13 Temmuz 2009 Pazartesi

Çabalama kaptan

Bir çok kişiye şu soruyu sormuşumdur.

  • Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Genç yaşlarda, alt unvanlarda olanlar çoğunlukla EVET derler. İş hayatında anlamlı bir süre çalışan ve dinamikleri kavrayanlar farklı yanıtlar.

😮

Büyükçe bir yolcu gemimiz olsa… Bu gemiye taşıyacak yolcu bulmamız gerekir. Hangi mevsimde, nereden nereye yolcu taşımanın bize para kazandıracağına bakarız. Çeşitli turizm firmaları ile anlaşmalar yaparız. Geminin nereden nereye gideceği de böylece belirlenir.

Kaptan ne yapar. Kendisine verilen çıkış – varış limanları arasında geminin düzgün bir şekilde gitmesini sağlar. Motorların düzgün çalışması, sürekli bakım yapılması, ışıklarının yanması, geminin temizliği, vb… Kaptan’a bağlı mürettebatın sorumluluğundadır.

Yani Kaptan’ın yönetiminde olan ekibin sorumluluğu, varılması gereken hedefe hızlı, güvenli bir biçimde gidilmesini sağlamaktır.

Varılacak liman hakkında söz söyleyebilir mi?.. En fazla “o limana yanaşmak çok zordur, hemen yakınındaki şu liman olur mu?” diye önerebilir. “Ben Portekiz’ce bilmiyorum. O nedenle Brezilya’ya gidilmesin” diyemez…

😉

Bunları neden yazdım. Son günlerde çok duyuyorum. Operasyon’cular, hatta IT’ciler kendi özel nedenleri ile keyfi kararlar alıyor, diğer bölümlerin iş yapmasını engelliyorlarmış. Benim de başıma birkaç kere gelmişti…

IT müdürü karar vermiş. E-posta dışında tüm iletişimi kapatmış. Word, Excel, Powerpoint dışında dosyaların da açılmasını engellemiş. Nedeni de çok uzmanca…  Güvenlik

Pazarlama departmanı, ajanstan gelen reklam filmini görmek için her seferinde izin istiyor. Bu izin de süreli…

Çağdaş pazarlamanın gereği… Web ortamında da var olmak için çalışıyorlar. Ama Facebook, Friendfeed, Twitter, Xing, vb… pazarlama departmanına dahi kapalı.

IT’nin bunlarla işi yok. Ama kendileri her yere erişebiliyorlar. Üstelik, yetkilere göre kullanıcılara isim takmışlar. Kendileri “ayrıcalıklı kullanıcı”, diğerleri “alt kullanıcı”…

IT müdürü “Biz herkesin, her şeye erişimini kapatırız. Zırıldayan olursa, ona göre açarız” demiş. Kimse de “herşey kapalıyken, sana ne gerek var” diye soramamış.

🙁

Bir başka yerde Operasyon kökenli bir müdür, departmanların verilere ulaşmasını engellemiş. İnsanlar işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları verilere bile ulaşamıyor. Nedeni de aynı… Güvenlik…

“Senin departmanına neden güvenelim” diye soruyor herkes…

😉

İşini iyi bilmeyen yöneticiler, uzman görüşü gibi sunulan art niyetler ile kandırılabilir. Hemen yönetimin temel prensiplerini hatırlamalıyız.

Kaptan ve mürettebatı kolaylaştırıcı olmalıdır. “Stratejik karar verici” değil.

😛

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Kategori: İş hayatı

“Çabalama kaptan” yazısına şu ana kadar yorum yapılmamış

  1. Bu yazı yayınlandığı anda (adını vermek istemeyen) bir arkadaşım şunları söyledi:
    Pazarlama iletişimi departmanı’nın elinden bir haftada ambalajlar dahil onlarca basılı iş geçiyor.
    Departmandaki çalışanların bilgisayarları yalnızca JPEG dosya uzantısını açabiliyor, Freehand ya da InDesign’da yapılan çalışmaları göremiyor, dolayısıyla baskıya gönderdikleri dokümanları bir kere daha kontrol etmek gibi bir durum söz konusu olmuyor. Ajanslardan onay için önce JPEG, sonra onaylanan JPEG’in baskı dokümanı geliyor.
    Departman çalışanları -IT departmanı ve Pazarlama ve Finans direktörleri de dahil olmak üzere- durumu bütün yetkililere bildiriyor ve kendi bilgisayarlarına en azından bir görüntüleme programı kurulması için talepte bulunuyorlar.
    Programın maliyeti (1000 USD) öne sürülerek bu talep lüks addediliyor ve yerine getirilmiyor.
    Bu programın eksikliğinden ötürü 2 sene boyunca departmandan çıkan yanlış işlerin maliyeti ise…
    250bin TL’yi geçkin zarar var…
    2 sefer hatalı ambalajdan 180bin TL gitti, sonrası da irili ufaklı basılı işler…

  2. Benim bu konuda taa lise yıllarından beri bir teorim var. Bir insanın senin üzerinde ne kadar az yetkisi varsa sana o kadar eziyet eder. Örneğin belediye otobüsünün şöförünün tek yetkisi senin pasonu sormaktır (eğer öğrenci bileti atıyorsan) ki.. eğer yoksa ben şahit oldum otobüsten indiren mi istersin, bir bilet daha atmanı isteyen mi istersin.. “minimum yetki maksimum eziyet” böyle bir şey.

  3. Oldukça yaygın bir soruna değinmişsiniz hocam. Benzer sorunları birçoğumuz yaşıyoruz. Eğitim sorunlarını çözmek için okulları kapatmayı öneren zihniyet, hala varlığını sürdürüyor malesef. Mekan farketmiyor: Ha kamu, ha özel. Kafa aynı kafa…

  4. Bir de anlamadıklarından facebook a mı bakıyosun, bu ne ki twitterda neymiş çok gereksiz gibi yorum yapmıyorlar mı? Ve farklı bir bölümden gelmiş, departman müdürü bunu anlamakta zorlanıyorsa.. Hala geleneksel PR yöntemleriyle bir şey yapmaya çalışırken, dosyalar açılamıyorsa, resimlerde oynanamıyorsa.. elden gelen ancak bu kadar oluyo işte… Bişi değil tüm bu sıkıntılar bu işi yapan uzmanı köreltiyor, başka bir şey değil…

  5. Benim IT çalışanlarından genel olarak aldığım elektrik şu şekilde:

    IT çalışanları firmanın tüm temel operasyonlarının kendileri sayesinde yürüldüğünü ve firmayı onların ayakta tuttuğuna inanıyor. Dolayısıyla diğer departmanlara iki fonksiyon kalıyor:

    1.) Firmanın IT Çalışanlarının maaşlarını ödeyecek parayı kazanmasını sağlamak
    2.) IT çalışanlarına gereksiz iş çıkartmak.

    IT çalışanları genel olarak “diğer çalışanları kendilerine iş çıkartmaya çalışan, kurnaz, işgüzar ve en önemlisi bilgisayardan bile anlamayan insanlar” olarak görürler. Tırnak içerisindeki kısım ne yazık ki alıntı.

    IT çalışanlarının bir çoğu evde yaptıkları işlerin hemen hemen aynısını iş yerinde de yaptıkları için sanırsam kendilerini iş yerinde gibi hissedemiyorlar. Dolayısıyla diğer çalışanlara evde küçük kardeşlerine davrandıkları gibi davranıyorlar.

    Bunun haricinde IT sektöründe tecrübeli insanların güncel teknik konulardaki eksikliklerini uyguladıkları istibdah yönetimi ile, güncel teknik bilgilere sahip genç kişilerin ise tecrübe eksikliklerini tüm teknik ‘yönetim’ fonksiyonlarını sonuna kadar kullanarak kapatmaya çalıştıklarını düşünüyorum.

    Tabi bir de IT iş tanımının “insanların bilişim sistemlerini kullanarak işlerini daha kolay ve hızlı yapabilmesini sağlamak” olmaktan ziyade “bilişim sistemlerinin hızlı ve stabil olarak çalışmasını sağlamak” olarak yapılması da yaygın görünen bir algı hatası.

  6. Pazarlama – IT çelişkisinin yeni bir örneğine değindim

Yorum Yazın