"dernek" etiketli yazılar:

30 Ağustos 2009 Pazar

“Onlar yöneticilere ait”

Bir mezunlar derneğinin üyesiyim.

Okulun avlusu park yeri olarak kullanılır. Yanında da tesisler… Havuz, tenis, kafe, restoran… Şehrin içinde güzel bir vaha gibidir. Hafta sonları, sabahın erken saatlerinde oraya konuşlanıp, akşama kadar kaldığım olur.

Yine bir Cumartesi sabahı erken saatte gittim. Avluya giriş yasaktı. Bir öğrenci etkinliği varmış. Avluya doğru olan yolda 3 araba park edebiliyor. Erken gelmenin avantajını kullanmak istedim. YASAK denildi…

Dönüp arka sokağa park etmek için 10 – 15 dakika araba kullanılması gerekiyor. Her yer tek yönlü trafik.

🙁

Derneğin her türlü etkinliğini SMS ile haber verirler. Cuma akşamı Jazz gecesi… Salı akşamı 76 mezunlarının yemeği… vb…

  • “Gerekli gereksiz her konuda üyelere SMS gönderirler, Cumartesi park yeri kapalı olduğunu bildirmezler” diye söylendim. (Şu “informatik” konusunu başka yazılarda işleyeceğim.)

😛

Öğleden sonra geçerken baktım. Üç tane araba avlu yolunda park edilmiş. “Hani buraya park yasaktı” diye sordum. “Onlar, yönetimdekilerin arabaları…” denildi.  (Şu  “bu çok olağan, anlamayacak ne var” tonlaması ile…)

🙁

Sorunları çözmek yerine kendi mağduriyetini giderenler, aslında sorunun bir parçasını oluştururlar. Çözüm yaratmalarını beklemek gereksizdir.

😛

21 Mart 2009 Cumartesi

Kırmızı kart nasıl gösterilir

Genel Müdür bir meslek derneğinin başkanı idi. LikeMind gibi, her ay belli bir günde toplanılırdı.

Haber geldi. Yönetim Kurulu, o tarihte toplanmak istemiş. Genel Müdür, Yönetim Kurulu’na katılmak zorundaydı. Bana, gündemi gönderdi. Toplantıda “firmayı benim temsil etmemi” söyledi. Okudum, hazırlandım.

Yönetim Kurulu bir ara verdi. Genel Müdür toplantıdan çıkıp, birkaç konuda önemli mesajlarını hatırlattı.

Ben tam gitmeye hazırken Yönetim Kurulu bir ara daha verdi. Genel Müdür yanıma geldi.

– Gitmene gerek kalmadı.” dedi.

– Siz mi gideceksiniz?”

– Hayır…”

– Öyleyse neden?…”

– Şutlandım…” dedi ayağıyla şut atma hareketi yaparak…

– Nasıl yani?…”

– Kovuldum oğlum… Kovuldum…”

– ???

Sonra anlattı. Yönetim Kurulu’nun gündemi bitmiş. Kapatma konuşması yapılacak. Başkan demiş ki “Bir maddemiz daha var.”

Hepsi bu…

🙁

21 Kasım 2008 Cuma

Rekabet analizi

Müge Cerman‘ın friendfeed’e eklediği bir link aklıma getirdi.

Bir dönem “Pazarlama Yönetimi” dersi verdim. Bir pazarlama yöneticisinin yaşadığı süreçleri anlattım. Sınıfı 3 gruba ayırırdım. Her grup (a) ürün, (b) hizmet, (c) fikir pazarlaması yaparak tüm süreçleri işlerdi.

Ben bütçe anlatmışsam, ertesi ders kendi konularında 10’ar dakika bütçe sunumu; rekabet anlatmışsam, ertesi ders rekabet analizi…

İlk yarım saat, bir önceki ders konusunun seçtikleri örnek üzerinden sunulması ve tartışılması; sonra 1.5 saat yeni konuyu anlatmam şeklinde ders yapıyorduk.

Fikir pazarlayacak grup, “sigaraya karşı” kavramını seçmişti. Rekabet konusunu işlerken onlara sordum. “En büyük rakibiniz kimdir?” Hemen yanıtladılar “Sigara firmaları”
“Yanıldınız” dedim, “onlar var oluş nedeniniz…”

Yandaş zannettikleri “çevre koruma”, “kanserden korunma” hatta “trafik eğitimi” derneklerinin asıl rakipleri olduğunu anlattım. “Sponsor olmamı istediğiniz zaman “neden onlara değil de size para vereyim” sorusunu nasıl yanıtlayacaksınız?” diye sordum.

Aynı pazarı veya aynı kaynakları hedefleyenler rakiptir. Bu kaynaklar, bazen para, bazen arazi, bazen ham madde , bazen de insan olabilir. İşlek bir caddede ayakkabı satmak için dükkan kiralamak istediğiniz vakit, kiraların artmasına neden olduğu için bankalar bile rakibiniz oluverir.

Bir şey daha var. Bira satıyorsanız su da rakiptir, rakı da… Rakı satıyorsanız bira rakiptir, su ise tamamlayıcı üründür.

.