"izinli pazarlama" etiketli yazılar:

15 Kasım 2019 Cuma

KVKK ve CRM

Son zamanlarda KVKK (Kişisel Verileri Koruma Kanunu) ve GDPR (General Data Protection Regulation = Genel Veri Koruma Yönergesi) konusunda sıkça konferanslar düzenleniyor.  Zaman bulabildiğim kadar takip etmeye ve işin uzmanlarını dinlemeye çaba sarfediyorum.

KVKK konulu bu etkinliklerde birkaç kere “KVKK çıktı, CRM öldü” denildiğini duydum. Kendimi zamanda geriye yolculuk [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8] gibi yapmış hissettim.

Bana “KVKK çıktı, CRM öldü mü?diye sorulduğunda kararlı bir şekilde HAYIR diyorum. “Aksine, şimdi CRM’in ne olduğu ortaya çıkacak. CRM’de ustalık, müşteriyi aldatmak veya zorlamak değil, onun hayatını kolaylaştırmaktır.

😉

Geçen sene dinlediğim bir konferansta, müşteriye karşı şeffaf olmanın önemi [a] , [b] anlatılıyordu. Konuşmanın sonundaki soru-yanıt bölümünde, dinleyicilerden biri şöyle sordu: “Siz burada şeffaf olmayı anlattınız ama, bizden istenen müşterinin gaflet anını yakalayıp satışı gerçekleşirmek… Şimdi benim kafam karıştı. Hangisi doğru?

Konuşmacının yerine ben karşıt soru sordum: “Bir telekom operatöründe mi çalışıyorsunuz?” Tahmin edebileceğiniz gibi “Evet” yanıtını aldım.

Zaten hiç doldurmadığım internet kapasitesini arttırmak teklifini yılda 2 – 3 kez yaparlar. Her seferinde şöyle konuşma geçer:

– Geçmişte hiç bu kapasiteyi geçmiş miyim?
– Şimdi bakıp söyleyeceğim.
– ….
– Geçen sene Haziran ayında geçmişsiniz.
(Söyledikleri dönemde tatildeydim, kaldığım yerde internet erişimi sınırlıydı ve işimle ilgili olarak yoğun internet kullanmam gerekmişti.)

– Peki… Hiç başka bir zamanda kapasiteyi aşmış mıyım?
– Hayır.
– Kapasiteyti aştığım haziran ayında ne ödemişim?
– Şu kadar TL.
– Sizin dediğiniz paketi alınca, o farkı her 2 ayda bir ödeyeceğim. Yani bana 5 kat pahalıya gelecek değil mi?
– … (kem küm)
– Eğer zaten kullanmadığım kapasite nedeniyle indirim teklif edecekseniz, nerinizi dinleyeyim.
– Maalesef bizim arama nedenimiz…

Sonuçta onların istediği olmaz. Ben de zaman harcadığımla kalırım.

🙂

Elimde  350 bin kişinin CRM verisi var” diye öğünenleri çok gördüm. “Ne var o verilerde?” diye sorunca “Adı, soyadı, telefon numarası ve e-posta adresi” yanıtını alırım. “Başka veri var mı?” “Yok” “Anladım… Demek ki elinide hiç CRM verisi yokmuş” derim. Kızarlar, bozulurlar

Gerek bunlar, gerekse geçmiş yıllara ait yukarıdaki referanslardaki örneklerin ortak özelliği fırsatçılıktır. Oysa CRM müşteriyi kandırmak için değil, müşterinin hayatını kolaylaştırarak cüzdan payını arttırmak için verileri kullandığımız bir araçtır.

Sahil kasabalarında sizi zorla dükkana sokmaya çalışanlar ne kadar “pazarlamacı” ise, “KVKK çıktı, CRM öldü” diyenler de o kadar CRM uzmanıdır. Eline geçen her iletişim bilgisine mesaj göndererek CRM yapılmaz. CRM veriyi anlamak için çaba sarfetmeyi gerektirir.

😉

12 Mayıs 2017 Cuma

Kampanya Tasarımı

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun  ile izinli pazarlama  [1] , [2] , [3] , [4]  konusunda bazı adımlar atıldı. Maalesef verilerini düzgün yönetemeyen [5] , [6] , [7]  kurumlar için – sanki –  hiçbir şey değişmedi.

Bugün konumuz, izinli pazarlama olsa bile, kampanya yönetirken yapılması gerekenlerle ilgili. (Eğer yazı uzarsa, 2’inci ve 3’üncü devam yazıları da gelebilir.)

🙂

Önce gönderilen her mesajın alıcısı için “anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim” ilkelerine uygunluğuna bakılmalı.

Bu aşama, kampanya tasarımının en önemli aşamasıdır. Herkese aynı mesajı gönderirseniz, kimisi için anlamlı ve tutarlı olan, bir başkası için gereksiz hatta SPAM olarak algılanacaktır.

Kampanya tasarımında ustalık, kimlere göndereceğini değil, kimlere mesajı gönderMEyeceğini bilmektir.

Her 20 – 30 günde bir mesaj gönderen bir kurum var. Her mesajında birbirinden farklı 8 – 10 ürünü tanıtmaya çalışıyor. Bu ürünlerin bazıları premium ürünler, diğerleri ise harcıalem sayılır. Mesajda hepsi bir arada…

O firmanın ürünlerini yıllardır kullanıyorum. Ellerindeki verilere bakarak hangi tekliflere yakınlık göstereceğimi biliyor olmalılar.

Bir etkinlikte, ilgili kişilerle tanıştım. Hemen “20 günde bir” gönderilen teklifleri sordum. Neden ayrıştırmadıklarını, daha üst gelir grubu ürünleriyle sıradan ürünleri neden aynı mesajda gönderdiklerini, dönüşü nasıl takip ettiklerini, vb. öğrenmeye çalıştım.

Herkese sıkça kendilerini hatırlatmaları gerekiyormuş. Üst yönetim öyle istiyormuş.

Hemen her ay yapılan bu kampanyalardan ne öğrendiklerini sorguladım. Olumsuz yanıt aldım. Üzüldüm.

🙁

“Tamam, üst yönetim öyle istiyorsa itiraz etmeyin, gereğini yapın. Ama en azından artık geri dönüşleri izlemeye başlayın. ” diye anlattım.

  • Hangi müşteriler, hangi tekliflerin üzerine tıkladı?
  • Hangi müşteriler ayrıntılı inceledi?
  • Kimler satın alamaya kadar ilerledi?
  • Bu müşterilerin ortak özellikleri neler?

“Hazır 20 – 30 günde bir teklif gönderiyorsunuz, ayrıştırıp 2 ayrı teklif göndermeyi deneyip farklılaşmayı da anlamaya çalışın. Bunu da yöneticilerden veya patronlardan beklemeyin” dedim.

🙂

Birkaç [a] , [b] , [c] yazımda “Bilgi vermeyi öğrenmek hem kültür hem de süreçtir” demiştim. Buna ekleme yapmak istiyorum.

Bilgi almayı öğrenmek de hem kültür hem de süreçtir

😉

Son söz: Şurada vurguladığım gibi “CRM’de (veya bilgi yönetiminde veya dijital dönüşümde) başarılı örnek yaratmak sadece zaman ve para meselesi değildir. Zirveye ulaşmayı en çok kolaylaştıran (veya zorlaştıran) etmen, üst yönetimin bilinç düzeyidir.

.

31 Ocak 2017 Salı

Veri Gizliliği ve Teklif Cazibesi

Son 2 hafta içinde, gerek eğitimlerde gerekse danışmanlık yaptığım yerlerde veri gizliliği veya izinli pazarlama hakkında çok sayıda soruyu yanıtladım.

Genellikle “akademik şapkamla yanıtlarsam …” ve “bir de iş hayatındaki deneyimlerime göre yanıtlarsam …” diye iki ayrı yanıt veririm.

Bugün, “iş hayatındaki deneyimlerime uygun” bir yazı okudum. Tercümesini aşağıda ilginize sunuyorum:

rusvet-3

Yeni araştırmalara göre, dünya çapındaki tüketiciler, net bir değer aktarımı görebiliyorsa kişisel verileri paylaşmaya isteksiz değil istekliler, ancak çoğu hâlâ ikircikli.

Araştırma şirketi GfK, 17 ülkede 22.000 kişiye, “Kişisel verilerimi (sağlık, finansal, sürüş kayıtları, enerji kullanımı vb.) düşük maliyetler veya kişiselleştirilmiş hizmet gibi fayda ve ödüller karşılığında paylaşmaya hazırım” cümlesini “1 = hiç katılmıyorum” ve “7 = tamamen katılıyorum” anlamına geldiği bir ölçek kullanarak sordu.

İnternet kullanıcılarının dörtte birinden fazlası (%27) kişisel verilerini fayda karşılığı olarak paylaşmaya istekli olduklarını belirten 6 veya 7 puanlayarak kabul ettiğini; ancak  % 19’luk bir kesim (% 1 veya 2 puan vererek) verilerini paylaşmaya isteksiz olduklarını bildirdi .

Erkekler ve kadınlar eşit oranda (her biri % 27) verilerini karlı teklifler karşılığında paylaşmaya istekli davrandılar, oysa erkeklerden daha fazla kadın (% 21’e karşı % 18) kendilerini paylaşamaya isteksiz olarak sınıflandırdı.

Elbette, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, daha genç tüketiciler veri paylaşma fikrine daha açıktı. Yirmili ve otuzlu yaşlarındaki insanlar verilerini paylaşmaya (% 33 ve % 34) kesinlikle istekli olduklarını söylerken onları 15-19 yaş grubu (% 28 ile) takip etti.

Coğrafik olarak, Çin’deki kişilerin kişisel verileri paylaşmaya en hazır olduğunu, çevrimiçi nüfusun % 38’inin bunu yapmaya istekli olduğunu ve sadece % 8’inin isteksiz olduğunu buldular. Ortalama gönüllülük düzeyinin üzerinde olan diğer ülkeler Meksika (% 30), Rusya (% 29) ve İtalya (% 28) idi.

Ölçeğin diğer ucunda, verilerini paylaşmaya en yüksek seviyede karşı olan insanların olduğu beş ülke Almanya (% 40), Fransa (% 37), Brezilya (% 34), Kanada (% 31) ve Hollanda (% 30) var.

Araştırmanın yayınlanması, ilginç bir tesadüfle geçtiğimiz hafta Twitter’ın San Francisco ofisinde gerçekleşen Ulusal Siber Güvenlik İttifakı tarafından organize edilen ABD’deki Data Privacy Day (Veri Gizliliği Günü) ile çakıştı.

Cnet, katıllımcıların gelecekte işletmelerin tüketici gizliliğini nasıl ele alacağı konusunda iyimser olduklarını bildirdi.

Mozilla’nın İdari ve Hukuki İşler Sorumlusu Denelle Dixon-Thayer, gelecekte tüketicilerin tüm verilerini bir sosyal ağdan veya bir reklam ağından kaldırıp, daha hoşlarına giden bir başkasına vereceklerini öne sürdü. “Herkes bundan yine de kazanç sağlayabilir” diye ekledi.

😉

Özetleyeyim… Havuç iyi olursa verilerinin paylaşımına olumlu bakıyorlar.

🙂