"Friendfeed" etiketli yazılar:

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Kurallar değişir, ilkeler değişmez

Sosyal Mecralarda (SM) oldukça aktif olan genç arkadaşlardan biri, çalıştığı kurumda Sosyal Mecralarda Pazarlama işiyle görevlendirilmiş. Friendfeed’den paylaştı. 

Kendisini tebrik ettim. Şu ana kadar SM’da kendi adı ile yer alırken, şimdi bir şirket adıyla yer alacağını vurgulamak için “Artık 2 markayı yöneteceksin” diye vurguladım.  Aslında “aman ikisini birbirine karıştırma” demek istemiştim.

😉

Bir gün, kendi adı ile yazdığı (çalıştığı şirket ile ilgisiz)  bazı yorumları gördüm. Genel eğilimler dışında, iddialı bir cümleydi. “Eyvah.  Şirket bu konuda kıyameti koparabilir” dedim.

🙁

Sonrasında, tamamen başka bir vesileyle Rol çelişkisi açısından Sosyal Mecralar yazısını yayınladım.

Arkasından SM sorumlusu olarak çalışan bir çok genç arkadaş bana mesaj gönderdi. Bazıları örnekler de sundular ve “şunu yapınca kurum zarar görür mü?”, “bu şekilde yazınca, marka etkilenir mi?” diye sordular.

Bahsettiğim arkadaş da mesaj attı. Buluşup sohbet ettik. Kendi başına gelenden bahsetti. Patronu ona fena halde kızmış. Pazarlama becerisi ve iyi niyeti sayesinde kovulmamış. Sohbetimizde  “o yazıyı keşke daha önce yayınlasaydınız” dedi.

🙁

Bu konuda yazıştığım, konuştuğum arkadaşların hepsine “sosyal mecralar uzmanı (SMU) olmadığımı” söylüyorum. Sosyal Mecralarda pazarlama’nın kuralları henüz yavaş yavaş oluşuyor.  Bunun için biraz zaman geçecek. Doğru (?) hareketlerin hepsini bilen kimse yok. Ben de öğrenmeye çaba sarfediyorum zaten.

Şu var ki, bir markayı temsil etmenin temel kuralları internet’ten önce nasılsa, şimdi de öyle. Selim Tuncer’in deyimiyle “bize marka emanet ediliyor”. Bizim görevimiz onun itibarlı bir şekilde tanınmasını sağlamak. Markanın adını yüceltmeliyiz. Olur olmaz kişisel çekişmelerimize katmamalıyız. Aksi koşulda “sırtımızdaki yumurta küfesi” çok zarar görür.

😉

Mecralar kendi kurallarını oluşturur.  Bu yadsınamaz. Ama unutulmaması gereken şey şudur.

Kurallar değişir, ilkeler değişmez. Pazarlamanın temel ilkeleri de…

😀

10 Ağustos 2010 Salı

Rol çelişkisi 2

Friendfeed’deki bir tartışma üzerine Rol çelişkisi açısından Sosyal Mecralar diye bir yazı yayınlamıştım. (Tartışmanın orijinal hali yazıda yer alıyor.)

Bu tartışmada piyazcım adına yazan arkadaş bana bir mesaj göndermiş.

Ben de aşağıdaki yanıtı gönderdim.

🙁

Dikkat edilirse ben “kim doğru söylemiş” diye bir şey yazmıyorum. Sizin “XXXX XXXX” değil de piyazcım adıyla oraya yazmanızın yanlış olduğunu söylüyorum.

Dolayısıyla çok mesnetsiz bir mesaj göndermişsiniz. Keşke mesajı anlamaya çaba sarfetseymişsiniz.

Sizin (yukarıdaki mesajınızda kullandığınız) deyiminizle, ciddi bir işletme olsaydınız kurumun adıyla yazmaz, bana mesaj gönderdiğiniz gibi kendi adınızla yazardınız. Ciddi bir işletme olsaydınız, işletmeniz adıyla mesaj gönderip “ben sadece duyduğumu söylerim bunu ispatlamak zorunda değilim” demezdiniz.

Şu “Siz bunları görmezden gelip olaya objektif bakamayıp taraflı bakıyorsanız, bizim piyazcım ailesi olarak sizin gibi kişilerin gelip lokantamızda yemek yemesine ihtiyacımız yok” tavrınız zaten hatalardan ders almak konusunda ciddi sorunlarınız olduğunu gösteriyor. Bu durumda elbette ki mekanınızda yemek yemeyeceğim. Ama bu tavrınızdan okurları da bilgilendireceğim.

🙁

Kariyer merci olarak Sosyal Mecralar yazısı da hemen kendini ispatlamıştı. Bu yazı da öyle… Sosyal Mecralar’ın doğasında var galiba…

😛

Yazışmamız devam etti. (Devamı yarın.)

😀

29 Temmuz 2010 Perşembe

Tasarım ve Sanat

Friendfeed’de birkaç kez tartıştık. Tasarım‘ın sanat olup olmadığını…

Ben ısrarla

  • Adı üzerinde “tasarım”. Başkası tarafından ısmarlandığı için yapılan ve sıkça revizyonlar gören nesne nasıl sanat oluyor. Ben de anlasam.

diyorum.

Hatta kime ait olduğunu bilmediğim 2 cümleyi de tartışmaya kattım.

  1. Yaptıklarını sanat zanneden kreatifler, reklamın iletişim olduğunu henüz anlamamış olanlardır.
  2. Sevgiline mektup yazıp da “anlamadı salak, oysa ne güzel yazmıştım” diyorsan, kendini kandırıyorsundur.

😛

Bir ekleme yapmak isterim. Sevgili Sadi Tekin ve Gökçe Göksel ile yüzyüze tartışacaktım. Buraya yazmayı tercih ettim.

Sanat olmadığını söylüyorum. Ama tasarımı küçümsemiyorum. Hatta daha da üstün buluyorum.

Başkasının beğeneceği, kullanacağı, işine yarayacak birşey yapmak daha önemli, daha zor olduğu için.

😀

Not: Yukarıdaki tasarımı muhteşem buluyorum.  Bu adresten aldım.

😛