"başarı öyküsü" etiketli yazılar:

11 Ekim 2012 Perşembe

Rakip battı

En önemli rakibiniz battı.

İlk tepkiniz mutluluk, neşe olur. Onun en iyi müşterilerinden bazılarını artık siz alacaksınız. Onun boşalttığı pazar payının bir kısmı sizin olacak. Cironuz ve kârınız artacak…

Dereyi görmeden paçayı sıvamayın.  (Özellikle e-ticaret ve sosyal medya dünyasında)

😉

Hangi hataları yaptıklarına, hangilerini sürekli tekrarladıklarına bakın.

Tutamayacakları sözler mi verdiler, nakit akışını mı yönetemediler, birbirinin aynı teklifleri her müşterilerine mi sundular, teslimat sürecini mi yönetemediler, mal temini mi aksadı, kalite mi düştü, müşteri hizmetleri mi düzgün yanıt veremiyor, şikayetler sosyal medyaya düşmeden müdahale mi etmediler, her müşteriyi hemen portföylerine mi almak istediler, kadrolarına az maaş verip çok iş mi yüklediler, müşteriye teslim edilen işleri incelemeden çömezlere mi bıraktılar, müşteriyi kazanmaya odaklanıp elde tutmak için ek çabaları mı serfetmediler, neleri yanlış varsaydılar, neler yaptılar…

Büyük ihtimalle bir kısmını siz de yapıyorsunuzdur.

😛

Bağımsız gözle inceleyin. Tarafsız bakmayı beceremiyorsanız, başkasına inceletin. Beyin fırtınaları ile değerlendirin.

Feedback’lerinizi saptayın ve hemen önümüzdeki hafta başlayacak şekilde eylem planınıza koyun.

Gelecek sene, sizin hikayenizi Başarısızlık Zirvesi‘nde anlatmayalım.

😀

29 Eylül 2012 Cumartesi

Başarısızlık Zirvesi

Bir dönem bazı şirketlerin girişimcilik potansiyeli yüksek gençleri anlamlı ücretler vererek işe aldıkları ve içlerindeki cevheri yok ettiği sıkça söyleniyordu. Girişimcilik pompalanmaya başladı. Birkaç başarı öyküsü binlerce kez yazıldı, anlatıldı, seminer ve konferanslarda dinlenildi.

Doğal uzantısı olarak “Kurumsal’da çalışma, girişimci ol” furyası başladı. Hayatında bir gün bile gerçek bir kurumda çalışmamış gençler kulaktan dolma safsataları paylaştı. (Paylaştı diyorum ama, bilmedikleri konuda onlarca yazı yayınladılar desem daha doğru olurdu.)

Bunlardan bazılarının yazılarına yorum yazdım. Aldığım tepkiler üzerine sitelerine bir kez daha bakmadıklarım var. Ama burada tekrar yazayım.

Kurumsal demek, yağ çekmek, torpil yapmak demek değildir. Yağcılık ve torpilin uzun vadeli olamayacağını biliyoruz. 100 – 120 – 150 yıllık şirketler yağcılıkla yürümeyeceğine göre, anlamadığınız (ve öğrenmeye çalışmadığınız) birçok unsur olabileceğini düşünmüyor musunuz? [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7]

Sürdürülebilirlik bazı kuralların olmasını zorunlu kılıyor. Sizin girişiminiz yürümeye başlayınca kurumlaştırmayacak mısınız?

Öyküye geri döneyim… Herkesin girişimci potansiyeli olduğu söylenmeye başladı. Her genç adamın binlerce fikri vardı. O dönemin internet camiası toplantılarında önüne gelene fikirlerini anlatmak moda oldu. Sonra…

Eskinin eleman olgusu girişimci‘ye dönüştü. Çeşitli nedenlerle girişimci değil, iyi profesyonel olabilecek gençler, ardı arkasına bir işlere kalkışıyorlar ve üstü üste başarısız oluyorlardı.

Bu ortamlarda etkinlikler düzenleyen çok sayıda arkadaşla bizzat konuştum. “Başarısızlık öykülerini paylaşalım” dedim. Arkadaşlar nazik cümlelerle “Gençlerin moralini bozuyorsun, girişim yapmaktan korkar duruma getiriyorsun” demeye getirdiler. Sağ olsunlar.

Nihayet bir Başarısızlık Zirvesi yapılacağını duyunca heyecanlandım. Bugün, desteklediğimi göstermek için #basarisizlikzirvesi ne gittim.

Çok az kısmına katıldım. Sevdiğim bazı dostları gördüm. Birçok yazıya konu olabilecek notlar aldım.

🙂

Emeği geçen ve sponsor olup destekleyen herkesin eline, aklına sağlık.

Bir de… Dijital pazarlama ve iletişim camiasının da Başarısızlık Zirvesi yapacağı günleri bekliyorum.

😉

02 Haziran 2012 Cumartesi

Ego / korku / tevazu

Malum GSM şirketiçeşitli iş süreçleriyle ilgili verileri birbiriyle ilişkilendirerek, descriptive ve predictive analizlere olanak tanıyan bir yapı oluşturmak“, “sosyal-CRM, internet’teki verilerin anlamlandırılması ve fırsata dönüştürülmesi” gibi konularda çalışma yapmak istiyormuş.

Her 2 konuda da bana e-posta mesajı gönderen genç arkadaşlar oldu. Benim CRM, S-CRM, veri anlamlandırması, analitik ile karar verme, vb. konularında yazdıklarımı izliyorlarmış. “Kendi şirketleri ile çalışıp çalışamayacağımı” sordular.

Her ikisine de neredeyse aynı yanıtı gönderdim.

 

Benimle temas ettiğiniz için teşekkür ederim. Dediğiniz gibi “descriptive ve predictive analizlere olanak tanıyan bir yapının ancak yüksek kaliteli veriye dayandığı takdirde başarılı olabileceği” fikrindeyim.

Veri kalitesi, verinin anlamlandırılması ve karar amaçlı kullanılması konusunda – sektör ve/veya departman bağımsız – yardımcı olabilirim. Yukarıda alıntıladığım “yüksek kaliteli veriye” ek olarak, verilerin anlamlandırılması (hangi verinin ne gibi konularda fikir / bilgi verdiği) konusunun çok önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. (Şu yazıda bir örnek bulabilirsiniz.)

Anlamlandırmayı iyi yapan ekiplerin, yazılım-teknoloji bağımsız olarak süper verim aldığını, aksine sadece veriye odaklananların başarısız olduğunu defalarca gördüm. Bu nedenle yazılım kısmıyla değil, yönetim ve karar verme kısmıyla ilgileniyorum.

Diğer yandan, şirketiniz ile geçmiş ilişkilerimin olumlu olmaması nedeniyle (gerekçeleri aşağıda) benimle çalışmak istemenizin şirketinizde hoş karşılanacağını sanmıyorum.

  • 341/ SMS yerine telgraf çekmiştir.
  • 686/ CEM konusunda sürekli yanlış yapmıştır
  • 2530/ genclik-bayrami-ve-gnctrkcll
  • 688/ Müşteri değil ürün odaklıdır
  • 2524/ Bir-GSM-degistirme-oykusu
  • 609/  Müsteri-anlayışı yanlıştır.
  • 3825/ Sürekli yanlış kampanyalar, çelişik mesajlar göndermektedir.
  • 3859/ Sürekli yanlış kampanyalar, çelişik mesajlar göndermektedir
  • 3870/ Sürekli yanlış kampanyalar, çelişik mesajlar göndermektedir
  • 4007/ cebimden daha fazla para almak için kötü niyetli davranmıştır.

Benim adımı duydukları zaman, patronlarınızın tüyleri diken diken olabilir. Eğer yine de birlikte çalışmayı düşünüyorsanız, nasıl bir yöntem izleyeceğimizi kısa bir sohbet ile kararlaştırabiliriz.

Görüşmek üzere,

 

Her 2 malum şirket çalışanı da bu mesajdan sonra, olumsuz yanıt bile vermedi. (İşin ilginç yanı, yukarıda yazdıklarımın bir kısmı zaten verileri ne kadar kötü ele aldıklarını anlatıyor.)

Yanlış anlaşılmasın. Malum şirket benimle çalışmak istemeyebilir. Şirketin “Uğur Özmen ile çalışılmayacak” kararı vermesinde hiçbir yanlış yok.

Benim konum tevazu‘yla ilgili… Bu 2 arkadaş, ne kadar korkutuldu ki yanıt yazıp, “sizinle çalışamayacağız” demekten bile çekindiler.

KORKU, ne EGO’ya uyuyor, ne de TEVAZU’ya… Vah yazık…

😛