"Haluk Mesci" etiketli yazılar:

23 Ekim 2010 Cumartesi

Haluk Mesci

Dün akşam, Haluk Mesci‘nin 60’ıncı doğum gününü kutladık.

40+ yıllık arkadaşları da vardı. Onlar “Haluk” diyorlar.

Bizim açımızdan… Kimimiz için Haluk ağabey, kimimiz için Haluk hoca… Ama hepimiz için usta

😀

Sağlıklı ve keyifli nice yıllar diliyorum Haluk ağabeye

😀

Bu vesileyle “keyif” tanımı.  ( Tekrar)

  • Bir fıkraya kahkahalarla gülmek, neşeli anları sevdiklerinle paylaşmak, Boğaz’da güzel bir güneş batışı, neşeyle “amma da çok yedik” diyebilmek, takdir etmesi anlamlı birinin “çok iyi be!” demesi, bir çocuğun büyümesini izlemek, bir dostunun telefondaki sesi, kadehlerin birbirine çarpınca çınlaması, fırlama bir veledin saçlarını okşamak, çoktandır görmediğin biriyle kucaklaşmak, aylardır gitmek istediğin bir yere varmak, başkaları şaşırırken olgun bir gülümseme, bir bebeğin çığlıkla karışık kahkahası, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu, bir buluşmadan sevinçle ayrılmak, bir doğum gününde “iyi ki…” diyebilmek…

😀

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Pazartesi sabahı

Çoğu kişiye zor gelir Pazartesi sabahı… İşe keyifle gidenlere bile nefretle bakarlar. “İyi sabahlar…” diyenlere, “Sabahın neresi iyi?…” diye terslenenler olur.

Aksine, bana “Nasılsın” diye bana sorulduğunda çoğunlukla “Çok iyiyim” ya da “Bomba gibiyim” derim.

😛

Reklamın büyük ustalarından Sn. Haluk Mesci ile 2000 yılında şahsen tanıştım. (Daha önce ODTÜ Mezunlar Derneği’nin İstanbul’daki toplantılarında görürdüm. Hakkındaki efsaneleri de bilirdim. Ama hiç sohbet etmemiştik.)

O dönemde çalıştığım bankanın reklam ajansının patronu idi. Ben yine ürün geliştirme kanadındaydım.

Bir gün asansörde karşılaştık. Biliyordum keyifsiz olduğunu… Hem sağlığı pek iyi değildi o aralar, hem de ortaklar arasında sorunlar vardı.

– Abi, nasılsınız?” diye sordum.
Bomba gibi…” dedi yine…

Bu durumda nasıl bomba gibi olunur ki” diye düşündüm. Hayretle kaşlarımı kaldırıp bakınca, bir şeyler bildiğimi anladı. “Tabi, daha güzel günlerim de olmuştu…” dedi. İnceden, biraz da hüzünlü  gülümseyerek…

😉

Bu cümle o günden beri benim de cümlemdir. Nasıl mıyım… Elbette  Bomba gibi

Dostlar… Hepinize iyi haftalar…

😀

15 Nisan 2009 Çarşamba

40 yıl olmuş

Efes Pilsen çıkalı 40 yıl olmuş. “benim için Efes” diye bir çalışma yapmaya başlamışlar. Aklıma gelen o kadar çok şey var ki… Bir yerden başlamak ve anılar zincirini sürdürmek gerek.

Öncelikle benim için Efes, 40 sene önce, TV siyah beyaz’ken, tek kanallı iken Türk Reklam Tarihi’ne geçen en önemli TV reklamları serisidir. Doğuşuna şahit olduğum, gelişmesini izlediğim bir markadır. İyi reklamın, yeni çıkan bir ürünü %80 pazar payına ulaştırabileceğinin göstergesidir. (Tüm ödülü reklama veremeyiz. Burada, dağıtım kanalı yönetiminin ustalığını da göz ardı etmeyelim.)

Benim için Efes sloganı ortaya çıkmadan önce de yazmıştım reklam filmi için düşündüklerimi.

O gün gördüğüm film, yıllarca aklımda kalmıştır. Meslek seçimim o yıllarda oluştu. İstediğim okulun istediğim bölümünü kazandım, yıllar sonra… Bazı ustalar ile meslekdaş oldum.

Pazarlama hayatımın bir aşamasında, 1989 yılında, o şahane reklamın arkasındaki usta Sn. Nazar Büyüm ile tanıştım. Benim geliştirdiğim ürünlerin reklamlarını onun ajansı yapıyordu. Katıldığım toplantılarda, dehasını gördüm, yeteneğine şahit oldum.

Yine o yıllarda… Sn. Haluk Mesci’yi ODTÜ mezunlar derneğinde sıkca görmeye başladım. Benim çömezlik yıllarımdı. Görürdüm ama pek yaklaşmazdım. ODTÜ’de aynı bölümü (ondan yıllar sonra) bitirmiştim.

Öyküsünü de okumuştum. Buraya Sn. Pelin Özkan‘ın (MediaCat) “Hayatımız Reklam” isimli kitabından alıntı yapayım:

  • Bira bu kapağın altındadır” kampanyasının TV filmlerinde o dönemin ünlü komedyenleri Nokta ile Virgül ikilisinden Virgül (Enver Demirkan) yer almaktadır. İkili TRT’de program yapmaya başlayınca Enver Demirkan’ın reklamlarda oynaması yasaklanır. Bunun üzerine Virgül’ün yerine biri araştırılır ancak uygun birisi çabucak bulunamayınca, kreatif grupta parmaklar haluk Mesci’yi gösterir: Mesci bir yandan o ünlü reklamları yazan grupta yer alırken bir yanda da dört kafadar biracıdan birini oynamaya başlar.”

2000 yılında Sn. Haluk Mesci ile şahsen tanıştım. O dönemde çalıştığım bankanın reklam ajansının patronu idi. Ben yine ürün geliştirme kanadındaydım.

Nasılsın” sorusunun, artık sıkça kullandığım “Bomba gibi” cevabını ondan öğrendim.

Üstelik… Bir gün… Biliyordum keyifsiz olduğunu… “Abi, nasılsınız?” diye sordum. “Bomba gibi…” dedi yine… Hayretle kaşlarımı kaldırıp bakınca, bir şeyler bildiğimi anladı. “Tabi, daha güzel günlerim de olmuştu…” dedi. Bu cümle o günden beri benim de cümlemdir.

Efes Pilsen’in 40’ıncı yılı olduğunu duyunca aklıma ilk gelenler bunlar… Sırada başkaları da var…

Nasıl mıyım?… Bomba gibi…

🙂