denilen, 50 sene öncesinin MBO ( Management By Objectives) den başka bir şey değil.
    – Program Budgeting, ABC Activity Based Costing aynı şeyler.
    – Socio-Tech Design da bugünün Design Thinking ile aynı.
    Bunlar, 1970’lerde Yönetim Bilimleri okurken öğrendiklerimiz.

    3 harf kısaltmacılık ve proje sponsoruna göre rapor konularında da bir yazı gerekiyor sanırım.
    ===
    Burcu Küçükbabacık

    3 harf kısaltmacılık kesinlikle üzerine yazılası konuşulası konu hocam 🙂 aman dikkat, okumayı düşünmeyi sevmeyiz, konuyu anlamadan 3 harf duyunca, cinci hocaya çıkmasın adınız

  2. Zafer BABURFractional CXO, Digital Transformation Architect, Litigation Expert, Intrapreneur, Futurist, Xtreme Learner, Author, Public Speaker, Game Designer

    Patron ünlü üç harfli şirketlerden birinden danışmanlık almamı istedi. Geldiler, ilk konuşmada
    – Sorunlar bunlar tavsiyeleriniz nedir?” dedim. Bana döndü,
    – Siz ne yapmak istiyorsunuz onu söyleyin biz o şekilde yazalım. Sizden önceki yönetici ile öyle çalışıyorduk”.
    – Bunun için mi size bu kadar para vereceğiz” dedim.
    Ama inanın kimse bana madalya takmadı o kadar tasarruf yaptığımız, yenilikci uygulamalar getirdiğimiz için vs.. Hayat bu sonunda işçi emeklisi olduk 🙂
    ===
    Onur PolatAdvisory Consultant Manager at Curamando / ARC

    nokta atisi yorum.
    ===
    FARUK ŞENERSATIŞ VE BAYİ YÖNETİMİ DANIŞMANI (Bayi Yapılanması/Yeni Bayi Oluşturma/Bayi Satış Geliştirme/Bayi Yönetimi)

    Uğur hocam önemli ama pek farkında olunmayan bir konuya değinmişsiniz. Verdiğiniz örnekler çok çarpıcı. Büyük danışmanlık şirketlerinin vakaya özel çözümler değilde önceki deneyimlerinden esinlenerek çalıştıklarına dair şüphelerim oluşmuştu. Şüphelerimde haklı olduğumu görüyorum.
    Kanaatim reel iş/şirket deneyimi minimum 10 yıl olmadan iyi bir danışman olunamayacağı yönünde. Tabi deneyim de yeterli değil teori ile pratiği sentezleyebilmiş bir birikim gerekiyor. Teoriyi pratikte sınayarak oluşturulmuş birikim üzerine danışmanlık yapılabiliyor. Salt teorik bilgi veya salt pratik deneyim danışmanlık için yeterli değil.
    Önemli bir konu. Teşekkürler
    ===
    Mustafa Koseturk21 Years at Digital | StartUp Mentor | Corporate Dr.

    Uğur Bey, tam isabet yorumlar.
    Bu makaleyi alın.
    Danışmanlık yerine “ERP” yazın; benzer sonuçlar ortaya çıkar.
    Fiili olarak işletme süreçlerinde yer almamış danışmanlar her soruya ama “best practice”i böyle der ve işletmenin istikametini etkiler.
    İstisna “iyiler” bir yana, adamsaat fatura odaklı danışmanlar bir kenara.
    ===
    Pirzade TuncerNosce Te Ipsum

    Hocam, değişime karşı koymanın literatürdeki karşılığı sanırım, Newton’un hareket yasalarında “inertia” olarak geçen ve dilimize eylemsizlik / atalet olarak çevrilmiş olan kelime olabilir. Bu yasada maddenin daima mevcut durumunu koruma eğilimi içinde olduğu söylenir. Örneğin, madde hareket halinde ise durmaya, duruyorsa harekete karşı direnç gösterir. İnsan davranışına uyarladığımızda değişime direncin ana sebebi sanki alışkanlıklarımız gibi duruyor. Atalet yerine alışkanlık, değişime uyumluluğa da akışkanlık desek daha şık duracak gibi.
    ===
    Dr. Ahmet Cengiz Ucar (PhD) Senior Process Excellence Consultant

    O yuzden aslinda danismanliktan cok kontraktorluk yapmak lazim, yani isi de birlikte yapmali. Sahsen dusunuyorum da mezun olur olmaz danismanlik sirketine girmek de buyuk hatadir. Biz daha cok ayni yolu onceden yurumus dusmus tokezlemis takilmis ve bunlari hissetmis danismani severiz.
    Bu big 4 adı var kendi yok sahada. Akademi de ayni ustelik bir de ogrenci emegini calan hoca var, sahayi hic bilmez. Yazik!

Yorum Yazın