"pazarlama" etiketli yazılar:

14 Nisan 2019 Pazar

Konumlandırma’ya Dikkat

Pazarlama’nın 4 P’si vardı.

  • Product – ürün
  • Price – fiyat
  • Place – yer
  • Promotion – tanıtım

Sonra başka P’ler eklendi.

  • Packaging – paketleme
  • Process – süreç
  • People – insan

Hatta

  • Physical Evidence – somut kanıt
  • Productivity & Quality – verimlilik ve kalite

Bu P’ler artar, azalır…

Bence üründen sonra en önemli P Positioning – Konumlandırma’dır.

Markanızı nasıl konumlandırdığınız çok önemlidir.  Hem “üst düzey ve zor ulaşılır“, hem de “gündelik ve her yerde” yaparsanız…

… böyle garip olur.

Lüks” diyecekseniz, dükkanlarınızın yeri, tanıtım yöntemleriniz, söylemleriniz, fiyatınız, kaliteniz, paketiniz, çalıştırdığınız insanlar… hepsi ona göre belirlenir.

Bu nedenle ÜRÜN‘den sonraki en önemli P KONUMLANDIRMA’dır diyorum.

😉

Sosyal mecralarda gördüğüm şu resim bana KONUMLANDIRMA‘nın önemini hatırlattı.

Demek ki sadece markalar için değil, bireyler için de nerede durduğunuz önemli.

😀

24 Şubat 2019 Pazar

Veri – Soru – Pazarlama

Artık büyük veri değil büyük soru önemli” cümlesi üzerine Büyük Soru’nun ne olduğu konusunda [1] ve [2] yazı yayınladım.

Sosyal mecralarda [2]inci yazıya yapılan yorumlar üzerine, birkaç cümle daha söyleme hakkını kendimde buldum.

Teknoloji kökenli birkaç arkadaş, “pazarlamacıların teknoloji konularında konuşmaması gerektiğini” savundu. Elimden geldiğince yanıldıklarını anlatmaya çalıştım.

Neyi hatırladım biliyor musunuz? 2010 – 2011’de

birçok yazıyla uyarmaya çalıştım.

Web 2.0, bireyin kurumlardan güçlü olduğu son dönem. Beni pazarlama anlatarak sosyal mecraları kirletmekle suçlayan teknoloji kökenliler, bu dönemi sona erdirmek için var gücüyle çalışıyorlar. Sonunda kurumların işine yarayacak” diye her konuşmamda söyledim. ” “Üç satır kodlama bilmezsin, bu konularda ahkam kesme” diyen IT kökenliler sosyal mecralarda yazmadıklarını bırakmadılar.

Daha Cambridge Analytica‘nın adı duyulmamıştı.

  • Eski bir Karadeniz fıkrasının son cümlesiylle yanıt vereyim. “Hani… N’oldu?

Pazarlamacıları dışlamak, gerçeklerin görülmesini erteleyebiliyor.

😛

Şunu anlatmak istiyorum. Düşünülenin aksine, pazarlamacılar veri ve teknoloji konusunda konuşmalı. Elbette anlamalı ve konuşmalı.

Şanslı şirketlerde teknolojiden anlayan Pazarlama Üst Yöneticileri veya pazarlamadan anlayan Teknoloji Üst Yöneticileri vardır. Akıllı şirketlerde ikisini ayırt etmek zorlaşırcümlesini unutmayın.

Pazarlamacıların veriyi ve büyük veriyi bilmesi gerektiğini defalarca yazdım. Bazıları aşağıda…

Demek istediğim şu: Pazarlama ile teknoloji, iç müşteri kavramıyla değil, ekip arkadaşı kavramıyla çalışmazsa her ikisi de gerçeklerden kopuk oluyor. Pazarlama “mümkün olmayanı” istiyor; Teknoloji “müşteriyi düşünmeyen çözüm” öneriyor.

İç müşteri kavramı siloları yükseltiyor. Sadece IT değil, müşteri odaklılık yolunda Operasyon ve Hukuk gibi departmanlarla da mücadele ediliyor.

🙁

Gelişmelerden, verilerden, modellemelerden, iletişim teknolojilerinden uzak pazarlamacılar varsa, suçun hepsi değil ama çoğu pazarlamacılarla birlikte çalışmayı tercih etmeyen teknoloji insanlarının.

.

14 Mart 2017 Salı

Pazarlama ve Teknoloji (kısa bir blog tarihçesi)

Geçenlerde, gelen bir yorum sayesinde beş buçuk yıllık bir yazıyı tekrar ele alıp, bir dönemin teknoloji kökenli girişimcilerinin sosyal mesajları yanlış okuduğundan bahsetmiştim.

Bugün biraz daha eskilere gideceğim. Blogumun onuncu yıl kutlamalarına davet edeceğimi söylediğim bazı arkadaşlar var.

😉

2006 – 2009 yılları arasında blog yazmaya başlayanların çoğunluğu teknolojiye yatkın gençlerdi. O dönemlerde blog sitesi oluşturmak için şimdikinden çok daha fazla teknik bilgi gerekiyordu.

  • ugurozmen.com’un gerek 2006’daki statik hâli için, gerekse 2 sene sonra şimdiki blog durumuna çevirmek için anlamlı bir zaman ve para harcamıştım.

Elbette o yıllarda da pazarlama camiasından kişiler vardı ama azınlıktaydı. Hatta her hafta içlerinden biri “Pazarlama bloklarında bu hafta” diye derleme yapıp paylaşabiliyordu.

Pazarlama yazanların sayısının artması, teknoloji kökenlileri rahatsız etti.

Hani “buraları dutluktu” var ya… İşte o kafada olan bazı yazılım kökenliler “Buraları pazarlamacılara yedirmeyeceğiz” sloganı çıkardılar. İlk yapılan saldırıların hedefi olarak kaldım.

Pazarlamacılar, kapitalist sermaye için çalışırlar ve özgür blog camiasını kirletirler” genellemesi, aklı ancak sloganlara yeten teknik elemanlar tarafından epey söylendi.

mavi-yaka

Üç tane anım var ki…

Beni hedef gösteren bir blogcu vardı. “Ne profesörler benden yardım diliyor” diyordu.

Tüm yaptığı, birçok kişinin blogunu açmasına ve yazılarını yayınlamasına – para karşılığı – yardımcı olmasıydı. Aralarında bir de üniversite öğretim üyesi vardı. Aslında uzman kişilerin içerik yazmasına yardımcı oluyordu, ama bu durum kendisini büyük görmesini sağlıyordu.

Henüz sosyal mecralarda anlamlı içerik üreten çok fazla olmadığı için, popüler ve sığ söylemler aynı sığlıktaki çoğunluk tarafından yoğun izleniyordu.

Onun sayesinde, tanımadığım yüzlerce insan bana nefretlerini birçok sosyal mecrada yayınladı.

  • Şimdi adını hatırlayan çok az. Bir dönemler çok okunan blogunu kapatmış. Bağlantısını da Linkedin hesabına yönlendirmiş. Birilerinin yanında – sermayenin hizmetinde – çalışıyor.

😉

Daha önce Likemind’da karşılaştığımızda sohbet ederken, bu toplu hedef gösterme döneminde bir e-tohum toplantısında beni görünce masanın etrafında tur atıp, sırtı dönük koltuğa geçen de oldu.

Yanına gittim “Merhaba” dedim. Benimle birlikte görünmemek için ne yapacağını bilemedi.

  • Bugünlerde büyük şirketlerden birinde çalışıyor ve teknik becerilerini kapitalist sermaye için kullanıyor.

😉

Diğeri daha da ilginç.

Friendfeed’de takip edilmesi gereken ilk 10 Türk” diye bir anket yapıldı. Nisan 2009’da yayınlandı. Serdar Kuzuloğlu o zaman da ilk sıradaydı.

Bir genç “Bu direk benim blok listem” diye duygularını yansıttı.

  • Aradan epey zaman geçti. Şimdi bir reklam ajansında çalışıyor. Etkinliklerde filan karşılaşırsak, sohbet ediyoruz.

kodlamaci

Pazarlamada, ağ – içerik ve veri’nin (veya medya, reklam ve teknolojinin) artık tek bir bütün haline geldiği dünyayı daha geç idrak edenlerin pazarlama değil teknoloji kökenli olmasına ne demeli.

Bugünün pazarlamacısı (hatta her seviyeden yöneticisi) teknolojiyle birlikte yaşamak zorunda. Bu durum teknoloji kökenlilerin hepsinin değerini arttırmıyor. Sadece birlikte çalışıp dönüşümü hayata geçirmeye yatkın olanları değerli kılıyor.

Diğerlerinin yerini zaten yazılımlar alıyor, alacak. Bilgiye yıkanmayan bütün beyaz renkli yakalar mavileşir [1][2] de ondan.

😀