"öğrenci" etiketli yazılar:

27 Aralık 2023 Çarşamba

Uygulamalı CRM Dersi

Sosyal mecralarda DM (doğrudan mesaj) ile bana en sık sorulan konulardan biri, “CRM konusunda kendimi nasıl  ilerletebilirim?” sorusudur. Eğer böyle bir talebiniz varsa, bu yazıyı okumanızı öneririm.

CRM eğitimini 13 hafta boyunca, her hafta 2 saat online eğitim şeklinde yürütüyoruz.  İşbaşı eğitimi gibi, katılımcılarla birlikte seçtiğimiz sektörler üzerinde adım-adım ilerleyerek yapıyoruz.

  1. CRM dersinde hangi konuların anlatıldığını şu yazıda
  2. İşbaşı eğitimi gibi nasıl ders işlendiğini bu yazıda

ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

🙂

CRM eğitimine dışarıdan katılanlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programında seçmeli olan CRM dersini alanlarla birlikte eğitim görüyor. Dolayısıyla, aynı içeriği aynı ayrıntıda ele alma şansımız oluyor. Eğitimi başarıyla tamamlayan arkadaşlara, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden sertifika veriliyor. 6 yıldan beri, dışarıdan katılımlar oluyor.

Geçen sene Antalya’da bir konaklama tesisleri ağında çalışan katılımcımıza verilen sertifika aşağıda:

🙂

Başta MIS (yönetim bilişim sistemleri) olmak üzere, okulun diğer bölümlerinden de bu dersi almak isteyenler oluyor. Teknik bilgisi olan katılımcıların katkısıyla CRM eğitiminin tüm yönlerini birlikte işliyoruz. Yukarıda sertifikasını gördüğünüz katılımcımız, birlikte çalıştığı grupla konaklama sektörünü seçmişti. Böylece, kendi konusunda CRM’in her yönünde uzmanlaşma şansını da buldu.

Eğitim sonrasında Linkedin paylaşımını, kendime bir ödül olarak aldım.

Bu dönem, CRM dersleri Salı günleri 19.00 – 21.00 arası, online yapılacak ve 19 Şubat’ta ilk ders başlayacak. Eğer katılmak isterseniz hoş gelirsiniz. Sorularınız varsa ugur.ozmen@bilgi.edu.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz.

😉

17 Şubat 2021 Çarşamba

Müşteri ve Veri Bilimi

Bunca data var. Bu datayı nasıl kullanırsanız daha çok müşteri sorununu çözersiniz?

Aslında bu soruyu başka şekilde de sorabiliriz. “Sorun olduğunu nasıl anlarsınız?” Birçok yolu var. “En çok şikayet edilen konular neler?” onu araştırırsınız.  Bir e-ticaret platformu yöneticisinin dediği gibi “Bir kişinin sorununu çözünce, aslında binlerce kişinin sorununu çözmüş olabilirsiniz.

Çok sayıda ve farklı konularda şikayetler olabilir. “Hangi müşteri sorununun ilk olarak ele alınması gerektiği” zaman zaman, gerek CRM gerekse Dijital Dönüşüm dersinin final soruları içinde yer alır. Bu sorunun doğru yanıtı elbette müşteri memnuniyeti + zaman + emek + yatırımın geri dönüş oranı ile ilgilidir.

Ne var ki, şikayetleri araştırmak da yeterli değildir. İngiliz komedyen Benny Hill’in şu cümlesi,

şikayet yönetiminin temel kavramlarından biridir. “Şikayet edilmeyen konular neler?” Hatta… “Neden şikayet etmiyorlar?”

😀

Burada, araştırma yöntemlerindeki survivor bias (“hayatta kalan ön yargısı” diye tercüme edilmiş) hatasını vurgulamıyorum.

Meraklısına not: Savaşta geri dönen uçakların nerelerinden yara aldıklarına bakıp, “oraları zırhla sağlamlaştıralım” denildiğinde (yandaki şekil) survivor bias (“hayatta kalan ön yargısı“) oluyor. Aslında zırh eklenmesi gereken, dönen uçaklarda hiç yara almayan bölümler. Motorlardan, pilot kabininden veya yakıt deposundan yara aldığında hiç geri dönemiyor.  İsterseniz İngilizce ve Türkçe kaynaklara da bakabilirsiniz.

😉

Saha (müşteriler, satıcılar, pazar dinamikleri, vb.)  ile tümden uzak olup, veriye gömülerek çalışan bazı analistler, kendilerini veri bilimci olarak sıfatlıyor. En çok da “sahada çalışmaya gerek yok” “veriler her şeyi söyler” diyenlere gülüyorum. İlki tümden yanlış da… o ikinci cümlecik ancak “Doğru soruyu sorarsanız…” diye başlarsa doğrudur.  Doğru soruyu da sahada çalışmadan pek öğrenemezsiniz.

Çok becerikli veri bilimcilerinizin olması yetmiyor. Sorun arayan, müşterinin derdini anlamaya çalışan düşünce yapısının olması gerek. Kurum zaten o hizmeti sunmadığı ve müşteriler de bunu bildikleri için kuruma sormadıkları hizmetlerin neler olduğunu araştırmak  önemli bir başlangıç noktası olabilir.

Bunca iddialı konuşunca birkaç farklı sektörden örnekler vereyim.

1- Biri öneri sistemleri konusunda. Daha önce uzunca yazmıştım. Burada tekrarlamayayım. Bu örnekte, neden hemen bıraktığımı öğrenebilselerdi, belki yapıyı geliştirebilirlerdi.

2 – Bir diğer örnek, üniversiteler konusunda. Okula kayıt yaptırmadan hemen önce veya kayıttan hemen sonra ne yaptıklarını öğrensek, okulun yurdu olmadığı için öğrencinin kalacağı yer aradıklarını öğrenebiliriz. Pandemi sonsuza kadar sürmeyecek. Bazı dersleri yüz yüze almak gerekiyor. Veliler ve öğrenciler, okulun zaten yurdu olmadığını bildikleri için hiç şikayet etmiyorlardır. Ayrıntılı bir “öğrenci deneyim yolculuğu haritası” bize çok fikir verebilirdi.

Sakın ha “yurt inşa etmeli” dediğimi zannetmeyin. Okula başvurmadan önce kalacak yer olanakları araştırılıyorsa, okulun web sitesinin başvuru sayfasını bir platforma dönüştürmek ve civardaki mekanlar hakkında “kullanıcı yorumlarını da içeren” sayfalar eklemek zor olmazdı. Okula başvuru sayısını da arttırırdı. Unutmayalım ki, yeni bir konaklama mekanı, sadece bir ev veya oda değildir; yeni bir yaşam biçimidir. Buna uyum sağlanmasını kolaylaştırmak, ilgili her tarafın verimini arttıracaktır. (Okulların dönüşümü konusunda uzun süreden beri her önüme gelen kaynağı okumaya çalışıyorum)

3 – Kendi aralarında yarattıkları çözümler. Şu yazıda ayrıntılı yazmıştım. Merkezi bir raporlama birimi olmadığı için farklı departmanlarda, görevi sadece raporlama olan 4-5 kişilik müdürlükler vardı. Hepsi ayrı kaynaklardan beslendikleri için farklı sonuçlar çıkıyordu. Kurumun tepe yöneticisi, gerçekte neyin doğru olduğunu tam olarak bilemiyordu.

Yazıda ayrıntısı var. Merkezi raporlama sistemi yatırımının geri dönüş süresi, bir yıldan az hesaplanmıştı. İlk olarak yapılacak iş, açıkça ortadaydı.

4 – Bir başka “kendi yarattıkları çözümler” örneği şu yazıda. ODTÜ’nün ilk mimarları Behruz ve Altuğ Çinici, binaları bitirmiş, araba yollarını yapmış, ANA YOL denilen yaya yolunu da yapmış ama küçük yaya yollarını, özellikle binaların arasındaki geçiş patikalarını bırakmışlar. Nedeni sorulduğunda «Biraz bekleyin» demişler. Zaten inşaat birkaç sene sürüyor. Biten binalarda eğitim yapılıyor. Öğrenciler gidip gelmeye başlıyor. Bir yıl sonra, öğrencilerin yürüyerek patikaya çevirdiği yerleri taşla, betonla kaplanmış.

Bu düşünceyi dijital altyapıya hızla uyarlayabiliyorsanız, başkalarından ders alabildiğinizi gösterir.

Veri bilimciler, kurumun hizmet ve ürünlerine değil, müşterinin ihtiyacına odaklandıkları takdirde, kuruma çok daha fazla katkı sağlayabilirler. Bence, veri analisti ile veri bilimciyi ayıran çizgi bu bakış açısıdır.

😉

04 Mayıs 2018 Cuma

Y, Z ve X

Bu resme iyi bakın

Hemen her yerde, “Dünyanın en meşhur resimlerinden biri olan Rembrandt’ın “Gece Devriyesi” resmine arkalarını dönmüş oturuyorlar” diye dolaşımda.

Oysa işin aslı şu:

Sanat Tarihi, sadece görüntüyle ilgili değil, sanatın sosyal ve politik bağlamını araştırmak ve öğrenmekle ilgilidir. Öğrenciler, öğretmenlerinin yönlendirmesi doğrultusunda bu resmi dijital kaynakları kullanarak araştırıyorlar. Bilet alırken müzenin uygulamasını indirmişler. (Kulaklık kordonlarını görebilirsiniz.) Resim hakkında bilgileri dinliyorlar.

Bu resmi yorumlarken “cep telefonlarıyla oynuyorlar” gibi değil, “resmin / müzenin kataloğunu alıp okuyorlar” diye düşünmek gerekir.

Teknoloji, eğitimin şeklini değiştiriyor.

  • Teknoloji şimdiye kadar altyapıyı, ürün ve süreçleri değiştiriyordu. Artık teknoloji deneyimleri değiştiriyor. [Bu konuda sonra yazacağım.]

🙂

Bu gibi her resmin Y veya Z neslini küçümsemek için kullanılmasına alıştım da… Birçok resmin ve metnin arkasındaki gerçeği sorgulamadan paylaşanlar için ne söylemek gerekir?

Artık müzelerin böyle mobil uygulamaları (app) olduğunu bile bilmeyen, muhtemelen okuldan sonra sadece meşhur olduğunu duydukları için müzeye giden ve ilk fırsatta bunu sosyal mecralarda paylaşanlar…

Hangi neslin daha fazla sorgulama eksiği var acaba?..

😉