"farklılık" etiketli yazılar:

26 Temmuz 2018 Perşembe

Platformlar ve Paydaşları

İki hafta önce, Özgür Alaz’ın bir tweet’i dikkatimi çekti.

Gerek platformlar konusunu, gerekse PaaS (Product as a Service – Hizmet olarak Ürün) kavramlarını nicedir tartışmak istiyordum. Hemen söze karıştım.

Şöyle düşündüm: “Pazaryerine dönüşme” kavramının, web’de doğan ve doğrudan veya dolaylı olarak e-ticaret yapan kurumlar için geçerli olduğunu düşünebilirim. Şehrin belli noktalarından havaalanına, havaalanından de bu noktalara yolcu taşıyan bir işletmenin “pazaryerine dönüşmek” gibi bir hevesi olamaz.

En iyi ihtimalle, müşterinin uçuş deneyimini uçtan uca ele alan bir yolculuk platformunun parçası olabilir.

  • Yukarıda ne demek istediğimi daha ayrıntılı okumak isterseniz, şu yazıya göz atabilirsiniz. Daha ayrıntılı bilgi isterseniz, bu yazı da yararlı olacaktır.

🙂

Bu tartışma ilerledi. Dijitalleşme uzmanı Halil Aksu da tartışmaya katıldı. Platform konusunu tartışacak kişileri bulmanın heyecanı içinde konuyu derinleştirmeye çalıştım.

Son tweet’te yazdığım doğrultuda, blogda konuyu ele almaya karar verdim.

😉

En sondan başlayacağım. Önce şu “dijitalleşmenin her şeyi değiştireceği” yanılgısını aradan çıkaralım. İçecek su ile sınırlı değil, değişmeyecekler konusunda Halil Aksu ile aynı fikirdeyim. Şurada yazmıştım.

Gelelim platformlara… Benim bahsettiğim platformlar, Airbnb, Uber, Alibaba gibi olgular değil. (Yanlış anlaşılmasın, “Bunlar platform değil” demiyorum; “Platform kavramı bunlarla sınırlı kalmayacak” diyorum.)

Yukarıda referans verdiğim [1] ve [2] – hatta ilaveten [buna da bakın] – yazılardaki gibi, müşteri deneyiminin kanallar ve kurumlar arasında ( MOST®  ilkeleri doğrultusunda) sürtünmesiz ve kesintisiz akmasını  sağlayan oluşumları da platform olarak niteliyorum.

Bir müşteri deneyimi çoğunlukla çok sayıda kişi ve kurumun katıldığı bir olgudur.

E-ticaret deneyiminde kargo şirketleri, yolculuk deneyiminde şehirden havaalanına ulaşım sağlayan servis otobüsleri işletmeleri, ve bunlar gibi bir deneyimin baş aktörü olmayan oyuncuları platform kuramayabilir.

Yolculuk deneyiminde servis otobüsü işletmecileri hiçbir zaman, havayollarının veya tur operatörlerinin gücüne sahip olamayacaklar.

Bu hizmet sağlayıcılrın, başrol oyuncularının kurdukları platformlarda sadece figüran olmamalarının yolu,

  1. Farklılaştırılmış müşteri deneyimi sunmaktan
  2. Çok sayıda platformda yer almaktan

geçer.

Örneğin,

Birçok havayolunun kurduğu değişik platformlarda yer alacaklar. Farklılaştırılmış hizmetler sunarak, diğer servis işletmecilerinden ayrılıp “tercih edilen” olacaklar.

Sadece havayolları ve tur operatörleriyle yetinmeyecekler. Belediyelerin akıllı şehir uygulamalarında, “havaalanından xyz müzesine veya abc meydanına gitmek için binmen gereken servis” diye anılacaklar. Böylece sadece uçak yolculuğunun değil, şehre ulaşma deneyiminin de parçası olacaklar.

😉

Halil Aksu’nun dediği gibi, “platformlar tekelleşme eğiliminde olacaklar“. Bu kaçınılmaz. Tekelleşmeyi kırabilecek tek olgu, farklılaştırılmış müşteri deneyimi sunmaktır.

İnanmazsanız, Amazon’a rağmen ayakta kalanlar ve ortadan kaybolanlar arasındaki farka bakın.

😀

 

 

 

09 Mayıs 2016 Pazartesi

Lokantada Küçük Farklar

Gittiğim lokantalarda farklı bir şeyler görmeyi umarım.

Uğur Yücel’in dediği gibiÇocukluğumun lokantaları ile bugünü karşılaştırdığımda… En belirgin fark mutfaksızlık. Mesala Boğaz’da bir balık lokantasına gidiyorsun, meze alıyorsun, “ben bunu iki gün önce başka bir yerde yedim” diyorsun. Her şey birbirinin bu kadar mı aynısı olur? Hiçbir özgünlük yok. Eskiden her meyhanenin kendi mutfağından çıkan mezeyi yerdin. Şimdi öyle değil artık.

🙁Deniz-urunleri-lokanta

Daha önce yazdığım gibi, gurme değilim. Yemek kültürü üzerine konuşamam. Ama farklı tatlar ararım. Yöresel yemekleri denerim, çoğunlukla umduğumu bulamam. İstanbul’da daha iyisi vardır.

Yemekler ve mezeler zaten aynılaştı da, hiç değilse lokantanın adı yazılı tabak, peçete dışında fark var mı diye bakınırım. Ufak ayrışma çabaları bile beni mutlu eder.

Yandaki resim, Belçika’da bir deniz ürünleri lokantasından.

Deniz feneri şeklinde tuzluk.

🙂

Küçük bir fark. Ama ayrıştırıyor.

😉

23 Ocak 2016 Cumartesi

Pazarlama ve -izm’ler

Televizyonda Avustralya Açık Tenis Şampiyonasını izlemeye çalışıyorum. Bir maçta ara olunca hemen diğer kanala geçiyorum.

Dikkatimi çeken şu oldu: Liste başı oyuncular dışında kalanların kıyafetleri ya aynı, ya da çok benziyor. Liste başı olmayıp da tümden farklı giyinen çok az. Sponsorlar adeta üniforma giydirmişler.

😉

3 hafta önce, genç bir yazar ile bu özgün olmama eğilimi konusunda sohbet ediyorduk. Daha önce yayınladığım resmi anlatıyordum.

Farkli-olmak-2a

Resimde (yakında veya uzakta) görünen 7 genç hanımdan 6 tanesinin dış görünüşünü

  • ayakta bot, çizme veya yüksek bileklikli ayakkabı
  • tayt
  • belden sıkılmış palto
  • omuzda büyük bir çanta
  • açık bırakılmış saçlar

diye tanımlayabiliyorum. (Farklı olan bol paçalı pantalon… Gerisi aynı)

🙂

“Ne öyle, üniforma gibi… Kravat, gömlek…” diyen gençlerin çoğunluğu, iş yerinde giyimi serbest bıraktıklarında yine birbirlerine çok benzer kıyafetler giyiyor. Sakalların ve saçların kesimleri bile aynılaşıyor.

Bir psikolog arkadaşım, araştırma sonuçlarına göre “gençlerin farklı olmaktan çekindiğini“söylemişti.

Bu konuları tartışırken genç yazar, “Sosyalizmin yıllardır yapamadığı tek tip elbise’yi kapitalizm yaptı” demişti. İlk bakışta pek ilişki kuramamıştım. Hatta itiraz da ettim.

İtiraf edeyim. Tenis izlerken genç arkadaşa hak verdim.

😉

Pazarlamacılar için çok keyifli bir dönem. Doğru referans noktalarını sapta. Herkese onların giydiğini teklif et. Arada “Aslında sen farklısın” de… Müşteri de bunu kabul etsin. Ne güzel…

😛