Bahanesiz Düşünme Eğitimi
Çok sayıda genç arkadaş ile sohbet etme şansım oluyor. Çocuklarımın arkadaşları, genç girişimciler, kendine fırsat arayanlar, öğrencilerim…
Başarısızlıkların nedeni hep başkaları… Cümle kurmalarına bile yansıyor.
😛
Bahane ile düşünmek bir alışkanlık olmuş.
“Uğur bey, biliyorsunuz o gün çok yağmur yağdı. Ben de işe 3 saatte gidebildim. Üstüm başım sırılsıklamdı. Donuma kadar ıslanmıştım. İşe gelince elbiselerimi kurutmaya çalıştım. Ayakkabımı daha o hafta almıştım. Moralim de bu yüzden bozuktu. Zaten bir daha giyilemez halde… Gitti verdiğim paralar… İade alıp yenisini vermelerini isteyeceğim.”
Aslında “Hasan beyle konuşacaktın. Ne oldu?” diye sormuştum. Yanıtı burda kesip devam etmek istersem…
– İyi de yağmur önceki hafta yağmıştı. Bir haftadan beri sel sorunumuz yok… Bu süre içinde Hasan beyi aramadın mı?
– Daha o gün… Moral bozukluğu içinde Hasan bey ile kendim konuşmak istememiştim. Hemen Ahmet’i aradım. Hatta otobüsteydim. Yani işim hep aklımın bir köşesinde idi. O kötü koşullarda bile unutmadım ve Ahmet’ten rica ettim.
– Peki… Hasan bey ile son durum nedir?
– Ahmet de konuşmamış. Ahmet aramadığını bana söylemedi. Ben onun aradığını düşündüm. Şimdi ben de ararsam bir çelişki gibi olurdu… O nedenle ben de ayrıca aramadım.
– Ahmet’e sormadın mı?
– Ahmet benden isteyince ben yapıyorum. Kırk yılda bir defa ondan birşey rica etmiştim. Onu da yapmamış. Hatta daha önce de bir keresinde …
– Bilmem farkında mısın? Soruma henüz yanıt alabilmiş değilim. Hasan bey ile son durumumuz nedir?
…
😀
35 – 40 sene öncesinin Yeşilçam komedilerine benziyor bazen… Turist Ömer tarzı bahaneler. Üstelik, çoğunlukla da bu dediklerine inanıyorlar… Haklı gerekçe sanıyorlar…
Son günlerde onlarca arkadaşımdan benzer öyküler duydum.
🙁
Birileri Bahanesiz Düşünme eğitimi vermeye başlamalı… Genç arkadaşların büyük çoğunluğunu patronları göndermek isteyecektir.
😛
EKLEME: Bu yazıyı 24 Kasım 2023‘da Linkedin’de tekrar yayınladım. Linkedin’de gelen yorumları da aşağıya ekledim.
.
Etiketler: bahane, başarı, başarısızlık, girişim, girişimci, iletişim, öğrenci, öğrenmek, varsayım
Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...

5 Temmuz 2010
8:27 am
Friendfeed yorumları: http://ff.im/ndhyL
5 Temmuz 2010
8:31 am
hele şükür yazılar arasında başarılı olduğum bir konu bulabildim 🙂 Bir işi yapmanın bahane üretmekten daha kolay olabileceğine inanıyorum saatler alsada… Çünki eninde sonunda o iş yapılacak, olacak olan sadece işleri yığmak, birilerini mutsuz etmek, strese girmek, zamanı etkisiz kullanmak ve belkide en önemlisi puan düşürmek. İyi günler…
5 Temmuz 2010
9:01 am
Çok başarılı bir yazı olmuş. Eline sağlık 🙂
5 Temmuz 2010
9:43 am
Değerli hocam
inanın bunlar ve bunlardan cok daha komik bir o kadar da vahim vakaları iş saati içinde patron ve patron yakını mıntıka mantığı ile kurumsaldan uzak karamsar, özgüvensiz bir o kadar da bilgisiz ve beceriksiz insanların yönetici adı altında bizlere ve işverenlerimize öyle bir seri likle sarf ediyolarki :-S
inanın ben bile bazen mantık kuramıyor hatta bir insan acaba bu kadar da saçmalar mı, hadi saçmaladı da hiç mi kendinin ne yaptının farkında değil diye soramadan edemiyorum 🙁
yazınız için sonsuz teşekkürler :-)))))
5 Temmuz 2010
1:27 pm
Öyle güzel ifade etmişsiniz ki… Bazen bir cevap almaya çalışırken, “bunun FF tuşu nedesinde acaba” diye düşünürken bulabiliyorum kendimi:-)
6 Temmuz 2010
6:04 am
Genç arkadaşlarla sohbetlerimde dikkatimi çeken konular var. Bunlardan biri, bahanesiz düşünemiyor olmaları; diğeri ise dayanıksızlık.
6 Temmuz 2010
8:22 am
çok güzl tarif etmişsiniz elinize sağlık…peki acaba neden bahane buluyorlar? bir de neden alt kademelerden başlamak onlara göre değil ve başlasalar bile hemen terfi bekliyorlar?
6 Temmuz 2010
9:08 am
Uğur Hocam, çok önemli bir konuya değindiniz. Değerli bir yöneticimiz bana bir işin neden yapılamadığını değil nasıl yapılabileceğini anlatın derdi.
Aslında bir işi neden yapamadığımıza dair bahaneler üretmek psikolojide hepimizin bildiği rasyonelleştirme (akla uygun hale getirme) denilen bir savunma mekanizması çeşidi. Savunma mekanizmalarımız neden devreye giriyor? Bize acı veren gerçek nedenle yüzleşmemek için. Örneğin yukarıda bahsettiğiniz kişi için Hasan Bey’le konusmak muhtemelen ona acı verecek olan bir eylem, belki özgüveni eksik ve Hasan Bey’le konustuğunda reddedilme duygusunu yaşayacak, belki başka bir şey. Ama her ne ise bununla yüzleşmek istemiyor, aslında yüzleşmek istemediği benliğinin hayatının bir yerinde zedelenmiş olan bir kısmı. Tam burada savunma mekanizması – zırhlar, tanklar – devreye giriyor. Başkalarını değil kendisini kandırıyor her şeyden önce, durumu akla uygun hale getiriyor ve rahatlıyor.
Bu kişi tabii bunu çocukça, akılsızca bahanelerle yapmış. Peki ya biz? Ya bu kendi kendimizi kandırma işini çok akıllıca yaptıysak ve farkında bile değilsek? Aynaya bakıp yüzleşmek gerek.
9 Temmuz 2010
7:18 am
Uyarılara rağmen bildiğini okuyacak, işi (nazik yazarsak) çuvallattıktan sonra bana gelip “Şimdi ne yapacağız?” diye soracak, fırçayı yeyince de “sadece eleştiriyorsunuz, çözüm önermiyorsunuz” diyeceksiniz.
Sizi nasıl yetiştiriyorlar?
20 Ekim 2010
6:41 am
Y kuşağından memnun değilim. Belki de eğitim almalıyım
🙂
13 Aralık 2010
7:59 am
Sadece Y kuşağı değil… Büyük kurumlar da “hukuk bölümü diyor ki” diye bahane bulmadan, müşteri odaklı bakıldığında müşteri memnuniyetini artırmanın hiç de zor olmadığını anlayamıyor.
20 Aralık 2010
8:21 pm
Hasan Bey ile son durumunuz nedir sorusuna ayakabılarım ıslak cevabını veren bir arkadas için gercek bir sabır gösterisi .. çok şükür hiç bu kadar şanssız olmadım diyerek yine bir genç olarak durumun payesini yöneticilerime bırakayım 🙂 )
Ellerinize sağlık hocam, bugunku tartısma ile birlikte hisseme düşeni aldım.
selamlar,
sevda
1 Temmuz 2011
11:29 am
Hangi eğitim yaklaşımı, bahaneci bir neslin yetişmesine neden oldu acaba diye düşünüyorsanız…
9 Ekim 2011
12:37 pm
X ve Y nesli ile iş yapmak konusunda gerekli linkler bu yazıda
10 Kasım 2011
3:44 pm
Bu olayı anlattım. Osman hocam yorumladı: “Hatanın çok sayıda nedeni olabilir. Ama mazereti yoktur.”
18 Kasım 2011
11:41 am
aslında bu konuyla ilgili çalışmalarım vardı ama yüksek lisanstan kaydım silindiği için hevesim kalmadı. bana destek olacak bir akademik ortam ve ortaklar bulamadın .sonrasında memuriyete alıştım ve iki yüzlü bir işleyiş karşısında mukavemetim azaldı, ben de bahane uydurmaya alıştım.eğer bir fırsatını bulursam! sağlıklı düşünme eğitimi üzerine çalışmalarımı sonuçlandırmak istiyorum.
manevi desteklerinizi beklerim….
16 Ocak 2012
10:56 am
Bahanenin gerçek hayatta telafisi zor sonuçlar doğuracağının farkında değiller. Çocukları bahaneye alıştıran kim ve ne? Bunu çözmek, çalışkanlığı öğrencilere temel yetenek olarak vermek için hangi yöntemleri denemek gerek bilemiyorum. Veya denemeden doğal seleksiyon ile başarılı olanlar ilerler diğerler tökezler de diyebiliriz. Bu konu ile ilgili benzer düşüncelerim: http://www.boraunal.com/wp/2012/01/06/bahane/
16 Ocak 2012
9:37 pm
Bora bey,
Yazınız çok önemli noktalara değiniyor. Ama çoğunluk maalesef bunu anlamıyor. Bazıları, iş hayatı sırasında da anlamamakta ısrarlı. Sonra da hep başkası suçlu, onlar yanlış anlaşılıyorlar. 🙁
18 Ağustos 2013
1:54 pm
Bir “Y Kuşağı Üyesi” olarak; örnek aldığım bir profesyonelin eğitiminde “Kurban / Sorumlu” ilkesini öğrenmiştim ve hayatımın olumsuz koşullar içeren bazı noktalarında kendimi “kurban” olarak adlandırdığımı farketmiştim. Kulağa gayet makul gelen gerekçelerimin aslında bahane olduğunu görmüş ve bir şeyleri değiştirme kararı almıştım. Bu farkındalığın, hayatıma olumlu etkisi çok oldu tabii
🙂
Hoşuma giden bir tespiti paylaşmak isterim.
Evin içinde dikkatsizce koşup kafasını sehpaya vuran küçük çocuklarını teselli etmek isteyen büyüklerimiz, sehpaya vurarak “bak dövdüm sehpayı, ağlama” der. Çocuğun aklından geçen şey ise; “ulen, suçlu ben değilmişim ki; sehpaymış” oluyor 🙂
Ve maalesef o çocuk, ilerleyen yaşlarında ne zaman başarısız olsa veya hata yapsa; etrafında suçlayabileceği bir sehpa arıyor.
Nihayetinde, yüzleşmeyi öğrenmek gerek 🙂
11 Eylül 2013
8:47 am
Bahanesiz düşünememe becerisi olanların yönetici olması durumunda ortaya “hesap sorma” isteği çıkıyor
29 Eylül 2014
9:48 am
Bahane mi, gerekçe mi? gibi ikilemlerin çözümü gerçekten aydın birine sormaktır.
21 Ekim 2015
6:58 am
Bir Y kuşağı yazısı daha
22 Ekim 2015
7:30 am
Bir Y kuşağı yazısı daha
20 Eylül 2016
2:26 pm
Bir Y kuşağı yazısı
26 Kasım 2023
11:54 am
Busena Celik Zumbul – Brand Consultant – Marketing Strategist -Digital Transformation and Business Development Specialist – Entrepreneur
Keyifli bir yazı olmuş ancak bir yönetici olarak bu yazıyı birilerine göndermekten ziyade tercihim bu gibi insanlarla çalışmamak yönündedir.
Kollektif bilincimiz ortalama da sorunluluk almadan, birilerini suçlamak üzerine kurulu olduğuna inanıyorum. Ben de çevremde benzer sorunlar yaşayan çok arkadaşımı görüyorum. Nitelikli yetiştirilebilir personel bulmak her geçen gün altın madeninde kazı yapmak gibi oldu. Ancak açıkcası böyle bireylerin bu sorununun aile ortamından toplumsal tüm alanlara yansıyan bir sorun olduğunu düşünüyorum kaldıki ülke liderleri bile umarsızca çıkıp kandırıldık dediği bir ortamda yazınızı bir çalışanımıza göndersek bir yararı olmayacağı kanısındayım. Çalışanın gözünde sadece üstencil bir yönetici olarak kalırız
Zaten doğru olanı seçip, alternatif yolları arayacak olan arıyor, buluyor. İşini hakkaniyetli yapacak olan yapıyor. Özel hayatımda da iş hayatımda da birileri değişir diye ilişki kurmayı 35 yaşımdan sonra bıraktım. Herkes kendi tercihleri ile yaşıyor. Dediğiniz gibi umarım birileri ‘Bahanesiz Düşünme Eğitimi’ hazırlar. Başlık kulağa çok güzel geliyor.
.
Ugur Ozmen
Teşekkürler Busena Celik Zumbul
Dediğiniz gibi “Kollektif bilincimiz ortalama da sorunluluk almadan, birilerini suçlamak üzerine kurulu olduğuna” katılıyorum.
Kötüyse “şeytan doldurdu”, iyiyse “ben yaptım” düşüncesi aile ortamından başlayıp toplumsal alanlara yansıyor. Yine dediğiniz gibi “kaldırıldık” kelimesindeki edilgenlik de bunun bir parçası.
Bahsettiğiniz “bu insanlarla çalışmamak” kısmı, profesyonel çalıştığım yıllarda geri bildirim alıp almadığını sorgulamak için kendimce şu yolu https://ugurozmen.com/is-hayati/ise-giris-gorusmesi-2 bulmuştum. Yine de en çok yanıldığım konunun doğru insanı seçmek olduğunu itiraf etmeliyim.
Yıllardır eğitmen olarak, “işini hakkaniyetli yapacak olan yapıyor” dediğiniz kişileri gözlüyorum. Dersleri işbaşı eğitimi gibi, gerçek hayattan bilgilerle oluşturulacak ödevler üzerinde verdiğim için, ezber değil gerçek (iş ve özel) hayata yaklaşımlarını gözleme şansım oluyor. (ya da ben öyle sanıyorum.)
10 sene önce %20’lerdeydi. Şimdi neredeyse yarısı oranında.
26 Kasım 2023
11:59 am
Can Talaylı – Marketing Manager at Fitty
Yazıdaki hikaye bana bir yerlerden tanıdık geliyor 🙂
Hayatın içinde denk geliyoruz manasında demiştim aslında, mutlaka herkes en az bir kez yaşamıştır benzerini.
=======================================
Özlem Akyüz Atamer – Kale Grubu şirketinde Head Of Legal
Ugur Ozmen Bey yazınızı çok sevdim. Yazınızdaki örnekle dönem dönem karşılaşabiliyorum. Bazen söylenenlerin bahane değil de,gerçekten de öyle hissettikleri için paylaşıldığını gördüğümde uygunluk halinde başka bir bakış açısı olabileceğinin sohbetini yapıyorum. Zaman zaman bakış açısı farkı da durumu bu noktaya taşıyabiliyor,kaleminize sağlık
26 Kasım 2023
12:00 pm
Elif Arslanhan – Student – University of Nisantasi
Bazen yaşadığım olaylarda o kadar çok haklı hissediyorum ki bencilliğin ne denli beynimi sardığını anlamam çok zor oluyor, 😉 bahanelerimin, bahane olduğunu anlamak zamanımı alıyor. Gerçekten 24 saatte yapılabilecek onca şey varken, o saatler arasında kötü giden bir kaç dk veya saat yüzünden, tüm 24 saati heba etmemem gerektiğini ne zaman anladım diye kendime sorduğumda cevap çok uzak bir zaman değil şuandan. Hoş ben 20 yaşındayım anlamak ve kendi bahanelerimi çürütmek için elimden gelen bazı şeyleri fark ettikçe yapmaya çalışıyorum… 🙂
Peki ya hayatını kafasında kurduğu bahaneler yüzünden pişman bitirmiş yada pişman bir şekilde yaşayan insanlar, 🙁
Yapmayın arkadaşlar her an her saniye çok değerli bahanelerin arkasına sığınma alışkanlığımız sadece önemli konuları yapmamızı değil, neredeyse istediğimiz bir çok şeyi de yapmamıza engel oluyor. Farkına varıp buna engel olmamız çok önemli⚠️
Konuya parmak bastığı için Ugur Ozmen beye çok teşekkür ederim ✨
.
Ugur Ozmen
Teşekkür ederim Elif Hanım,
Bahaneyle düşünenlerin çoğunluğu “bahaneler yüzünden pişman bitirmiş ya da pişman bir şekilde yaşayan insanlar” değiller. Onlar her başarısızlıklarında başkalarını suçlamaya o kadar odaklanıyorlar ki…
Onlardan biri yakın akrabam. Aslında inanılmaz zeki ve bu durum onu Edward de Bono’nun Zeka Tuzağı makalesinin öznesi yapıyor https://ugurozmen.com/yasam/zeka-tuzagi
Farkındalık genelde, hatanın bedeli ödenirse başlıyor. Aksi durumda bahanelere sığınmak bir çeşit konfor alanı gibi.
.
Elif Arslanhan
Rica ederim Ugur Ozmen Bey, evet birde o yönü var dediğiniz gibi başarısızlıkta bile pişman olmamak için bir bahane üretilebiliyor. Yazınızı okudum ve Dilerim biz insanlar pozitif eleştiri ve geri bildirimler karşısında egomuza yenilmeden kendimizi o yönlerde geliştirmek için çabalarız, bahanelere sığınmadan hayatı “yapmamız gereken, yapmak istediğimiz her şeyi en iyi şekilde yaparak” yaşarız