"kararsızlık" etiketli yazılar:

10 Temmuz 2009 Cuma

Bana sorun getirmeyin

Bazı yöneticiler “Bana sorun getirmeyin” derler.

Aklınızdan şu cümle geçer:

“Madem sorunlarla karşılaşmak istemiyorsun, neden yönetici koltuğunu işgal ediyorsun”

Haklısınız. Yönetim kademelerinde basamaklar artıkça, sorunlarla uğraşılacak.  Orada olma nedeni, karar vermek ve uygulatmak olmalı…

Herşey düzgün giderken, yöneticinin kararlarına ihtiyaç yok ki…  Ancak bir olay durumunda karar verdiği zaman kendisi var.

😛

Çook önce yazmıştım. Üzerimde çok emeği olan hocam Prof. Dr. Osman A. Ataç’ın sınav sorusu:

“Şirket el kitabı (organization manual) ne zaman plan yerine kullanılır?”

Artık yanıtlayabiliriz değil mi?

😀

“Bana sorun getirmeyin” diyenler “teflon” yönetici sınıfıdır.  Sorunlar onlara bulaşmaz.  Kayıp gider. “Ne olur, ne olmaz” diyerekten hemen her karardan sıyrılmanın yolunu ararlar. Kocaman gövdeleri olmasa bile zekaları esnektir.

Siz de atasözlerinden medet umarsınız. Söyleyemeseniz bile aklınızdan geçer.

“Koyunun olmadığı yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler”.  Emret müdürüm… Emretmez…

😛

05 Eylül 2008 Cuma

Kurumlarda esneklik

Esneklik  konusundaki yazıma yorum yapan Can  sormuş: “Peki esnek olmak nedir ?” diye…

Önce kurumları örnek vererek başlayalım. Yarın da bireyleri konu edeceğiz.

Kurumlar, her gün değişen ortamları doğru yönetebilmek için planlama yaparlar.   Eğer planlama yapmazlarsa, zaten rüzgarda savrulurlar (bunu da örneklemiştim).  Planlar aslında, stratejiler doğrultusunda geliştirilir. Stratejiler de “uzun vadeli hedeflere nasıl ulaşılacağı” sorusunun yanıtı olarak geliştirilirler. Hedef ise vizyon ve misyonun bir parçasıdır.

Yeniden sıralamak gerekirse, önce vizyon ve misyon belirlenir. (Bu kavramları küçümseyenleri hiç anlamam.) Bu doğrultuda, uzun vade hedefler saptanır. Bu hedeflere ulaşmak için stratejiler belirlenir. Sonra da strateji, yıllık veya 3 – 5 yıllık planlara dökülür. Sonra da bütçe, vb.. gelir.

Strateji’yi günlük olaylara bağlı olarak değiştirirsek “İdeal’imin ölümü” yazısında  da anlattığım gibi, pazardan silinebiliriz bile…

Piyasada oluşan bir değişiklik, hedeflerimizi değiştirmemizi gerektirmiyorsa, strateji değişmez ama taktiksel tepki gösterilir.  Rakibin promosyon kampanyasına, siz de yanıt verebilirsiniz. Ama, asıl çizginizi ve yolunuzu kaybetmeden, imajınızı anlamsızlaştırmadan…

Esneklik, piyasa değişikliklerini incelemek ve gerekli koşullarda strateji değiştirmeye hızlı karar vermektir. Hedeflerimizi zaten doğru saptamışsak pek sık değiştirmeyiz, ancak süreç içinde bir çok taktik uygulayabiliriz.

Internet oluşumlarında da “anlamlı gelir modeli”niz yoksa, esnek değil kararsız davranırsınız. Anlamlı gelir modeliniz zaten stratejinizin bir parçasıdır. Elbette onu da etkileyen faktörler vardır, ama aniden ortaya çıkmazlar.

Son söz, Churchill’e (bildiğim kadarı ile) ait “iyi işler planlanarak yapılır, diğerleri oluşuverir

 

01 Eylül 2008 Pazartesi

Esneklik

NATO soğuk savaş yıllarında stratejisini “değişen koşullara esnek mukabele” diye tanımlamıştı. (Nedense, bu cümle beni gülümsetir)

Yetişmemde büyük emeği olan Prof. Osman A. Ataç hocam, “esneklik” kelimesi için “uyum yeteneğinden omurgasızlığa, hatta yalakalık’a kadar giden geniş bir yelpazeyi içerir” derdi. Kesinlikle doğrudur.

Kişiler için geçerli olduğu kadar, kurumlar ve şirketler için de geçerlidir bu söylem. Değişen piyasa koşullarına göre davranmak gerekir. Bu kaçınılmaz. Ancak ana kararlar sürekli değişiyorsa, stratejik olan ile taktiksel olan birbirine karışıyorsa, kurum oradan buraya savruluyorsa  şunu söyleyebilirim.

Sürekli karar değiştirmek, esnek olmak değildir. Kararsızlık ile esnekliği birbirine karıştırmayın.