"Dışbank" etiketli yazılar:

04 Aralık 2018 Salı

IT ve Pazarlama

Dün, World Marketing Summit‘de, pazarlama gurusu Philip Kotler konuşmalarından birinde “Pazarlama Yöneticisi, Finansman Yöneticisine yakın durmalı. Ne de olsa, parayı Finansmancı yönetiyor” dedi. Bence çok yanlış bir cümle.

Eğer birine yakın duracaksa, Teknoloji’ye yakın durmalı. 21’inci yüzyılda, dijital pazarlama çağında…

Diğer açıdan bakarsak bu cümle, kurum içi silolaşmayı çok özendiriyor. Bu açıdan da karşıyım. Birçok kurumda “C düzeyinde biri “Biz pazarlama olarak…” veya “Biz finansman olarak” diye konuşmaya başlarsa, o düzeydeki son konuşması olur. C düzeyi, siloların değil, kurumun çıkarlarını konuşmalıdır” denilmeye başlandı.

  • Tek bir cümle ile yargılamayalım. Ben cımbızladım ve sadece bir cümleyi bugünün konusu olarak seçtim. Aslında çok şey konuşuldu. En çok da Philip Kotler konuştu. Zaten onu bir kez daha görmek için gitmiştim.
  • Tuttuğum notları da paylaşacağım.

Bu vesileyle defalarca gördüğüm, bir o kadar da arkadaşlarımdan duyduğum bir pazarlama – IT ilişkisini anlatayım.

Teknoloji ekibi yazılımları ve ekran tasarımlarını seçmiş. İş birimleri itiraz ediyor ama onları dinleyen kim.

Bana sorduklarında, şöyle başlıyorum:

– Eyyy Teknoloji ekibi. Siz neden kendi tasarımlarınızda ısrar ediyorsunuz?
– İş birimleri anlamaz. Biz doğrusunu yaparız.
– Sizin yaptıklarınızı iş birimleri kullanmazsa kim zarar eder?
– Kullanmak zorundalar. Başka çareleri yok.
– Neden onların istediği gibi tasarlamıyorsunuz?
– O zaman maliyetli oluyor.
– Tasarım sürecine onları katsanız ve dinleseniz olmaz mı?
– O zaman proje uzuyor.

Sonuçta IT kendi kolayına gideni (iş birimlerini umursamadan) hayata geçiriyor. Sonuçta, yapılacak işler listesine “bir tık atmış” oluyor. Güya proje uzamıyor, ama iş birimleri seve seve değil diğer yöntemle kullandıkları için benimsemiyor, şikayetler azalmıyor. Müşteri ile temas edenlerin mutsuzluğu elbette müşteriye de yansıyor.

Benzer uygulamalardan birinde, Teknoloji ekibinin yaptığından memnun olmayan banka şube müdürü durumu bana şikayet etmişti. “Genel müdürlüğe şikayet etmekten korktuğunu” da söylemişti.

Aradan yıllar geçti, hâlâ iş birimlerini dışarıda bırakan IT bölümleri var.

🙁

Geçen hafta bir tane daha duydum. Dışbank’da birlikte projeler yaptığımız IT ekibine tekrar teşekkür ettim.

İyi ki vardınız ve birçok güzel projeyi birlikte tamamladık.

.

28 Eylül 2011 Çarşamba

… laleler …

İş hayatında erkek giysilerinin yelpazesi pek geniş sayılmaz. Kendini ifade edeceğiniz seçenekler çok sınırlıdır.

Bankacılık‘ta görsel tutuculuk daha da ileri gitmiştir. Kravat zorunludur; lacivert,  külrengi ve siyah dışında takım elbise giyilmez; unvan artınca gömlek kolları manşetli olmaya başlar, kol düğmesi – ki çalışma performansı açısından çok rahatsız edici bir şeydir – takılır; ayakkabılar bağcıklı ve önü işlemeli seçilir; vb…

Bu yapay zorunlu seçimler, gömlek rengini de belirler. Size kravatınızdan başka pek seçenek bırakmaz. (Aslında büyük çoğunluk, eğik çizgili kravatları takar. Yüzleri değiştir, gerisi aynı olurlar.)

Ben yıllardan beri farklı kravatlar seçmeye özen gösteririm. Gittiğim ülkelerde gezecek zaman bulursam, ara dükkanlardan veya sokak satıcılarından kravat alırım.

😛

Bankanın IT ekibinin, iş birimlerinden anlamsız talepler geldiği zaman “bakalım laleler yine ne istemiş” dediğini öğrendim.

  • Buradaki “lale” kelimesinin ne anlama geldiğini okuyucuların bildiğini var sayıyorum.

Yandaki resimde görülen laleli kravatları, bir Hollanda yolculuğunda almıştım. Zor ama verimli iş isteklerini IT’ye anlatmak için yapılan toplantılarda bu kravatları takmaya başladım.

😉

Aslında IT ekibiyle çok iyi anlaşıyorduk. Hatta başka ekiplerin proje istekleri olduğunda “önce Uğur Özmen’le konuşup birlikte çalışma yöntemini öğrenin” diyorlardı.

Ama yine de o kravatlarla gidiyordum.

“Bu fikir hangi laleden çıktı yine?” diye sorarsınız diye, baştan hazırlıklı geldim” demek için.

  • Bu vesileyle birlikte çalıştığım ve çok milyon dolarlık çok sayıda projeyi başarıyla kotardığımız tüm IT’ci arkadaşları (başta rahmetli Meral ve Şenol olmak üzere) teşekkürlerimle anıyorum.

.

19 Nisan 2011 Salı

Araklamak / Benchmarking

Bir dönemler kredi kartı puanları ile canınızın istediğini alamıyordunuz. Bankaların hediye puan kataloğu vardı. Oradaki hediyelerden birini seçmek zorundaydınız. Üstelik, puan tamam olana kadar da beklemek gerekiyordu. “Yetmiyorsa, üstünü kredi kartımla ödeyeyim” deseniz, olanaksızdı.

Yukarıda örneğini gördüğünüz kataloğu ve başvuru sistemini internete aktarmaya karar verdim. Ekiptekilerden çalışmalarını istedim.

Bir süre sonra, bana hazırladıkları ekranları gösterdiler. Berbattı…

– Bunları nasıl hazırladınız” diye sordum.
– Yerli ve yabancı bankaların katalog sitelerine baktık” dediler.
– Internetten alışveriş sitelerine bakmadınız mı?
– Hayır
– Neden?
– Onlar banka değil ki?
– Yaptığımızın “para yerine puan” kullanmaktan başka ne farkı var?

🙂

Bazıları AR-GE deyince “arakla getir” anlıyor. Hiç değilse doğru kavramları araklasalar.

😛

Not: Kağıda basılı katalogların nasıl ortadan kalktığını merak ediyorsanız, şuraya bir göz atıverin.

😉