"ekonomist" etiketli yazılar:

05 Haziran 2009 Cuma

Tatil yeri = zor karar

RIXOS yolculuğunda Sn. Eyüp Kaplan ile yaptığım sohbetleri yazmaya söz vermiştim.

Bir Avrupalı turistin tatil kararını sonlandırıp rezervasyon yapması, ortalama 29 gün sürüyormuş.

Tatil iznini alacağı zamana karar vermesi, sonra hangi ülkeye gideceği, hangi otelde kalacağı… Internet üzerinden araştırmaya başlaması ile “tamam, buraya gideceğim” demesi arasında geçen 29 gün.

Son dakikaya bırakılmayan bir karar süreci… Gidilecek ülkenin siyasi ve ekonomik koşullarından hava durumuna kadar uzanan araştırmalar…

İstisnası elbette var. Dostların, arkadaşların tavsiyeleri… Süreyi oldukça kısaltıyormuş.

Internet’in doğası gereği, tüm dünya ülkeleri size rakip. Yüz yüze gelmeden yapılan zorlu bir mücadele söz konusu.

Bu koşullar altında, çok düşük fiyat verenler dışında, doluluk sağlayan tüm turizm sektörükutluyorum.

😀

15 Mayıs 2009 Cuma

Okuldan sonra…

Bir çok üniversitede İşletme ve Ekonomi hocaları ayrı kampları oluştururlar. ODTÜ’de de öyleydi.

Bir “Mezunlar Günü”nde, İdari İlimler Fakültesi’nde toplantı yapıldı. Mezuniyetinin 35’inci yıl dönümünü kutlayanlar arasından konuşmacılar çıktı. Uluslar arası şirketlerin üst yöneticileri, millet vekilleri, genel müdürler…

Hem eski bir öğretim üyesi, hem de iş hayatında üst düzey yönetici olan Sn. Orhan Kurmuş, “Ekonomi Bölümü’nün 35 yıllık mezunları adına konuşma yapsın” diye sahneye davet edildi.

Orhan Kurmuş hoca da sahneye çıktı.

  • Öğrenciliğimizde öğretim üyesi idi. 12 Eylül’de 1402 ile gönderildi. Sonra da iş hayatında zirvelerde yer aldı, kendini defalarca ispatladı…

Konuşması içinde “Ekonomi Bölümü’nde hocalık yaparken finansman ve muhasebenin pek de önemli olmadığını söylerdik. Ekonomi bilmek yeterli diye iddia ederdik. Yanılmışız. Muhasebe ve finansmana hakim olmazsanız, krizlerin sıklaştığı ortamda şirketi iyi yönetemezsiniz” dedi.

Orhan Kurmuş’un eski meslekdaşları (Ekonomi Bölümü öğretim üyeleri) çok bozuldular.

Toplantıdan sonra, terasta verilen partiye çıkarken arkalarındaydım. “Orhan da bula bula söyleyecek bu sözü mü buldu? Keşke hiç söz almasaydı…” diye aralarında konuşuyorlardı.

🙁

19 Mart 2009 Perşembe

Marka yaratma çabası

Enver Altın ile “marka yaratma çabaları” konusunda tartışmamız aklıma getirdi.

Eski amirlerimden biri idi.

Ekonomi bölümünden mezun olmuş. Okul hayatı boyunca reklama harcama yapılması yerine ucuza verilse daha iyi olur diye öğrenmiş. (Boş yere ekonomist fıkraları üretilmiyor 🙂 )

Okuldan sonra Kurumsal Bankacılık bölümüne girmiş. Yıl 1980’ler. Zaten perakende veya bireysel bankacılık diye bir şey yok.

Kurumsal Bankacılık’ta başarılı olmuş. Sonra Bireysel Bankacılık başlarken, pazarlama sorumluluğunu üstlenmiş.

Reklam ile, marka yaratma çabaları ile böyle tanışmış. Pazarlama çabalarının fazladan maliyet anlamına gelmediğini, aksi koşulda müşterinin öğrenemeyeceğini, kısaca iletişim olmayınca var olunamayacağını fark etmiş. Bunları bir itiraf sırasında anlattı.

Biz işletmecilik kökenlilere olağan geldiğini, bilinçsel çelişki yaratmadığını görünce…

Hikayenin sonunu da söyleyeyim. Bireysel Bankacılık’ta da çok başarılı oldu. Bir çok marka yarattı. Bunlardan birisi en az “elma” kadar biliniyor.

Niye mi yazdım. Marka yaratma çabasının kazıklama olmadığına inandığımı anlatmak için.

🙂