"pazar araştırması" etiketli yazılar:

28 Aralık 2015 Pazartesi

Araştırma Yöntemleri

Bazen genç arkadaşlar, master veya doktora testleri için hazırladıkları araştırmaların (anketlerin) linklerini gönderiyor ve zaman ayırmamı, hatta çevreme de tanıtmamı rica ediyorlar.

Açıkçası, ancak anketin güzel hazırlanmış olduğunu düşünürsem sosyal mecralarda tanıtıyorum. Maalesef anketlerin çoğunu dolduramıyorum bile… Neler var?

Şöyle bir soru:

XYZ sizce

  • Zararlıdır
  • Yararlıdır

Bu ikisi dışında bir seçenek yok. Anketi doldurmayı bırakıyorum.

Bu arkadaşın araştırma yöntemleri dersi almadığını, (ders almayı geçelim) anket hazırlama konusunda hiç bir şey okumadığını düşünüyorum.

Veya (daha kötüsü) aslında bir araştırma yapmıyor, istediği bir tezi desteklemek için yönlendirici ve kısıtlayıcı sorular soruyor.

anket-1

Hangi futbol takımını tutuyorsunuz? diye sorduğunuzda, isterseniz birinci, ikinci, üçüncü lig takımlarını, mahalli küme takımlarını, hatta okul takımlarını bile yazsanız, “Hiçbir futbol takımını tutmuyorum” ve “Bunlardan başka bir takımı tutuyorum” seçeneklerini koymadığınız sürece eksik kalır.

  • Bizim öğrenciliğimiz döneminde araştırma yöntemleri dersi alsaydı, sınıfta kalırdı.

Bu gibi anket soruları bir bütünü tamamlayan ama birbirlerini tümden dışlayan (üstüste çakışmayan) seçeneklerle oluşturulur.

Gözünüzün önüne bir yap-boz (puzzle) getirin. Hem tüm resmi kapsayacak, hem de parçalar birbirinin üstüne gelmeyecek. Ne boşluk kalacak, ne çakışma olacak… Seçenekler de aynen öyle olmalı.

😉

Bana gönderdiğiniz anketi doldurmuyorsam, çevreme de anketinizi tanıtmıyorsam nedeni budur.

🙂

03 Aralık 2013 Salı

Ürün Geliştirme Dersi

16 Eylül 2013 tarihinde Yeni Ders isimli yazıyla Ürün Geliştirme Dersi vereceğimizi duyurmuştum.

Dersi 2007 yılında Capital dergisinin yayınladığı “En etkili 20 kampanya” listesindekilerden 5 tanesini yöneten Mine Könüman ile birlikte veriyoruz.

Dersin içeriği:

  • Müşteri kimdir? Ürün nedir? Marka nedir?
  • İhtiyaç belirleme.
  • İhtiyacı karşılayan fikri saptama. Fikri ürüne dönüştürme.
  • Pazarlamanın bileşenleri.
  • Rekabet ve pazar analizi.
  • Pazarlama planı.
  • Fizibilite, hedefler, varsayımlar.
  • Ajans briefi nasıl verilir?
  • Lansman planı.
  • Ürün yöneticisinin sorumlulukları.
  • Ürün yönetiminin organizasyondaki yeri

Dersi şöyle kurguladık:

Sınıfta her biri 3 – 4 kişiden oluşan proje grupları oluşturduk. Bu proje grupları farklı sektörleri (enerji, STK, giysi, e-ticaret, telekom, tasarım, ve saire…) ele alıyor.

Biz derste hangi konuyu işlersek, ertesi hafta o konuda kendi sektörlerinde neler yapılabileceğini hazırlıyorlar. 15 dakikayı geçmeyecek şekilde sunuyorlar. (Bazen içerik çok yüklü oluyor. Onlara “süreniz doldudiyemiyoruz. Bu 15 dakika uzuyor. )

Böylece bizim anlattığımız ve sınıfın sadece dinlediği bir ders olmuyor; aksine sürekli katılım olan, farklı sektörlerdeki uygulama fırsatlarının da öğrenildiği iş başı eğitimi gibi bir ders oluyor.  İş hayatında çalışan arkadaşlar, kendilerine yakın sektörleri seçiyorlar.

Yeni bir konuda ilk yaptıkları sunumda kavramları karıştırmışlarsa veya yeterince anlamamışlarsa, ertesi hafta yanlış olan kısmı tekrar sunmalarını istiyoruz. İlk hafta sunumu 10 üzerinden, ertesi haftaya kalmışsa 8 üzerinden değerlendiriyoruz.  Böylece yanlış anlaşılan her nokta üzerinde yeniden tartışma oluyor. Kavramlar netleşiyor. (Amacımız not vermek değil, öğrenilmesini sağlamak.)

Derste sürekli etkileşim söz konusu olduğu için yoklama alıyoruz.  Her hafta verdiğimiz yoklama listesi, önceki haftaların yoklama durumunu, ödev notlarını, derste kazanılan “+”ları içeriyor. Herkes, diğerinin durumunu görüyor.

Yoklama

  • İsim ve soyadları değiştirilmiş, AA, BB, CC, .. şeklinde yapılmaya çalışılmıştır. Benzerlik olursa tamamen tesadüfidir.

Sektör seçimi ve derse hazırlanma daha ilk haftadan başlıyor. Bu nedenle ilk 4 hafta gelmeyip, ders ekleme-bırakma süresi bittikten sonra sınıfa ilk defa gelen ve “diğer dersler gibi okur öğrenirim zannettim” diyen öğrencileri kabul edemiyoruz.

🙂

5 hafta içinde sınıfın ulaştığı seviye bizi çok gurulandırıyor. Her ikimizin de bunca yıl yanımızda yetiştirmeye çalıştığımız çömezlerimizin en iyileriyle yarışabilecek düzeydeler.

Projelerden birkaçı sadece ödev değil, gerçekten hayata geçirilebilir durumda.

Final sunumunu çeşitli sektörlerdeki ustalara sunacaklar. Belki onları işe almak isteyenler ile çıkabilir.  Kimbilir…

😀

01 Ekim 2013 Salı

Lazer Odaklanırken…

Bir bankaya KOBİ projesi sunmaya gitmiştik. Söz kısa süre sonra veri tabanının etkin kullanımına geldi. lazer-odaklanma

Bankacılar bize GSM profil verisi ile yaptıkları kampanyayı anlattılar.

Kendilerince hedefe lazer odaklanmış bir profil oluşturmuşlar. Bu profilde olanların bulunduğu liste için GSM şirketine 400.000 TL ödemişler. Sonra mesaj göndermişler.

Sonuç hayal kırıklığı olmuş. Bu işten 400.000 TL’nin üstünde para kazanıp kampanya maliyetini çıkarmayı bırakın, mesaj gönderdiklerinin tamamının aldığı kredi tutarının 400.000 TL’den az olduğunu anlattılar. Özetle, havaya (veya GSM operatörüne karşılığını alamadan) gitmiş olan 400.000 TL söz konusuydu.

Bu projeden o kadar ağızları yanmıştı ki, bizi hep kuşkuyla dinlediler. Farklı bir önermeyle geldiğimizi anlatamadık.

😛

Neden para havaya saçıldı?

Olgunun 2 tarafı, dolayısıyla 2 yönü var. Birincisi:

Doğru hedef müşteri profilini bilmiyorsan, verilerle değil de “olsa olsa” metoduyla oluşturmuşsan, veriyi sağlayan GSM şirketi doğru müşteri bilgisi verse de, iş başarısız olur.

  • Bugünlerde birkaç kez şunu duydum. Pazar araştırması yapılmış. “Müşteriyi, müşterinin kendisinden daha iyi tanıyan” Pazarlama Direktörü veya Genel Müdür Yardımcısı’na sunulmuş. Sonuçlar, üstadların söylediklerinden farklı çıkmış. Onlar da “araştırmanın yanlış olduğunu” söylemişler.

Böylesi bir projeye kalkışıyorsan herşeyden önce bilgi şirketi olmak zorundasın. Ülkenin önde gelen bankalarından biri olarak, elindeki verilerle kendindeki “satın alma ihtimli en yüksek olan” müşteri profilini oluşturamamışsan, bu profilde olup senden o ürünü almayan müşterilerde defalarca denemeler yapmamışsan,

  • Atalarımız boş yere “acemi nalbant komşu eşeğinde ustalaşır” dememişler. Önce kendi çevrende ustalaş, sonra GSM operatöründen veri iste.

böylece hedef müşteri profili modelini yanılma payı en az olacak biçimde olgunlaştırmamışsan

  • Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgar yardımcı olmaz sözü burada geçerli

GSM operatörü ne yapsın.

😀

İkinci nedene gelelim.

Bilgi yönetimi toptancılığı kaldırmaz. Önce 10.000 TL ödeyip, ilgili profildekilerle denemeler yaparsınız. Başarı oranına bakarsınız. Yatırımınızı geri ödeyip ödemediğini (ROI) kontrol edersiniz. Böylece hem sizin profil belirleme konusunda yeteneğinizi, hem de GSM operatörünün size sağladığını faydayı ölçersiniz.

Sonuç başarılı bile olsa, geri kalan hepsine göndermezsiniz. Bu sefer daha büyük bir sayıya gönderi yapar, yine ölçümleri kontrol edersiniz. Böyle ilerlersiniz. Her aşamada varsayımlarınızı ve sonuçları kontrol edersiniz.

Bir defada 400.000 TL ödeyip sonra arkasından bakakalmak, servet aktarımından başka şey değildir.

Veri pazarlamasında, satın alan en az satan kadar bilgi şirketi olmalıdır. İğneyi GSM operatörüne, çuvaldızı müşterisine batırmalıyız.

😉

Notlar:

  1. Bu yazı, lazer odaklanma konulu yazımın devamı sayılır.
  2. Lazer odaklanma yazısına facebook’da yapılan yorumlara yanıt niteliğindedir.
  3. Bu yazı da 2 hafta içinde, tüm CRM yazılarımı topladığım uzaktanCRMegitimi.com‘a aktarılacaktır.

Resim şuradan alıntıdır.

🙂