"kazanç-kazanç" etiketli yazılar:

15 Nisan 2010 Perşembe

Ya hep, ya hiç

Bize öğretildi. Tabağında tek bir pirinç tanesi bile kalmayacak.

😛

Birlikte yemek yediğim birçok yabancı, “tamam” demeyi biliyor. Tabakta 2 lokma da kalsa, içki bardağın dibinde yarım parmak da olsa… 

Annelerimiz öyle öğretmiş. Bu topraklarda bitmeden bırakıldığını hemen hiç görmedim. (Özellikle içkinin… Sonuna kadar gideriz…)

😛

Müzakere konulu yazılarımda da [1], [2], [3], [4] vurgulamaya çalıştım. Bir yerde durmayı pek bilmeyiz.  Kazanç-kazanç yaratmayı önemsemeyiz. “Ya benim olacak, ya da hiç” diye düşünürüz. Sonuna kadar gitmemiz gerektiğini zannederiz.

İş dünyamız aslanlar, kaplanlar ve hatta köpek balıklarıyla doludur.  Nedense arı ve karınca pek bulunmaz.

😛

Özetle, bizde azami ve asgari (maksimum ve minimum) vardır.

Neden optimum yoktur diye merak ediyorsanız… Bence, o son kalan – bırakılmayan –  tek pirinç tanesi‘nin suçu…

😀

15 Mart 2010 Pazartesi

Anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim

CRM’in tanımı içinde üzerinde özellikle durulan bir konu da iletişimdir. Nasıl bir iletişim sorusunun yanıtı da “anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim

Devamı…

😀

17 Şubat 2010 Çarşamba

Beklenti düzeyi

Fıkra bu…dog_playing_chess

😛

Adam bir otelin lobisinde köpeği ile satranç oynuyormuş.  Etrafını insanlar sarmış. Herkes hayretle köpeği izlemiş. Sonra içlerinden biri adamı tebrik etmiş:

“Harika bir köpek bu… Satranç oynuyor.”

Ama adam mutsuz bir şekilde yanıtlamış. “Evet… Poker de öğrettim. Ama maalesef eline iyi kağıt gelince kuyruğunu sallıyor.”

😛

Bazen oyunu oynamak, kazanmaktan daha mı zevkli acaba?..

😛