"IT" etiketli yazılar:

12 Nisan 2016 Salı

Ekranı da Biz Biliriz

Yıllar önceydi. Bir kurumun IT Mimarisi Departmanı “CRM projesi danışmanlığı için” benimle anlaştı. “IT’nin geliştirdiği alt-yapının başarısının ticari iş birimlerinin sahip çıkmasına bağlı olduğunu” biliyorlardı. Sohbetimizde, “Bir CRM projesinin en önemli boyutu insandır. Bu bir İnsan Kaynakları projesidir” demiştim. Benimle anlaşma nedenleri de buydu.

Çalışmaya başladık. Bireysel, KOBİ, Ticari, Kurumsal, Özel Müşteri departmanlarının her biriyle defalarca toplantılar yaptık. O departmanların IT’den beklentilerinin listelerini oluşturduk.

Müşteri odaklı veri ambarı [1] , [2] için hangi bilgilerin operasyonel veri ambarlarından alınacağına karar vermek için günlerce toplanılar yaptık.

Her departmanın işini en hızlı ve güvenli yapması için müşteri temas noktalarında kullanacağı ekranları tasarlamaya başladık. Müşterinin sahibi olan (Bireysel, KOBİ, Ticari, Kurumsal, Özel Müşteri) birimlerin yöneticileriyle çalıştık.

Beni danışman olarak tutan IT Departmanı da “İlk defa iş birimlerinin bir projeye bu kadar yakın olmasından ve sahiplenmesinden” ötürü memnundu. Bu ekranlar doğru tasarlanırsa işlerin nasıl hızlanacağını ve memnuniyetin artacağını [a] ve [b] biliyorlardı.

🙂

Ne var ki, IT içindeki Kodlama Departmanı bundan pek hoşnut olmadı. Onlar, yıllardan beri kendilerinin verdiğinin sorgusuz sualsiz kabul edilmesini, bir başarı olarak kabul etmişlerdi. “Her şeyin iyisini biz biliriz” iddiasındaydılar. İş birimlerinin “öyle değil, böyle olsun” demelerine alışkın değildiler.

Beni IT’den sorumlu Genel Müdür Yardımcısı’na (onlara CTO deniyor) şikayet ettiler. “İş birimlerini dahil ederek projeyi zorlaştırdığımı” söylediler.

Sonuçta iki ayrı IT departmanı ve (maalesef) ben, bu CTO’nun başkanlığında toplandık. Kısa bir toplantı oldu. Kodlama Departmanı CTO’yu ikna etti. CTO bana “Madem sizi IT olarak biz istihdam ettik, göreviniz bizim işimizi kolylaştırmak olmalı. Bizim ne kadar iyi iş yaptığımızı iş birimlerine anlatın. Onları ikna edin” dedi.

Proje benim açımdan bitti.

sorun-cozum

Aradan yıllar geçti.

O kurumun ticari iş birimlerinde çalışanlar bunca seneden beri pek de önemli değişim olmadığını söylüyor.

IT birimlerinde çalışanlar “bazı gelişmeler olduğunu” söyleseler bile, programın oldukça gerisinde olduklarını kabul ediyorlar.

🙁

Aradan geçen yıllar beni defalarca haklı çıkardı. (Veri ambarı kısmını yazmıştım.)

“Kullanıcıyı ve müşteriyi işin içine katmadığın projelerde başarılı olamazsın” cümlesini sadece ben söylemiyorum. Dijital dönüşümün en önemli değişkeni olduğunu herkes söylüyor.

“Adının dijital olduğuna kanıp da bunu bir teknoloji süreci sanmayın, dijital dönüşüm müşteri (veya kullanıcı) deneyiminin teknolojiyle en pürüzsüz işleyecek duruma getirilmesidir” diye yazan makalelerin sayısı bilinmiyor.

  • Sizin iç süreçlerinizin karmaşıklığı müşterinin ve kullanıcının sorunu değil. Onu olduğu gibi dijitalize etmeyin. Süreçleri kullanıcı için pürüzsüz hâle getirin” deniyor.

Bu CTO ve onu ikna eden kodlamacılar gibi teknoloji insanları sayesinde (ki sayıları beklediğimizden çok daha fazla) “Dijital dönüşümün önündeki en önemli engelin eski IT alışkanlıkları” olduğu yazılmaya başlandı.

sorun-cozum-2

Çoğu insan ‘hiç hoşlanmadığını’ söyler ama… şahsen “Ben demiştim” demeye bayılırım.

😉

01 Nisan 2016 Cuma

Kodlama değil Algoritma

Danışmanlığını yaptığım bir CRM projesi için, yazılım ekipleriyle konuşuyorduk.

Analizden sorumlu olan uzmana “Dünya’nın büyük yazılım evlerinde, eleman değişimi hemen hiç sorun yaratmazken, bizde her yazılımın bizzat kodlayana bağımlı olmasının nedenini” sordum. Türkiye’de kodlama dersi verildiğini, ancak öncesinde tasarımla düşünme eğitimi verilmediğini söyledi.

Ek olarak, kodlamacıların büyük çoğunluğunun hemen yazılım yapmaya giriştiği, öncesinde planlama yapmadığı (yani algoritmayla düşünmediği) konusunda da – maalesef – mutabık kaldık.

kodlama

Daha önce yazmıştım. 30 seneden beri IT’ye yakın çalışıyorum. Yıllarca “neden yapamayacaklarını” anlattılar. Projeyi dinledikten sonra “Dediğin gibi yaparsak 12 ayımızı alır. Şunlardan vazgeçebilirsen, 3 ayda teslim ederiz” cümlesini ilk duyduğumda, çoktan 10 sene geçmişti. Bu cümleyi söyleyen IT’ci, yurtdışından mezundu.

Sonraki yıllarda bile bu YAPICI cümlelerle pek sık karşılaşmadım.

😉

Diyeceğim şu: Herkese kodlama öğreterek bilişim çağı yakalanmaz. Bugünün dünyasında, kodlamacılar da mavi yakalı olmak üzereler (Bakınız: Hindistan)

Eğer üretken insan yetiştirmeyi amaçlamışsanız başkasıyla çalışmayı bilen, algoritmayla düşünen, veriyi kullanmayı bilen adam yetiştirmelisiniz.

Kodlama bilinmese de olur.

03 Kasım 2014 Pazartesi

Ne iş yaptığını bilmemek 3

CRM’in Öğrettikleri yazısında:

Teknoloji ekipleri Pazarlama’yı bir iç müşteri” diye algılamaktan vaz geçmelidir . İç müşteri kavramı, şirketlerde silo yapısının duvarlarının yükselmesine yaramaktadır. Müşteri şikayetlerine çözüm bulunmaması, departmanların “bizim işimiz değil” diyerek müşteriyi mağdur etmesi de bu silo anlayışının sonucudur. Oysa artık şirketin bir bütün olarak algılanması gerekir. Pazarlama departmanının değil, şirketin müşteri temasları düzeltilmelidir.

Pazarlamacılar da veri konusunda daha bilgili olmalıdır. [a] , [b]

Teknoloji ekipleri (işine öylesi geldiği için) Pazarlama’nın taleplerini yerine getirmekle sınırlamayıp gerçek üretici görevine dönmelidir.

demiştim. “Pazarlama, sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir konudur” diye de okuyabilirsiniz.

🙂

E-Ticaret şirketinde çalışan bazı arkadaşlardan yanıt geldi. “Pazarlama zaten hiç iç müşteri olmadı ki” diyenler oldu. Açıkçası, bunu bekliyordum. Çeşitli vesilelerle sohbet ettiğim ve çoğunlukla hayal kırıklığına uğradığım e-ticaret girişimcileri de benzer düşüncelere sahipler. Şirketin direksiyonunun IT’de olması gerektiğini savunurlar.

Bir örneği sınıfta da gördük. Ürün Yönetimi dersinde e-ticaret projesi olan bir grup Pazarlamanın 6P’sinden People (İnsanlar / Çalışanlar) başlığını şöyle tanımlamıştı.

teknoloji-eleman(Sayfanın konuyla ilgisiz diğer kısımlarını ve resimleri kaldırdım) 

Hepsi bu kadar… Pazarlama filan YOK.

Gerekçelerini de anlattılar. “Bir e-ticaret şirketi oldukları için sadece IT… (filan, falan…)”

😉

Gelin CRM’in Ekonomik Kökeni yazısında verdiğim marka değeri tablosuna yakından bakalım.

CRM-tarihce-5

Google‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
Apple‘ın hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
IBM‘in hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
Microsoft‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji

Amazon‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Perakende

Gidecek (başta kitap satıcıları olmak üzere) üreticiler veya büyük satıcılarla anlaşacak, lojistiğin düzgün yürümesi için düzenleme ve sözleşmeler yapacak, müşterinin aklında kalmak için nerelerde ve hangi sıklıkta görünmesi gerektiğini çıkaracak, hatta sürekliliği ve büyümeyi sağlamak için hangi (Kindle veya Drone gibi) donanımlara ve hangi (klik izleme veya referans sistemleri gibi) yazılımlara yatırım yapılması gerektiğini belirleyecek…

Hepsini teknoloji doktoralı kişilere mi yaptıracaksınız?

😛

E-ticaret şirketlerini gemilere benzetirim. Şu soruyu sorarım: Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Teknoloji kökenlilerin hemen hepsi EVET der. Oysa geminin nereye gitmesi gerektiğine de ya yolcu, ya acente, ya da yükün sahibi karar verir. Kaptan sadece operasyonu iyi yönetmekten sorumludur.

Yaptığı işi anlamak gerekir. Anlatabildim mi?

😉