"nâdân" etiketli yazılar:

28 Eylül 2010 Salı

Hazım sorunu 2

Her nedense hazım sorunu konusunda düşünmeye başlamam, Selim Tuncer’in yazılarınden sonra fazlalaşıyor.  Muhtemelen Selim ustanın konuyu kuramsal şekilde anlatması ve bazılarının ısrarla anlamamaya çalışması nedeniyle… Zaman zaman ben de dayanmayıp katılıyorum. Ve…

Bazıları, kuramsal tartışmayı, köy kahvesinde tavla oynamak sanırlar. Her yeni cümlede, binlerce kez söylenmiş, sığ ve konuyla ilgisiz bir tekerlemeyi atıverirler.  Tartışmaya yeni bir boyut değil anlamsız örnekler getirirler. Bu sefer o kısmını anlatırsınız. Siz bir kavramı anlatmaya çalışırken, o anlamayan seyircilerin “kazandı” demesine odaklanmıştır.

Tartışmazlar. Tartışmayı okuyan (muhtemelen kuramsal düzeyde bir tartışmayı pek fazla yapmamış) kişilerin gözünde “galip” addedilmek  için çaba sarfetmeye başlarlar.

Siz “gemi ne kadar sağlam olursa o kadar iyi olur” dediğinizde “Titanik de sağlamdı, ama battı işte” diyene bir sözünüz olamaz. Anlatmazsınız batmasının  sağlamlıkla ilgisiz olduğunu, yanlış yönetildiğini, vb… O “nasıl morattım adamı” edasındadır.

😉

Israrla anlamayanlar için Ömer Seyfettin’in Nâdân adlı hikayesinin son cümlesini tekrarlayayım.  (özeti burada)

Nâdân ile sohbet güçtür bilene
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline”

😀