"görev" etiketli yazılar:

07 Aralık 2008 Pazar

Ne iş olsa yapar (mıy)ım?

Önemli bir ziyaretçimiz vardı. Patron ile anlaşırlarsa, grup şirketlerinden birine Genel Müdür olarak atanacaktı. Havaalanından karşılanması gerekiyordu.

Patronun bu gibi işlerle ilgilenen yedi özel danışmanı vardı. (Ben “özel danışman” dedim. Siz hangi ismi / sıfatı koyarsınız, bilemem.) Bunlardan biri olan “hanımefendi” şoförlere adamı karşılamalarını söyledi. Şoförlerin hepsi, sudan bahaneler bulup kaçındılar.

“Özel danışman” hanımefendi, aynı teklifi önce grubun başka bir şirketinin genel müdür yardımcısına, sonra da bana yaptı. Ben, anlamsız bahane bulmakta yeterince usta değildim. Ne de olsa henüz iş hayatında yeterli deneyimim yoktu… Yanıtım sert oldu:

– İlk önce bana sorsaydınız gidip karşılardım. Ancak şoförlerin kabul etmediği bir işi üstlenmemi beklemeyin.

Bu cümleme yanıt vermedi. Şirketin ortasına kadar yürüdü. Ve bağırdı.
– Genel Müdür Yardımcısı oldukları için kendilerini bir b.k zannediyorlar.

Önce onun bu terbiyesizliğini anında yanıtlamayı düşündüm:
– Hanımefendi, aman dikkat edin. O kelimeyi sık sık ağzınıza almayın. Sonra kokusu ağzınızdan çıkmaz.

Ama – her nasılsa – sustum. Acısını başka zaman çıkarmaya karar verdim.

Konuk geldi. Onu Haydarpaşa Limanı’nda gezdirdim. Operasyonları anlattım. Üç saat sonra şirkete döndük. “Özel danışman hanımefendi” oradaydı. Konuğumuza “limanı nasıl bulduğunu” sordu. O anlattı. Sıranın bende olduğunu hissettim o an:

– Beni iyi dinle” dedim. “Bu grubun şirketlerinden birine Genel Müdür olacaksın. Sonra bana gelip de “neden daha önce haber vermedin?” demeni istemem. Burası öyle bir şirkettir ki, şoförlerin yapmayı kabul etmediği işleri Genel Müdür Yardımcısı’ndan isterler.”

Adam şaşkın gözlerle bakınca olayı anlattım. “Özel danışman hanımefendi”nin esmer yüzünden bile morardığı anlaşılıyordu.

28 Kasım 2008 Cuma

“Kulağa küpe” cümleler (2)

Arkadaş verilen işi yapamamış. Hani ilk duyduğunuzda anlamlı gibi gelen, oysa hiç de geçerli olmayan bir şeyler söylüyor. Özetle bahanesi de pek yeterli değil.

Rahmetli Cemil Köksal tane tane konuşarak, vurgusu giderek artan bir şekilde -unutamadığım soruyu- soruyor:

“Yani sen şimdi bana, “elektrik kesildiği için yürüyen merdivende mahsur kaldım” mı demek istiyorsun?…”
.