"öğrenci" etiketli yazılar:

29 Aralık 2015 Salı

Final Sınavı Tüyosu

Final sınavı dönemi yaklaştı.

Bir e-MBA öğrencisinden şöyle mesaj geldi:

Hocam,

Final sınavına hazırlanıyorum. Dersi daha önce alan biriyle maalesef tanışmadığım için tüyo alamıyorum.

Kısa bir bilgilendirme alabilirsem ya da eski sınavlardan örnekler alabilirsem çok memnun olurum.

Bu mesajdaki “tüyo” kelimesine epey güldüm.

🙂

İlginç olan ne biliyor musunuz?

Dersi almadan önce Nasıl bir ders? adlı yazıyı okusa “Final sınavı yaptığım zaman şöyle sorular soruyorum [a] , [b] , [c] , [d] , [e] , [f]” cümlesini görecek ve linklerdeki örnekleri okuyup amacına ulaşacak.

Bütün sene boyunca ders içeriğini sunduğum www.uzaktanCRMegitimi.com sitesinin arama kısmına “final” yazsa, yine amacına ulaşacak.

final-arama

Bana “Herşey internette var. Okullara gerek yok” derseniz, “Herşey internette var ama, neyin nerede aranması gerektiğini öğrenmek için okula ihtiyacınız var” derim.

😉

23 Eylül 2015 Çarşamba

Bütünü Görmek

Bir dönemler sosyal mecralarda daha aktiftim. Birçok üniversitenin etkinliğine çağrılırdım. İşlerim elverdiğince de katılmaya gayret ederdim. (İtiraf edeyim, artık çok az sayıda etkinliğe katılabiliyorum. Şimdilerde, konuşmacı olma davetine olumsuz yanıt verme ihtimalim çok yüksek.)

O yıllarda birçok üniversitenin Pazarlama Kulübü öğrencileriyle şöyle konuşmalarımız oldu:

– Bu etkinliğin afişini kim hazırladı.
– Biz hep birlikte yaptık.
– Bir ortak çabanız olduğunu anlıyorum. Ama sonuçta bir tasarım söz konusu. Bunu kim yaptı.
– Hep birlikte…
– Pazarlama Kulübü’nde İşletmecilik dışında bölümlerde okuyan var mı?
– Mühendislik’ten arkadaşlarımız var.
– İletişim departmanından öğrenciler var mı?

Bu sorunun yanıtı genellikle HAYIR olur. Oysa – yakınlarımdan biliyorum – “İletişim okuyorum” deyince yeterince açıklayıcı olmadığı için “Reklamcılık okuyorum” diyorlar. Reklamcılığı dışarıda bırakan bir pazarlama etkinliğini anlamakta güçlük çekiyorum.

Soru sormaya devam ederim.
– Grafik Sanatlar bölümünden öğrenci var mı?
– Onlar, Pazarlama’ya düşman gibi bakıyorlar. Öğretmenleri de pazarlamadan uzak durmalarını öğütlüyor.

Anlamakta güçlük çektiğim bir diğer konu. Acaba, okuldan mezun olduktan sonra bir reklam ajansında çalışmayan Grafik Bölümü mezunlarının oranı ne kadar? Neden bu çocuklar eğitilirken pazarlamaya düşman gibi bakmaları söyleniyor?

ugur-konusmaci

Ben yine öğüt vermekten kendimi alamam.

“Gelecek sene etkinliği hazırlarken ekibinizde mutlaka İletişim’den öğrenciler olsun. Duyurularınızı ne zaman, nerelerde ve nasıl yapacağınıza birlikte karar verin. Mutlaka Grafik’ten öğrenciler de olsun. Görselleri birlikte hazırlayın. Böylece hem siz – örneğin brief vermeyi ve farklı cephelerden bakmayı – öğrenirsiniz, hem de onlar bir pazarlama etkinliğinde çalışmaya daha öğrenciyken başlarlar. Hepinizin özgeçmişinize ekleyecek başarılarınız olur.”

😉

İtiraf ettiğim gibi, son zamanlarda pek az üniversitenin etkinliğine katıldım.

Sizce, benim uzak kaldığım bu dönemde, bilişim döneminin bir gereği olarak birlikte üretim başlamış mıdır?

😀

11 Mart 2015 Çarşamba

Eğitim ve Şuur

27 Şubat 2015’de yayınlanan Rahatlık ve Şuursuzluk yazısına gelen tüm yorumların bir arada görünmesi için, facebook yorumlarını da yazının altına taşıdım.  Genişce yanıtlamak istedim, lakin işlerimin yoğunluğu yüzünden biraz geciktim. surec-algoritma-dusunmek

😉

Ne zaman eğitim ve/veya okul ve/veya öğrenci konulu bir yazı yayınlanırsa, “Her şey internette var. Okullara ve öğretmenlere gerek yok” klişesi bir şekilde söylenir.

Bu arkadaşlara yıllardır soruyorum: Az sayıda bilgi varken bilgiyi bulmak mı zor (bizim dönemimiz), yoksa çok sayıda bilgi varken doğru bilgiyi bulmak mı zor? (Şimdiki dönem)

Hemen herkes “ikincisi zor” diyor. (Aynı fikirdeyiz.)

Her şey internette var ama çoğu yanlış. (Örneğin – daha önce de yazdım – CRM ve Sosyal CRM konulu Vikipedi yazılarının çoğu yanlış)  Üstelik artık çocuk yaşta bile internetteki yanlışlarla karşı karşıya kalıyorlar.

Bu zor olanı, “çok sayıda bilgi varken doğru bilgiyi bulmayı” eğitim ve/veya öğretmen olmadan nasıl yapacaklarını soruyorum.

Şuursuz deyince kızıyorlar. Yüksek şuurlu arkadaşlardan henüz yanıt alabilmiş değilim.

🙂

İnsan ömrü arttıkça ve değişim hızlandıkça, mesleklerin ömrü kısaldığından sürekli eğitim almak zorunluğu olacakken, okul ve/veya öğretmen düşmanlığı yapanlara da sadece yüksek şuurlu diyebilirim.

😉

Eğitimin kalitesini tartışırız. (Ülkenin girişimcisi bile hazır değil ama…) Öğretim üyelerinin bilişim çağına hazır olmadığını söyleriz. “Biz kaliteli eğitime hazır mıyız?” sorusunu sormayız.

Kendisinin kolay sınıf geçmesini, ama eğitimin kalitesinin artmasını isteyen yüksek şuurlu kişileri de en az 8 – 10 kere yazdım.

😀

Bir yüksek şuurlu ise “Hocalar burunlarını biraz aşağı indirip yere baksalar görecekler ki öğretiyoruz sandıkları ıvır zıvırlar gerçekten o derse girmeden de öğrenilebiliyor ve sınavlar geçilebiliyor.” diye yazmış. Ben ona fazlasını vereyim.

Final sınavı soruları şu anda yayında. Sınavda kitap, defter, internet erişimi, vb. serbest bırakıldı. Internette tüm yazdıklarımı sıralayan ama soruya yanıt vermeyen o kadar çok ki. Aynı yüksek şuurlu öğrenim düzeyi.

😛

Bu yüksek şuurlu arkadaşlara şunu da soruyorum. Teknolojiyi aktarmak artık sınırlara bağlı değilken, neden bu toplumun girişimcisi bile bazı ülkelerin 7 – 10 sene gerisinden geliyor?

Her şey internette varsa, neden ileri ülkelerle aramızdaki fark sürekli açılıyor? Onlar farklı bir internet mi kullanıyor?

Aslında eğitim bir şuur sorunudur. Koltuk için değil öğrenmek için okursan, başarılı olursun.

😉