"mobil" etiketli yazılar:

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Telefondan Saate

Birkaç sene önce “iş zekası” konulu bir konferansta başarı öykülerini dinliyordum.

Sunumunu yapan IT müdürüne “Hazırladığınız göstergeler (dashboard) mobil’den de görülüyor mu?” diye soruldu. IT müdürü “Tam da bu soruyu bekliyordum” ifadesiyle gülümsedi. Sonra anlattı.

Yönetim kademelerindeki bazı kişiler “özellikle cep telefonundan görmek” için ısrarlı olmuşlar. Onlara “Bazı göstergelerin telefon ekranından görülebileceği” söylenmiş. “Hatta kendilerinin belirleyecekleri uyarı mesajlarının da telefona gelebileceği” de anlatılmış. IT ekibi “şöyle olursa uyarı mesajı gelsin” gibilerden çalışılması önerisinde bulunmuşlar.

Maalesef “Bazı sonuçlarla yetinmeyiz. Tüm sonuçları görmek isteriz” diyenler kazanmış. IT ekibi de buna göre çalışmış. Tüm raporlama sistemi mobilden ulaşılabilecek duruma getirilmiş.

Tüm sonuçları cep telefonundan görmek isteyen yöneticilerden bazıları, bir çok rapora tek bir kere bakmamışlar. (Zaten büyük bir perakende ağını, cep telefonundan görebileceğiniz raporla anlayamazsınız.)

Kendi karar verme deneyimlerini bilmeyen yöneticiler (ben de bunlarla karşılaşmıştım) , “akıllı telefon, aptal kullanıcı” gibi karşılaştırmalarla  IT dedikodularının konusu oluyorlar.

🙂

Bugünlerde benzer tartışmaları “akıllı saatler” sayesinde duymaya başladım. Birçok banka bu konuda yarışmaya başladı. Internet’te ne varsa saate sığdırmaya çalışıyorlar.

Benim aklıma 2000 yılının Wap Bankacılığı çalışmaları geliyor.

WAP-bankaciligi

  • O yıllarda çalıştığım bankada da “Wap Bankacılığı yapmalıyız” diyenler oldu. ADK ekibi 30 küsür sayfalık bir rapor hazırlamıştı. Kurumsal İletişim GMY’si ve ben “Wap’ın ömrünün çok kısa olacağını, gelişen mobil dünyada wap’tan eser kalmayacağını” iddia etmiştik. Haklı çıktık.

.

Gelelim akıllı saatlere… “O küçücük ekranda neler gösterilebilir; müşteri ne zaman ve hangi bilgileri bileğinde görmek ister” gibi konularda kafa yormadan yapılacak saat bankacılığı çalışmaları, gelecekte alay konusu olunmasını sağlayabilir. Aşk markası olanlar, her bir cihaz için müşteri deneyimini ayrıntılı şekilde inceliyor.

Siz kendi kişisel heveslerinizi veya hayallerinizi değil, yine müşteri deneyimlerini dikkate alın.

😉

EKLEME (21 Temmuz 2015):

Akıllı telefon, aptal kullanıcı konusunda Hamza Şamlıoğlu (Teakolik) yazmış. Mutlaka göz atın.

Ben de 2012 yılında bir konferansta “Akıllı telefon kullanıcılarının büyük kısmının sadece uygulamalar (Facebook, Twitter, WhapsUp, trafik, vb…) ile internete girdiği, hiç Google araması yapmadığı” söylenmişti. Güncel oranı bilmiyorum.

09 Şubat 2014 Pazar

Mad Man 2

Geçenlerde Mad Man 1‘de “1948 Haziran tarihli National Geographic dergisi bulduğumu ve bazı reklamları paylaşacağımı” söylemiştim.

Bugün konumuz MOBİL. Bazıları SoLoMo (sosyal – lokal – mobil) yanlış anlıyor ya!…

Bu yöndeki ilk çalışmalardan birini tanıtmak isterim.

1948-Motorola

İlk cihazlar çıktığında “mobil” değil “taşınabilir” sıfatı kullanıyorlarmış.

😀

Geçtiğimiz hafta global şirketlerden birinin Türkiye’deki İnovasyon Başkanı ile çok güzel bir sohbetim oldu. (Kısa sürede yayınlamayı umuyorum)

Mobil’e değil “mobilite”ye yatırım yapıyoruz

cümlesini söylediler. Çok beğendim. Biliyorsunuz, kavramların doğru kullanımını önemserim.

  • Not: Meraklısına 2 tane mobilite yazısı [1] ve [2] .

😉

 Mad Man serisi  devam edecek

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Yine Oxford

Bir yandan yarınki blog yazısını hazırlarken, Bloomberg HT’ye göz ucuyla bakıyordum.

Turkcell’in CEO’su Süreyya Ciliv’le röportaj yayınlanıyordu. Teknoloji, hız, ülkeye hizmet, rakiplerin çok misli, internet, mobil, yerli üretim telefon gibi konuları dinlerken konu mobil eğitim’e geldi.

Süreyya Ciliv “İbrahim Tatlıses’in çok güzel bir sözü var: Urfa’da Oxford vardı da mı okumadık” diye giriş yaptı. “Artık her yere Oxford, Harvard, Stanford, MIT’yi getiriyoruz” diye devam etti.

😉

Şu giriş cümlesindeki “çok güzel” sıfatını sorguladım. “İbrahim Tatlıses’in çok güzel bir sözü” diye beynimden defalarca geçirdim.  Oysa ben hiç de güzel bulmuyorum. Hatta cehaletin küstahça savunulması diye niteliyorum.

Daha sonra Oxford’a gidecek paran olduğunda gittin mi?” demiyorum. “Fazlası var” diyerek bu konuda görüşümü yazmıştım. Bedeli ödense de, ödenmese de eğitim bir kaynak kullanımıdır. İşe yaramamışsa, kaynak israfına dönüşür.

Süreyya Ciliv cehaleti kutsayan sözleri “çok güzel” diye nitelemek yerine “Artık kimse “Burada Oxford, Stanford, Harvard, MIT vardı da gitmedik mi?” diye soramayacak. Ellerine, ceplerine getiriyoruz.” deseydi, keşke.

😉

Genç arkadaşlar,

Mobil eğitim için viral yapacaksanız, dayanak da buldunuz.

Haydi hayırlı tıraşlar.

😛