"dijital perspektif" etiketli yazılar:

11 October 2018 Thursday

Deneyim Ölçümü ve Dijitalleşme

Deneyim: Ölçmek Yetmez yazısını,  “Bunun dijital pazarlama ile ne ilgisi var?” konusunu devam yazısında anlatacağımı belirterek bitirmiştim.

Müşteri deneyimini gerçek zamanlı ölçmek için süreç tasarımında yapılması gerekenleri yazıda belirttim.

  • müşteri deneyim yolculuğunu anlamak
  • deneyim sırasındaki duraklama anlarını (örneğin, uçaktan indikten sonra bagaj beklemek veya otelde odanın hazırlanmasını beklemek…) saptamak,
  • tam bu anlarda müşterinin birkaç saniyesinden fazlasını almayacak soruları, doğru kanaldan sormak,
  • alınan yanıtları müşteriyle eşleştirmek (evli ve çocuklu olanların beklentileri, tek başına yolculuk yapandan farklı olacağı için…)

Bunlardan ilk ikisini insan çabasıyla yaparsınız; üçüncüsü ve dördüncüsü ise teknolojinin akıllı kullanımını gerektiriyor.

😉

Üçüncü’den başlayalım: Müşteri deneyiminin tamamını ölçmek istiyorsunuz. Aklınızda soracak onlarca soru var ve siz “müşterinin birkaç saniyesinden fazlasını almayacak soruları, doğru kanaldan sormak” zorundasınız.

Ne yaparsınız?

Müşteriye sormak istediğiniz onlarca soruyu hem öncelik sırasına göre, hem de müşterinin (genç / olgun / yaşlı; veya tek başına tatile giden / ailesiyle tatile çıkan; vb.) alt-segmentlerine göre sıralarsınız. [Bunu da insan emeği ile yapabilirsiniz.]

Bu soruları tam da müşterinin bekleme anında soracaksınız, aksi koşulda yanıt almanız imkansız.

  • Uçağın havaalanına indiği saati biliyorsunuz. Yolcuların hangilerinin bagajı olduğu da sizin kayıtlarınızda var.
  • Hangi hastanın resepsiyondan geçip, doktorun çağırmasını beklediğini de biliyorsunuz.
  • Oteldeki hangi misafirlerin odanın hazırlanmasını beklediğini de biliyorsunuz.
  • …(liste uzar gider.)

Hemen herkes zaten duraklama anı başlayınca telefonunu çıkarıyor. O anda soracağınız 3 – 5 soruya zaman ayırabilir. Yeter ki siz abartıp anket gibi yaklaşmayın. Birkaç saniyede cevaplanacak sorular sorun.

Hangi soruyu, ne zaman ve kime soracağınızı dijital bir zeka yardımıyla oluşturursunuz.

Bagajı olmayan yolcunun duraklama yapmadan arabasına veya taksiye koşacağını biliyorsunuz. Bu durumda ona anında SMS ile ulaşmaya çalışmazsınız, yarım saat sonra e-posta mesajı gönderirsiniz. [Elbette yine birkaç saniyede yanıtlaması için düzenleme yaparsınız. Sadece birkaç soruya yanıt istersiniz.] Burada yine dijital teknolojilerden yararlanırsınız.

Bu sorulardan alınacak yanıtlar çok önemli. Gizli müşteri [a] , [b] gibi kurumun kendi senaryosu veya beklentisi değil, müşterinin gerçek duygu ve düşüncelerini öğrenme şansınız oluyor. Sizin çok önemli sandığınız şey, müşteri açısından pek de önemli olmayabilir; sizin önemsemediğiniz bir konu, çok önemli sayılabilir.

  • Bilgiyi doğrudan müşteriden almak yerine araya gizli müşteri veya fokus grup çalışmaları koymak, ancak dijital pazarlama teknolojilerine yakın olmamak ile açıklanabilir.

😉

Dördüncü maddede “alınan yanıtları müşteriyle eşleştirmek (evli ve çocuklu olanların beklentileri, tek başına yolculuk yapandan farklı olacağı için…)” demiştik.

Müşterinin çeşitli bilgilerinden yola çıkarak tek başına mı, ailesiyle mi yolculuk yaptığını; hangi yaş grubuna girdiğini; cinsiyetini, vb. biliyorsunuz.

Önceden hazırladığınız kurgu içinde (üçüncü madde) sorduklarınızın yanıtlarını [b] bu alt-segmentlere göre dizersiniz. Böylece her bir müşteri grubunuzun duygu ve düşüncelerini (araya aracı sokmadan, doğrudan ve anında) öğrenirsiniz.

Etkileşimin gerçek zamanlı olması ve kime SMS ve kime e-posta ile soracağına karar vermek için dijital teknolojileri kullanırsınız.

🙂

Elbette dijital pazarlama bu birkaç örnekle anlatılamaz. Fazlası var.

Ancak şurası kesin! Dijital teknolojilerin doğru kullanımı olmadan, müşteriden anında geri bildirim alıp, doğru kanaate varmak için kullanamazsınız.

.

17 January 2018 Wednesday

Omni, multi, falan

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programında verdiğimiz Dijital Dönüşüm dersinin bu dönem sonu final sorularından biri “Omni-channel ile multi-channel arasındaki farkı anlatın” idi. Blogda bir örnek de var zaten.

😉

Final sınavına katılmış olan Umut Altun, bu sabah şu mesajı göndermiş:

Uğur Hocam günaydın,

Garanti Bankasının ticari müşterisiyiz. Geçtiğimiz cuma bir ödeme için garanti cep uygulamasına giriş yapmaya çalıştım fakat şifrematik kullanma zorunluluğu geldiğine dair bildirim aldım. 

Uygulama olarak hemen Garanti Şifrematik indirdim. İşe yaramadı. Müşteri hizmetlerine ulaşıp 15 dk sonrasında öğrendim ki şifrematik fiziki bir şeymiş. Ticari müşteriler bunları kullanmalıymış. 3 gün hesaba ulaşamadım. Şubeye giderek şifrematik almam gerektiği söylendi. 

Gittiğimdeyse manzara ekteki fotoğraf oldu.

Telefonumdan bankaya giriş yapabilmek için neredeyse kart büyüklüğünde bir şifrematik verdiler. Bir de ufak çanta gibi bir şeyi var. Anahtarlık yapabilmemiz için ucuna da halka takmışlar…

Artık bunu devamlı yanımda taşımak zorundayım.

Normalde 10 saniyede girebildiğim uygulamaya şu an bilmiyorum kaç dakikada girerim. Dijital dönüşüm dersi aldıktan sonra bu beni oldukça rahatsız etti. 

Uğur Hocam, bankacılıkla alakalı her şeye hakim olan biri olarak bu gerçekten gerekli bir şey miydi? Güvenlik için illaki böyle bir sistem mi olması gerekiyordu?

Umut

Mesajı yayınlamak için izin isteyince, şu mesajı aldım:

Hocam,

Kılıfını da göstermek isterim. 

Kemere falan da takmak için kullanışlı bir tasarım.

Umut

Umut’a bir yanıt veremedim.

Garanti Bankası’nı “zamanda geriye yolculuk” yaptırdığı için kutlamadan önce, haklı gerekçesini öğrenmek ve daha çağdaş bir çözüm olup olmadığını irdelemek isterim.

😉

Bu arada… Dijital dönüşüm dersinin en büyük faydası, mevcut yapıların müşteri odaklılığının ( MOST® ) sorgulanmasını sağlamasıdır.

.

31 August 2017 Thursday

Dönüşüme Başlarken – 2

Dün, Dönüşüme Başlarken diye yazmaya çalıştım.

Bir şeylerin değiştiğini seziyorsunuz ama sizi nasıl etkileyeceğini bilmiyorsunuz. İşte tam o “sıfırıncı aşama” dediğimiz zaman dilimini anlatma çabasındayım.

Dünkü yazıyı “Sektörünüzde değişim çok yavaş oluyorsa, bu fırsatı kullanın. Bu sıfırıncı aşamada değişim için harcayacağınız tek şey ZAMAN” diye bitirmiştim. Bugün, o zamanın değerlendirilmesi konusunda önerilerimi sunacağım.

🙂

Sıfırıncı aşamada zamanı ne kadar etkin kullanırsanız, yıkıcı / bozucu (disruptive) değişime o kadar iyi hazırlanırsınız.

İlk olarak trendleri okumaya ve anlamaya zaman ayırın.

Dünyada

  • Genelde neler olduğunu (sektör bağımsız olarak), yani global trendleri;
  • Sizin sektörünüzde neler olduğunu, yani sektörel trendleri;

izleyin ve inceleyin. Hatta bir düşünce grubu (think tank) oluşturup aranızda tartışırsanız, çok daha iyi olur. Böylece, kişisel önyargılardan kurtulmuş olursunuz. Ayrıca çok sayıda konuyla, eş-zamanlı olarak ilgilenebilirsiniz. (Örneğin, aranızda birileri AI (yapay zeka) ve/veya AR (yapay gerçeklik) ve/veya blockchain’in sektörünüzde neleri nasıl değiştireceği konusunda çalışma yapıp sizlere anlatabilir.)


Dikkat:

  • Girişimciler için söylenmiş (maalesef kimin söylediğini hatırlamadığım) güzel bir söz var: “Trendlere dayalı bir fikir ile gelmeyin. Eğer trend olmuşsa, zaten birileri çoktan o trene binmiş ve yola çıkmıştır.”

Siz girişimci değil de bir kurumun yöneticisiyseniz, öne geçmeyi şimdilik bırakın, bari Dünya’da genelde ve sektörünüzde mevcut durumu anlamaya çalışın.


Danışmanlık kurumları ve teknoloji yayınları gerek global, gerekse sektörel trendleri sıkça yayınlıyorlar. Bu kaynakları okumaya, anlamaya ve etkilerini yorumlamaya zaman ayırın. “Dünya’da ve Türkiye’de neler oluyor” konulu çalışmaları [d] , [b] takip edin.

Yukarıda “Dünyada (sektör bağımsız olarak) genelde neler olduğunu izleyin ve inceleyin” demiştim. Neden “sadece sektörünüze odaklanın” demiyorum, biliyor musunuz? Bozucu (disruptive) değişimler çoğunlukla sektör dışından geliyor da ondan.

Geleneksel rekabet ortamlarında, sektörün büyük oyuncusu olan kurumlar bırakın sektör dışından benchmark yapmayı, tüm sektörü bile incelemez. Sadece kalburüstü birkaç tane rakiplerini izleyip, onlara göre davranırlar. Bu şekilde on yıllarca yaşayabilirler.  (Sektörün küçük oyuncularının çok işine gelen bu durumu ancak diğeri gibi düşünerek aşabilirsiniz.)

Oysa değişimler sadece küçük oyunculardan değil, artık başka sektörlerden de geliyor. Bu durumu kontrole alamazsınız ama, erken teşhiste bulunabilirsiniz.

Kendinize çeşitli sorular sorarak başlayın:
(Her önermeye yine gazete örneği çerçevesinde devam edeceğim. Siz kendi sektörünüze uyarlayın.)

İlginç dijital fırsatlar ve tehditler nerelerden geliyor?

Birçok kurum kendini kandırır. Özellikle vizyon ve misyon cümleleri kendimizi kandırmak için en faydalı araçlardır. Fırsat ve tehditleri anlamak için önce işimizi, varoluş nedenimizi iyi anlamamız gerekir.

  • Gazeteleri incelediğimizde, “reklamverene okurlarını satan kurumlar” diyebiliriz. Siz de kendi ana işinizi aynı yalınlıkta düşünün. Gerçekten ne iş yapıyorsunuz?
  • “Gazetelerin gelir kaynakları neler?” diye düşününce reklamverenler diyeceksiniz. Bireysel satış gelirleri, maliyetinin beşte, altıda biri. Sizin gelir kaynaklarınız neler?
  • Sosyal mecraların bireylerle temas etmek için daha cazip olması ve doğru hedefleme yapabilmesi, “reklama yatırdığımız paranın yarısı boşa gidiyor da, hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyoruz” diyen reklamverenleri memnun ediyor. Gazetelerin karşısındaki önemli kavram kişiselleştirme. Sizin karşınızdaki en önemli kavramlar neler?
  • Aslında bu noktaya gelindiğinde gazeteler geç kalmışlardı. İlk kişiselleştirilmiş marka iletişimi bankalar ve GSM operatörleriyle başlamıştı. Onlar işlerini iyi yapamadılar.

BigData-EmarsysAkademi

Bu yazı, Emarsys Akademi’deki Big Data konulu
konferanstan sonra, etkinlik notlarını paylaşan
Mehmet Emre Baş’ın yazısından alıntıdır.

  • Bankalar ve GSM operatörleri, kişiselleştirilmiş iletişim nedeniyle reklamverenlerden bütçe almaya başladığında uyanan gazete yöneticisi olmuş muydu? Sizin sektörünüzde ilk ufak kıpırdanmaları anlayacak ve yorumlayacak durumda mısınız?
  • Gazetelerin küçük ilanlarının yerine Craig List ve haberlerin yerine Huffington Post gibi oluşumlar ortaya çıktığı zaman, tehdit artık belirginleşmişti. Sizin sektörünüzde ayan -beyan olmuş gelişmeleri – hiç değilse – yakından izliyor musunuz?

con-primeroestrategia

Dijital değişim (hatta sektörün yıkıcı değişimi) ne kadar hızlı ve ne büyüklükte olur?

“Web bize bir şey yapamaz” tavrının sonrasını gazeteler için izledik. Birçok sektördeki değişimleri ilk yazıda sıralamıştık. Hiç değilse bazı değişimler yaparak yaşamaya ve gelirlerini sürdürmeye başlayan gazeteler var. Bazı sektörler, daha da şanssız.

Değişim bazı sektörleri kesinlikle ortadan kaldırıyor. Harita yapan, basan ve satan bir işiniz varsa, ortadan kalkması kaçınılmaz. (Daktilo veya kamera ve film kağıdı veya kaset ve kaset-teyp üreticileri gibi.)

Üstelik artık haritalar – hatta adresler – 3 boyutlu olmaya başlıyor. Bir e-ticaret sitesinden satın aldığınız nesnenin apartmanın 5’inci katındaki balkonunuza gelmesini istiyorsanız, yükseklik bilgisi önemli. Bunu teslim edecek drone’un size gelirken başka bir binaya çarpmaması için de yükseklik önemli.

Bazen değişimler, sizin önüne geçip yönlendireceğiniz ölçüden daha büyüktür. O zaman ilk fırsatta bu işten çıkmayı bilmelisiniz. Eczacıbaşı’nı örnek alın. Soyadlarını aldıkları ilaç sektöründen çıktılar. Bu aşamada tutuculuk yapmak, batışınıza neden olabilir.

Eğer bir fırsat varsa, bu fırsatı yakalamanın ve kaynakları buna göre yeniden düzenlemenin en iyi yolu nedir?

Daha önce onlarca yazımda vurguladığım gibi, müşteri deneyimini ve değişen müşteri beklentilerini gözden geçirerek başlayın. İsterseniz 1964 tarihli Pazarlama Miyopluğu makalesinin özetine bir göz atabilirsiniz. Airbnb, Uber ve benzerlerine ilişkin temel kavramları orada bulacaksınız. Bu doğrultuda farklı seçenekleri düşünebilirsiniz.

  • Uçtan uca bir deneyim için platform(lar) [1] , [2] yaratabilir veya stratejik iş ortaklarının platformlarında yer alabilirsiniz..
  • Yeni nesil tüketiciler için kendi rakibinizi kendiniz yaratabilirsiniz. (Bunun en güzel örneği en-para.com‘dur. Zamanında Finansbank’ın yaptığı hamle genç müşteriler için bir aşk markası yaratmıştır.)
  • Farklı müşteri segmentleri için farklı uygulamalar geliştirebilirsiniz. Web’den ısmarla, seçtiğin dükkandan al; yalnız XXXL ölçülerde pembe giysi geldiğinde haber ver; kendi markanla değil, hedeflediğin yaşam evresi ile anılmaya çalış; vb…
  • Fırsat ve tehdit yaratabilecek girişim ve start-up’ları, daha tohum aşamasında öğrenmeye çalışabilirsiniz. (Bunu bir sonraki yazıya bırakalım)

😉

Sıfırıncı aşamada zamanı etkin kullanırsanız, değişimden korkmazsınız.

[Devamı var]