"isteklilik modeli" etiketli yazılar:

03 Eylül 2024 Salı

“Herkese Gönderin” Hastalığı

Bu yazı, daha önce yayınladığım Veriye Dayalı Rahatsızlıklar  yazısının devamıdır. Yazının Linkedin yorumları   ve özelden bana yazanlar sayesinde birkaç veri hastalığını daha eklemek istedim.

Bu ilk ekleme… Devamı gelecek.

“Herkese Gönderin” Hastalığı

Bazı kurumlarda, CRM’in amacının “doğru müşteriye doğru zamanda doğru fiyatla doğru teklifi yapmak olduğu” unutulur. Ne kadar çok e-posta ve/veya SMS gönderilirse o kadar başarılı CRM yapıldığı sanılır. Bu “herkese gönderin” hastalığı, az ve yanlış bilenlerin sıkça kapıldığı bir hastalıktır.

Kurumlarda hiyerarşi vardır. Birçok kurumun üst düzeyi verilerin nasıl ve nereden elde edildiğiyle ve hatta nasıl kullanılması gerektiğiyle ilgilenmez. Kendisini o koltuğa getiren de veri değil içgüdüye bağlı becerileridir. Kurumun veriye dayalı karar verme yönteminin gelişmeMEsine bağlı olarak, verinin amaçlarıyla ilgilenmeME müdür düzeyine (hatta bir örneğini aşağıda okuyacaksınız, Bilgi İşlem Müdürü’ne) kadar inebilir.

İşgal ettikleri koltuk sayesinde “bulduğunuz her veriyi toplayın” hastalığına yakalanamayacak düzeyde olan yöneticiler, veriye dayalı kampanyaların yararlarını bir yerlerde okumuşlarsa “herkese gönderin” hastalığına yakalanırlar.

Hastalık nasıl ortaya çıkıyor

Kurumun CRM ekibi müşteri kullanımlarıyla ürün verilerini karşılaştırır. Güzel bir isteklilik modeli geliştirir. Örneğin evli, çocuklu, çocuklardan en az biri ilkokul düzeyinde olan aileler için bir teklifin %65 oranında kabul göreceğini belirler. Hatta, bu örneklem içinde seçtiği birkaç yüz müşteri için denemiş ve yakın oranda başarıya da ulaşmıştır. Bu başarısını yönetime anlatır ve bu özellikleri olan tüm müşterilere göndermek için izin ister.

Bu noktada, üst yönetimde hastalığın belirtileri görünmeye başlar. “Sadece evli, çocuklu, çocuklardan en az biri ilkokul düzeyinde olan ailelere değil, herkese gönderin” deyiverirler. Çoğunlukla “e-posta, neredeyse bedava” ve “taş atıyoruz da kolumuz mu yoruluyor” cümleleri (sayıklamaları) bu hastalığı anlamamıza yardımcıdır. Hatta “kendisi hedef müşteri olmasa bile abisine, ablasına, teyzesine dayısına, amcasına, halasına, eniştesine, yengesine yönlendirir” diyerek gerekçe de bulurlar.

CRM veya Sosyal CRM eğitimi verdiğim binlerce kişiye “Markalardan gönderilen bir mesajı “beni ilgilendirmiyor ama senin işine yarar” diye abisine, ablasına, teyzesine dayısına, amcasına, halasına, eniştesine, yengesine gönderen var mı?” diye sordum. EVET diyenlerin oranı %5 bile değil. “3-5 kere anlamsız mesaj gelince okumadan siliyorum” diyenler ise %65-70 civarında.

Yani, siz teklif gönderdiğinizi sanıyorsunuz ama hedefe ulaşmıyor. Üstelik, gerçek hedefleri de kaybediyorsunuz.

Yöneticileriniz herkese gönderin deyince siz çaresiz kalırsınız. “Böyle yaptığımızda ilgisiz mesaj gönderiyoruz. Müşterilerimiz “satın aldıklarıma baktığınızda beni benden iyi tanımanız gerek. Nedir bu anlamsız mesajlar” der ve sonrasında bizden gelen tüm mesajları okumadan silerler. Sonraki kampanyalarımızın başarı oranı düşer. Biz sadece hedef kitleye gönderelim” dersiniz ama dinlemezler. Emir demiri keser. Onların dediği yapılır.

“Hastalığı bilsek ne fayda… Onlar patron. İtiraz edecek halimiz yok” diyeceksiniz. Haklısınız. Bir vesileyle bu yazıyı okumalarını sağlarsanız, belki size faydam dokunmuş olur. 😉

Örnek Olay – 1

Yatak odası ve mutfak tekstili (nevresim takımı, bornoz, masa örtüsü, önlük, vb.) satan kurumlardan birinde, eski öğrencim çalışıyormuş. Kurumun CRM ihtiyacı doğunca benden bahsetmiş. Pazarlama Müdürü ve Bilgi İşlem Müdürü ile toplantı ayarlanmış. Bu iki müdür, eski öğrencim ve ben toplandık. Kartvizit verdim.

Toplantıya başladık. CRM ihtiyaçlarından kısaca bahsettiler. Ben böyle bir projenin alt süreçlerini, ne kadar zaman alabileceğini ve onların göstermesi gereken çabayı anlattım. Meğerse onlar “danışmanda sihirli değnek olduğunu ve kurumun verilerini inceleyip “şöyle yapın” diyerek birdenbire her şeyin muhteşem olmasını sağlayacağını” umuyorlarmış. “Bu kadar bekleyecek zamanımız, bu işleri yapacak kadromuz yok”  dediler. Benimle veya başkasıyla çalışsalar da en iyi çözümün “hemen bir yazılım satın almak” olmadığını anlatamadım. Katılımcılardan biri Bİ Müdürü olmasa, bu kadar şaşırmayacağım. Neyse, toplantı böyle bitti.

Ertesi haftadan itibaren bana SMS mesajları gelmeye başladı. Bir hafta 3, ertesi hafta 2 mesaj. Sonra yine 3 – 2 – 3 – 2 diye devam etti. Yeni sezonun çarşafları, yaz tatiline giderken havlu ve bornozlar, döşemelik kumaşlar, perdeler, yastık kılıflar, nevresimler… Ürün yelpazesinde ne varsa, her biri için bana mesaj geldi. İki ay sabrettim. Mesajlar kesilmedi. Sonra tüm mesajları arka arkaya resimledim. Toplantıya katılan müdürlere (Bilgi İşlem Müdürü ve Pazarlama Müdürü’ne) “sizin bence CRM’e ve benim danışmanlığıma ihtiyacınız var” diye gönderdim. Sonra mesaj gelmedi. Sanırım o şirket danışmanlık için bana gelmeyecek. 😉

Bu olayı anlattığımda hemen herkes mesajların hangi markadan geldiğini bildi.

15 sene önce, yeni yetişen CRM’ciler yapardı bu hataları. Yıllar önce bir telekom şirketinin ilgili departmanıyla konuştuğumda, “verinin demokratikleşmesi bu değil” diye söyledim. “Çok sayıda bölümün her birinin kafasına estiği zaman müşteriye mesaj göndermemesi gerektiğini” ve müşterinin sahibi kavramını anlatamamıştım. Bazı CRM’ciler herkese gönder mantığının anlamsız olduğunu öğrendiler ama şimdi hastalık daha yukarılara sıçradı.

Örnek Olay – 2

Bu yazıyı yayına hazırlarken LinkedIn’de şu ileti ile karşılaştım.

25 yıldan beri tanıdığı müşterisine teklif gönder-miş gibi yapmış. “Bankamızca uygun bulunması halinde” ne demek. Zaten uygun değilse teklifi neden gönderiyorsun.

Muhtemelen

  • Algoritmanın önerdiği limiti yazınca kişiselleştirme yaptıklarını sanıyorlar,
  • Hukuk departmanı “Bankamızca uygun bulunması halinde” kısmının eklenmesini şart koşmuş.

Tam CRM dersi sınav sorusu olacak örnek.

😛

Bilmiyorum sevgili Mehmet Kazgan’ı rahatlatır mı ama koleksiyonumda daha kötüsü de var.

Herkese gönder hastalığı o kadar ilerlemiş ki, bir gün önce kredi başvurusunu reddettiği müşterisine bile teklif gönderiyor. Belki mesajı gönderdiği kişinin “Necmeddin amca, bu banka benim başvurumu reddetti ama sen başvurup kredi alırsan iyi olur” demesini bekliyordur. Kim bilir.

😀

Bu Hastalık Geçer mi?

Maalesef yanıtım olumsuz. Bu hastalık kolay geçmiyor. “Bankalar, 2015’den bugüne hiçbir şey öğrenmemiş olamaz” diye umudunuz varsa, Mehmet Kazgan’ın yukarıda verdiğim iletisinin yorumlarına bakın. Kurumlar zamanı durdurmayı başarmışlar.

Kendisine gelen anlamsız mesajlardan şikayet eden yöneticinin, aynı toplantıda “herkese gönderin” dediğine defalarca şahit olmuşumdur. “Genel Müdürümüz 1000 kişilik hedef kitlede 650 kişinin %65’in kabul etmesi ile ilgilenmez. 10 milyonluk müşteri tabanında 650 kişi nedir ki… Böyle bir sonucu sunmaya utanırım.”  diyen Pazarlama yöneticisi gördüm.

Elbette 10 milyon kişiye gönderildi. Onbinde bir (1000 kişilik) satış olmadı. Kaç kişinin kendisine anlamsız gelen bu mesaj sayesinde, o markanın mesajlarını okumadan silmeye karar verdiğini bilmiyoruz.

Genel Müdür’ün bir arkadaşı “Sizden o kadar çok anlamsız mesaj geliyor ki, artık okumadan siliyorum” derse, azarı yine CRM ekibi işitecek. İşte o zaman bu blog yazısını kendisine iletebilirsiniz. Yukarıda dediğim gibi, bakarsınız size faydam dokunur.

 

08 Ağustos 2024 Perşembe

Final – Haziran 2024 – Soru 3

9 Haziran’da yaptığımız İstanbul Bilgi Üniversitesi – MBA programı CRM dersi final sınavı sorularının yanıtlarını paylaşmaya başlamıştım. Birinci ve ikinci ve dördüncü sorunun yanıtları paylaşıldı. “Önce tüm soruları göreyim ve kendimi sınayayım, sonra yanıtlara bakarım” derseniz, ikinci soruyu paylaştığım yazıda veya Linkedin’de bulabilirsiniz. Bugün üçüncü soruyu ele alacağız.

Üçüncü soru, CRM dersini seçen her MBA katılımcısının tam not almasını beklediğim bir soruydu.

  • Derste ödev yaptığınız sektör için geçerli harici verileri, neden bu verileri seçtiğinizi de belirterek yazınız.

Harici Veri Nedir?

Önce harici veriyi tanımlayalım. Sıfırıncı ve birinci elden veriyi tartıştığım yazıda şöyle demiştim:

Burada yazılmayan bir veri çeşidi daha var. Harici veriler. Bunlar, doğrudan birey müşteriyle ilişkisi olmayan ama müşteri davranışlarını daha iyi anlamlandırmamızı sağlayan çeşitli verilerdir.
Hava durumu, üniversitelerin sınav dönemleri, sömestre tatilleri, önemli maçların televizyonda yayın saatleri, vb. veriler yemek sipariş edilen siteler için müşteri davranışlarını daha iyi anlamayı sağlar. Enflasyon oranları, ithalat veya ihracata getirilen kolaylıklar ve kısıtlamalar B2B müşterilerimizin davranışlarını anlamamızı – hatta öngörmemizi – mümkün kılar.

Özetle, kurumun İlk Elden kendi elde ettiği verileri doğru anlamlandırdığı ve harici verilerle doğru harmanladığı takdirde, diğer tüm veri kaynaklarından daha iyi sonuçlar elde edeceğine inanırım.

Burası çok önemli. Birçok kurum kendi verileriyle yetiniyor. Hoş, onu da düzgün yaptıkları pek söylenemez. Oysa harici veriler eğer ilk elden verilerle doğru şekilde ilişkilendirilirse, kurumun vazgeçilmez bilgi kaynağı olurlar. (Örneği son paragrafta…)

😉

Doğru Yanıt

Yukarıdaki açıklamadan anladınız zaten.

Çevrimiçi yemek siparişi verilen kurumlar için:

  • Üniversitelerin sınav dönemleri: (Evde ders çalışacağı için kendine yemek hazırlamak veya dışarıda yemek için zaman harcamak istemeyecektir).
  • Sömestre tatilleri: (Muhtemelen ailesinin yanına gideceğinden teklif için doğru zaman olmayabilir.)
  • Hava durumu: (Hava kötüyse, dışarı çıkmak yerine evinde yemek isteyecektir.)
  • Önemli maçların TV’de yayın saatleri: (Maçın oynandığı şehirde oturmuyorsa, evinde maçı seyrederken yemeğin kapıya gelmesini tercih edebilir. Hava kötüyse, aynı şehirdeki maça gitmek yerine evinde oturup seyretmesi de büyük olasılık.)
  • Ay ve çeyrek yıl sonundaki günler: (Özellikle finansman sektöründekiler için “ay kapama” ve/veya “dönem kapama” günleridir. Geç saate kadar süren mesailer sırasında ofise yemek ısmarlanır.)
  • Sosyal mecralarda kendi markası ve rakipleri konusunda şikayetler: (Kendi markası konusunda geri bildirim, rakiplerden şikayetler ise müşteri kazanma fırsatı.)

.

STK için (2022 yılı final sorusuydu):

  • Diğer vakıfların (özellikle eğitim vakıflarının) sosyal mecra siteleri yakından takip edilir. Yeni ürünleri, etkinlikleri, iletişimleri, bağışçıları en önemli harici verilerdendir.
  • Potansiyel miras bağışçısı olabilecek zengin kişilerin listeleri
  • Maddi durumu iyi olmayan çocuklu ailelerin bilgilerinin (ortak çalışma yapılabilen) belediyelerden alınması,
  • Sponsor olma arayışındaki firmaların saptanması ve bu şirketlerin bağış bütçeleri
  • Çok vergi veren şirket ve bireylerin listesi (Vergi vermek yerine bağış yapmaya ikna edilebilir)
  • Hükümetlerin STK’larla ilgili yönetmelikleri
  • Diğer STK’larda görev yapan gönüllüler
  • Ülkedeki ekonomik refah düzeyi
  • Ülkedeki eğitim düzeyi

 

Her Sektöre Uygun

Yukarıda sadece iki sektörden örnek verdim. Bence herhangi birimiz, hiç zaman harcamadan 4-5 tane harici veri bulabilir.

  • Hava durumu,
  • Sosyal mecralardaki şikayetler,
  • Rakiplerin sosyal mecralarda izlenmesi,
  • Özel günler (Anneler günü, öğretmenler günü, avukatlar günü…)
  • Pazar araştırmaları
  • Yaşam tarzı araştırmaları

gibi maddeler zaten hemen her sektör için geçerli. Bunlara 2-3 tane de ödev veya iş yaptığınız sektöre özel veriler ekleseniz, iyi bir not alırsınız.

Bu nedenle, “Dört tane yazsak yeterli olur mu?” sorusunu sorana boş gözlerle bakmış olabilirim. (Daha sonraki yıllarda harici verileri hiç sormasam mı acaba?)

 

Son Söz

Elbette bu harici veriler kendi başlarına işe yaramazlar. Birinci elden verilerle bir arada değerlendirerek müşterilerinizin o olgularla ilişkilerini anlamaya çalışmalısınız. Örneğin “A takımının maçı deplasmanda olduğu zaman evine yemek ısmarlıyor“.  Böylece, büyük gruplardan oluşan segmentler yerine bire bir pazarlama için doğru teklif yapısına ulaşabilirsiniz.

 

 

06 Ağustos 2024 Salı

Final – Haziran 2024 – Soru 1

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programında verdiğim CRM dersinin final sınavını 9 Haziran 2024 tarihinde yaptık. Eş zamanlı olarak soruları Linkedin’de yayınladım. Hemen arkasından, birkaç gün içinde [2]inci  ve  [4]üncü  soruların yanıtlarını paylaştım.

Final sınavı sorularını Linkedin’de ilk yayınladığımda verilen bazı yanıtlar vardı. (Bunların tamamını şu yazının yorumlar kısmında görebilirsiniz.)

Daha sonra oldukça uzun bir tatile çıktım. Tatil sırasında okumaya başladığım “herkes liderdir” temalı kitabı bitiremedim. Okuyamadığımdan değil, “çocuğunun gideceği okula karar verirken bir lidersin” gibi motivasyon  (ben dolduruş demeyi tercih ediyorum) kitaplarına inanmadığım için bıraktım.

O kitabı okurken aklıma “bu topraklarda lider/yönetici karşılaştırması yapmanın komik (hatta anlamsız) olduğu” geldi. Lider / Yönetici değil, Amir sorunu yazısını yayınladım.

Tatilden (kısmen) dönünce, sosyal mecralarda yarım kalmış işlerimi tamamlamak istedim. Bugünlerde Linkedin’de 3-4 hafta önceki mesajlara yorum yazıyorsam, nedeni bu.

“Yarım kalan işler” deyince, final sınavı sorularını da tamamlamak istedim. “Blog yazmanın ana fikri günceli takip etmektir. Artık geç kaldın” derseniz, gelecek yılların CRM dersi katılımcıları ve kendi bilgisini sınamak isteyenler için yazdığımı söylerim. 🙂

Bugün, ilk soruyu tartışacağız.

😉

Yanlış Yanıtlar

Şu yazıda paylaştığım gibi sınavdan yaklaşık 10 gün önce, ilk 2 soruyu (yanıtlarını vermeden) derse katılanlar ile paylaşmıştım. Geçtiğimiz yıllarda bu soruyu sorduğumda sıkça yazılan ve “sorunun yanıtıyla ilgisiz olan konular” hakkında da bilgi vermiştim. Birinci soruyla ilgisiz konular:

  • Hedef segmentin nasıl seçildiği,
  • Sektörlere göre değişen segmentasyon kriterleri,
  • Kalabalık segmentlerin seçilerek deneme yapılması,
  • 20 / 80 kuralı veya Pareto kuralı,
  • Verimli %20 ile çalışmanın maliyet avantajı

Sınavlardan önce bu bilgileri paylaşmamın nedeni sadece şeffaf olmak değildir. Sorunun yanıtı bilmeyenlerin “aslında benzer konuları çok iyi biliyorum ama bu sorunun yanıtını hatırlayamadım” mesajını vermek için akıllarına geleni yazmasını engellemektir.  Elbette Iğdır’lamak hevesi de engellenmelidir 

Önceden yazılı verdiğim halde maalesef yine “sorunun yanıtıyla ilgisiz olan konular” listesine:

  • En verimli %20-25, gelirin %80-90’ını sağlar (Pareto demiyor ama aynısını yazıyor),
  • Bu en karlı müşterilere odaklanmak gereği (Bence yukarıda “sakın ha!” dediğim listenin son 2 maddesi)
  • Bu %20-25’lik grubun YBD’sinin hesaplanabilirliği (Sadece bu kadar yazılınca yanlış. YBD hesabını niye yaptığımızın yazılması gerekli)

… gibi cümleler eklendi. Demek ki mesajımı yeterince iyi verememişim.

Acaba önümüzdeki senelerde, “yanlış yanıtlar” maddelerini de final sınavı kağıdına eklemeli miyim diye düşünmeye başladım.

Bu Modelin Önemi

Öncelikle bilinmesi gereken şudur: Bu model çok önemlidir, çokomelli’dir 🙂 .   Yıllardan beri, hemen her sınavda bu konuda bir soru gelir. MBA katılımcılarına “bu model konusunda mutlaka soru geleceğini” baştan söylerim. (Dediğim gibi amacım, not ile korkutmak değil iyi öğrenmelerini sağlamaktır.)

“Neden her sınavda, bu modelden bir soru geliyor?” diye sorarsanız… CRM altyapısındaki birçok konuda (sınav kağıdında söylendiği gibi)

  1. Yaşam boyu değeri (YBD) artırma
  2. Çapraz satış
  3. Yeni müşteri kazanımı

konularında bu model kullanılır.

  • 1 ve 2 için sepet analizi ve ürün kullanım patikası çıkartılır. Müşterinin isteklilik modeli geliştirilir. Böylece, hangi müşteriye hangi ürünün teklif edileceği saptanır;
  • Yeni müşteri kazanımı için ise,  yapılması gerekenleri şurada okuyabilirsiniz.

Bazılarınız, “Bunu niye anlatıyorsun ki…  Satın aldığımız CRM programına ve/veya yapay zekaya soruyoruz… Bize yanıtını veriyor” diyebilirsiniz. Bence önerme DOĞRU ama gerekçe YANLIŞ.

Yakın arkadaşımın “Yapay zeka kolay. Parasını verince satın alıp kullanıyorsun. Sorun şu ki, gerçek zeka bulmak zor” demesi nedeniyle, uzun uzun anlatıyorum. Modeli anlatma gerekçem, modelleri kullanırken nasıl oluşturulduğunu bilmeniz gerektiğine inanmak.

Geçmiş yıllarda final sorularından biri “Model nedir?” idi. Öylesine tanımlayacaksınız ki, veri modelini de içerecek, model uçak veya model arabayı da kapsayacak, top modeli de anlatacak. Yanıtı şu yazıda.

 

Doğru Yanıt

Bir segmentteki her müşterinin, segmentin en karlı %20-25’i kadar potansiyeli olduğunu varsayarız. Zaten segmentin tanımında bu varsayım vardır. Eğer bire bir düzeyine inmeyen, gruplardan oluşan segmentler varsa, bunların bizden alışveriş yapma potansiyeli de aynıdır.

Bu durumda, en iyi çalıştığımız %20-25’i örnek alarak iletişim modeli (onları hangi kanaldan hangi söylemlerle nasıl ikna etmişiz), sepet analizi ve ürün kullanım patikası (hangi ürünlerimizi ne zaman ve hangi sırayla satın almışlar), çapraz satış teklifi (geri kalan %75-80’e hangi ürünleri, hangi sırayla teklif edebiliriz) gibi çalışmaları gerçekleştiririz. Diğerleri için ürün kullanım patikası veya sepet analizi modeli (veya örneği)  oluştururuz.

Tüm müşteriler ele alınsa, bazıları ilk üründen sonra hiç işlem yapmamış olabilir. Verimi az olan müşterilerin kârlılığını ve işlem sayısını artırmak amacıyla yapılacak teklifler için az işlem yapanları da örneklere katarsak, iletişim ve çapraz satış modellerini geliştirecek veriler bozulur.

 

Ek Bilgi

Son söz değil ama ek bilgi olarak şunu vurgulamak isterim. CRM sadece veriler değildir. Veriler hammaddedir. Asıl ustalık, verileri nasıl kullandığınızla ilgilidir.

CRM’de başarılı olmak için, biraz istatistik ve araştırma yöntemleri bilmek gerekiyor. Bu konularda uzman olmayabilirsiniz. Ne var ki, elinizdeki verinin hedef müşteriyi temsil edip etmediğini ve nasıl anlamlandırılacağını bilmeniz ve modeller oluşturmanız için, istatistik ve araştırma yöntemleri bilmek yararlıdır.

 

Son Söz

Her sınavda

  • MOVA (müşteri odaklı veri ambarı)
  • Segmentasyon ve doğru teklif modeli

konularında soru soracağımı söylüyorum. Daha ne kadar şeffaf olabilirim ki?