"havayolu" etiketli yazılar:

06 Mayıs 2018 Pazar

Koltuk Deneyimleri

Baştan söyleyeyim. Koltuk deyince aklınıza yaklaşan seçim geldiyse, yanlış yerdesiniz. Bu yazı yolculuk deneyimi dizisinin [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8]  devamıdır.

😉

Birinci koltuk,

Havayolu şirketlerinin, ekonomi sınıfından da ucuz varsayımsal bir süper ekonomi sınıfı ile daha az alana daha fazla yolcu sığmasına olanak tanıyan yeni bir koltuk tasarımı. Adını Skyrider 2.0 koymuşlar.

İtalyan uçak içi tasarım şirketi Aviointeriors tarafından tasarlanmış ve Nisan ayında Hamburg’un Uçak İçi Fuarı‘nda tanıtılmış. Polyester bir arka ve sırt desteği üzerinde neredeyse tamamen dik durmaya razı bir yolcuyu konumlandırıyor. Çok fonksiyonel ve rahat olduğu iddia ediliyor.

Görünce aklıma [yaklaşık 40 yıl önce] şehirlerarası yolda “oturacak yer yok, ayakta yolcu alabiliriz” diye “ördek toplayan” otobüsler geldi.

🙂

İkinci koltuk ise Baku Havalimanı’ndan…

ugurozmen.com‘a yolculuk deneyimleri konusunda bazı [3] , [6]  yazılara bilgi ve esin kaynağı olan Umut Altun göndermiş.

Koltuklarda 2 tane düğme (buton) var. Bunları kullanınca ayak kısmı yukarı kalkıyor bel üstü tarafı aşağı iniyor. Bu ayarlar tamamen size ait. Ayrıca koltuğa oturduktan sonra ya da uzandıktan sonra üstünüzü kapatacağınız katlanabilir bir sistem mevcut. Arkadan olan fotoğrafta görebilirsiniz.

Koltuklar ücretsiz. Herhangi bir para atma bölümü ya da sizinle ilgilenecek bir gişe-görevli yok. “Bir kere oturan bir daha kalkmaz” diye düşünüyorsanız… Koltuklar pasaport kontrolünden geçildikten sonraki bölüme konulmuş. “Çok erken gidip, orada uzun kalayım” denilecek bir bölge değil.

Bazı koltukların önünde sehpalar var. Bunun yanında hücrenin içerisinde aydınlatma seçeneği de var. Kitap okumak isterseniz diye…

Koltuk altında, kabin bagajının sığabileceği bir bölme de mevcut.

🙂

Koltuğun internet sitesinde kullanıma ilişkin bir video var. Videoda, mobil cihazların şarjı, USB ve 220V enerji kaynağından bahsediliyor. Ayrıca, kullanılan her dakika için ödeme yapılacağı belirtilmiş.

Baku’deki koltuklarda bu özellikler yokmuş. “Belki koltuklar ücretsiz olduğu için insanların orada çok fazla vakit geçirmemesi iştenmiş olabilir. Zaten baku havalimanında her yerde 220 v imkanı mevcut, sayısı oldukça yüksek. Ayrıca, Baku havalimanın her yerinde sınırsız, ücretsiz ve çok güçlü bir wi-fi bağlantısı mevcut. Öyle şark kurnazlığı yapmamışlar 🙂 ” diyor Umut.

Bu koltuklar, işi gereği sıkça yolculuk yapan Umut Altun’u etkilemiş.

Bazı ürünler vardır ya aslında üründen öte, görünce gözleri yerinden söken, heyecanlandıran. Ekteki dinlenme / uyku alanlarını Baku Havalimanında az önce gördüm. İnanılmaz hoşuma gitti. 

Sadece business yolcu için falan da değil herkesin kullanımına açık. Çok da güzel müşteriyi ayrıcalıklı hissettirebilecek bir ürün.

Fikri bulana da, üretene de, havalimanına koyana da helal olsun 🙂

diye yazmış.

😀

Teknoloji artık ürünler, süreçler ve altyapıdan çok deneyimleri değiştiriyordiyorum ya!.. İşte bir örnek daha…

😉

Not: “Teknoloji artık ürünler, süreçler ve altyapıdan çok deneyimleri değiştiriyor” cümlesi Brett King’in AUGMENTED isimli kitabından alıntıdır.

.

20 Nisan 2018 Cuma

Gecikme ve Bilgilendirme

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA’deki Dijital Dönüşüm dersi katılımcılarımızdan Umut Altun, Almanya’daki bir tren yolculuğuyla ilgili mesajı benimle paylaştı.

🙂

Umut’a gelen mesaj şöyle:

Umut mesajı benimle paylaşırken şu noktalara değinmiş

Böyle bir uygulaması olan herhangi bir kurumumuz var mı Türkiye’de? Böyle bir mail geldikten sonra ben çok iyi bir şekilde biliyorum ki DBahn’dan gelen maillerin çoğu beni koruyan ve gerçekten bilgilendiren mailler olacaktır. 

Gelen mesaj sayesinde rahat rahat istasyona gittim, “yemek yersem bir yerde yetişebilir miyim” diye sabahtan beri düşünürken gelen mesajla birlikte rahat rahat yemeğimi yedim.

Bazen uçakların rötar yapacağı 4 – 5 saat öncesinden belliyken bile bilgilendirme yapılmıyor. Her konuda olduğu gibi bu tarz konularda da kulağımızın üzerine yatmayı müşteriyi üzmemek olarak algılıyoruz. 

Mesajı incelersek… Gerekli bilgilendirme yapılmış. Ek olarak:

  • Bağlantılı bir sefer varsa ve bu gecikme nedeniyle onu kaçırmışsan, ne yapman gerektiği;
  • Eğer Alman Demiryolları uygulaması varsa e-posta mesajı değil uyarı mesajı alacağın

bile bildirilmiş.

Müşteri deneyimi açısından “gecikme olursa…” diye endişeleneceğin her konuda bilgi buluyorsun. Fazlası da var.

😉

Benzer sıkıntıları defalarca yaşadım. Yemek yemeğe fırsat bulamayıp bir tomar taksi parası ödedikten sonra, uçağın 2 – 3 saat gecikeceğini  havaalanında öğrendiğim zamanlarda çok sayıda yetkilinin kulaklarını çınlatmışımdır.

Havayolu şirketleri cep telefonuma ilgisiz mesajlar gönderir ama en önemli mesajı iletmez.

Bir havayonunun uygulamasında, bileti uygulama üzerinden almamışsan hiç bir veriyi göremediğinden bahsediliyor. TCKN aynı, sadakat kart numaran aynı, ama satın alma yeri farklı olduğu için bilgilendirmiyormuş.

Gelin de “müşteri deneyimi” kavramlarından bahsedin.

🙁

Ulaşım sektöründe, bilgi almayı ve vermeyi bilmediğimiz konusuna ben de katılıyorum. Daha önce defalarca [1] , [2] , [3] , [4]  dediğim gibi:

Bilgi vermeyi öğrenmek hem kültür hem de süreçtir.

😉

22 Ocak 2018 Pazartesi

Uçuşun Deneyime Dönüştürülmesi

Müşteri deneyimi konusunda 3 kavramı sıkça vurguluyorum.

İlki şu yazıda vurguladığım ” Müşteri deneyimi, sizin sunduğunuzu sandığınız gerçeklik değil, müşterinin (ve temas noktasında çalışanlarınızın) algıladığı gerçekliktir.”

İkincisi bu yazıda anlatmaya çalıştığım “Deneyim Üründen Büyüktür

Bu yazıda üçüncü kavramı “İnsanlar artık ürün veya marka’nın değil, Deneyim’in müşterisi oluyor” ayrıntılı olarak açıklamaya çalışacağım.

🙂

Bu kavram çok önemli… Bu kavramı anlamayanlar,

  • Hiç odası olmayan Airbnb
  • Hiç arabası olmayan Uber
  • Hiç stok tutmayan Alibaba
  • Hiç …..sı olmayan …..

gibi klişeleri tekrarlar durur.

Ürünün değil deneyimin müşterisi olunması konusunda sadece yabancı örnekler yok.  Türkiye’ye özgü örneklerden daha önce bahsetmiştim.

😉

Eğer “Hiç …..sı olmayan …..” klişelerine hayretle bakıyorsanız, Theodore Levitt’in 1960’da Harvard Business Review’da yayınladığı Pazarlama Miyopluğu (Marketing Myopia) makalesini hiç duymamışsınızdır.

🙂

Müşteriler aslında ürünü aramıyorlar. Bir deneyim yaşamak için (bazen mecburen) ürünü kullanmak zorunda kalıyorlar. Her hangi bir (veya birden fazla) ürünü bir deneyim içinde sunan olunca, doğrudan onun müşterisi oluyor ve ürünü önemsemiyorlar.

Kurumlar, deneyim olarak konumlamak yerine ürünlerini öne çıkarmaya çalıştıklarında, deneyimi yaşamak isteyenler başka ürünleri tercih edebiliyor.

😉

Deneyim Üründen Büyüktür” kavramı için havayolu örneğini kullanmıştım. Bakın Brussel Airlines kendi ürününü nasıl bir deneyime dönüştürmüş.

Dünya’nın en büyük müzik festivallerinden biri olarak gösterilen Belçika’da düzenlenen Tomorrowland için Tomorrowland Flight ortaya çıkarmış. 2012 yılındaki videosu, MBA’deki Dijital Dönüşüm dersi katılımcılarımızdan Umut Altun’un dikkatini çekmiş.

Brussels Airlines, zamanla bu konuda daha da ustalaşmış. Geçtiğimiz yıl Frankfurt’tan Brüksel’e gerçekleşen Tomorrowland Flight uçuş videosunu resme tıklayarak sevredebilirsiniz.

Resimde gördüğünüz gibi sadece uçağın içini değil, dışını da deneyimin bir parçası haline getirmişler.

😉

Bu örneği çok önemsiyorum. Özellikle, platform ( [1] ve [2] ) olmasa bile ürünün deneyime dönüştürülebildiğini gösterdiği için.

Mesele, pazarlama miyopluğuna kapılmadan müşterinin gerçekten ne istediğini anlamak. Kendini kandırmadan… Hepsi o kadar.

.