"maliyet" etiketli yazılar:

05 Aralık 2013 Perşembe

Plan ve Bütçe – 2

Bütçe’nin Türkiye’deki kullanımı genellikle “Bütçede yer almadığı için onaylanmadı” veya “Sene sonu yaklaştı, bütçeyi kullanmazsak gelecek sene para verilmez. Harcayalım” şeklinde ortaya çıkıyor. Özellikle kamu kuruluşlarının eğitim harcamaları ikinci örneğe fazlasıyla uyuyor. butce-2

Oysa Plan ve Bütçe yazısında vurguladığım gibi bütçe hem planlama hem de performans ölçme aracıdır.

En basit şekliyle anlatmaya çalışayım…

Diyelim ki bütçeyi şöyle hazırladınız. “10 liradan 10 adet üreteceğiz ve 12 liradan satacağız. 20 TL kar edeceğiz.”

Sene sonu geldiğinde gördünüz ki, 12 liradan 8 adet üretmişsiniz ama 15 liradan satmışsınız.  24 TL kar etmişsiniz.

😀

Sonuçları yorumlarsak:

  • Birim üretim maliyetiniz 10 TL varsayıldı, 12 TL oldu.
  • 10 adet üretebileceğinizi iddia ettiniz, ancak 8 adet üretebildiniz.
  • Toplam üretim maliyetiniz 100 TL değil 96 TL.
  • Birim satış fiyatı 12 TL olur dediniz ama 15 TL’den sattınız.
  • Cironuzu 120 TL tahmin etmiştiniz, bildiniz.
  • Beklediğinizden daha karlı çıktınız.

Nihayetinde 20 TL yerine 24 TL kâr ettiniz. Bununla mutlu olup rahat uyur musunuz? Veya kendinize

  • Satınalma ve üretim departmanları maliyetlerden haberdar değil mi?
  • Üretim departmanı kendi kapasitesini bilmiyor mu?
  • Satış departmanı daha fazlaya satabilecekken (“hedefleri geçtik” demek için) fiyatları sene başında düşük tutmuş mu?
  • 10 adet üretebilseydik (24 TL’den daha fazla) 30 TL kâr edebilir miydik?

diye sormaz mısınız?

😉

Hangisi? Başka?…

😮

Resim şuradan alıntıdır

01 Aralık 2013 Pazar

Plan ve Bütçe

Bu yazı muhtemelen geç kaldı. Birçok kişi şirketinin veya departmanının bütçesini hazırladı.

Ben yine de önemli unsurlardan bahsedeyim. Bu sene olmasa da gelecek seneye (unutulmazsa) yardımcı olur. Henüz bütçesini hazırlamamış olan girişimcilere de belki faydası dokunur. butce

🙂

Bütçe, hem çeşitli gelir ve giderlerin önceden belirlenen hedefler çerçevesinde yapılmasını sağlayan planlama aracı, hem de bu hedeflere ne kadar yaklaşıldığının değerlendirilmesini sağlayan performans ölçme aracıdır.

Hedefler

  • Pazar payı
  • Ciro
  • Karlılık

anabaşlıkları altında birbiriyle bağlantılı, ancak ayrı ayrı belirlenir. Böyle yapılmasının nedenleri şunlardır.

  • Pazar beklenenden fazla büyürse, ciro artış hedefi tutturulsa bile pazar payı kaybı mümkündür. Dolayısıyla aslında beklenmedik etmenlerden ötürü satış yapılmış, ama pazardan pay alınamamıştır. Yani hedeflerin gerisinde kalınmıştır.
  • Pazar (yasalar, krizler… gibi dış etmenlerden ötürü) beklenenden az büyümüşse, ciro hedeflerine ulaşılmamış olabilir. Ancak bu durumda bile pazar payı kazanılmışsa aslında hedeflere ulaşılmıştır.
  • Bir üründen 50 adet satılacak ve 500.000 TL kazanılacak diye bütçelediniz. 30 adet satıp 600.000 TL kazanmışsanız, varsayımlarınızı (1) gözden geçirin. Ciddi varsayım hatalarınız vardır ve onları düzeltmeden şirketinizin ne durumda olduğunu anlayamazsınız.
  • Döviz kurlarında beklenenin çok üzerinde artış olduğunda bazı sektörler yatırım kararlarını erteleyeceklerdir.  Yatırım ürünleri satan şirketlerin daha bütçe varsayımları sırasında bu unsuru da dikkate alması gerekir. Aksi koşulda şirket veya departmanın başarısızlığı diye yorumlanabilir. Böyle durumlarda pazar payı hedefi ve karlılık doğru performans ölçüleridir.
  • Geçmişte kriz dönemlerinde birçok firma, asıl faaliyetlerinden değil, parayı kullanıp repo yaparak para kazanmışlardır (2). Sene sonu kârları açısından hedefler aşılmış gibi görünse de, gerçekte sadece finansman departmanı işini yapmıştır. İşte bu nedenle karlılık hedefinin yanı sıra, ciro ve pazarpayı hedefleri de olmalıdır.
  • Yatırım kredisi veren veya müşterileriyle cari hesap sözleşmesiyle çalışan şirketlerde: ödeme güçlüğüne düşen, dava sonrasında temerrüt faiziyle birlikte ödeyen müşteri karlılığımızı arttırır. Ama kredi değerlendirme veya tahsilat ekiplerimizin yeterli olmadığını da gösterir. Bu nedenle hedeflerde departmanlara özgü noktalar da dikkate alınmalıdır.
  • Karlılık sadece TL veya US$ ile ölçülmez. Bu iş için ayrılan para veya zaman cinsinden de (yani % – yüzde – veya gün / saat olarak da) ölçülebilir. “Bir koyup beş almak” ve “kısa günün karı” deyimleri (veya IRR ve ROI hesapları) bu kavramdan yola çıkmaktadır.

😉

(1) Varsayımlar ve Planlama konusunda daha önce yazılmış yazıların listesi Planlama ve Senaryolar yazısında bulunabilir.

Bir de Fatmanur Erdoğan‘ın Geleceği Şekillendirmek İçin Makro Trendleri Farketmek Gerekir yazısına göz atın.

🙂

(2) Üzerimde çok emeği olan Osman A. Ataç hocam “Bir ekonomide, işletmeler paralarını paradan kazanıyorlarsa istatistikler güzel gözükse de o ekonomi sıkıntıdadır veya keskin bıçak sırtında gidiyordur. Nedeni çok basit: Üretim/pazarlama otomatik pilota alınacağından o ekonomi istihdam, katma değer ve hasıla yaratma gibi konularda sınıfta kalır. Şirket gayretlerini ‘fon’ yaratmaya kaydırır esas işini geri plana atar. Uluslararası rekabet şansı giderek azalır veya yok olur.diyor. Bence de haklıdır.

🙁

Resim şuradan alıntıdır.

01 Ağustos 2013 Perşembe

İşte kapı…

Yenikapı adının nereden geldiğini muhtemelen biliyorsunuzdur? Bilmiyorsanız Google teyzeye sorun. Tek bir öykünün türevlerini okuyacaksınız. Son bölümünü özetleyeyim.

😉

IV. Murat, bir falcıya şehre nereden gireceğini sormuş. “Hangisi olduğunu söylersem başkasından girersiniz” diyen falcı bir kağıda yazıp “Şehre girdikten sonra okuyun” diyerek vermiş.

IV. Murat sahile çıktığı yerde askerlerine “Surlara yeni bir kapı açılsın! İstanbul’a oradan gireceğim” emrini vermiş. Kapı hemen açılmış.  IV. Murat içeri girdikten sonra cebindeki kağıda bakmış. Şu yazılı: “Hünkar’ım, yeni kapınız hayırlı olsun!

🙂

Öykünün tamamı okunduğunda çeşitli gaddarlık gösterileri de yer almakta. Lakin benim üzerinde durduğum konu, işin gaddarlık kısmı değil, güç gösterisi ve kaynak israfı tarafı.

Bir falcıyı yanıltmak için, surların önüne dikilip “şuradan yeni bir kapı açın” talimatının verilmesi.

😉

Muhtemelen sadece bir öyküleştirme (story telling) işidir. Yine de bunu hevesle anlatanlara şu soruları sormaktan kendimi alamayacağım.

Tamam, bunu yaptıracak gücü var ama… yapılması gereken bu mu? Oralarda gerçekten bir kapı olmalı mı? Kapının olması gereken doğru yer, tam orası mı? Maliyetine değdi mi? Yoksa hiç bir zaman bir maliyeti olduğu düşünülmedi mi? Tıpkı sanal bir oyun oynar gibi mi geldi ona?

😛

Defalarca duyduğum bu öykü aklıma yukarıdaki sorularla birlikte bir şey daha getirir:

Yönettiklerine kendisini gücüyle ispatlamak için çabalayan her yöneticinin aslında ne kadar korkunç olduğunun bilinmemesi… Bu davranışı eleştirmek yerine hayranlık duyulması…

😀