"insan" etiketli yazılar:

06 Mayıs 2012 Pazar

Uzmanlık / sorgulama

Uzmanlık tutarlılık gerektirir dedik. Tutarlılığın biri kolay iki aşaması vardır. Bir inanç, ideoloji veya fanatizm çerçevesinde kendince tutarlı bir iç dünya yaratmak kolaydır. Bir süre idare eder. Akıl düzeyine göre, çok uzun süre de gidebilir. Zaten bu inanç, ideoloji veya fanatizm iç tutarlılık esasına göre yapılanır. Bu nedenle Soljenitsin “ideoloji her suçu haklı kılar” demiştir.

Ne var ki, önemli olan dış tutarlılıktır. Şizofren ve psikopatların da kendi beyinlerinde yarattıkları iç dünyalarında tutarlı olduklarını ama asıl eksikliğin dış dünya ile etkileşim ve tutarlılık olduğunu yazmıştım. İşte feed-back ve sorgulama burada önem kazanıyor.

Örneğin, yeterince güçlü olursan herkesi ayaklarından tutup kaldırabilirsin. Kendin hariç. Ne kadar güçlü olursan ol, kendini o şekilde kaldıramazsın. Yani, bir düşünce sisteminin kendi içinde tutarlı olması yetmez, dış dünya ile de tutarlı olması lazım. Zaten sorgulamak = “insan” olmaktır.

Kendi inancını, felsefeni, ideolojini, fanatizmini de sorgulamadan, dış dünyayı yeterince sorgulayamazsın.

Uzmanlık sorgulamayı gerektirir.

07 Ocak 2011 Cuma

Özünde iyi insan

Sevgili Deniztan friendfeed’de “Özünde değil, gerçekten “iyi” olmak, kötü olmaktan çok daha zor iştir maalesef.” diye yazmış.

He Vallah!

🙂

İş hayatında “iyi insan” yoktur. İyi muhasebeci, iyi müdür, iyi ürün yöneticisi, iyi operasyoncu, iyi reklamcı, iyi forklift operatörü, iyi çömez, iyi çaycı… hatta iyi yalaka, iyi yağlamacı, iyi şaklaban… vardır.

😛

Birine “özünde iyi insan” diyorsak, kendisiyle iş yapmak zorunda olduğumuz ortalığı batırmış, işleri çıkmaza sokmuş, beceriksiz, yeteneksiz kişidir. Bunca sıfatı söylemek yerine “iyi insan” deriz.

Yakışıklı diyemediğimiz artistlere “karakter oyuncusu” dediğimiz gibi.

😛

26 Mart 2010 Cuma

Dinlediklerim – Bülent Eczacıbaşı – 2

24 Mart Çarşamba günü yapılan toplantının soru-yanıt kısmını sonra yazacağımı söylemiştim.

Sn. Bülent Eczacıbaşı’na ilk soruyu ben yönelttim. (Genelde ilk soru hemen sorulmaz. Başkalarını cesaretlendirmek için başlamak istedim.) Daha yenilerde Friendfeed’de tartışmaya açtığım konuyu sordum.

  • Mezun olur olmaz mı, yoksa bir süre iş tecrübesinden sonra mı MBA?..

Bülent bey, “MBA’e çok önem verdiğini, mühendislerin bu eğitimi almasının önemli olduğunu” belirtti.

Bu vesileyle eğitim üzerinde de biraz durduk. Bu sırada not aldığım cümleler:

– Liselerde iktisat okutulmalı… Sağlıklı oy kullanmak için makro ekonomi bilinmeli. Vaatlerin ne anlama geldiği, etkileri…

– MBA’de okutulanların bir kısmı liselerde okutulmalı. Hele ki girişimci olacaksa, mutlaka öğrenmesi gereken şeyler var. Basit muhasebe ve finansmanı bilmek gerekir.

😀

Bill Gates, Steve Jobs, Richard Branson ve niceleri okulu terk etmişlerdir. Bazı genç arkadaşlar, başarının sırrını okulu terk etmek zannederler.

Bülent Eczacıbaşı’na da benzer bir şey söylendi.  Yanıt…

“Yaptığınız işi (o sırada ne yapıyorsanız) ciddiye alın. Not ortalamanız, yaptığınız işi ne kadar ciddiye aldığınızın bir göstergesi…”

“Bill Gates olduğunuza inanıyorsanız, okuldan ayrılın. Ama içinizde biraz olsun şüpheniz varsa… Biz ders notlarınıza bakıyoruz.”

😛

Bülent beyin şu cümlelerini de bugün yazayım…

– Hepimizin yaptığı bir hata vardır. İnsan tanımak… Hemen hepimiz “insanı çok iyi tanıdığımızı” zannederiz. En büyük yanlışlardan biri “ben insanı gözünden tanırım” zannetmektir.

– İnsana zaman ayırmak, defalarca farklı konularda onu tanımak gerekir.

– Bu konuda alınacak dersin ve yapılacak yanlışların sonu yoktur.

🙂

Bülent Eczacıbaşı’na sorular üzerine aldığım notların devamı daha sonra… İzlemeye devam edin…

😛

Bülent Eczacıbaşı toplantısının notlarının tamamı: [1][2][3][4][5]

.