"e-ticaret" etiketli yazılar:

03 Şubat 2019 Pazar

Amazon’un Olumsuz Gidişi

Amazon’un nasıl aşk markası olduğunu yazmıştım. Amazon yıllardır “müşteri deneyiminde en başarılı örnek” diye anılıyordu. Ben de derslerimde ve eğitimlerde, Amazon örnekleri veriyordum.

Son zamanlarda aksi yönde çok fazla yazı okuyorum. Müşteri deneyimi konusunda, Amazon hakkında olumsuz yazıların sayısı hızla artıyor. Bunlardan biri Customer Think‘de yayınlandı.

Bu yazıda yazar, İyi, Kötü ve Çirkin üçlemesi üzerinden üç Amazon deneyimini paylaşıyor.

İyi-ce dediği deneyimde, Amazon’dan izlemek istediği filmlerle ilgili bir deneyimi anlatmış. Önce senaryoları katı ve sınırlı bir “aptal” chat bot nedeniyle sorunu çözemiyor. Yazarın sorunu oradaki senaryolara uymuyor. Sonra çabalarla bir insana ulaşıyor. Çözüm olarak “Paranız iade edilecek” yanıtını alıyor.  “Benim derdim paranın iadesi değil, bu sorunu gidermeniz” diye ısrar ediyor. Sonunda amacına ulaşıyor.

Müşteri deneyimi uzmanlarından biri olduğu için, sonu iyi biten bu deneyimin her aşamasındaki yanlışları ve süreçteki kötü noktaları da vurguluyor.

  • Amazon, benzersiz müşteri deneyimi sunmak değil müşteri etkileşim maliyetlerini azaltmak için chat bot kullanıyor;
  • Müşteri Destek Birimi performans ölçütü, çözülen sorun değil de konuşma sayısı olduğu için, “parayı iade edelim” deyip kapatmak eğiliminde…

*

Kötü deneyimde, zamanında teslim edilmeyen bir elektronik alet konusundaki serüvenini anlatmış. İki gün içinde teslim yazıyormuş. Ismarlamış. Teslimatta uzun süre gecikmeler olmuş. Yazar, ilk talebi iptal etmiş ve yeniden aynısından ısmarlamış. İkincisi vaad edilen zamanda gelmiş.

Para iadesinin hesabına geçmediğini göründe Amazon’a başvurmuş. Önce yine chat bot ile karşılaşmış. Bir insan ile görüşmek istemiş ve dakikalar sonra ulaşmış. Para iadesi için Amazon ambarında ürünü bulmaları gerektiği, ancak o zaman iadenin geçerli sayılacağı ve para iadesinin gerçekleşeceği söylenmiş.

Teslim tarihi sözünü tutmayan ve malı teslim etmeyen Amazon var. Hiç malı görmemiş birinin parasını geri alması için kendi belirsiz süreçlerini bahane olarak söylüyor. Yazar şöyle yorumluyor:

  • Hızlı büyüyen kurumlar gibi Amazon da artık kendi yöntemlerine, işlemlerine ve süreçlerine odaklanıp, müşterimi deneyimini ciddiye almamaya başlamış

*

Çirkin deneyim şöyle olmuş. Yazar, yakınlarına yılbaşı hediyesi olarak elektronik eşyalar almış. İçlerinden biri, bu ürünlerde artık indirim olduğunu görmüş. “Fazla ödediğini geri almasını” söylemiş. Diğerleri de ona katılmış.

Yazar, insana ulaştıktan sonra sorununu aktarmış. Yasa gereği ürünleri Amazon’a göndermek ve parasını iade almak için 28 günü daha olduğunu hatırlatmış. İade edip, yeniden aynı ürünleri daha ucuza ısmarlamak yerine, aradaki tutarın ödenmesini veya “hediye kartı” ile verilmesini söylemiş.

Böyle bir uygulama olmadığı yanıtını almış. Bunun üzerine ürünleri iade edip, aynısından daha ucuza ısmarlamış ve yeni ürünleri almış.

Böyle uygulamamız yok” karşılığında Amazon:

  • Birçok ürünün iade kargo parasını ödedi;
  • Bir çok ürün için iade işlemi yaptı – hem ürünler ambarda yerlerine döndüler, hem de sistemde birçok işlem yapıldı;
  • Çok sayıda ürün yeniden bir araya getirildi;
  • Bunların teslimat bedelleri ödendi;
  • Hem birçok maliyet yarattı, hem de müşteri güvenini sarstı.

Yazar, “Açıkçası, bu aptallığı anlamıyorum. Kendini ayaklarından vurmak, Brexit’le somutlaşan dar görüşlülük ve saçmalığın benzeri“demiş.

*

Beni çok mutlu ve hevesli bir müşteriden mutsuz müşteriye döndürdü. Öylesine mutsuz oldum ki, bunu herkesle paylaştım. Amazon’a devam eder miyim. Uygun olursa EVET. Daha iyi biri çıkar çıkmaz yenisine giderim.” diye yazmış.

Yazının altındaki yorumları da okudum. “Brexit aşağılaması“na takılan bir kişi dışında hemen herkes, Amazon’un müşteri deneyiminin kötüye gittiğini belirtmiş.

😉

Son zamanlarda, tanıdığım (Türkiye dışı) Amazon kullanıcıları da müşteri hizmetlerinde ciddi bir düşüş olduğunu söylediler.

Yukarıda farklı ürünler ve farklı süreçler söz konusu. Bunca farklı süreçten müşteri açısından en rahatsız edici ve/veya en sık rastlanır olanı seçip düzeltmek gerekir. Şurada yazıldığı gibi…

🙁

Perakende (B2C) müşterilerle durum bu.

Tedarikçi (B2B) kısmındaysa, tekelleşme eğilimi ve platform’u oluşturan tedarikçilere, kendi markalı ürünleriyle (PLC) rakip olmak da ayrı bir yazının konusu. Bence Amazon, iki ayrı yönden kendi ayaklarına kurşun sıkıyor.

.

02 Şubat 2019 Cumartesi

Temas Noktası ve Reklam

Müşteri deneyimi sürecinde, marka ile müşterinin temas ettikleri çok sayıda nokta oluyor. Bazı markalar, bu temas noktalarında fark yaratıyor ve Gerçekleşme Anı (veya Etkileşim AnıMoment of Truth) olarak isimlendiriliyor.

  • Gerçekleşme Anı (Moment of Truth) konusunda [1] , [2][3]  yazılarının okunmasını öneririm.

😉

E-ticaret’te müşteri deneyimindeki önemli temas anlarından biri kargo ile gelen paketin açılma anıdır. İstediğim ürün geldi mi, renk ve ölçüler tam istediğim gibi mi, elbise üzerime olacak mı, paketim yolda hasarlandı mı, vb… gibi birçok düşünce ve (heyecan, endişe, merak, umut) duygu bir arada yaşanır.

Amazon, bu an’da deneyimde bir fark yaratmak yerine, müşterinin kutuya gösterdiği ilgiden başka şekilde yararlanmayı düşünmüş. Kutu üzerine reklam almış.

Kutu içine reklam broşürü koyulduğunu görmüştüm. Kutu üstünde bu şekilde bir reklamı ilk defa gördüm. (Bunu da bizzat kutuda değil, Özgür Alaz ve Aykut İbrişim sayesinde Twitter’da farkettim.)

  • “Başarılı matbaa işleri hâlâ prim yaptığını “
  • “Doğru hedef kitle seçimi olduğunda işe yarayacağını”
  • “Okunmadan silinen e-posta mesajlarıyla kıyaslandığında dikkat çekeceğini”
  • “Amazon’un reklam gelirlerini arttırmak için her şeyi yaptığını”
  • “İnsanların kutuya değil içine odaklandığını, dolayısıyla reklamın boşa gideceğini”

söyleyebilirsiniz (Bunlar yorumlarda tartışılmış)

😉

ABD’de, özellikle güneye doğru inildiğinde, sedan tipi arabalardan çok bizde jip diye tanınan arabaların kullanıldığını görmüştüm.

Şahsen, doğru hedef kitle seçimi yapıldıysa çok işe yarayacağını düşünüyorum.

.

18 Aralık 2018 Salı

2018’i Kapatırken

Dün akşam, imi Conferences tarafından düzenlenen “2018’i Kapatırken – E-Ticarette rakamlar konuşuyor” etkinliğine katıldım.

İlk panelde

  • E-Bebek Genel Müdürü Halil Erdoğmuş
  • Sefamerve CEO’su Metin Okur
  • LC Waikiki Genel Müdür Yardımcısı Salih Yılmaz
  • Moderatör: T-Soft CEO’su Ömer Arıkan

vardı.

2018 ciroları ve satış adetleri, mağaza ve e-ticaret karşılaştırmaları, iade oranları, ihracat oranları, e-ihracat’ın zorlukları, gittikleri bazı ülkelere özel durumlar, 2019 hedefleri konusunda sakınmadan (birçok toplantıda, kurumların vermekten kaçınacağı) rakamları söylediler.  Ayrıca genç e-ticaretçilere önerilerini, dijital ajanslar ve influencer pazarlaması ve blogger ahlâkı konusunda görüşlerini de son derece samimi şekilde aktardılar.

  • Bunları da paylaşmak istiyorum. Ancak sırada 30 Kasım’da katıldığım People Make The Brand; 4 Aralık’ta katıldığım Dünya Pazarlama Zirvesi konularında bazı notlar da var. Zaman bulursam, tuttuğum notlardan, paylaşmaya değer bulduklarımı yazacağım.

Bu kadar samimi panelde dinleyicilerin sordukları sorular beni şaşırttı. Daha önce bir yazımda “soru sorma eğitimi” vermekten bahsetmiştim. Yine “deja vu” yaşadım.

E-ticarete yeni yeltenen girişimciler -sanırım- “e-ticaret sadece reklamla büyür” inancındalar. “100 liranız olsa nerede reklam yaparsınız?” diye soruldu. Konuşmacılar “denemelerle en uygun yerin bulunması, 1 koyunca 10 alacak mecranın seçimi için deneme yapılması” önerisini tekrarladılar.

  • Burada kilit kelime “tekrarladılar“; zaten söylemişlerdi. “Kafanızı reklama takmayın, müşteri deneyimine odaklanın” da demişlerdi. Konferansa gidenlerin kafalarında birkaç soru olması iyi bir şey. Ancak bu soruya yanıt olacak birçok öneriyi dinlememeleri ve kafaları o soru ile meşgul olduğu için, bilgilerini artıracakları bunca açıklamayı kaçırmaları… Yazık.

Bir başka soru “Ürün reklamı mı, marka reklamı mı?” idi. E-Bebek Genel Müdürü Halil Erdoğmuş, ders malzemesi olacak nitelikte bir yanıt verdi. “Ürüne veya markaya değil, müşterinin duygularına… “Bebeğinizi 5 dakika daha fazla uyutmak ister misiniz?” veya “Bebeğinizin sağlıklı beslenmesi için…” veya “Bebeğinizin zekasını geliştirecek…” gibi.  Elbette aldatıcı olmamak koşuşuyla…

  • Pazarlamanın temel noktalarından ve artık hemen her yerde yazılan müşteri deneyimi kavramlarından habersiz ama e-ticaret girişimcisi olmaya hazır birilerinin olması, 2019 tahminlerimden birinin geçerli kalmasını sağlayacak. Bu vesileyle hatırlatayım. Şöyle yazmıştım.

Onsekizbinyediyüzaltmışsekizinci e-ticaret sitesi açmayı “girişimci olmak” sananlar var olmaya devam edecek. Hiç ticaret bilmeden, hiç stok taşımadan, hiç üretim yapmadan, hiç risk üstlenmeden… sadece akıllı ilişkiler kurarak girişimci olunabileceğini söyleyenler de olacak, onlara inananlar da…

En azından bir kehanetin doğrulanacağını gördüm. Maalesef sevinemedim.

🙁

Konferansa katıldığıma ve rakamlarla desteklenen açıklamaları dinlediğime çok sevindim. Yeni e-ticaret girişimcilerinin (tüm samimi uyarılara rağmen) akıllarının başka tarafta olduğunu gördüğüme üzüldüm. Sanırım yine “Girişimci olmayanı dövüyorlardı. Biz de bu nedenle…” diye başarısızlık öykülerine [1] , [2] , [3] konu olacaklar.

Gerçekleri ve düşüncelerini bu kadar açıkça ifade eden e-ticaret ustalarını kolay bulamazlar. Keşke dinlemeyi bilselerdi.

.