"optimizasyon" etiketli yazılar:

22 Ocak 2018 Pazartesi

Amazon Zam Yaptı

Amazon satıcıların komisyonlarını arttırmış.

15 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere, elbise ve aksesuarlarda %15 olan komisyon oranını %17‘ye çıkarmış. Ayakkabı, çanta ve gözlükte 75 doların altında ise değişiklik yok. Eğer 75 doların üstündeyse komisyon %18‘e çıkıyor. Asgari 1 dolar komisyon, her koşulda geçerli.

  • Garip geliyor değil mi? Fiyat arttıkça komisyonun artması. MBA sınıfımda, bu düşünceyi haklı kılan gerekçeleri tartışmaya açacağım.

Mücevherat için farklı bir uygulama söz konusu. Halihazırda komisyon %20 oranında ve asgari 2 dolar alınıyor. 22 Şubat’tan itibaren bir yıl için geçerli olmak üzere, 250 dolara kadar %20, sonrasında %5 komisyon uygulanacak. Şu anda 300 dolar değerinde bir mücevherat için (%20 = ) 60 dolar ödenirken, yeni uygulama sonrasında (İlk 250 dolar için 50, sonraki 50 dolar için 2.5 =) 52.5 dolar komisyon ödenecek.

Bu arada, aylık ödeme yapan Prime üyelerini de unutmamış. Bugünden itibaren ayda 10.99 dolar olan abonelik ücretini %18.2 zam ile 12.99 dolara çıkarmış.

Yıllık Prime abonelik ücreti 99 dolar değişmemiş.

  • MBA eğitimlerinde bu çift taraflı artışları tartışacağız.

😉

Amazon’u tartışırken bir arkadaşım Amazon’un satın aldığı taze gıda marketleri zinciri Whole Foods‘un müşteri kaybettiğini söyledi. Whole Foods’u farklılaştıran “taze sebze ve meyve” artık “fiyat optimizasyonu”na kurban gidiyormuş.

Şirket satın almalarında farklılaşan değerleri korumak… bazen pek de kolay olmuyor. Amazon için bile…

.

12 Aralık 2008 Cuma

Kriz Zamanlarında E-Ticaret

Kriz zamanlarında e-ticaret” son günlerin en çok tartışılan konularından biri… Bakıyorum da, bir çoğumuz, e-ticaret deyince “sanal mağazalardan yapılan alışveriş” diye anlıyor. Gelin önce e-ticaret’in ne olduğu konusunda anlaşalım.

Benim sevdiğim tanım şöyle:

E-ticaret, tedarik zincirinden müşteri ilişkilerine kadar olan süreçlerin, internet ve bilgisayar teknolojilerinin desteğiyle yeniden yapılandırılması ve ilgili tüm taraflara değer katmasıdır.

Dolayısıyla e-ticaret, web sayfalarından ve sanal alışverişten ibaret değil.

Arçelik bayilerinin buzdolabı veya çamaşır makinesi taleplerini kendi bilgisayarlarından girmeleri, bu talebin Arçelik firmasına ulaşması, firmanın ilgili departmanının ekranına bir talimat şeklinde düşmesi, sevkiyat yapıldıktan sonra faturaların kesilmesi, vb… Bunların hepsi e-ticaret altında düşünülmelidir.

Migros, tedarikçileri ile anlaşmışsa, her hangi bir mağazasında Coca-Cola azaldığında, sistem bunu Coca-Cola’nın o mağazaya en yakın deposuna anında bildiriyorsa, sevkiyattan sonra yine taraflar aralarında muhasebeleşme faaliyetini sistem üzerinden görüyorlarsa, e-ticaret yapılıyordur.

Sadece kurumlar arası ilişkiler (B2B) ile sınırlı değil… Kredi kartınızın son ödeme günü geldi. Bilgisayarınızın başına oturdunuz. Paranızın bulunduğu bankanın internet şubesine girdiniz, diğer bankaya ait kredi kartı ödemenizi yaptınız; hazır internet şubesindeyken elektrik ve su ödemesini, trafik cezanızı veya verginizi yatırdınız… Bunlar da e-ticarettir.

Çalıştığınız şirketin maaşlarınızı elden vermeyip, bir talimat ile banka hesaplarınıza aktarması da e-ticarettir.

Özetle, “internet yoluyla sanal mağazalardan yapılan alışveriş” e-ticaret’in küçük bir yüzdesidir. “Buzdağının görünen kısmı” klişesini kullanmayacağım. Çok daha küçük bir oranını görüp onu e-ticaret zannetmeyelim.

Gelelim krize… Kriz zamanlarında genelde ticaret daralır.

Bunun üzerine patronlar adam çıkarır veya daha az maaş vermeye başlarlar. Bankaya daha az para yatırırlar. Hesaplara daha az para aktarılır. Oradaki e-ticaret hacmi azalır.

Daha az maaş alan insanlar daha az alışveriş yaparlar. Buzdolabı veya çamaşır makinesi alırken iki defa düşünürler. Oradaki satışlar azalırsa bayiler daha az ürün talep ederler. Sonuçta, oradaki e-ticaret hacmi de azalır.

Aynısı süpermarket alışverişlerinde de görülür. Daha az kredi kartı harcaması yaparsınız. Elektriği, suyu daha dikkatli kullanırsınız. Sonuçta e-ticaret haciminin daralmasına yardım edersiniz.

Özetle, genelde ticaret daraldığı zaman, e-ticaret de azalır.

Ancaaaak… Bu daralma kaynakları daha verimli kullanmaya yönlendirir.  Vergi ödemek için, bilmem nereye gidip orada kuyrukta beklemek yerine, paranızı ve zamanınızı etkin kullanmak istersiniz. Zaten patron “hoşcakal” demek için bahane arıyor olabilir. Bu zamanda işyerini terketmek pek hoş karşılan­mayabilir. Siz de e-devlet uygulamalarını öğrenmeye zaman ayırırsınız. Yapabildiğiniz tüm işleri internet üzerinden çözmeye çalışırsınız.

Dijital bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı çözümler, ekonomik krizde (e-ticaret dışında da) yardımcı olur.

Bir örnek ile anlatmak istiyorum. 1994 krizinde, bir finansal kiralama firmasında çalışıyordum. Aylar boyunca yaprak kımıldamadı. Eleman da çıkarmadık. Genel Müdür’e “Kilit personel dışındakiler işe gelmesin. Evlerinde kalsınlar. Gerekli oldukları zaman çağırırız. Hiç değilse (elektrik, su, telefon, temizlik gibi) ofis masraflarımız azalır” dedim. O yıllarda bunu gerçekleştiremedik.

Bugün benzer durumda olan firmalar, “evden çalışın, işe gelmeyin” diyebilirler. Cep telefonları, taşınabilir bilgisayarlar, görüntülü iletişim sayesinde (iş yerinde şahsen bulunmadığınız sürece) nerede olduğunuz çok önemli değil. İşe gelip masrafları artırmayın da, nerede olsa zaten biz sizi buluruz. Yaşasın iletişim teknolojileri.

🙂

Ekonomik kriz sayesinde, yepyeni çözümlerin zihinlerde dolaşmaya başladığını düşünüyorum. İş adamları, kaynaklar kıt duruma gelince daha verimli düşünmeye başlar. Mutlaka birileri “şu bizim internet mağazamızdan yapılan satışlar ile dükkan satışlarını kıyaslayınca… kira, tezgahtar maaşı… acaba?…” demeye başlamıştır.

Diğer yandan pazarlama konusunda da titizlik artar. Varoluş mücadelesine doğru ilerlendiğinde, yaygın mecralarda “imaj” reklamlarından vazgeçilir. “Hedef kitleye daha ucuza nasıl ulaşırım” sorusu da aklı kurcalamaya başlar.

Aynı hedef kitleye seslenen ve birbirlerine rakip olmayan kurumlar arasında ortak çalışmalar artar. Bazı reklam gelirleri, para olmaktan çıkıp “takas” olmaya başlar. Bence buna bir süre katlanmak gerekebilir.

Önemli olan, iş adamları artık hesap-kitap düşünürler. İş adamlarının kafasında “dijital mecralarda reklam” daha fazla yer etmeye başlar.

😉

Özetle, siz zaten “dijital çağı” (Digital Age) yakalamışsanız, ya krizde ya da krizden sonra işiniz iş…

.

  • Önemli Not: Bu yazı, Aralık 2008 tarihinde Digital Age dergisinde yayınlanmıştı. Daha sonra, eski tarihle bloga eklendi.

.