"eğitim" etiketli yazılar:

05 Kasım 2018 Pazartesi

Kategori ve Filtreleme

31 Ekim tarihinde blogun okurlarından Sayın Hatice Mirza’dan şu mesaj geldi.

Merhaba Uğur Bey,

Sizi internet sitenizden tanıyorum ve yazılarınızı zevkle okuyorum. 

Örnek olarak kullanabileceğiniz bir mobil site deneyimimi anlatacağım. 

Fxxxxx Nxx bir kadın giyim markası ve amacım ceket almak. Giysi adı altında  pantolon, ceket, etek bluz ne varsa hepsini tek başlıklandırmışlar. Tıklayınca kategorilere ayırma seçeneği yok. Arayışım başarıya ulaşmayınca “asistan” olarak nitelendirdikleri canlı olmadığını sonra fark ettiğim desteğe tıkladım. Seçenekleri kendisi sunuyor. Ve en son ulaştığım nokta görselde. Son verdiği 5 seçenek harici seçim yapamıyorum. Hiç kullanıcı dostu değil. 235 ürüne birden bakıp aralarında ceket aramaktansa sayfayı kapattım ve size bu maili yazıyorum. Cc’ye onları da ekleyeyim belki sayfanızdan bilgi sahibi olup sitelerini düzenleme yoluna gidebilirler.

Bu alanda çalıştığınız ve uzmanlığınızı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Hatice hanım, bir ekran görüntüsünü de paylaşmış:

🙂

Geçtiğimiz hafta oldukça yoğun eğitimlerim vardı. Milyonlarca müşterisi olan bir kuruma “Veri ve Büyük Veri ile Pazarlama” konusunda eğitimler verdim, bir Dijital Pazarlama kursunda “Sosyal Medya Verilerinin Kullanımı” eğitimi verdim. Pazar günleri zaten Bilgi Üniversitesi’nde Mine Könüman ile Ürün Geliştirime ve Serhat Akkılıç ile Dijital Dönüşüm dersleri veriyoruz.

Bu nedenle konuyla ilgilenmem biraz zaman aldı.

🙁

Sözü geçen e-ticaret sitesine cep telefonumdan girdim ve “mavi ceket” diye aradım.

  • 1 mavi ceket
  • 1 mavi pantalon
  • 1 pembe ceket
  • başka bir renkte ceket
  • ekose bir ceket
  • mavi kaban

sıralandı. Ekran tasarımı o kadar kötüydü ki, her seferinde tek bir resim görünüyordu.

Daha sonra masa üstü bilgisayarla durumu kontrol ettim. Daha geniş ekran olduğu için ilk 6 teklifi eş zamanlı görüntülemesi dışında pek bir fark yoktu. Aradığınızın benzerleri bile anlamlı şekilde sıralanmıyordu.

Aklıma Amazon’un “zaman ve kullanılan cihaz” ilişkisini araştırdığı ve ekran görüntülerini müşteri deneyimine uygun tasarladığını anlattığı çalışma geldi.

Henüz bu yazıyı yayına hazırlamamıştım. Fxxxxx Nxx’dan Hatice hanıma (cc’de bana) bir yanıt geldi.

Değerli Müşterimiz,
Tüm ürünlerimizde renk beden ve fiyat olarak filtreleme yapılabilmektedir.

Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür eder iyi günler dileriz,
Saygılarımızla,

Yukarıdaki “şakaysa komik değil, ciddiyse çok komik” denilebilecek olay ve iletişim için Fxxxxx Nxx internet sitesini yapanlara söylenecek çok şey var ama 2 tane öneri ile yetineceğim:

1 – Kategori ağacı oluşturun. E-ticareti özümsemiş sitelerde her bir ürün için  kategori, renk, boy, genişlik, kumaş cinsi, kol veya bacak uzunluğu, yapıldığı malzeme, vb… içeren arama kolaylıkları varken sizin kısır yönteminiz, müşteriyi uzaklaştırmaktan başka işe yaramaz.

2 – İletişim dilinizi değiştirin. Müşteri geri bildirimlerini hiç umursamayan tavrınız da müşteriyi sizden uzaklaştırır. Celil Öker‘a ait olduğunu sandığım şu cümle işi anlatıyor: “Sevgiline mektup yazıp da “anlamadı salak, oysa ne güzel yazmıştım” diyorsan, kendini kandırıyorsundur.” Sitede hasbelkader bir özellik varsa ve biz müşteriler bunu bulamıyorsak, senin yanlışındır. (Ya da öyle bir kolaylık yok ama sen bilmiyorsun ki bu daha kötü.)

Bizi e-ticaretten uzaklaştıran bu gibi oluşumlara başarılar dile(ye)miyorum.

🙁

13 Eylül 2018 Perşembe

Armut Piş…

Dijital pazarlama eğitimi programlarından birinde, sosyal medya verilerinin pazarlama amaçlı kullanımı Sosyal CRM eğitimi veriyorum.

Bana ayrılan 3 saat içinde, veriye dayalı düşünmeyi, CRM’in temel noktalarını, veri anlamlandırmayı, yaşam boyu değer kavramlarını ve sosyal medya verilerinin pazarlama amaçlı kullanımını anlatmaya çalışıyorum. Yoğun oluyor ama katılımcılar hemen her seferinde memnun ayrılıyor.

😀

Eğitime başlarken, “Bilgisayarlarınızı açmak zorunda değilsiniz. Önümüzdeki 3 saat boyunca anlatacaklarımı liste halinde ilettim. Eğer anlattıklarımdan kuşkunuz varsa, doğru söyleyip söylemediğimi anlamak için araştırmak dışında internet bağlantısına ve bilgisayarınıza ihtiyacınız olmayacak” diyorum. “Dinleyin, not alın, sorular sorun…” diye ekliyorum.

Verdiğim listenin görünümü yaklaşık şöyle:

Elbette bu kadar az değil. 180 dakika için yaklaşık 90 – 100 tane link var. Anlatacağım içerik hakkında hemen her şey orada yazılı…

Eğitim programını düzenleyen kurum zaten listeyi tüm katılımcılara önceden göndermiş durumda. Anlatırken de sıkça hatırlatma yapıyorum.

🙂

Örneğin ilk sayfalardan biri şöyle:

Bu sayfayı anlatırken “Eğer bir sayfanın alt köşelerinden birinde 3 veya 4 haneli sayı görürseniz, şu anlama geliyordur. www.uzaktanCRMegitimi.com’a girip eğik çizgiden sonra o sayıyı yazarsanız, örneğin [bunları tahtaya yazarak] www. uzaktanCRMegitimi.com/8348  bu sayfayı anlattığım yazıya ulaşırsınız

Eğer daha önce yazmadığım, dolayısıyla içeriğini link ile paylaşamayacağım bir konuyu anlatırsam, “Bunu hiç yayınlamadım. Sayfanın resmini çekebilirsiniz” veya “Buradaki temel kavramlar şunlar, bunu mutlaka not alın” diye mutlaka belirtiyorum.

Genellikle “sunumları paylaşıyor musunuz” sorusu, (bazen birkaç kere) tekrar soruluyor. “Anlattığımın tamamına dair içeriğe ilişkin tüm bildiklerimi zaten paylaştığımı” ve “linklerin onlara şimdiden verildiğini” tekrarlıyorum. “Sunumda açıklama olmayan birçok resim var. Ama öğrenmek istiyorsanız, içerikler elinizde” diye vurguluyorum.

🙂

Eğitim bittikten sonra bazen ilginç [1] , [2] , [3] mesajlar alıyorum. Son gelen mesaj:

Merhabalar Hocam, 

Cumartesi günü vermiş olduğunuz eğitimin slaytını bize gönderebilir misiniz? Bize eğitim şirketi tarafından sadece linkler geldi. Eğer bana gönderirseniz ben tüm arkadaşlara ileteceğim.

Eğitim hayatınızda başarılar dileriz

Bu arkadaş muhtemelen 3 saatlik dersin son yarım saatinde sınıfa giren kişi. Yukarıda yazdıklarımı en azından 3 – 4 kere söylediğimi bilmiyor.

Ayrıca fevkalade yardımsever… Her katılımcıya ayrı ayrı ( 😛 ) içerik göndermek zahmetinden beni kurtarmaya çalışıyor. Sadece ona göndermem yeterli olacak.

😉

Derste bu konunun birkaç kez gündeme geldiğini ve öğrenmek için listedeki bağlantılarda gerekli bilgileri bulacaklarını” tekrar yazdım.

Bundan sonra benzer talep olursa, yanıt olarak bu yazının linkini göndereceğim.

.

29 Temmuz 2018 Pazar

Tecrübe ve Enerji

Hayatı boyunca hiç büyük kurumlarda çalışmamış olan bazı genç girişimcilerin “Kurumlarda ücretli çalışmayın, girişimci olun” gibi önerilerindeki tutarsızlığı anlatmaya çabalarım.

Bu genç girişimciler işlerini az büyütüp yanlarına eleman almaya kalktıklarında, aradıkları tecrübe “kurumlarda öğrenilen birikim” olmaya başlar. En azından bazı sektörlerde bazı kurumlardan uzak durmak gerektiğini, birlikte çalışacakları kişileri seçerken “işe alma tecrübesi” gerektiğini filan yedikleri kazıklar sayesinde hemen öğrenirler.

😉

Gençler bir yana… “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır” deyip geçelim.

Çalıştığı kurum sayesinde çeşitli yurtdışı girişimleri inceleme fırsatı bulan, onların benzerini Türkiye’de kuran, konferanslarda iş hayatını anlatırken “önce günlük – haftalık – aylık rakamları incelerim ve karşılaştırmalar yaparım” diye büyük kurumda öğrendiklerini anlatan… ama “kurum mu yoksa girişim mi?” diye sorulduğunda “Kurumlarda hiç vakit kaybetmeyin” diyenler var ya… Bu çelişki beni kızdırıyordu.

Onlara yanıtı Dünya Ekonomi Forumu (World Economic Forum) vermiş.

😀

Değerli genç arkadaşım Murat Durak ile fırsat buldukça sohbet ederiz. Sıkça geçen konularımızdan biri de yukarıda yazdıklarım.

Murat bir tweet’inde bana haber vermiş.

Hemen World Economic Forum (Dünya Ekonomi Forumu) ne demiş diye tıklıyoruz:

Elbette tweet ile yetinmeyip, yazıyı okuyoruz.

Yazının bazı kısımlarını aşağıda özetliyorum.

Bir girişimci olarak başarı, eğitim, deneyim, bilgi ve yeteneklerinizin toplamı olan becerilerinize bağlı. Ekonomistler buna “insan sermayesi” diyor. Bu beceriler, gizli fırsatların yakalanması ve mevcutların büyütülmesi için mutlaka olmalı.

Gençlerin yaratıcılıkları ve teknolojik beerileri daha fazla olsa da sektör deneyimsizliği ve finansal durumları başarıyı doğrudan etkiliyor. Bilgi ve becerileri eğitimle ve iş hayatında çalışarak ediniriz.
Araştırmada, özellikle sektöre özgü girişimlerde, o sektörde uzun deneyimi olanların kısa süreli tecrübesi olanlara oranla çok daha başarılı olduğunun ortaya çıkması, şaşırtıcı gelmeyecektir.

Dünya Ekonomi Forumu’nun özetiyle yetinmedim, özette olmayan bir şekli de ekledim.

Araştırmada, mühendislik ve teknoloji mezunlarının bilimsel çalışmalara, girişimcilik ağırlıklı eğitim alanların hemen start-up’a yönlendiği anlatılmış.

Oysa Apple, Microsoft, Linkedin gibi kurumlar, girişimcilik mezunlarının  çalışmaya başlamasını ve içeride proje geliştirmesini özendiriyor.

İngiltere özelinde bazı bulguları da vurgulamışlar.

Okullar, mezunlarının kurdukları başarılı girişimleri gereğinden fazla vurguluyorlar ama… iş hayatı tecrübesi olmayan MBA mezunlarının hemen start-up kurmaya özendirilmesinin doğru olmadığı ortaya çıkıyor.

Böylece gerekli iş tecrübesi de kazanılıyor. World Economic Forum MBA okullarına da bazı önermelerde bulunuyor.

😉

Yazı uzun. Yazının kaynağı olan araştırma daha da uzun.

Araştırmada çok farklı çalışmalar var. En başarılı olunan yaş aralığı 35 – 55 arasında…

Girişimciliğe kalkışmadan önce biraz iş tecrübesi yararlı oluyor. Sanırım tecrübe ile enerjinin optimum noktası bu yaş aralığı.

😛