"kampanya yönetimi" etiketli yazılar:

13 Ocak 2019 Pazar

Adres Koleksiyonu

Bir kurumda sadakat programı yapılması tartışılmış. Eski öğrencilerimden biri, kurumun İş Analizi Departmanı’nda çalışıyormuş. Beni önermiş.

Mesajlaştık. Görüşmeye gittim. Bilgi İşlem Müdürü, Pazarlama Müdürü, eski öğrencim ve ben toplantı yaptık. “Sadakat programının sadece indirim ve taksit olmadığını, doğru müşteriye doğru zamanda yapılacak doğru teklifin önemli olduğunu” ve “doğru müşteriye doğru teklif” dediğimizde veri anlamlandırma ve segmentasyon yapılması gerektiğini” örnekleriyle anlatmaya çalıştım.

  • İlk satınalan mı olmak istiyor, mevsim sonunda mı geliyor, hangi ürünleri daha çok satın alıyor, satın alma sıklığı ile mevsimler arası örtüşme var mı, mevsim – yer ilişkisi (yazın Marmaris’te, kışın İstanbul’da gibi) var mı, kategoriler ve alt kategori ürünleri nasıl anlamlandırılır, vb…

Hımmm… Düşündüğümüz kadar basit değilmiş” dediler. “Siz teklifinizi gönderin bakalım” dediler. Teklifimi gönderdim. “Bu sene bütçemizde yok, gelecekte…” diye yanıt aldım.

  • Çokça söylenir. “Gelecekte..” denildiğinde hiç ümitlenmemem gerektiğini öğreneli neredeyse 10 yıl oldu.

😉

Toplantılarda iş kartı değişimi yapılıyor ya… Üzerinde e-posta adresim ve telefonum yazılı… O günden beri bu kurumdan SMS geliyor. Son 3 tanesi aşağıda. Dikkat ederseniz, her 2 günde bir, sabahın ilk saatlerinde mesaj gönderiklerini görürsünüz.

Kızıma anlattığımda “İstanbul’da defalarca alışveriş yaptım. Bir kere Marmaris’te bir yastık kılıfı satın almıştım. O günden sonra hafta 3 – 5 kere Marmaris bayisi mesaj gönderdi. İstanbul’dan tek bir mesaj bile gelmedi” dedi.

Anladığım kadarıyla, ne vesileyle olursa olsun, ellerine telefon numarası veya e-posta gelince, bir mesaj göndermek ihtiyacı içindeler.

Bence, bu kurumun gerçekten CRM projesine ihtiyacı var. Sanırım amaçları beni bıktırmak ve “Tamam… Razıyım… Ne isterseniz yaparım” dedirtmek.

🙂

12 Mayıs 2017 Cuma

Kampanya Tasarımı

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun  ile izinli pazarlama  [1] , [2] , [3] , [4]  konusunda bazı adımlar atıldı. Maalesef verilerini düzgün yönetemeyen [5] , [6] , [7]  kurumlar için – sanki –  hiçbir şey değişmedi.

Bugün konumuz, izinli pazarlama olsa bile, kampanya yönetirken yapılması gerekenlerle ilgili. (Eğer yazı uzarsa, 2’inci ve 3’üncü devam yazıları da gelebilir.)

🙂

Önce gönderilen her mesajın alıcısı için “anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim” ilkelerine uygunluğuna bakılmalı.

Bu aşama, kampanya tasarımının en önemli aşamasıdır. Herkese aynı mesajı gönderirseniz, kimisi için anlamlı ve tutarlı olan, bir başkası için gereksiz hatta SPAM olarak algılanacaktır.

Kampanya tasarımında ustalık, kimlere göndereceğini değil, kimlere mesajı gönderMEyeceğini bilmektir.

Her 20 – 30 günde bir mesaj gönderen bir kurum var. Her mesajında birbirinden farklı 8 – 10 ürünü tanıtmaya çalışıyor. Bu ürünlerin bazıları premium ürünler, diğerleri ise harcıalem sayılır. Mesajda hepsi bir arada…

O firmanın ürünlerini yıllardır kullanıyorum. Ellerindeki verilere bakarak hangi tekliflere yakınlık göstereceğimi biliyor olmalılar.

Bir etkinlikte, ilgili kişilerle tanıştım. Hemen “20 günde bir” gönderilen teklifleri sordum. Neden ayrıştırmadıklarını, daha üst gelir grubu ürünleriyle sıradan ürünleri neden aynı mesajda gönderdiklerini, dönüşü nasıl takip ettiklerini, vb. öğrenmeye çalıştım.

Herkese sıkça kendilerini hatırlatmaları gerekiyormuş. Üst yönetim öyle istiyormuş.

Hemen her ay yapılan bu kampanyalardan ne öğrendiklerini sorguladım. Olumsuz yanıt aldım. Üzüldüm.

🙁

“Tamam, üst yönetim öyle istiyorsa itiraz etmeyin, gereğini yapın. Ama en azından artık geri dönüşleri izlemeye başlayın. ” diye anlattım.

  • Hangi müşteriler, hangi tekliflerin üzerine tıkladı?
  • Hangi müşteriler ayrıntılı inceledi?
  • Kimler satın alamaya kadar ilerledi?
  • Bu müşterilerin ortak özellikleri neler?

“Hazır 20 – 30 günde bir teklif gönderiyorsunuz, ayrıştırıp 2 ayrı teklif göndermeyi deneyip farklılaşmayı da anlamaya çalışın. Bunu da yöneticilerden veya patronlardan beklemeyin” dedim.

🙂

Birkaç [a] , [b] , [c] yazımda “Bilgi vermeyi öğrenmek hem kültür hem de süreçtir” demiştim. Buna ekleme yapmak istiyorum.

Bilgi almayı öğrenmek de hem kültür hem de süreçtir

😉

Son söz: Şurada vurguladığım gibi “CRM’de (veya bilgi yönetiminde veya dijital dönüşümde) başarılı örnek yaratmak sadece zaman ve para meselesi değildir. Zirveye ulaşmayı en çok kolaylaştıran (veya zorlaştıran) etmen, üst yönetimin bilinç düzeyidir.

.

14 Ekim 2016 Cuma

Denizbank Vazgeçmez

Denizbank‘ın spam mesajlarından bıkınca, çareyi İlla ki Spam adlı blog yazısı yayınlamakta bulmuştum. Facebook ve Twitter’da da paylaştım.

Hemen arkasındanDenizbank başta olmak üzere, bankaların benzer davranışlarından şikayeti olanlar yorumlarını yazmaya başladılar.

denizbank-spam-4a1

denizbank-spam-4a2

🙁

Bir süre sonra Denizbank’tan Twitter’da şu yanıtı aldım.

denizbank-spam-5-a

Mesajdaki bağlantıya tıkladığımızda ise şu görüntü vardı.

denizbank-spam-6a

Ardından telefonla aradılar. “Müşteri numaramı sileceklerini, böylece Denizbank’tan hiçbir mesaj almayacağımı” söylediler. Böylece iç işakışını da öğrenmiş oldum.

Demek ki

  • Müşteri numarası olan herkese mesaj göndermek” gibi bir uygulamaları vardı;
  • “Müşteri iletişim tercihi” diye adlandırdığımız alt-yapı geliştirilmemişti.

Intertech isimli – güya – teknoloji şirketine sahip bir bankanın bu kadar eksik altyapısı olması beni şaşırttı.

😮

Sonra sırayla, aşağıdaki mesajlar geldi:

Önce

denizbank-spam-4

2 gün sonra da

denizbank-spam-3

  • 13 Ekim’de, tam gün eğitimdeydim. Gelen son (üstteki) mesajı görünce, bir blog yazısı daha hazırlamaya karar verdim ve taslağını hazırladım. Yazıyı şöyle bitirmiştim.

Yukarıdaki mesaja bakarsanız, bir mesaj daha gönderecekler…

Bence bundan sonra şu konularda geliştirmeler olmalı:

  • Müşteri olmaya gelenleri hızla içeri olmak ve müşteri kazanma maliyetini azaltmak için yapılması gerekenler
  • Teminat mektubu prosedürlerinde gereksiz bürokrasinin ortadan kaldırılması
  • Müşteri iletişim tercihleri alt-yapısının gözden geçirilmesi

İsterlerse kendilerine danışmanlık verebilirim.

  • Bu örnekleri kullanarak “Sosyal Mecralarca CRM ve İtibar Yönetimi” konulu bir “sakın yapmayın” yazısı hazırlamayı da tasarladım. Artık, başka zamana kaldı. Yine aynı resimleri görürseniz, kusuruma bakmayın.

😉

Maalesef hikaye burada bitmedi. Ben tasarladığım yazıları yayınlamaya fırsat bulamadım.

Ertesi gün Denizbank’tan arka arkaya mesajlar gelmeye başladı.

denizbank-spam-5

Mesajların içeriği neredeyse birbirinin aynıydı.

denizbank-spam-6

Tıpkı İlla ki Spam yazısında dediğim gibi…

Denizbank bana “Seni taciz edecek bir yolu mutlaka bulacağım” mesajı gönderiyor

Başıma vura vura…

Ayrıca, kanallar arası senkronizasyon da yok. Bir taraftan bana “artık rahatsız etmeyeceğiz” derken diğer taraftan “bizden kurtulamazsın” mesajı veriliyor.

🙁

Yukarıdaki “İsterlerse kendilerine danışmanlık verebilirim” listesine

  • İletişimin tekilleştirilmesi

konusunu da ekliyorum.

😉

Gelişmelerden haberdar edeceğim.

.