"kitap" etiketli yazılar:

01 Ocak 2017 Pazar

Kitaplarda Uğur Özmen

Bu yazıyı yakın arkadaşlarım ve ailem için, bir şekilde kayıt olması için yayınlıyorum.

2015 ve 2016 yılında yayınlanan 3 kitapta adım geçmiş.

Matematik Köyünün Delisi – Ali Nesin’le Nehir Söyleşi” isimli kitabın 115’incisayfasında

Aslıhan Lodi yazmış.

Dönüşüm Yolculuğu – Burhan Karaçam (Işın Tuğrul tarafından yayına hazırlanmış)

2015 Remzi Kitabevi

Bankalararası Kart Merkezi tarafından 2015’te yayınlanan “Türkiye’nin Kartlı Ödeme Sistemleri Tarihi” – Akdoğan Özkan

😉

 

01 Kasım 2015 Pazar

Sıfır

Tunç Kılınç’ın kitabı SIFIR’ı 3 günlük tatilin başlangıcında elime aldım. (“3 günlük tatil” diyorum, oy verme gününde evimize dönmüştük.)

Kitabı bitirince de görüşlerimi yazmak istedim. (Daha doğrusu Facebook’da, Tunç’un bu konuda talebini okuyunca bunu ödev edindim.)

Bence SIFIR, Tunç Kılınç’ı özel sektör hiyerarşisinin üst basamaklarındaki beyaz yakalı kişiyken, bugün bildiğimiz Tunç Kılınç yapan kişi, olgu, duygu ve cümlelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş bir mozaik.

Mozaik deyince, Tunç’un bir resmini mozaik yapmaya çalıştım.
Her bir karesini, kitaptaki bir bölüm olarak düşünebilirsiniz.

SIFIR-Tunc

Genelde kişisel görüş ve düşüncelerin yoğun şekilde anlatıldığı kitaplarda çoğunlukla insanların birlikte olmak zorunda oldukları mekanlar seçilir.

Hastane koğuşu, hapishane, uzun yolculuklar gibi ortamlarda roman kahramanları – uzun süre beraber oldukları için – birbirleriyle düşüncelerini, anılarını, okudukları eserlere ilişkin görüşlerini paylaşırlar. Böylece yazar da düşüncelerini derinliğine aktarma fırsatı bulur.

Tunç bambaşka bir yöntem seçmiş. Kısa bölümler halinde yazmış. Kitaptaki (okumayı kolaylaştıran ve ara geçişlerin hızlı olmasını sağlayan) kısa bölümleri bir araya getirince bugünkü Tunç Kılınç karşımıza çıkıyor.

Kitabın kahramanı Ali’nin bir kaza sonrası arafta sürüklenen ruhu sayesinde – Tunç’un gelişimini değil ama -bugünkü Tunç Kılınç’ı (büyük resmi) oluşturan unsurları okuyoruz.

“Tunç’un kendine yolculuğu” diyeceğim ama, bir psikolojik özeleştiri sanılmasını istemem. Gayet rahat okunan bir kitap.

🙂

Bir kitap okumakla dünya değişir mi? Ferrari’yi satınca bilge olunur mu? Gizli (Secret) denen şeyi hemen bulur musunuz?

Onları da sonlara doğru vurguluyor.

😀

Bana gelince, ilk fırsatta Tunç ile bir masada karşılıklı kadeh kaldırıp, kitabı konuşmayı düşünüyorum.

.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Kitaplar

Sosyal mecralarda “beni en çok etkileyen kitaplar” geçidi yapılıyor. Kendimce bir liste çıkarmak istedim.

Kitapları önemserim. “Bunlar kitaplarda yazmaz” diyenler genellikle zorunlu oldukları okul kitapları dışında (Red Kit, Tom Miks, Zagor, vb. hariç…) hemen hiç bir şey okumamışlardır. Oysa bunlar kitaplarda yazar.

kitaplar

Aynı konuyu 2 kere yazmayayım diye daha önce kitaplar konusunda yazdıklarıma baktım.

Asıl konusu tek bir cümle olan ama 200 sayfa yazılan kitapları konu almışım. Çok sayıda yorumcu bana katıldığını belirtmiş. 🙂

2011 yılında okuduğum kitapları listelemişim. Bunların arasında “yeniden buldum” diyerek İYİLER listesinden birini belirtmişim.

Birkaç kitabı anlatmışım:

Kitap konulu yazılarım bunlar.

kitaplar-2

Gelelim beni en çok etkileyen kitaplara… İlk 10 gibi bir sıra veremeyeceğim hatta daha fazlasını yazacağım. Öncelik de gözetmiyorum. Hemen hepsi vazgeçilmezlerim olanlar:

  • Kum Kitabı ve Labirentler başta olmak üzere Jorge Luis Borges’in tüm kitapları.
  • Sinağrit Baba başta olmak üzere, Sait Faik Abasıyanık’ın tüm hikayeleri.
  • Ayn Rand’in The Fountainhead‘i (Bir Pınar ki adıyla okumuştum) – Birey olma ve profesyonellik kavramlarımın temelini atmıştır. İş hayatımda birçok kişi beni Hovard Roark’a benzetmiştir.
  • Montaigne’in Denemeler‘i – Hayatıma yön veren bazı cümleler o kitaptandır.
  • Robert Townsend’den Up The Organization – İş hayatıma yön veren bazı cümleler de bu kitaptandır.
  • Antoine de Saint Exupery’nin Küçük Prens‘i – Çocuk kitabı değildir. Herkes yılda en az bir kez okumalıdır.
  • Richard Bach’dan Martı Jonathan Livingston – Yine, yılda bir kez okunmalıdır.
  • Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık‘ı – 12 Eylül’de burada yasaklanmıştı; İran’da halen yasak.
  • Giovanni Guareschi’den Patates Şövalyeleri – Okuduğum en komik mizah kitabı. Otobüste, metroda filan okumayın. (Zaten artık sadece sahaflarda bulabilirsiniz)
  • Wilhelm Reich’dan Dinle Küçük Adam – Yine, yılda bir kez okunmalıdır.
  • Başta Memlektimden İnsan Manzaraları olmak üzere Nazım Hikmet’in kitapları, şiirleri.
  • Kırmızı Pazartesi başta olmak üzere Gabriel Garcia Marquez’in kitapları
  • Soljenitsin‘in kitapları – Olayları farklı açılardan sorgulamayı hatırlatır.

Baktım da hepsi 30+ yıllık kitaplar. Sonraki yıllarda okuduklarımdan “hayatımı etkiledi” diyebileceğim kadar etkilenmemişim.

Bir dönemde, profesyonel hayatta ilerlerken iş dışında bir şey okumadığımı da itiraf etmeliyim. Sonraları yine öykü – roman – şiir kitaplarına döndüm.

Bu arada Yekta Kopan‘ın kitaplarını tekrar okuyorum. Aile Çay Bahçesi‘ni okuduktan sonra, öncekileri yeniden elime aldım. Kendimle hesaplaşmaya, birçok şeyi yeniden sorgulamaya ihtiyacım var demek ki…

Okumaya devam.

😉