"hesap vermek" etiketli yazılar:

04 Ağustos 2016 Perşembe

Hedef – Plan – Bütçe

Bu hafta, dijital dönüşümün önündeki en büyük etmenlerden biri olan silo davranışının olumsuz etkileri üzerine yazmaya başlamıştım. İlk olarak Silo ve Müşteri yazısıyla, birimlerin farklı düşünce yapılarının şirketi nasıl engellediğini örneklemeye çalıştım.

Bu yazıya gelen yorumlar sayesinde Silo Hedefleri yazısı ortaya çıktı. Bu yazıda, görevi savunma olan bazı (özellikle Hukuk ve Teftiş Kurulu gibi) bölümlerin engelleyici olmasının bölüm hedeflriyle desteklendiğini anlattım.

Silo Hedefleri yazısına Twitter’dan yorum yapan V @abra_cadawra

bunun devamı olarak da rasyonel, veriye dayalı hedef koyabilmek adlı yazıyı bekliyoruz. Ya da zaten var ben cahillik ediyorum

diye yazdı.

Açıkçası uzun süreden beri çok sayıda sohbetimizin ana konusu “rasyonel, veriye dayalı hedef koyabilmek” idi. Nicedir bu konuda bölük pörçük bir şeyler yazmıştım. Ama tek yazıyla bunları toparlamnın mümkün olmadığını düşünüyorum.

Bu nedenle, eski yazıları sıraya sokmaya karar verdim. Her bir konunun içindeki bağlantılı yazıları okursanız, V @abra_cadawra‘nın yorumuna kısmen yanıt bulabilirsiniz.

butce-3

Önce bütçenin dinamiğini hatırlamamız gerek. Pazarlama’dan başlayan ve Finansman’da son bulan bir süreçtir.

Yani, hedefler Pazarlama’ya verilir.

  • Pazar payı
  • Ciro
  • Karlılık

anabaşlıkları altında birbiriyle bağlantılı, ancak ayrı ayrı belirlenir. Hedeflerin tutarlı olması çok önemlidir. Bazı departmanların hedefi iş yaptırmamak [1] , [2] olursa, ana hedefler aksayabilir. (Daha da kötüsü, beceriksiz satışçılar için kurumsal bahane de hazırlanmış olur.)

Bütçe sürecinin ilk aşamaları düzgün varsayımlar ile başlar. “Her şey eskisi gibi gidecek” deseniz bile bir dizi varsayım yapmış olmanız gerekir. Bu aşamada genellikle hayallerini varsayım zannedenler olur. Bundan dikkatle kaçınmak gerekir.

Varsayımların dayandıkları gerekçeler mutlaka tartışılmalıdır. Temel varsayımlar, farklı değişkenlerden oluşur. Sadece işinize gelen değil, bir ortamı tanımlayan tüm etmenler incelenmelidir.

Bazıları “sürekli değişen ortamlarda plan ve bütçe yapmak imkansız” diyebilir. Onlara “Her şey belirli olsa, plan yapmaya gerek kalmaz ki. Kendini suyun akışına bırakan birinin, nereye gideceğini planlamasına gerek yoktur. Planlama, belirsizliği azaltmak için bir araçtır.” demeyi unutmayın.

İyi ve kötü senaryolar %15 fazlası, %15 eksiği gibi kafadan atma oranlarla değil, gerçek senaryolarla yapılır.

Nihayetinde tüm tarafların mutabık kaldığı Pazarlama Planı ortaya çıkar. Pazarlama planının detaylı hazırlanması gerekir.

Satış bütçesi, kesinlikle eski deneyimlerin ve verilerin ışığında hazırlanır.

Tüm bütçeleri iyi hazırlarsanız, nakit akışını detaylı görürsünüz. Sadece nakit akışı değil, sermaye veya kredi ihtiyacınız da ortaya çıkar.

Bütçeler, yıllık planların kuruşlandırılmış halidir. Sadece bir araçtır. Asıl amaç, attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya değmesidir. Bazıları bütçeyi araç olmaktan çıkarır ve amaç haline getirir. Verimli bir öneriye “bütçede yok” diyebilir. Bunu gidermek üst yönetimin görevidir.

Senenin başında değilse bile, dönem içinde yapılacak her lansman için yine ayrıntılı lansman planı gerekir. Pazarlama planı yapmadan şahane bir lansman yapanlar, sonrasında hayal kırıklığı yaşayabilirler.  Müşteri lansman ile değil, ürün veya hizmetin kendisine ne fayda sağladığıyla ilgilenir.

Bazıları “kervan yolda düzülür” derse… Her koşulda doğrudur. Ama buradaki yüklem’in anlamı değişebilir.

😉

Sene (veya dönem) sonu geldiğinde, sadece kar-zarar tablosunun dip toplamına bakılmaz. Bütçeyi oluşturan tüm unsurlar gözden geçirilir. Kimin hangi varsayımlarının neden aksadığı tartışılır. Elde edilen veriler mutlaka kaydedilir. Bir sonraki dönem (veya sene) için düzgün hazırlık yapılır.

Böylece her departman, hem kârlılığa hem de bilançoya katkısıyla ölçülür.

butce-4

Geçmiş yıllardaki plan ve bütçe yazılarını hep sene sonuna yakın dönemde yazmışım. Umarım bu sene, daha planlama dönemi başlamadan girişimcilere ve orta kademe yöneticilerine yararlı olur.

🙂

 

25 Mayıs 2015 Pazartesi

STK ve Hesap Verme

Çok sayıda STK var. Dernekler, birlikler, meslek kuruluşları, vakıflar, hatta sendikalar. Bazılarına (üye olmak ve para ödemek zorunda olduğumuz odalara) sivil toplum kuruluşu denilmesine aklım ermiyor. O ayrı bir yazının konusu…operek-uyandir

😉

STK’lardan gönüllülük esasına dayananlar konusunda söyleyeceklerim var.

Bu STK’ların bazılarını kalabalık caddelerde “Bir dakikanız var mı?” diye yaklaşanlardan tanıyoruz. Bizden bağış yapmamızı istiyorlar.

Geçenlerde bir arkadaş grubunda konu STK’lara geldiğinde, hemen herkes “hesap verebilirlik” kuşkusunu belirtti.

İçlerinden biri “Hep bağış istiyorlar. Bir kere de bilgi verseler” diyerek, Selçuk Erdem‘in şu karikatürünü hatırlattı.

 

STK’ların Ece Ünver’in “Önce Sen, Sonra Ben” yazısını okumasını, sonra da Charity: Water‘ın kurucusu Scoot Harrison’un 6 yaşındaki Mackenzi’ye teşekkür videosunu izlemesini öneriyorum.

😉

 

28 Aralık 2011 Çarşamba

Rakamlar 8

İnternette birçok kaynaktan okudum. “Bedelli askerlik talep görmedi” diye yazmışlar. Hemen hepsinde aynı cümleler…

Yaklaşık 420 bin kişi bu kapsama giriyormuş. 70 bin kişinin (yüzde 16.6) başvurması bekleniyormuş. 4 bin başvuru olmuş. Böyle devam ederse, 13 milyar TL yerine 2 milyar TL toplanacakmış.

Gerekçe olarak 30 bin liralık bedel ücretinin yüksekliği ve sadece iki taksit ile sınırlandırılmasının olumsuz etkisi gösteriliyor.

Önce şunu aydınlatalım. Haberlerdeki rakamlar birbirini tutmuyor.

13 milyar TL’yi 30 bin’e bölersek 433 bin kişi çıkıyor. Yani bu kapsama giren 420 bin kişinin tamamı başvursa bile 13 milyar TL olmuyor.

2 milyar TL’yi 30 bin’e böldüğümüzde ise yaklaşık 67 bin kişi oluyor. Yani o durumda 70 bin diye hesaplanan “hedefler tutuyor” denilmeli.

Basit çarpmayı ve bölmeyi bilmeyenler hesaplamışsa, tahminlerin yanlış çıkmasına şaşırmamalı.

😉

Not: Rakamlar dizisinin eski yazıları:

😀