"müşteri deneyimi" etiketli yazılar:

22 Kasım 2023 Çarşamba

Mükemmel Deneyim 2

Hep olumsuz müşteri deneyimlerini paylaştığımızı, olumlu deneyimleri daha az öne çıkardığımızı geçen yazıda vurgulamıştık. Bu nedenle “en güzel deneyimleri” paylaşmaya devam edeceğim.

Bu seferki deneyim, İstanbul Bilgi ÜniversitesiMBA Programı katılımcılarının birinden… Kelimesine dokunmadan aktarıyorum. (Sırada, başka sektörlere de esin kaynağı olabilecek birkaç tane daha olumlu deneyim var.)

Mükemmel Mobil Operatör Deneyimi

İngiltere’ye gitmeden önce hangi hat kullanacağımı internette araştırırken EE markası ile ilgili birçok olumlu yorum gördüm ve bu sayede markayla tanıştım. Normalde Türkiye’den de tanıdığım Vodafone’a daha yakın hissediyordum kendimi ama İngiltere’ye gittiğimde EE ve Vodafone bayilerine giderek aldığım detaylı bilgilere göre karar veririm diye düşünmüştüm.

İlk gittiğim bayi marka ismini duyduğum Vodafone olmuştu. Vodafone’a gittiğimde bilgi almak için çok beklemek zorunda kaldığımı hatırlıyorum ve sıra bana geldiğinde ise öğrencilere uygun sim paketi yok gibiydi ya da benimle ilgilenen çalışan buna yönelik bir bilgilendirme yapamamıştı. Bu bakımdan Vodafone’da hem ürün çeşitliliği hem de mağaza deneyimi olarak güzel bir deneyim yaşayamadım.

Sonrasında EE’ye gitmiştim ve açıkçası Vodafone’da yaşadığım deneyimden dolayı EE’den de pek umutlu değildim. EE’ye gider gitmez mağazada ilk başta bir personel karşıladı ve öğrenci olduğumu, sim kartlarıyla ilgili bilgi almak istediğimi söylemiştim. İlgili personelin 10 dk. içerisinde uygun olacağını söyleyip, bana ne içmek istediğimi sordu ve mağazada beklerken dinlenmemiz için bir alan bulunuyordu. İçeceğimi içerken nereden geldiğimi vs. sormuş, sohbet ederken düzenimi kurmak için eksiklerimi şehirde nerelerden sağlayabileceğime kadar önerilerde bulunmuştu ve modum yükselmişti diyebilirim.

10 dk’nın ardından ilgili personel ile görüşmem başladı ve istediğim özellikleri söylediğim bana 4-5 opsiyon sunduğunu hatırlıyorum. Hepsi hakkında detaylı açıklama yapmış, ilgili sim kartla beraber istediğim telefon kabını seçebilme vs. gibi kampanyalar ve sadakat programı hakkında bilgiler de vermişti.

 Operatörün çekim özelliği vs. gayet iyiydi, hattın koptuğunu hiç hatırlamıyorum.

 Sadece 1 kere sim karttan kaynaklı bir bozulma olmuştu ve bu sırada farklı bir şehirde olduğumu hatırlıyorum. Seyahate gittiğim şehirdeki EE mağazasına gittiğimde neden bozulduğuna ait ayrıntılı açıklama ile ücretsiz sim kart vermişlerdi. İşim yaklaşık 10 dakikada çözülmüştü, hiçbir bürokrasiye vs. takılmamıştım.

Operatörü araştırırken internette gördüğüm olumlu yanıtlardan, mağaza deneyimine, ürün çeşitliliğinden, kampanyalara, ürün kalitesinden, şikâyet sürecine kadar hiçbir aksama olmamıştı. Bu bakımdan önceden hiç bilmediğim bir marka olmasına rağmen mükemmel bir müşteri deneyimi yaşattı diyebilirim.

😀

MBA katılımcısı, deneyimi böyle aktarmış.

Bizzat benim yaşadıklarımın yanında, bana aktarılan şikayetlere de baktığımda, Türkiye’de müşteri deneyimi açısından en çok şikayet edilen kurumların telekom operatörleri olduğunu rahatça söyleyebilirim.

Bence, bu olumlu deneyimden yararlanabilecekleri çok sayıda nokta var.

  • İngiltere’ye gitmeden önce başlayan araştırma (müşteri deneyiminin ilk başladığı nokta),
  • Türkiye’den tanıdığı (aslında ilk aday olan) Vodafone’un ilgisizliği ve fırsatı kaçırması,
  • EE mağazasında karşılama,
  • Bekleme sürecinin olumlu deneyime dönüştürülmesi,
  • Seçenek çeşitliliği ve ayrıntılı açıklama,
  • Sürekli erişim olması (zaten telekom operatörünün olmazsa olmazı),
  • Sorun veya arıza olduğunda hızlı çözüm.

Siz de olumlu deneyimlerinizi yorumlarda paylaşsanız da yüzümüz gülümsese…

🙂

12 Kasım 2023 Pazar

Her yer MECRA, her temas FIRSAT

Bende kesinlikle mesleki deformasyon vardır. İşimle ilgili bir şey (ne olursa) gördüğümde alır saklarım.

Kitaplarda Uğur Özmen yazısının üçüncü kısmında belirttiğim gibi “Hangi konuda çalışıyorsam, tüm rakiplerin broşürlerini, ürünlerini, o konuda gazete ve dergi haberlerini, yurt dışındaki uygulamaları, vb. biriktiririm“. Sektör araştırması yapanlara epey kaynak sağlamışımdır.

Aşağıdaki sadakat kartları da o takıntılarımdan kalma. Hem müşteri ilişkisi ve müşteri deneyimi açısından, hem de mecra olarak kullanılması açısından dikkatimi çeken bir dizi CAFFE NERO kartını saklamıştım.

Yukarıda, kartın önlü arkalı iki yüzünü görüyorsunuz. Aşağıda ise, farklı zamanlarda üretilen diğer Caffe Nero kartlarını.

Kartın diğer yüzünü mecra olarak kullanmak ve stratejik iş ortaklıkları geliştirmek fikrini beğenirim.

Otellerin ve tatil köylerinin birçoğunda kapılar, manyetik kartlarla açılıyor. Eskisi gibi, ucunda ağırlık olan anahtarları veren otellerin sayısı iyice azaldı. Bazı oteller, çevredeki dükkanlarla anlaşıp anahtar kartının diğer yüzünü indirim kartı olarak kullanıyorlar.  Kartın bir yüzüne “Bilmemne mağazasında %20 indirim” yazılması ve marka logosunun eklenmesi gibi… Böylece konaklama tesisi, hem maliyetlerini azaltıyor hem de çevredeki işyerleri ile olumlu ilişki geliştirebiliyorlar.

😀

Bazı markalar ise sadece “# tane alana bir bedava” ile yetiniyorlarmış. Başka markaları işbirliği için beğenmeme huyunu anlarım ve saygı duyarım. Bu kartın bana ilginç gelen kısmı ise, önyüzüne

  • İsim
  • E-posta
  • Telefon
  • Doğum tarihi

yazılmasının beklenmesi.

Size de biraz abartılı geliyor mu?

😉

Bu arada, bazı mecra kullanımlarını beğenmesem de aşağıdaki örneği beğendim. Hele kolinin gideceği adres de titizlikle seçilmişse…

Tadından yenmez…

Elbette her koşulda, attığınız taşın ürküttüğünüz kurbağaya deyip deymediğini (buna yatırımın dönüş oranı deniyor) kontrol etmelisiniz.

🙂

11 Kasım 2023 Cumartesi

Deneyimi Harcamak

“Deneyime dayalı marka iletişimi” eğitimini alan bir katılımcımız, Linkedin’de görünce

“Hocam merhaba, bunu görünce tabii ki aklıma siz geldiniz 😀 umarım iyisinizdir. Sevgiler ⭐️”

yazarak haber verdi.

Öncelikle çok sevindim. Eğitimlerime katılanlar tarafından hatırlanmak çok hoşuma gider.

Sonra yukarıdaki resme alıcı gözle baktım. ÇOK ANLAMSIZ buldum. “O kadar paramız yok ki, müşteri deneyimini iyileştirince kendi binamızın yola bakan cephesine bile harcayacak kuruşumuz kalmadı” mesajı… Ya da “Bugünlerde herkes müşteri deneyiminden bahsediyor. Biz de bir şeyler yapalım dedik ama B2B müşteri deneyimindeki katmanları yeterince anlayamadık. Eh, n’apacağız? Bunu…

Üstelik… bütçe bir araçtır, amaç değil. Şu yazıları [1] ve [2] okurlarsa yararlanabilirler.

🙁

Deneyim denemesi

Anılan kurumun web sitesine baktım. Siteye giriş yapamadım. Karartma uygulanmıştı.

Siteyi, ürünleri, ne yaptıklarını görmek istiyorsam çerezleri kabul etmek zorundayım. Elbette kabul etmedim ve siteden çıktım. Bu görüntüler bile bana “müşteri deneyimini ne kadar geliştirdikleri” (??) konusunda yeterli fikir verdi.

Bakın… Financial Times, Harvard Business Review, MIT Sloan… filan olsanız biraz anlayacağım. O haberleri veya makaleleri satarak para kazanıyorsunuz. Bundan ötürü beleşçilerin erişimini kısıtlamak isteyebilirsiniz. Haklı bulurum. Zaten bazılarına para verip üye oluyorum. Onlardan aldığım bilginin bana değer kattığına inanıyorum.

Eğer B2B yedek parça satıcısı iseniz, web siteniz sizin vitrininizin devamıdır. “Acaba benim ihtiyaçlarımı karşılıyor mu” diye merak edenleri daha siteye girmeden  “DUR! Buraya girip ne sattığımıza bakmak öyle kolay değil” diyerek engellemiş olursunuz. Merakımdan soruyorum. Yaptığınız müşteri deneyimini geliştirme çalışmasında “siteye girmelerini koşullara ve çerezlere bağlarsak deneyim iyileşiyor” mu çıktı?

Yorumumu, Linkedin’de paylaştım.

Açıkçası, bunu çok anlamsız buldum. “EEE, ne yaptınız deneyimi iyileştirmek için?” diye soruyorum.
Bu arada tekrarlayayım. iyi tasarlanmış süreçler, hem müşteri memnuniyetini artırır, hem de maliyetleri azaltır.

Neden böyle düşündüğümü burada daha ayrıntılı yazayım.

Müşteri deneyimini geliştirmek için

    • Olası personaları (satın alma yöneticisi, finansman müdürü, mühendis, usta başı, operatör, vb…) saptadınız,
    • Bunların her birinin deneyim yolculuğunu çıkardınız,
    • Bu yolculuğun daha sürtünmesiz ve kesintisiz olması için yapılması gerekenleri çıkardınız,
    • Yapılması gerekenler listesinde en hızlı çözüm üretecek bir-iki süreci hayata geçirdiniz

ve…

    • Bu iş o kadar pahalıya patladı ki otoyola bakan ön cephede anlamlı bir iletişim yapacak paranız kalmadı…
    • Çareyi web sitesine bakan herkesin bilgisayarına çerez koymakta buldunuz

Öyle mi… Size inanalım mı?

Sayın Günseli Özen‘in (çok haklı bulduğum) “İtibarını yitirmiş kavramların müsebbibi, o kavrama ilişkin derinlikli bilgisi olmadan fikirleri olup konuşanlar” tanımlamasını buraya ekleyeyim.

😛

Yukarıda göreceğiniz gibi 417 kişi beğenmiş. Bu arada daha da artmış olabilir. Muhtemelen çeşitli mecralarda ne kadar çok kişinin beğendiğini görüp mutlu oluyorlar. Kendilerine soruyorlar mı:

  • Beğenenlerden kaçı müşteriniz?
  • Diğerlerinden kaçı müşteriniz oldu?
  • Zaten müşteriniz olanlardan ne kadarı daha çok alışveriş yaptı?
  • Ne kadar muhteşem deneyim yaşattığınızı kaç kişi söyledi?
  • Bırakın tabelaya yazmayı, deneyimi düzeltin” diye kaç kişi söyledi?
  • Yoksa “like veren sayısı arttı” diye yetindiniz mi?
  • Sosyal mecralarda iletişim ve geri dönüşleri ölçmek için bütçeniz mi kalmadı?

Ben ise, “sosyal mecralarda beğenen sayısına dayalı dijital pazarlamaya giriş konuları  10 sene öncede [a] ve [b] kaldı” sanıyordum.

😮

B2B müşteri deneyimi, üzerinde çalıştığım ve zaman harcadığım bir konu. Gerçekten oldukça kapsamlı ve zor. İlgili tarafların sayısı fazla, beklentileri birbirinden farklı… Farklı temas noktalarından müşteriye dokunuluyor, kurumdaki silo etkisi müşteriye çok olumsuz yansıyor, vb. Üstelik maalesef, B2B’nin bazı konuları geç fark etmesi işin doğasında var. Bu nedenle, B2B müşteri deneyimi konusunda çalışanları çok takdir ediyorum.

Sosyal mecraların etkin kullanımı ve içerik yönetimi, bu farkındalık gecikmesini ciddi oranda azaltabiliyor. Ne var ki, web sitesine giriş konusunda 12 sene geriden gelmesi, pek anlaşılır değil.

 

Bu blog’da defalarca örnek vererek yazdığım gibi, iyi tasarlanmış süreçler hem müşteri memnuniyetini arttırır, hem de maliyetleri azaltır. Siz ise, “müşteri deneyimini geliştirmek öyle pahalı ki, iş yerimizin cephesinde sadece bir cümle paylaşabiliyoruz“… mesajı veriyorsunuz. Yanlış biliyorsunuz. İletişim ajansınız da yanlış biliyor.