"maliyet" etiketli yazılar:

06 Ağustos 2012 Pazartesi

İkincisi indirimli

Pizzacılarda “kendin gelip alırsan ikincisi bedava” denildiğini duymuşsunuzdur.

Bunun mantığını kolayca bulabiliyoruz. Eve servis maliyeti ile pizzanın maliyeti karşılaştırıldığında, kendiniz gelip alırsanız servis elemanına verilecek para yerine, size pizza ikram ediliyor. Fiyatta doğrudan indirim yapılırsa çok hoş görünmeyeceği için ikincisi bedava deniyor.

😉

Eve servis yapıldığı zaman da, benzer bir hesaplama ile ikincisine indirim yapılıyor.

(Bu resim, markayı görünmez yapmak için biraz fotoşoplandı)

Zaten servis elemanı yola çıkınca, maliyet oluşacak. İkinci pizza indirimli alındığında, oluşan bu maliyetin ilk pizza fiyatına yansıtıldığını düşünebilirsiniz. Dikkat ederseniz bu sefer ikincisi bedava değil, indirimli.

🙂

Arkadaşım büyük içme suyu dağıtım şirketlerinden birine danışmanlık veriyordu. Maliyet kalemlerini incelemiş. Eve servis maliyetlerinin ne kadar büyük olduğunu bulmuş. Sonra da patron’a gidip “Evine bir damacana su teslim ettiğimiz kişilere ikinci suyu bedava versek daha fazla verim elde ederiz” demiş.

“Sen beni batırmak mı istiyorsun?” yanıtını almış.

😉

Onlarca kez söyledim, defalarca yazdım. Finansman bilmeyen pazarlamacı, ancak

“PAZARLAMACILAR GİREMEZ”

afişinin muhatabı olabilir.

😉

 

 

02 Ocak 2012 Pazartesi

Yeterli ve gerekli koşullar

Soğuk savaş (1960 civarı) yıllarına ait bir fıkra…

Avrupalı biri Moskova tren istasyonunda yürüyormuş. Saati öğrenmek istemiş. Orada 2 elinde 2 kocaman bavulla yürüyen birine sormuş.

Bavullu adam büyük nezaketle bavulları bırakmış, saatine bakmış ve…

Şu anda Moskova’da saat 14.35; New York’da 06.35; San Francisco’da ise 03.35… Ayrıca Moskova’da eksi 8 derece, New York’da hava bulutlu ve gün içinde kısmen bulutlu olacak, yağış olmayacak; San Francisco da parçalı bulutlu ve şu anda 8 derece” demiş.

Avrupalı şaşırmış. “Biz de Rusya’yı çok geri zannediyorduk. Bunların hepsini bir kol saati içine yerleştirmek… İnanılmaz…” deyince Moskovalı bavulları işaret etmiş.

Evet ama, güç ünitesi ve işlemci çok ağır… Taşıması çok zor oluyor.”

😛

Çok ders aldığım bu fıkrayı, sevgili patronum İsmail Yalçınkaya anlatmıştı.Her hangi bir projenin yaratıcılığının maliyeti göz ardı edemeyeceğini vurgulamak için kullanırdı.

🙂

Hayatın size gerekli koşulları, yeterli yükten fazlasını vermeden sunmasını dilerim.

İyi seneler.

😀

22 Eylül 2011 Perşembe

Rakamlar 2

UzakDoğu’dan Türkiye’ye konteyner taşımacılığı yapan bir deniz acentesinde çalışıyordum. En büyük rakibimiz ile karşılaştırıldığımızda:

  • Onlar küçük boy (20 feet) konteyneri 1900 ABD Dolarına taşıyor, biz 2700 Dolar istiyoruz.
  • Onlar Japonya’nın 2 limanından yük alan bir gemiyi ayda bir kaldırıyor; biz 5 – 6 limandan haftada bir kere yük topluyoruz.
  • Onlar İstanbul’a 45 – 50 günde getiriyor, biz en fazla 28 günde Haydarpaşa Limanı’na boşaltıyoruz.
  • Onların gemisi 4 günde boşalıyor, bizimki aynı gün içinde boşaltıp gidiyor.

UzakDoğu’dan çoğunlukla elektronik eşya geliyor Türkiye’ye. Yükte hafif, pahada ağır malzeme.

Taşıma işini şirketlerin satınalma müdürleri ile görüştüm. 1900 ile 2700’ü karşılaştırdılar. “Pahalısınız” diye tutturdular. Baktım başka karşılaştırma yaptırmak mümkün değil, şirketlerin Finansman’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcılarıyla görüşmeye başladım.

Konşimento üzerinde yazdığı için, bir konteyner dolusu malın fiyatını ve ziyaret ettiğim firmaların aylık kullanım tutarlarını biliyordum. Finansman GMY’lere iki deniz nakliyat firması arasındaki emniyet stoğunun değerini sordum.

  • Mal tedarikinde karşılaşılabilecek çeşitli (gecikme, unutma, kaza, vb. gibi…) olası ihtimallere karşı üretimin durmaması için mutlaka tutulması gereken envanter miktarına emniyet stoğu deniyor.

Bir malın gemiye yüklenmesi unutulursa onlarda 1 ay sonra; bizde hemen 1 hafta sonra yüklenebiliyor. Rakibimizin gemisi  45 – 50 günde geliyor, bizimki 25 – 28 günde…

    😉

Finansman GMY’leri hemen hesapladılar. Onca parayı envantere bağlamanın maliyetini buldular. Bizimle çalışmaya karar verdiler.

Tüm değerli mallar bizimle taşındı, ağır ve ucuz mallar rakiplere kaldı. Bir yıl dolmadan, UzakDoğu – İstanbul arasında konteynerli mal taşımada pazar payımız %70’e ulaşmıştı.

😀