"otomasyon" etiketli yazılar:

12 Ekim 2017 Perşembe

Lokantada Otomasyon

Los Angeles’de, gençlerin sıkça gittiği bir lokantada sıra beklerken az sonra isteyeceğiniz yemeği şimdiden bildirmenizi sağlayan bir düzenek vardı.

Lokantanın hemen dışında, kapı önünde beklerken durduğunuz yerde, tablet büyüklüğünde 3 tane ekran.

Bir arkadaş grubu olarak gittiniz.

Sırada beklerken başlıyorsunuz… Hangi yemekleri yiyecekseniz tıklıyorsunuz.

Ne kadar acı ve baharlı sevdiğinizi de belirtiyorsunuz.

Sonra sıra içeceklere geliyor.

Çay, su, limonata, kola, vb… Hangi içecekten kaç tane istediğinizi de tıklıyorsunuz.

Hatta lokantanın sattığı tişört veya bardak gibi malzemeleri bile oradan ısmarlayabiliyorsunuz.

Bu sayede dışarıda sıra beklerken keyifli zaman geçiriyorsunuz. Grubun yiyeceği yemekleri tartışıp karar veriyorsunuz. Sıra size gelince, masanıza geçtiğinizde sistemin verdiği numarayı söylüyorsunuz. Hemen bir nihai kontrol daha yapılıyor.

Böylece hem lokanta, yemek ısmarlama süresini kısaltıyor, hem de kuyrukta beklerken sıkılmıyorsunuz.

😉

Lokantada otomasyon yıllardan beri var Garsonun talepleri elindeki terminale girmesi ve doğrudan mutfağa ve kasaya bildirmesi epey eski. Otomasyonun müşteriye yansıması da yeni değil. Pizza Hut, etkileşimli masa uygulamasına birkaç sene önce başlamıştı.

pizza-hut

Yukarıdaki uygulamada ise, daha dükkana girmeden otomasyondan yararlanmaya başlanıyor.

Müşterinin (yani hedef kitlenin) “illa ki masaya oturacağım, sonra ısmarlayacağım” demeyen, ekran kullanımına yatkın genç nesil olduğunu da unutmamak gerek.

Doğru hedef kitle ile, böylesi basit bir çözüm de hem verimli, hem de keyifli olabilir.

.

EKLEME: Yorumlarda yer alan bir linki ekliyorum.

Mobil veya kiosk üzerinden doğrudan mutfağa talimat veren uygulamaya ait bir haber.

Resmin üzerine tıklayarak aslını okuyabilirsiniz.

EKLEME – 30 Ocak 2024:

Linkedin’de yapılan bir paylaşım ile, Türkiye’de uygulanmaya başlandığını öğrendim.

graphical user interface, application

Sayın Selin Madak şöyle yazmış:

🍔 Bu fotoğrafı dün, malum restorant zinciririnin Osmanbey şubesinde çektim.

📱 Akıllı telefon görünümündeki dev kiosklardan kendi siparişinizi kendiniz seçiyor, numara alıp masanıza oturuyorsunuz.

👨‍🍳 Siparişiniz masanıza teslim ediliyor.

💥 Siz de benim gibi seçim yaparken zorlanıyorsanız eğer şahane bir çözüm

💥 Cep telefonundan ürün alır gibi ‘kolaylık değeri’ taşıyor

💥 İçeceğim gazoz olsun, buzum az olsun, hamburgerim turşusuz olsun gibi detayları tamamen teknolojiye veriyorsunuz.

Ben bu sistemi sevdim, çok yakında çeşitli markalarda bakalım daha ne gibi yenilikçi uygulamalar ile karşılacağız ?

Merakla bekliyorum.

.

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Hayalet Şehir

Amerikan otomotiv sanayi, ülkesini terkedip Çin’e yerleşirken stratejik ortaklarını da yanında taşıdı. Onları eğitti. Envanter miktarını ve diğer maliyet unsurlarını asgaride tutmak için birlikte neler yapılacağı konusunda ciddi aşamalar kaydedildi.

O dönemde “stratejik ortakları da eğitip büyütmek”  “başarıyı birlikte kovalamak” üzerine başarı öyküleri yazıldı.  detroit-1

Hep birlikte Çin’e taşındılar.

😉

Geçenlerde mantı parasına ABD’de ev”, “yüz dolara ABD’de villa” gibi haberler yayınlanmaya başladı.

Bir dönemlerin önemli sanayi şehri Detroit, altın madeni olmadığı için terkedilen hayalet kasabaya dönüşmüş.

O başarı öykülerinin doğal sonucu…

😛

Bilişim dönemi olsa da, otomotiv ve emlak gibi sanayiler olmadan yaşanamıyor. Ama bu sanayiler de gelişmelerden etkileniyor. Onların da çağa uyum sorunu var.

Sizce sırada hangi “sanayi dönemi başarı öyküsü” vardır?

😛

Resim şuradan alıntıdır

08 Kasım 2011 Salı

Farklı bir otomasyon

1992 yılında Yapı Kredi Bankası‘nda Satış Müdürü idim. Türkiye rekorlarını alt üst eden “efsane ekip” bana bağlıydı.

Banka sürekli yeni ürünler çıkarıyordu.  Türkiye’de ilk defa “otomatik fatura ödemesi” yapıldı. İlgili kuruluşlarla görüşme görevi de bana verildi. Elektrik, su, havagazı, vb… gibi ödemeleri otomatiğe bağlanabilecek ne kadar kurum varsa hepsiyle görüşmeye başladım.

O görüşmelerden birinde, Ankara’da bir kamu kurumuna gittim. Otomatik ödemeye almak için görüşme yaptım.

Kendilerine faydasını sordular. “Daha az personel ile işlemlerin yürütülmesi, hesaplaşmanın kolay ve sağlıklı olması, ödemelerin günlük takibi…” diye anlatıyordum…

Biz mevcut durumda da zaten günlük takip ediyoruz” dediler.

“Otomasyon olmadan nasıl günlük takip edebildiklerini” sordum. Ortaya bir çekmece getirdiler. Büyükçe bir çocuk yatağı kadar, altında tekerlekleri olan, her biri faturanın eni kadar 3 bölüme ayrılmış olan bir koca kutu. (Onlar HAVUZ diyorlardı – ki daha doğru bir deyim).

HAVUZ’un temsili resmi

İçinde yüzlerce fatura. Bazı faturalar ataş ile birbirine iliştirilmiş. Bazıları tek başına… Hayretle “bu da nedir acaba?” diye bakarken açıkladılar.

Ödenmeyince ataş ile iliştiriyoruz.” Oradan kalınca bir tomar aldı. Teker teker saydı “Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi… Bakın, bu abone yedi aydır ödememiş…. Hangi deste kalınsa, o kadar süredir ödemiyordur. Havuza şöyle bir bakınca kim ödemiş, kim ödememiş hemen görüyoruz. Neden bir banka ile işbirliği yapalım ki?

Bunu söyleyen kişinin Bilgi İşlem Müdürü olduğunu öğrendim. Nutkum tutuldu. Yanıt bulmakta zorlandım.

😛

Daha zoru, toplantıyı kendi amirime anlatmaktı. Bu kadar saçma bir senaryo uydurmayacağım için, bana kesinlikle inanmıştır. Ama… Kuşkuyla ve hayretle bakan gözlerini hatırlıyorum.

😀