"ödev" etiketli yazılar:

03 Kasım 2014 Pazartesi

Ne iş yaptığını bilmemek 3

CRM’in Öğrettikleri yazısında:

Teknoloji ekipleri Pazarlama’yı bir iç müşteri” diye algılamaktan vaz geçmelidir . İç müşteri kavramı, şirketlerde silo yapısının duvarlarının yükselmesine yaramaktadır. Müşteri şikayetlerine çözüm bulunmaması, departmanların “bizim işimiz değil” diyerek müşteriyi mağdur etmesi de bu silo anlayışının sonucudur. Oysa artık şirketin bir bütün olarak algılanması gerekir. Pazarlama departmanının değil, şirketin müşteri temasları düzeltilmelidir.

Pazarlamacılar da veri konusunda daha bilgili olmalıdır. [a] , [b]

Teknoloji ekipleri (işine öylesi geldiği için) Pazarlama’nın taleplerini yerine getirmekle sınırlamayıp gerçek üretici görevine dönmelidir.

demiştim. “Pazarlama, sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir konudur” diye de okuyabilirsiniz.

🙂

E-Ticaret şirketinde çalışan bazı arkadaşlardan yanıt geldi. “Pazarlama zaten hiç iç müşteri olmadı ki” diyenler oldu. Açıkçası, bunu bekliyordum. Çeşitli vesilelerle sohbet ettiğim ve çoğunlukla hayal kırıklığına uğradığım e-ticaret girişimcileri de benzer düşüncelere sahipler. Şirketin direksiyonunun IT’de olması gerektiğini savunurlar.

Bir örneği sınıfta da gördük. Ürün Yönetimi dersinde e-ticaret projesi olan bir grup Pazarlamanın 6P’sinden People (İnsanlar / Çalışanlar) başlığını şöyle tanımlamıştı.

teknoloji-eleman(Sayfanın konuyla ilgisiz diğer kısımlarını ve resimleri kaldırdım) 

Hepsi bu kadar… Pazarlama filan YOK.

Gerekçelerini de anlattılar. “Bir e-ticaret şirketi oldukları için sadece IT… (filan, falan…)”

😉

Gelin CRM’in Ekonomik Kökeni yazısında verdiğim marka değeri tablosuna yakından bakalım.

CRM-tarihce-5

Google‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
Apple‘ın hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
IBM‘in hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji
Microsoft‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Teknoloji

Amazon‘un hangi sektörde olduğu yazılmış?.. Perakende

Gidecek (başta kitap satıcıları olmak üzere) üreticiler veya büyük satıcılarla anlaşacak, lojistiğin düzgün yürümesi için düzenleme ve sözleşmeler yapacak, müşterinin aklında kalmak için nerelerde ve hangi sıklıkta görünmesi gerektiğini çıkaracak, hatta sürekliliği ve büyümeyi sağlamak için hangi (Kindle veya Drone gibi) donanımlara ve hangi (klik izleme veya referans sistemleri gibi) yazılımlara yatırım yapılması gerektiğini belirleyecek…

Hepsini teknoloji doktoralı kişilere mi yaptıracaksınız?

😛

E-ticaret şirketlerini gemilere benzetirim. Şu soruyu sorarım: Geminin nereye gideceğine kaptan mı karar verir?

Teknoloji kökenlilerin hemen hepsi EVET der. Oysa geminin nereye gitmesi gerektiğine de ya yolcu, ya acente, ya da yükün sahibi karar verir. Kaptan sadece operasyonu iyi yönetmekten sorumludur.

Yaptığı işi anlamak gerekir. Anlatabildim mi?

😉

 

22 Ocak 2014 Çarşamba

Ürün Geliştirme @ Bilgi MBA – 1

Bir öğretim döneminin daha sonuna geldik.

Bu dönem İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programında “Ürün Geliştirme” konulu yeni bir derse başladığımızı (Mine Könüman‘la birlikte) duyurmuştum.

Bu dersin ilk öğrencilerini 26 Ocak Pazar günü uğurlayacağız. Uğurlayacağız derken hepsini okuldan mezun etmiyoruz. Ama bizim dersi başarıyla bitirenleri artık iş hayatında çok daha iyi yerlerde görmeyi umuyoruz.

İlk derste farklı sektörler paylaşıldı.

  • Finansal okur yazarlık STK
  • Lüks kadın giyim
  • Kurumsal GSM hizmeti
  • Aydınlatma tasarımı
  • Hazır şeker hamuru
  • Yaşam tarzı sitesi
  • Erkek kozmetiği

grupları oluştu.

Dönem boyunca her grup seçtikleri sektörlerde ürün yöneticisi gibi çalıştılar.

  • Hedef kitleyi belirlediler
  • İhtiyaçları saptadılar
  • Ürün veya hizmeti tanımladılar
  • Pazarlamanın 6P ve 4C’sini tanımladılar
  • Ürününü rekabete göre konumlandırdılar
  • Ayrıntılı pazarlama planı hazırladılar
  • Tek sayfalık strateji dokümanı hazırladılar
  • Fizibilite raporu hazırladılar
  • Ajans Brief’i yazdılar

Ürün geliştirmenin aşamalarını yaşadılar, yarattılar. (Yani neredeyse her hafta bir grup ödevi söz konusuydu.)

Sonra da hazırladıklarını, bir iletişim profesyoneline 12 dakika içinde sundular. 12 haftalık çalışmayı 12 dakika içinde sunmayı da öğrenmiş oldular.

  • (Aslında 3 juri üyesi olacaktı ama grip salgını İstanbul’u esir aldığı için arada kayıplarımız oldu, Gelecek dönemlerde 5’ten aşağı juri üyesi olmaması için önlemimizi sene başından alacağız.)

Son sunumda “hazır şeker hamuru” ürününü geliştiren grup hepimize örnekleri sundu.

Candy-do

Öğretmenlik hakkımı kullanıp 2 tane aldım. Biri (ismimden ötürü) uğur böceği şekilli olanı.

🙂

Konuğumuz tüm çalışmaları beğendiğini söyledi. Hatta bazı projeleri “Bırakın okul seviyesini, yıllardır çalışan birçok ürün yöneticisinin bile üzerinde” bulduğunu vurguladı.

Hep birlikte gururlandık.

(devamı var)

15 Ocak 2014 Çarşamba

Okumak ve anlamak

MBA derslerimde [1] , [2] sıkça ödev verdiğimi yazmıştım. “Master = Usta. Seyrederek usta olunmaz, yaparak ustalaşılır

Çoğunlukla ödev formatı da belirliyorum.

Verdiğim 2 e-posta adresime birden gönderilmesini, herhangi bir e-posta adresimde sorun olduğu takdirde, diğerinden ödeve ulaşabilmeyi istiyorum.

Kapak veya sunum sayfası yapılmamasını, doğrudan ödevin yapılmasını istiyorum.

İş hayatımızda olduğu gibi, en iyi ödev (asgari koşulları yerine getirdiği takdirde) 10 üzerinden 10 alıyor, diğer ödevler ona göre notlandırılıyor. Bu nedenle her ödevi en az 2 kere okuyorum. Önce hiç not vermeden genel düzeyi öğreniyorum. Sonra en kapsamlı ödevi örnek alıp, diğer ödevleri değerlendiriyorum.

Ödev notlarını açıklamadan önce, çok ayrıntılı bir yanıt rehberi hazırlıyorum.

Ayrıntıları şurada

Format üzerinde ısrarla durmamın nedeni de bu.

😉

Her ödev ile birlikte

  • Ödevin formatına dikkat etmeyenlere,
  • 2 adresime birden değil de aklına hangisi gelirse gönderenlere,
  • Konu (Subject) kısmına dikkat etmeden gelişine reply yapanlara

eksi 2” not vererek (en çok 8 alacak şekilde) başlayacağımı belirtiyorum.

Şunu farkettim: Yukarıda vurguladığım noktalara dikkat etmeyenlerin puanlarını kırmaya gerek yok.

Onlar zaten 10 üzerinden bile 6 alamıyorlar. Ödevi de eksik okuyorlar, sormadığım başka şeyleri yanıtlıyorlar, ne istenildiğini anlamaya çalışmıyorlar. 2 puan kırarak başlayınca, notları yerlerde sürünüyor.

Sınıfta kalmaya çabalıyorlar. Ne var ki ben onlarla tekrar karşılaşmak konusunda isteksizim.

Ne yapsam acaba?

🙁