"lojistik" etiketli yazılar:

17 Eylül 2026 Perşembe

Veri Yönetiminin Sahibi Kim?

Bu blogda yayınlanan Doğru Raporlama ve Yapay Zeka yazısına yorum yapan sayın MAHİR H. “Yapay zekâ destekli raporlamaya geçmeden önce kurum genelinde ortak bir veri sözlüğünün oluşturulması gerektiğini vurguluyorsunuz. Sizce veri sözlüğünün ve kritik metrik tanımlarının sahipliği iş birimlerinde mi olmalı, yoksa iş birimleriyle veri ekiplerinin birlikte yönettiği bir veri yönetişimi yapısında mı?” diye sormuş.

Bu soru çok önemli + çokomelli. Veri sözlüğünün ve kritik metrik tanımlarının sahipliği konusu, veriye dayalı projelerin en hassas noktalarından biridir. CRM veya dijitalleşme projesine başlarken bu konuda karar vermemişseniz bile (ki çoğunlukla bu ihtiyacı bilemeyiz) süreç içinde karşımıza çıkar.

Sayın Ozan Kaan KARAMIK‘ın Linkedin’de yayınladığı “Çok acil, olmazsa olmaz denilip iş listesinin en önüne konan ama geliştirildikten sonra kimsenin kullanmadığı özellikler…” konulu bir yazısının yorumlarında bu konuya biraz dokunmuştuk. Ozan Kaan KARAMIK “Verinin sahibi ile bilginin sahibinin ayrışması meselesi az konuşulan ama sahada çok yaşanan bir durumdur” diye vurgulamıştı.

Dijitalleşme veya veriye dayalı düşünme konularına eğildiğimizde önemli duruma gelen “sahipliğin kimde olması gerektiği” konusunda ahkam (hatta racon) kesmeden önce sorumluluğun ne olduğunu tanımlamak isterim.

Kurumun Tek Doğrusu

Veri sözlüğünün amacı “kurumun tek doğrusu” diyeceğimiz alt-yapıyı, böylece kurumsal kavram birliğini oluşturmaktır. (Buna “aynı dili konuşmak” da diyoruz.) Kurumun tek doğrusu kavramı, teknoloji kavramı değil, kesinlikle iş birimi kavramıdır. Örneğin, müşteriler için:

  • “Kredi alabilirliği yüksek”
  • “Muhtemelen dolandırıcı”
  • “Borcunu öder ama zamanında ödemez, sürekli geciktirir”
  • “Gecikmeyi haklı göstermek için hep şikayetlerde bulunur”
  • “Önce, çok satın alacakmış gibi pazarlık yapar. Sonra toptan fiyatına az ürün satın alır”
  • vb… (yüzlerce bulabiliriz)

Bunlar teknoloji kavramları değil, bizzat iş birimlerinin kavramlarıdır. Bu noktada aynı fikirdeysek, iş biriminin “bilginin sahibi” olduğu konusunda da aynı fikirde olmamız gerektiği kanısındayım.

Bilgiden Veriye

Yukarıda “Verinin sahibi ile bilginin sahibinin ayrışması meselesi” dedik ya… Şimdi, bilgiden veriye doğru inelim. Tanımları yapmaya çalışırken, yukarıdaki her bir tanım (bilgi) cümlesi için, hangi verilere bakılması gerektiğine karar vermeliyiz.

Bu aşamayı daha ilk görüşmede anlattığımda “Aaaa… CRM çok kolay bir iş değilmiş. Danışmanın elinde sihirli değnek yokmuş. Öyleyse sonraya bırakalım” diyen kurum gibi düşünmeyin. Bir yerden başlamak gerekiyor.

O listeden tek bir cümleyi seçerek başlayalım. “Borcunu öder ama zamanında ödemez, sürekli geciktirir” diyorsak, her bir teslimat için:

  • Borcun (alacak hesabının) doğduğu tarih [üretim tarihi mi, teslimat tarihi mi, kurumun zaten tanıdığı bir ileri vadeli tarih mi?]
  • Borç tutarı
  • Ödenmesi gereken tarih
  • Gecikme olarak tanımlanan süre [çoğunlukla 3-5 gün sonra ödenmesi gecikme sayılmayabilir]
  • Ödemenin yapıldığı tarih
  • Ödeme yapılan tutar

verilerinin olması gerek. Ama yetmiyor.

Tanım gereği bu verilerin sonucunda şu hesaplamayı da yapmalıyız:

  • Borç tutarı = Ödeme yapılan tutar [Borcunu ödedi]
  • Ödemenin yapıldığı tarih (eksi) Ödenmesi gereken tarih (büyüktür) Gecikme olarak tanımlanan süre [ama gecikmeli ödedi]
  • Bu iki koşulun da kaç kere tekrarlandığı [Bu bir alışkanlık mı]

Burada, bazı verilerin sahibi üretim ve/veya teslimat / lojistik ve/veya muhasebe ve/veya finansman departmanlarından biri veya birkaçı olabilir. “Borcunu öder ama zamanında ödemez, sürekli geciktirir” bilgisinin sahibi, muhtemelen Finansman veya Satış yöneticileridir. Kurum içinde bu kişi her kim ise, hesaplamanın nasıl yapılacağını da belirtmek zorundadır. (İsteyenler bu aşamada yapay zekadan destek alabilir. Hiç sakıncası yok ve hatta daha geniş görülmesini de sağlayabilir 🙂 ) Bu aşamada, veri ekiplerine güncelleme, hesaplama, rapor sıklığı, vb. gibi konularda danışılabilir ama sorumluluk ilgili iş birimindedir.

Eminim dikkat etmişsinizdir. Hem veri anlamlandırma, hem de veri modeli oluşturma örneklerini görmüş olduk. Veriden Önce Yanıtlanması Gereken Soru yazısındaki örneklerin nasıl yapıldığını da hatırladık.

CRM eğitimlerimde, farklı sektörlerdeki anlamlandırma tanımlarını ve tanım cümlesinden başlayıp veriye doğru geri yönlü yolculuğunu ödev olarak veririm. Projeye başladıkları zaman, ellerinde – kendilerinin yazdığı – bir rehber olmasını sağlamak isterim.

Sahiplik = Sorumluluk

Sahiplik kavramının bir önemli noktası, sorumluluğun
– işler kötüye gittiğinde “Ben yapmadım, Miki yaptı” diyerek başkasına bırakılan bir iş olmasını
– işler olumlu olduğunda “Hepsi benim fikrimdi. Miki’ye öyle yapmasını ben söyledim” denilmesini
engellemektir. Dolayısıyla sorumluluklar bir komiteye bırakılamaz. İlgili iş biriminde bir kişinin sorumlu olması tercih edilmelidir.

Amerikalıların “deve, komite tarafından tasarlanmış bir attır” (camel is a horse designed by committee) diye bir esprisi vardır. Ürün tasarımlarında farklı fikirler iyi olabilir ama sorumluluklar söz konusu olduğunda, tek kişinin sorumluluk almasına inanırım.

Veri Sözlüğünün Sahibi Kim?

Verinin ve bilginin sahiplerini belirledik. Onlar hep iş birimleri idi. Sıra geldi veri sözlüğüne… Burası tam da zurnanın zırt dediği yerdir.

Birçok farklı iş birimi, kendi doğruları yönünde tanımlar oluşturabilirler. Bir sözlük hazırlanacak ama her departmanın deyimleri, jargonu, beklentileri farklı olabilir. Oysa veri sözlüğü, kurumun tek doğrusunu sağlayan teknolojik alt-yapının sözel beyan ve taahhüt karşılığıdır. Farklı departmanların değişik beklentilerinin kurumun tek doğrusunu bozmamasını sağlamak, tarafları – gerekirse – bir araya getirerek sorunu çözmek ve tekrarlayan bilgilerin farklı tanımlarının olmamasını sağlamak gerekir. Biraz koruyucu hekimlik, biraz da bekçilik gerektiren bir görevdir.

Veriyle çalışmayı henüz yeterince içselleştirememiş iş birimlerinin taleplerini hizalamak için hem veri ekipleriyle yakın çalışacak, hem de iş birimlerinin sorunlarının kökenine inebilecek bir düzeyde olması gerekebilir. Benim önerim bu zor görevin, kurumun dijitalleşme projesi sponsoru (büyük olasılıkla CEO veya bir GMY) olan yöneticiye doğrudan bağlı – en az – direktör düzeyinde iş birimi kökenli olmasıdır. Zaten, veri ambarının teknoloji tarafını yöneten, teknoloji kökenli bir yakın çalışma arkadaşı olacaktır.

😉

Kültür Stratejiyi…

“Pusulanın ibresi hep iş birimlerini gösterdi ama nerede böyle ayrıntılı düşünen, veri modeli oluşturan ve anlamlandırma yapan iş birimi?” diye soruyorsanız… işte tam da bu nedenle, “dijitalleşme bir teknoloji değil kültür projesidir” diyoruz.

Eş zamanlı olarak Linkedin’de yayınlandı.

11 Haziran 2024 Salı

Final – Haziran 2024 – Soru 2

9 Haziran Pazar günü CRM dersinin final sınavı yapıldı. Her zaman olduğu gibi, sınav sorularını sosyal mecralarda yayınladım.

Şeffaflık ilkesine inanırım. Sınavlarda sorduğum soruları gizli tutmam. Sosyal mecralarda, bazen yanıtlarıyla birlikte yayınlarım.

Bu final sınavındaki soruların bazıları geçmiş yıllarda sorulmuştu. Genelde soruların %40-50’sini geçmiş yıllarda sınavlarda verdiğim ve sosyal mecralarda paylaştığım sorulardan oluştururum. Sınıfta bunu bildiririm. Amacım, ters köşe yapmak ve/veya eğitimi alanları şaşırtmak değil, iyi öğrenmelerini sağlamaktır. Eğitime katılanlar, geçmiş yılların soruları üzerinde çalışırken daha iyi öğrenebilirler.

😉

İkinci Soru

Sınav sırasında sıkça sorulan bir cümle ile başlayacağım: “İstediğimiz sorudan başlayabiliyor muyuz?” Yanıtı EVET olduğu için, ben de ikinci sorudan başlayacağım.

2 – En önemli müşteri bilgileri ile segmentasyon kriterleri arasındaki ilişkiyi anlatınız.

Dersi nasıl işlediğimizi daha önce paylaşmıştım. İş başı eğitimi gibi çalışırız. Gruplar birer sektörün CRM yolculuğunu çıkartmaya çalışırlar. Dersin işlenme yönetimi şurada ayrıntılı olarak aktarılmıştır.

CRM eğitimi verdiğimiz her sene, konu aldıkları sektör özelinde:

  • Önemli müşteri bilgileri nelerdir?
  • Segmentasyon kırılımları nelerdir?

ödevleri hazırlanır. Soru, bu iki ödevin arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

🙂

İşin eğlenceli tarafı, ödev içeriğini sunduğum Önemli Müşteri Verileri yazısının son paragrafının “Dönemin üçüncü ödevi çoğunlukla segmentasyon için kullanılan kırılımlar konusundadır. Fark ettiyseniz, bu ödevi doğru yapanlar aslında üçüncü ödevi de yapmış olurlar” diye bitmesidir. Yani, sınav sorusunun yanıtı aslında ödevin rehber içeriği sırasında verilmiştir. Eğitim sırasında da defalarca söylenmiştir.

En gerekli müşteri bilgileri konusunda ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz:

    1. Hangi Veri Gerekli
    2. Önemli Müşteri Bilgileri
    3. Gerekli Müşteri Bilgileri
    4. İletişim / Tanıma

yazılarını okumanızı öneririm.

😉

Yanlış Yanıtlar

Sınavdan yaklaşık 10 gün önce, ilk 2 soruyu (yanıtlarını vermeden) derse katılanlar ile paylaşmıştım. Geçtiğimiz yıllarda bu soruyu sorduğumda sıkça yazılan ve “sorunun yanıtıyla ilgisiz olan konular” hakkında da bilgi vermiştim. İkinci soruyla ilgisiz konular:

  • Segmentasyonun tanımı
  • Nasıl segmentasyon yapılacağı
  • Segmentasyonun sektöre göre değişeceği
  • Veri ambarının nasıl oluşturulduğu
  • Tetikleme mekanizması

Sınavlardan önce bu bilgileri paylaşmamın nedeni sadece şeffaf olmak değildir. Sorunun yanıtı bilmeyenlerin “aslında benzer konuları çok iyi biliyorum ama bu sorunun yanıtını hatırlayamadım” mesajını vermek için akıllarına geleni yazmasını engellemektir.  Elbette Iğdır’lamak hevesi de engellenmelidir 😉

Maalesef yine “sorunun yanıtıyla ilgisiz olan konular” listesine:

  • Müşterinin YBD’sini hesaplayacak veriler
  • Neyi bilseydik daha fazla satardık
  • “KVKK geldi, CRM bitti önermesi” yanlıştır

… gibi cümleler eklendi. Demek ki mesajımı yeterince iyi verememişim.

Sorunun yanıtı

Sınav kağıdına bu kadar uzun yazılmasını beklemiyorum. Dönem boyunca üzerinde çalıştıkları sektör örneklerini de vererek hemen aşağıdaki paragrafı yazmaları yeterliydi.

Müşteriyi tanımamız ve diğerlerinden ayırt etmemiz / farklılaştırabilmemiz için

  • lokasyonu (lojistik için)
  • taşıdığı ürün cinsi [soğuk zincir, vb.] (lojistik için)
  • beden ölçüleri (giyim sektörü için)
  • lokasyonu [iklim koşulları ve yöresel kültür] (giyim sektörü için)
  • yaşam evresi (inşaat sektörü için)
  • ödeme / erteleme davranışı (özellikle B2B için)
  • … yüzlerce ekleyebilirsiniz…

eğer anlamlı bilgi ise, aynı zamanda segment kırılımını da oluşturuyordur. Dolayısıyla “gerekli müşteri bilgileri” ve segment kırılımları çoğunlukla aynıdır.

Diğer soruların yanıtları için… “Bizi izlemeye devam ediniz”

[1]  – 2 yukarıda – [3] – [4] – [5] yanıtları için rakamın üzerine tıklayınız.

😉

30 Mayıs 2021 Pazar

Amazon nasıl “Aşk Markası” oluyor

Değerli arkadaşım Burak Bayburtlu Twitter’da şöyle yazdı:

Bu mesajın altına yayınlanmayan yorumları eklemiş:

Burak’ın Twitter mesajının altına birçok yanıt yazılmış. Benzer şikayetleri olanlar, onlarca yanıt yazmış, kendilerinin yayınlanmayan yorumlarını da eklemişler. Okumanızı öneririm.

Ben, o yanıtlar arasındaki “Amazon’a övgü” yorumlarını bir araya getirdim.

Bir tanesine Amazon da ekleme yapmıştı.

Amazon-teşekkür

😉

Yanlış anlaşılmasın. Tek taraflı bakarak Amazon övgüsü yapmak eğiliminde değilim.

😮

Bence e-ticarette en büyük eksiklik, birçok pazaryerinin müşteri deneyimini anlamaması ve kullanıcı deneyimi ile aynı olduğunu zannetmesi. Teknolojinin dışındaki unsurların göz ardı edilmesi ve müşteri deneyimini anlamamakta ısrar…

  • Bu yazı taslaklar dosyasında beklerken yeni bir “hepsiburada vakası” daha ortaya çıktı.  Devamını izledim.
  • Bir de Bauhaus vakası olduğunu gördüm. Yine “Amazon’dan öğrenmeleri” öneriliyordu.

🙂

E-ticaret kurumlarının, özellikle platform ve/veya pazaryeri olmaya niyetlenenlerin ilk öğrenmesi gereken şey, “kimin müşterisi” kavramıdır.

  • Bu yazıyı uzun okumaktan sıkılacaklar için kısa özet: Evde Bosch markalı eşyaların artması, beni Bosch müşterisi yapmayabilir. Karşı binadaki elektrikli ev eşyaları dükkanı Arçelik bayii olsaydı, ev Arçelik ürünleriyle dolardı. Markanın değil, bana en yakın “komşu hatırı” önemseyen bayiin müşterisiydim.

Müşteriler platformun / pazaryerinin müşterisi olmaya çalışırken, onları satıcının veya lojistik şirketinin müşterisi olmaya zorlarsanız, kısa dönemde birkaç sorudan kurtulursunuz ama uzun dönemde varlığınız sorgulanır. Eğer müşterinize, her anını sizin yönettiğiniz sürtünmesiz ve kesintisiz bir deneyim yolculuğu (MOST®) tasarlamamışsanız, platform/pazaryeri değil alelade satıcısınızdır.

😡

Amazon Türkiye’ye geldiğinde, “e-ticaret’in yöntemini değiştirecek” yazmıştım. Çok sayıda “her şeyi bilen” kişi, “buradakiler Amazon’a değil, Amazon buraya uyum sağlar” demişti. Hatta Amazon’un buradaki ilk adımlarındaki tökezlemeler üzerine “hani, e-ticaretin kurallarını değiştirecek diyen kişi onlayn mı?” diye tweet’ler yazılmıştı. “Hele bekleyin” demiştim ama… her Amazon hatasında keyifle beni anıyorlardı.

Malum Karadeniz fıkrasındaki gibi yanıt vereyim. “Eeee… N’oldu?”

😉

16 Haziran 2021 tarihli EKLEME:

21 Eylül 2021 tarihli EKLEME: