"müşteri memnuniyeti" etiketli yazılar:

10 Kasım 2018 Cumartesi

TEB Müşteri Deneyimi Günü 2018

9 Kasım Cuma günü, TEB’in dördüncü kez düzenlediği Müşteri Deneyimi Günü‘ne katıldım. Yine sayfalarca not tuttum. Umarım okuyanlara yararı olur.

Konferans, TEB’in İş Geliştirme ve Müşteri Deneyimi Kıdemli Müdürü Sayın Betül Yılmaz‘ın açılış konuşmasıyla başladı.

Benim açımdan verimli ve keyifli geçen toplantının notları aşağıda. Okuyacağınız “mavi – eğik” yazılar tuttuğum notlar; diğerleri kişisel görüşlerimdir.

McKinsey 3 kişilik bir ekiple sahneye çıktı:

Deneyim = Gözlenen Performans – Beklenti Düzeyi. Yani kurumun sunduğu performans, müşterinin beklenti düzeyini geçerse, deneyim artı (olumlu) oluyor.  Aksi koşulda eksi, negatif (olumsuz)  bir deneyim ortaya çıkıyor.

3 Önemli nokta:

  1. Temas noktalarına değll, deneyimin bütününe bak
  2. Yolculuğu yeniden tasarla
  3. Bunu kurum kültürüne ve yönetişime uyarla

Temas noktalarına değil, deneyimin bütününe bak ama, müşteri gözüyle bak. Çağrı merkezi, şube, dijital kanal… demeden tüm yolculuğa odaklan.

Her bir müşteri temas noktasında “oldukça iyi” denilebilecek bir deneyim sunabilsen bile, bütüne bakıldığında ortalama denilecek bir müşteri memnuniyeti olabilir.

  • Her bir müşteri temas noktasını değil, müşterinin yolculuğunun tamamına bakma gereği, iki kavramı öne çıkartıyor. (1) Omnichannel [a] , [b] , [c] , [d] olma zorunluğu; (2) Geleneksel silo [e] , [f] , [g] kavramından uzaklaşmak. Dijital dönüşüm eğitimlerimizde, her iki konuya da sıkça değiniliyor.

Kendinden sıyrıl, empati yap. Veri + analitik + bire bir görüşmeler … ile müşteriyi anlamaya çalış. Anketler ile soru sorma yanlış yanıt verebilir.

  • Müşterinin ihtiyacını iyi ifade edemediği çok örnek var. Kargo şirketini arar ve “Kargom nerede?” diye sorar. Oysa o sırada nerede olduğunu değil, ne zaman geleceğini merak ediyordur. Müşterinin yanlış bilgi vermesine örnek olarak bazen Henry Ford’a ait olduğu iddia edilen şu söz yine söylendi: “Müşterilere sorsaydım, daha hızlı koşan at isterlerdi”. Oysa bu sözün Henty Ford’a ait olduğunu gösteren sağlam bir delil YOK. Şurada yazdım. Bir yazar varsayımsal bir cümle yazmış. Steve Jobs dahil birçok kişi peşinden gitmiş.

Yolculuğu yeniden tasarlarken tasarımcı düşünme (design thinking) ilkeleri geçerli. Önce ön yargılardan sıyrılıp müşteriyi anla. Müşterinin ideal yolculuğunu tasarla.

Geri bildirimler ile test edip mükemmelleştir.

  • Yukarıdaki resmi, dijital dönüşüm dersi içeriğine eklemeye karar verdim. Salonda, oldukça yandan çektiğim resmin yerine bir McKinsey makalesinde resmin aslını bulmaya çalışacağım.

McKinsey ekibi, İsveç’de yapılan bir belediye otobüsü tasarımına ait video gösterdiler. Aşağıdaki resme tıklayarak videoya ulaşabilirsiniz.

🙂

Vodafon’un Büyük Veri ve İleri Analitik Direktörü Cengiz Üçbenli, şirket değerlerinin değişimini anlatarak başladı. Google (Alphabet), Amazon, Facebook, Apple, Microsoft’un “Dünya’nın en değerli 5 şirketi“oluşunu “Hepsi veriye dayalı” diyerek açıkladı.

Nerede baz istasyon, nerede dükkan açılacağı ve bunların ne kadar süre içinde kârlı olacağı veriye dayalı olarak belirleniyor.

İki türlü NPS var.

  1. Benchmark NPS (Rakipler ve sizin karşılıklı durumunuz)
  2. Temas noktası NPS’i (Bunu bir tavsiye değil de, değerlendirme diye alıyoruz)
  • Bence de doğrusu “tavsiye değil de, değerlendirme” olarak almak. “Çağrı merkezini aramayı tavsiye eder misiniz?” anlamsız olacağı için “her temas noktasında NPS ölçmek” yerine, “her temas noktamızın performansını ölçmek” cümlesini duyduğumda, NPS ile müşteri memnuniyeti ölçümünün farkının anlaşıldığını düşüneceğim.

Büyük veri ve makine öğrenmesi ile yapılan çok sayıda çalışma aktarıldı.

Farklı yaşam tarzı olanların farklı ihtiyaçları olduğu, bu nedenle farklı tekliflerle gitmek gereği” anlatıldı. Yukarıdaki resimde “en sağdaki soyal mecralara ulaşmak, ortadaki yerli ve yabancı operatörler ile pürüzsüz konuşmak, en alttaki ise düşük fatura beklentisinde

Terk etmeden önce müşteri çok sayıda ipucu verir

Amazon’un gelirlerinin %35’i tavsiye motoru kaynaklı

Dinleyicilerden biri “En büyük CRM sosyal medya…” diye başlayan bir cümleyle “sosyal medya verilerini kişilerle eşleştirip daha uygun teklif yapılıp yapılmadığını” sordu. Cengiz bey “Yapabilecek becerimiz var ama KVK nedeniyle yapmıyoruz” dedi.

Verinin temiz ve doğru olmasının ve müşteri şikayetini dinleyenin doğru anlamasının önemi” tekrarlandı.

  • Ben “En büyük CRM sosyal medya…” kısmına takıldım. CRM deyince aklınıza sadece “ortada dolaşan veriler” geliyorsa, epey bilgi eksiğiniz var demektir.  Önce CRM’in kapsamını öğreneceksiniz, neden veriye ve sürece değil de müşteriye odaklandığı nı anlayacaksınız, sonra veriden başlayıp öngörüye giden yolculuğa çıkacaksınız.

🙂

Arçelik adına, Kullanıcı Deneyimive Arayüz Tasarımı Yöneticisi Özgür Öz sahne ye çıktı:

Soğan, domates dilimi, marul yaprağı, yuvarlak ekmek, turşu, köfte, ketçep, mayonez… hepsi ayrı ayrı keyif verebilir ama hamburger olunca daha keyifli olur; başkalarıyla birlikte yemek daha da keyifli olur” diyerek, deneyimin önemine vurgu yaptı.

Müşterinin düşündüğünü anlatmasının pek olası olmadığına Özgür bey de değindi. “Laboratuar testleri, gerçek kullanıcı ortamından ve deneyiminden farklıdır.” “Genç nüfus ve yaşlı nüfus, teknolojiye ayak uydurmaları ve teknolojiyi kendilerine göre yorumlamaları açısından da farklıdır.”

Koert Van Mensvoort’un teknoloji konisi:

1) Vizyoner: Daha fikir aşamasında (Zaman makinesi, yüzyıllardır konuşuluyor ama prototip bile yapılamadı.)
2) İşlevsel: Deneme aşamasında – Laboratuarda çalışan şeyler.
3) Uygulanabilir: Buluş ve kabul arasında geçiş aşaması (Google Glass sene 2013/14)
4) Kabul edilmiş: Toplumda kullanımı artık belli bir düzeye oturmuş  (Cep telefonları, mikrodalga fırınlar)
5) Hayati: Onsuz yaşanması akla gelmeyenler (elektrik, hatta internet)
6) Görünmez: Artın teknoloji olduğu düşünülmeyen teknolojiler (alfabe, saat)
7) Doğal: Artık doğa kadar doğal gelen teknolojiler (tarım, yemek pişirmek)

Arçelik sesli yardımcı Asista’yı Divan Otel’de kullanmaya başladı.

Akıllı ev demek verimli zaman, konfor, kolay kullanım, enerji verimliliği, güvenlik demektir.

Beko’nun akıllı ev çalışmasını görmek için, aşağıdaki resme tıklayabilirsiniz.

Bu videoyu tamamlayan diğer videoyu da mutlaka izlemelisiniz.

Gelelim işin diğer tarafına. Birkaç sene önce IKEA Akıllı Masa olarak benzer bir çalışmayı izlemiştim. Arçelik – Beko’nun da bu yönde çalışmasını olumlu değerlendirdim.

  • Diğer yandan, teknolojinin (belki de yaşım gereği) bende yarattığı bazı duygular var. Kimi cihazlar öyle karmaşık ki, bir süre kullanmazsam yeniden acemisi oluyorum. Bulaşık makinesinin onlarca programını öğrenmek zoruma gittiği için, evde tek başıma olduğumda kendi bulaşığımı elimle yıkayıveriyorum. Bence asıl başarı (yani asıl akıllı ev), bir şeyleri ezberlemek zorunluğunu ortadan kaldıracak bir kullanım kolaylığı sağlamaktır.

🙂

TEB’in Müşteri Deneyimi Günü içeriğinin yarısına yeni geldik ve yazamadığım birçok konu var. Ancak yazı daha da uzamasın diye burada kesiyorum. Müşteri Deneyimi Günü’nün devamı  [2]  ve [3] .

27 Ağustos 2018 Pazartesi

ATM Ücretleri

Mehmet Kara @mehmetkaraeu Twitter’dan bir mesaj göndermiş.

Uzun uzadıya araştırmadım ama… Google’dan yaptığım kısa araştırmaya göre sadece Garanti Bankası değil, diğer bankaların bölgede ATM’i yok gördüğüm kadarıyla. Garanti Bankası muhtemelen yılın sadece birkaç ayı işlem yapılacak bir yere ATM koymak istememiştir. Ziraat Bankası ve Denizbank ise tarım konusunda en önde gelen iki banka oldukları için, o bölgeye ATM koymuşlardır. [Bunlar benim varsayımlarım]

Bir yere ATM koymak söz konusu olduğunda birçok değişkeni düşünmek gerekir. En azından

  • O bölgedeki kullanım sayısı (Bölgedeki sabit müşteri sayısı, bölgede yapılan işlem sayısı, vb.)
  • O bölgeye ATM yerleştirmenin maliyeti
  • O bölgedeki ATM’i sürekli işler vaziyette tutmanın maliyeti

Bu açıdan baktığımız zaman, bir ticari kuruluş olan bankaların her yere ATM koymak istememelerini anlayabiliriz.

😉

Gelelim başka banka ATM’inden yapılan işlemlerin ücretlerine. “100 adım yürüse bir diğer ATM’den işlem yapabilirdi” ile “Müşterinin başka çaresi yok ki” arasında adil bir çözüm düşünmeliyiz. Yıllar önce buna göre bir model önermiştim. Öyküsü şurada.

🙂

Bu modeli ATM’lere uyarlarsak…

Müşteriler açısından: Bir bölgede bankaların ATM sayısı ne kadar az ise, başka banka ATM’i kullanan müşteriye o kadar az işlem ücretinin yansıtılması gerektiği düşüncesindeyim.

Kendi bankanızın ATM’lerinin çok sık olduğu yerlerde (örneğin büyük şehirlerin merkezlerinde) başka banka ATM’lerinden yapılan işlemlerde daha yüksek ücret alınması; hiç ATM’inizin olmadığı yerlerde diğer bankaların ATM’lerinden yapılan işlemlerden daha az komisyon kesilmesi “başka çare yok” açısından adil olur.

Bankalar açısından: Bir bölgede ATM’i olmayan bankanın diğer bankaya ödeyeceği ücret ise bunun tam tersi şekilde çalışmalı. Bir bölgede çok ATM varsa, diğer banka işlemi yapan için bankanın alacağı ücret daha az olmalı. Senin bankana değil, diğerine de gidebilir. O bölgede 8 bankanın ATM’i varsa ve 4 bankanın ATM’i yoksa, bu 8 bankanın aralarındaki ücretlendirme ve diğer 4 bankanın ücretlendirmesi farklı çalışmalı.

Yani, siz (banka olarak) oraya bir ATM koymak yerine, adil bir ücreti ATM sahibi bankaya ödersiniz. (Bankanın ölçütü oraya ATM koymamnın getirdiği maliyet avantajıdır.) Ama bunu, başka çaresi olmayan müşterinizden çıkarmazsınız.

😉

İlk bakışta karmaşık göründüğünün farkındayım. Şöyle özetleyebilirim.

  • Müşterinin yakınında bir ATM’iniz varken, başka banka ATM’i kullanmakta ısrar ediyorsa, bedelini ödesin.
  • Ama müşterinin başka çaresi yoksa, onu cezalandırmayın. Oraya ATM koymamak, sizin yatırım kararınız.

🙂

02 Ağustos 2018 Perşembe

Ağır Yük

Bugünün blog sayfası, çok resim ve az yazı içeriyor. Resim kendisini anlatıyor da ondan.

Ankara’lı vinç işletmecisi YAVUZ VİNÇ:

Okuyamamışsanız… Arkasında şöyle yazıyor.

KALDIRAMADIĞIMIZ TEK YÜK MÜŞTERİ MEMNUNİYETSİZLİĞİ

Hiçbir kurumun kaldıramayacağı en ağır yük nedir? sorusunun yanıtını slogan yapmış.

Bu anlayışın, büyük olduğu iddia edilen kurumlara örnek olmasını diliyorum.

😉

Resmi paylaşan Umut Altun’a çok teşekkürler.