"ahlak" etiketli yazılar:

08 Aralık 2015 Salı

Güven Duygusu ve Ahlak

Linkedin’de, Kamil Eryazar sayesinde şu araştırmadan haberim oldu.

vatandas-2

Sonuçlarını okudum.

En önemli gördüğüm sayfa şu:

vatandas-1Neden önemsediğimi belirteyim.

Eğer sosyal mecralarda “Türk insanı dürüst müdür?” diye sorulursa, “Dürüsttür” diyenler ezici çoğunlukta çıkıyor. Aksini söyleyenleri küçümseyen yorumları da ihmal etmiyorlar. (Sonra gazetelerde Dünya’yı gezerken Türkiye’de ölen, öldürülen, soyulan kişilerin haberlerini görüyoruz.)

2012 yılında da çevresine güvenmeyenlerin toplumuyduk. Şimdi rekora koşuyoruz.

😉

Eğer ahlak deyince akla sadece iç çamaşırının altı değil de rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık, kazık atma, hırsızlık, başkasının hakkını yeme, işinin gereğini yapmama, sözünü tutmama, vb. gelse…

Birbirine güvenmeyen ama ahlaklı (?) bir toplum olmaktan kurtuluruz.

🙁

09 Haziran 2015 Salı

Ahlak ve Varlık

Yıllar önceydi. Bir finansman şirketinde çalışıyordum.

Ellili yaşlarda 2 kardeş kredi için başvurdu. Beyoğlu’nda bir otel satın alacaklardı. Şirket ana sözleşmesine göre, dönemin “Bay%10” diye anılan bir ünlüsünün oğlu da onlara ortak idi.

Biraz sohbet ettik. Kardeşlerden büyüğü Almanya’ya işçi olarak gitmeden önce ailesini İstanbul’a getirmiş ve Maslak’da bir yeri çevirip oraya yerleştirmiş. Sonra diğer kardeş de Almanya’ya giderken hemen yanındaki araziyi çevirmiş.

Aradan geçen yıllarda gecekondulara tapu verilmiş. Şimdi üzerinde yüksek binaların olduğu bir arsadan bahsediyorlardı.

Maslak

Neden Bay%10‘un oğlu da ortaktı? Neden Beyoğlu? Neden otel? gibi sorulara girmeyeceğim.

Üzücü olanı şu: Kendilerine ait olmayan bir araziye el koyup dolar milyoneri olanları görünce, insan çocuklarına ahlaklı olmayı öğretmekte zorlanıyor. Çocukların gördükleri örnekler, sizi doğrulamıyor.

🙁

 

19 Eylül 2014 Cuma

Turist ve Ahlak

Bugün Facebook’da Harun Pekşen sayesinde şu haberi gördüm.

turist-soygunu

Önce “Türkler dürüsttür” diyen arkadaşlara yine dokundurmadan edemeyeceğim. Önceki yazılarımda verdiğim örneklere bunu da ekliyorum. Araştırmalar da destekliyor beni zaten.

😉

Benim de eski  bir turist anım var. 1976 veya 1977 senesiydi. Arkadaşım Murat ile birlikte Antalya’ya gitmiştik.

Murat sarışın ve kıvırcık saçlı, ben esmer ve dalgalı saçlıydım o yıllarda.

Antalya-1976

Resimde uzun pantalonlarımız var. Neden biliyor musunuz? Mevsimin gerektirdiği gibi şortlarla geziyorduk. Murat sapsarı olduğu için bizi Alman zannediyorlardı. Türk olduğumuzu öğrendiklerinde, ellerine kazma sapı ölçülerinde sopalar alıp “sonra fena olur” diyerek bizi pantalon giymek zorunda bırakan Antalya esnafı yüzünden.

Bakmayın resimde üstümün çıplak olduğuna. Sahile çıkınca tişört giyme zorunluğu da vardı.

🙁

Yaşasın turizm.

.